bugün

entry'ler (5)

stalingrad muharebesi

Stalingrad’ın arkasından volga nehri geçmektedir ve şehir bu nehir boyunca uzanmaktadır. Bu yüzden almanların blitzkreig dedikleri baskın ve kuşatmayı baz alan tatkitleri işe yaramamıştır. Şehir, etrafı sarılabilecek bir yapıda değildir. Stalingrad’ın anlamı, Stalin’in şehridir. Dolayısıyla şehir sembolik bir şehirdir. Şehir düşerse almanlar bunu propaganda malzemesi yapacaktır. Ayrıca bu bölgede önemli fabrikalar bulunmaktadır. Bu yüzden Stalin, “bir adım bile geri çekilmek yok.” Şeklinde kesin bir emir verimiştir.

Diğer taraftan alman ordusu kafkaslardaki petrol kaynaklarını ele geçirmek için harekete geçmiştir. Az önce bahsettiğim sebepler yüzünden Hitler orduyu 2 ye bölme emri vermiştir. Ordunun bir kısmı kafkaslara diğer kısmı Stalingrad’a ilerlemiştir.
Doğu cephesine giden alman askerleri noelde evlerine döneceklerini düşünmektedirler çünkü karşılaştıkları her düşmanı yenmişlerdi ve kendilerine güvenleri tamdı.

Alman ordusu stalingrad’ı ağır bir şekilde bombardımana tuttu. Yıkılan binalar yüzünden şehir tam bir labirente döndü.
Özellikle tankların ilerlemesi durma noktasına geldi.

Ruslar almanlardan gizli bir şekilde geri çekilirken, Kafkaslardaki petrol kuyularını yaktılar. Almanlar oraya vardıklarında boşuna mazot tüketmiş oldular. Rusyanın içlerine ilerledikleri her adımda ikmal yolları uzadı. Bu yüzden cephane, sağlık malzemesi, erzak gibi hayati önem taşıyan destek malzemelerinin askerlere ulaşması zorlaştı.
Alman 6. Ordusunun generali durumun ciddiyetini bildirdiyse de Hitler bu uyarıya pek kulak asmadı. Şehrin alınması ve saldırının hızlanması emrini verdi.

Ruslar almanların bombardıman desteğini etkisiz kılmak için sürekli yakın temasta kalıyordu. Her bina için çok sert direniş gösteriyorlardı. Bina yıkıntılarından labirente dönmüş şehrin her yerinde rus keskin nişancılar almanlara bela olmuştu. Almanlar büyük kayıplar verseler de ilerlemeye devam ediyorlardı ancak kış giderek bastırıyordu ve malzeme sıkıntısı vardı.

Almanlar şehrin %90ını işgal ettiklerinde Hitler erken davranıp Stalingrad’ı aldıklarını duyurdu.
Rusların elinde volga kıyısında şehrin küçük bir bölümü kalmıştı. Bu bölgeye volga nehrinin diğer kıyısından sürekli destek geliyordu.

Almanlar tamamen şehri almaya odaklanmıştı ve ordunun kanatları zayıf kalmıştı. Bu sırada volganın gerisinde rus ordusunda bir hareketlilik olduğu alman keşif kuvvetleri tarafından farkedildi. Alman 6. Ordu generali Paulus, Hitlere durumu izah etmeye çalıştı ama Hitler zafer haberini erken verdiği için şehrin alınmasında ısrarcıydı ve Paulus’un söylediklerini dikkate almadı.

Sonra beklenilen oldu ve büyük rus taaruzu başladı. Alman ordusunun kanatları direnemedi ve ruslar 6. Orduyu kulatmaya başladı.
General Paulus, Hitlere ordunun acilen geri çekilmesi gerektiğini, toparlandıktan sonra tekrar saldırılabileceğini bildirdi. Aksi halde ağır kayıplar verilecekti. Hitler yine dinlemedi. Destek gelecek geri çekilmeyin dedi.
Ruslar, 6.orduyu çembere aldı. Paulus, rus kuşatması tamamen yerleşmeden çemberden çıkabilmek için bir yarma harekatı önerisinde bulundu. Hala kurtuluş vardı ancak Hitler, yerinizi koruyun, size havadan destek malzeme atılacak dedi. Zaman almanların aleyhine işliyordu. Rus kuşatması iyice oturdu. 6. Ordunun ordan çıkası artık imkansızdı. 6. Ordunun kurtulması için yapılan alman saldırıları başarısız oldu ve 6. Ordu tek başına kaldı. Hava desteği başarısız oldu. Artık ne destek kuvvet ne de cephane ikmalleri vardı.
Hitler, general alman generali mareşalliğe terfi ettirdi. Yani üstü kapalı bir şekilde intihar etmesi mesajını verdi. Çünkü o zamana kadar hiçbir alman mareşali esir düşmemişti.

