bugün

entry'ler (257)

asgari ücretin 1300 tl olması

(bkz: yuppi)

sosyal ortamda kız uğruna arkadaşını satan adam

ciğersiz adamdır.

ygsde ilk 1000 e giremeyen insan

üzülmemesi gereken insandır. malum, bu sistemin ölçütü zekadan geçmiyor..

kızlardan kızlara tavsiyeler

erkeklerin sözlükteki kızları tespit etmek için kullandıkları başlıkta, kızların kızlara verdiği tavsiyeler.

ders ortasında yerinden kalkıp çöp atma cesareti

ilkokul yıllarında sıkça gösterdiğimiz cesaret örneği. öğretmen ders anlatırken, sınıfın en arka sırasında oturuluyor dahi olsa kapı yanındaki çöp bidonuna kadar gidilir ve hiçbir şey olmamış gibi geri dönülür.

aysun ismi nasıl sizce

(bkz: iyi forumlar)

ilkokulda tahtanın sol köşesine ders konu yazmak

şununla birlikte en önemli ilkokul ritüellerindendir.

(bkz: ders ortasında çöpün başında yapılan toplantılar)

yazarların kendilerine notları

mutlu olduğun zaman evvelki mutsuzluklarını unutma. çünkü insan geçmişiyle yaşar.

moral bozukluğunda gidilecek yerler

eğlenceli yerler dışında, kendi başınıza kalabileceğiniz yerler. moral bozukluğuna sebep olan olay çözülmek isteniyorsa sakin bir düşünme ortamına ihtiyaç vardır.

drobin

(bkz: ağır troll fazla yaklaşmayın)

kitap kemik gözlük kahve üçlüsü

instagram adlı sitede fazlasıyla görebileceğimiz üçlüdür. genelde kemik gözlük kitabın üzerinde, kupa bardaktaki kahve de bu ikilinin yanında durur.

henüz vaktin varken tomurcukları topla

ölü ozanlar derneği adlı filmde Robin Williams(keating) ın öğrencilerle kurduğu ilk diyalogta bahsi geçen mısra. mısranın geçtiği dörtlüğün ve diyaloğun tamamı şöyledir;

Keating: Bay Pitts, neredesiniz? Kitabından sayfa 542′ye aç. Şiirin ilk dörtlüğünü oku.
Pitts: ''Vaktini iyi Değerlendiren Bakireler'' mi?
Keating: Evet, o şiir. Size uygun değil mi?

Pitts:
“Henüz vaktin varken tomurcukları topla.
Zaman hâlâ uçup gidiyor.
Ve bugün gülümseyen bu çiçek,
yarın ölüyor olabilir.”

Keating: Sağ olun, Bay Pitts. Henüz vakit varken tomurcukları topla. Bu duygunun Latince ifadesi, Carpe Diem. Ne demek olduğunu bilen var mı?
Meeks: Yaşadığın günü kavra.
Keating: Yaşadığın günü kavra! Henüz vakit varken tomurcukları topla. Yazar bunu neden yazmış?
Öğrenci: Acelesi var.
Keating:Bilemediniz. Ama önemli olan yarışmaktı. Çünkü hepimiz solucan yemi olacağız, arkadaşlar! Buna ister inanın, ister inanmayın, her birimiz bir gün nefes almayı kesecek ve öleceğiz. Şimdi öne doğru bir adım atın. Ve geçmişten gelen bu yüzleri biraz inceleyin. Onlara daha önce ciddi olarak bakmadınız. Sizden pek farklı değiller. Aynı saç modeli. Tıpkı sizler gibi hormonlara sahipler. Sizler gibi yenilmez hissediyorlar! Dünya onlar için bir istiridye. Çok büyük şeyler başaracaklarına inanıyorlar. Sizler gibi gözleri umutla dolu. Peki yapabileceklerini yapmak için yaşamaya acaba çok geç mi başladılar? Çünkü bu oğlanlar artık çiçeklere gübre oldu. Ama eğer dikkatle dinlerseniz size fısıldadıklarını duyarsınız. Yaklaşın. Dinleyin! Duyuyor musunuz? Carpe… Carpe… Carpe Diem… Yaşadığınız günü kavrayın, çocuklar. Hayatınızı olağandışı yapın!

sevilen şiirin en vurucu cümlesi

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya rabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbe'lalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

ismet özel - münacaat

hocam hewaller ağlıyor tuvalate gidebilir miyiz

şanlı türk ordusu bombaladıkça hewallerin aklına gelen soru cümlesi.

uzmanlaşmak istenen hobi alanları

bağlama, yüzme, işitme engellilerin kullandığı dil.

gecenin şiiri

Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

ismet özel - içimden şu zalim şüpheyi kaldır ya sen gel ya beni oraya aldır

yazarların nicklerinin öbür dünya versiyonu

obez ve dünyalı

acıdan kurtulmanın yolları

acıyı kabullenmek.

sözlük yazarlarının en son izlediği filmler

(bkz: bana masal anlatma)

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

gökyüzünü yenecek güçteyken, bulutlar bizi korkutuyor.