Kış bastırmıştı. Evlerinden kilometrelerce uzaktaki alman askerlerinin morali berbat haldeydi. Erzak bitmek üzereydi. Noelde son kalan atlarını kesip yediler.

Ruslar sürekli teslim ol çağrısı yapıyordu. Psikolojik baslı kurmak için dev hoparlörlerden sürekli olarak almanlara şu kayıdı dinletiyorlardı:



Kayıttaki ses, “her 7 saniyede 1 alman askeri ölmekte. Stalingrad bir mezarlık.” diyordu.
Kayıt, günün belirsiz bir vaktinde durduruluyor ve kuşatma altındaki alman askerlerine katyusha roketleriyle bombalama yapılıyordu. Roketlerin çığlığa benzer korkunç bir sesi vardı. Ses kayıdı büyük bir depresyona ve ölüm korkusuna, sessizlik ise paniğe sebep oluyordu; çünkü ses kaydının durması, roket saldırısı demekti. Kuşatmanın ilk günlerinde almanlar, rusların yaptığı teslim ol çağrısına havan atışıyla karşılık verdi ancak kısa bir süre sonra atacak havan mermileri kalmadı.
Bir çok alman daha fazla dayanamayıp intihar etti. Liderleri tarafından ölüme terk edilen alman askerleri perişan haldeydi.

Alman ordusu kuşatıldığında sayıları 100.000di. General Paulus teslim olma kararı verene kadar yaklaşık 9.000 kayıp verdiler. 91.000 alman askeri ruslara teslim oldu ve savaş bittikten sonra sadece 6.000i evine dönebildi.

Alman ordusu stalingrada 270,000 asker
3,000 top 500 tank ile girmişti.

seyit onbaşının 250 kg top kaldırdığına inanmak

Kaldırılan top mermilerinin ağırlığını tsk 215 kg olarak bildiriyor.
Seyit onbaşı savaştan önce odunculuk ve kömürcülük yaparmış. Dolayısıyla antrenmanlı biri. Balta salla, odun kaldır. Bunlar güç isteyen işler. Yaptıkça da gelişirsin.
Ayrıca adrenalinin yaptığı etkiyi de unutmamak gerek. Mermiyi sırtlarken Niğdeli Ali adlı bir başka askerin yardım ettiği de bazı kaynaklarda yer almaktadır.

ev sahibimden nasıl intikam aldım

Ev sahibim 20 tane evi, 1 bakkalı olan, kirayla çok rahat geçinse de bakkalda takılan, cebi akrepli, tam orospu evladı bir esnaftı.

Oturduğum ev 4 katlı, 20 yıllık bir apartmanın 2. Katındaydı. Apartman tam bir ajda pekkandı. Dış kaplaması iyiydi ama içinde 2 posta sikişmelik bile bi enerji yoktu. Aynı anda 2 musluğun verimli bir şekilde akması mümkün değildi. Taharet musluğunu bile açsan diğerleri ölüyordu.

Eve taşındığım sene gelenim gidenim çoktu. Dolayısıyla çok kaka yapılıyordu. Peçete atmalık bi kova koymayı akıl etmemiştim; çünkü baba ocağım kaliteli bir apartmana kuruluydu ve tuvaletimiz tam bir aslan parçasıydı. Değil tuvalet kağıdı, Kotex Ultra Gece pet atsan emerdi.

Hiç atmadım ama atsam emerdi biliyorum. Yani ben güveniyorum. Neyse. Yine arkadaşlarımla ev çürümesi yaptığımız bi vakit 7 kişiydik. Şaraplar, biralar içildi, bol bol kaka yapıldı. Ama emektar tuvaletim bana mısın demedi. Biz verdik o emdi.

Arkadaşlarım gittikten birkaç gün sonra dışardan eve geldiğimde tuvalet terliğimin koridorda yüzdüğünü gördüm. Kedim ismail, bu ne amk dercesine bana bakıyordu. Ben yokken tuvaletin taşması, üst komşularımın da bir hayli sert kakacı olduğuna işaretti.

Kedim ismail’e derhal acil durum talimatlarını uygulaması emrini haykırdım. Pek sikine takmadı ama ben; o anlamış meğersem deyip, bir komutan edasıyla destek kuvvet çağırmak için kapıyı çekip çıktım. Tesisatçıya koştum.

Tesisatçı yakındı, kapısını omuzlayıp içeri daldım. Evi bok basıyor çabuk beni takip et diye bağırdım. Elinde çay bardağıyla oturduğu yerden bana bakıyordu. Bütün ömrü boyunca bu anı bekliyormuşcasına çayı fondipledi, alet çantasını kaptı. Eve doğru koşmaya başladık.

Eve girdik. Eve girdiğimizde ismail oyuncak faresini dövüyordu. Rol playime ortak olmadığı için biraz kırıldıysamda fazla aldırış etmedim. Sonuçta o kediydi ben de aklı başında bi insandım. Tesisatçıyı oyunuma dahil ettim.
Sen burayla ilgilen ben üsse haber vermeye gidiyorum dedim, kapıyı çarparak çıktım. Üs dediğim de ev sabinin sikko bakkalıydı. Bakkal apartmanın en alt katındaydı. Bakkala girdim, durumu resmi bi dille izah ettim.

Tesisatçı çağırdığımı söylediğimde ev sahibimin ufak hesapların peşinde koşmaya başladığını gözlerinden hemen anladım. Eve çıktık. Tesisatçı yerdeki giderden borulara kablo sokuyordu. Suratında ciddi bir ifade vardı, işini yaparken ımf ımf diye sesler çıkartıyordu.

Ev sahibi koridora bakınca piiieey gibi garip bi şaşırma efekti yaptı. Biraz da haklıydı çünkü yerde sahibi belirsiz bir kaç parça kaka vardı. ilk şok atlatılınca kakaya sahipsiz muamelesi yapmaya devam ettik. Çünkü medeni insanlar kaka konusunda hassastır.

Tıkanıklık, tesisatçının ımf ımf seslerine rağmen giderden uzatılan kablonun yetişemeyeceği bir mesafedeydi.
Ev sahibim küçük hesapların peşindeyken ben de boş durmadım tabi. Tıkanıklıkta komşularımın da parmağı olduğu fikri, tasarrufla eş anlamlıydı. Zira tamir bedava değildi.

Borular kömürlükten geçip lağıma gitmekteydi. Haliyle biz de kömürlüğe indik. Borunun kıvrımlı eklem noktası hemen benim katın altındaydı. Tıkanıklık ordaydı. Tecrübeli tesisatçı boruyu sökerken gaçı gaçı gaçı şeklinde ritimli bi alarm verdi. Gaçmak mantıklıydı...

Ev sahibi ve ben kaçtık ama tesisatçı aşırı tecrübeli olmasına rağmen tam olarak kaçamadı. Bizi kurtarmak için kendini feda ettiğini düşünerek anın büyüsünü bozmadım.

Sıkıntı giderildi. Sıra para çıkmaya gelmişti. Tesisatçı bize, biz birbirimize bakıyorduk.
Tesisatçı tıkanıklık tek kişiye ait değil dediyse de ev sahibi “tıkanıklık senin katın altında olmuş nasıl tek kişinin değil?” şeklinde lo lo yaptı ve o yaşlı götüne rağmen merdivenden koşarak yukarı çıktı. Tesisatçıyla baş başa kaldık.

Omuzunda bok, yüzünde yıkık bi ifade vardı.
“Tıkanıklık apartman yüzünden dedi tesisatçı ama ev sahibin ödemeyecek belli ki. Senin öğrenci olduğunu bilmiyor mu?” dedi. Ben de biliyor o yüzden ekstra kira alıyor dedim. Sonra tesisatçı lafı fazla uzatmadan 100 lira dedi. Verdim gitti.

Ev sahibim orospu çocuğu bir esnaf olduğu için böyle konularda tecrübeliydi. Yaşlı, düz götü; tecrübesinin bi sembolü gibiydi. 100 lirasını kurtarmıştı ama kinimi ve nefretimi kazanmıştı.

Evi benzin dökerek yakma fikrimi ismail hoş karşılamadı. Ben nereye gidecem aq dedi bana. Haklıydı... Ben de intikam yeminleri ederek dairemdeki bokları toplamaya koyuldum. Bokları faraşla attıktan sonra 1 litre çamaşır suyuyla evi temizledim.

Tıkanıklık yoktu. intikamsa soğuk yenen bi yemekti. Kendimi sakinleştirdikten sonra bi çöp kovası aldım ve tuvalete konuşlandırdım. Eve gelen herkesi peçete konusunda uyardım. Tuvalet konusuna ekstra ihtimam gösterdim. Artık tıkanmamalıydı.

Olayın şoku atlatıldıktan 6 ay sonra tuvalet tıkanma ibareleri göstermeye başladı. Ben de direk esnaf orospu evladı ev sahibine gittim. “Bak o olaydan sonra ekstra özen gösterdim ama tıkanıyor. Bu benim suçum değil. Tesisatçı çağır. Geçen sefer de bana ödettin boş yere.” dedim.
Geçen 6 ay boyunca hem çok misafirim yoktu hem peçete atılmamıştı. Dolayısıyla tıkanıklık başkasının suçuydu bundan emindim. Ev sahibine tesisatçı konusunda press yaptım ama o pazarlık yapmayı tercih etti. Bana bahçe hortumu verdi, bununla açarsın dedi.
Ben de bu benim işim değil sen açacaksın diye sert çıktım. Kabul etti. Yerdeki giderden bahçe hortumunu saldı ve tıkanıklığı açtı. Adam gideri açana kadar eve yine bok çıkmıştı.

Tekrar bok toplayıp, çamaşır suyuyla evi temizledim. Komşularımı uyardım. Kimse tuvalete peçete attığını kabul etmedi. Gece üst kattan zina sesleri geldi. Sesler uyarılan üst komşumdan geliyordu. Durum benlik değildi çünkü ben sadece peçete konusunda uyarmıştım.

Olaydan bir 6 ay daha sonra tuvalet yine tıkandı. Tam da yurt dışı seyahatinden önce. ismail’i kuzenime vermiştim. Evi temizlemiştim. Çantam hazırdı. Ben gezmedeyken gözüm arkada kalmayacaktı. Ama o da ne? Tuvalet yine tıkanma sesleri çıkarmaya başladı.

intikam zamanı gelmişti. Şimdi siktim ananı bakkal diyerek kapıyı çekip kilitledim. 10 gün dönmeyecektim.
1 günlük tıkanıklıkla koridoru havuza çevirecek kadar çok kaka yapan komşularım 10 günde evin anasını sikecekti. Bundan emindim. Nitekim beklenen oldu. Seyahatimin 8. Gününde whatsapptan mesaj geldi. “Onör nerdesin? Senin alt katın her yerine su sızıyormuş gelmen lazım.”
Ben de dedim ki; hacı ben yurt dışındayım. Sana tesisatçı çağır dedim kaç kere çağırmadın. Evi kesin bok götürüyordur. Ben gelene kadar çilingir ve tesisatçı çağır. Evi temizlet. Yeter artık kaç kere bok temizleyecem?
Bilirsiniz ki kapı kilitliyse çilingir en az 500 tl ister.
Tabi orospu çocuğu esnaf bakkal ev sahibim 500 ü çok gördü ve evine bok suyu süzülen alt komşumun feryadını siktir ederek benim gelmemi beklemeyi tercih etti. Gelememe daha 2 gün vardı. Pek sevmediğim alt komşuma 2 gün daha boklu su damlayacaktı.

Evdeki eşyalarım terk etme üzüntüsü yaşatmayacak kadar eskiydi. Elektronik cihazları daha planın başında sağlama almıştım.
Yaptığım zinaları alt kattan vileda sopası darbeleriyle bölüp duran, ereksiyon bozuncu alt komşumdan da intikam alıyordum. Allahım ben ne zaman bu kadar anası hariç bi orospu çocuğu olmuştum?
Eve ev sahibiyle beraber girdik. Bok kokusu daha apartman girişinde hissediliyordu. Kapıyı açtığımızdaysa yumruk yemiş gibi olduk. Olaydan habersizmişçesine rol kesmeye başladım. Yoğun bok kokusu gerçekçi rol kesmeme yardımcı oldu. Ve dönüp dedim ki; bakkal ben gidiyorum.
-SON-

(Depozitoyu geri ödemeyi kabul etti.
Anlatılanlar gerçektir. Baba ocağına döndüm. Hala ev arıyorum

alevilerin türkiye den nefret etme sebepleri

yobaz çoğunluk tarafından, inanış farklılıkları yüzünden aşağılandıklarından dolayı olabilir.

mayına basıp ayağını çekmeme geyiği

Dünyada tek tip mayın yok. Çeşitli amaçlara hizmet eden birçok mayın var. Anti personel mayınlarının amacı genelde yaralamaktır. Yaralı bir asker diğer iki askeri de meşgul eder, moral bozar, orduya daha fazla masraf çıkarır. Özellikle zıplayan mayınlar parça tesirlidir ve amacı birden fazla kişiyi yaralamaktır. Asker üstüne basıp ayağını çekince ilk patlama ile mayın yukarı fırlar ve havada patlar. Yani filmlerdeki bu tip sahneler uydurma değildir.
© copyright 2005 - 2026