bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi15
- hastalık havası7
- burna tuzlu su çekmek5
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin9
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- gocu20
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- vajinanın iç sıcaklığı10
- truesuz sözlük5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- bastırılmış üzüntü4
- silikon memenin patlaması10
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- fusya semsiyeli yabanci4
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- seni terkedeceğim2
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- açmanın üzerinde açma yazması4
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- iyi dostlar biriktirdim7
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak2
- nervio23
- fiziği güzel sözlük kızları48
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- karton toplarken yılan sokması3
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- ne dedin ne dedin sen4
- recep tayyip erdoğan27
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- kürt fıkraları6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- ertuğrul doğan3
- 20262
- s'i l v'e r m'i s t16
- rujlu kadınla öpüşmek4
- pandela5
- caz dinleyen erkek9
- yazarların akşama dair planları9
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
tarihsel materyalizm konusunda su götürmez bir şekilde bilgili ve sadık ilk kadın parti başkanı,sosyologtur.Esas amacı akedemisyen olarak hizmet edip,yaşamını sürdürmektir.Fakat 1950 yılında içeri atılması ve orada geçirdiği süreç içersinde çocuğunu doğurması gibi dramatik olaylar onun kendisini TiP'in üst düzey yöneticileri arasında bulmasına yol açmıştır.
ideolojik açıdan baktığımızda Türkiye'deki marksist literatüre oldukça geniş bir perspektif sağlamış aydındır.Temel argumanı ülkelerin birbirleri arasında kıyas edilerek o sistemin orda var burda yok denmesine karşıdır.Azgelişmişlerin biz kapitalist olamadık ondan kaybediyoruz nidalarına sert bir çıkış yapar ve Türkiye üzerinden giderek aslında kapitalizmin Türkiye'de var olduğunu fakat Avrupa ile kıyaslanmaması gerektiğini çünkü ondan farklarını içeren bir çeşit varyantı olduğunu iddia eder.Dolayısıyla Yöncüleri ve MDD'cilerin aşamalı devrimine karşı koyuşun ilk adımını atar.
Diğer yandan TÜrk burjuvazisinin doğuşunu 19. yüzyıl olarak niteler.Cumhuriyet, devletçilik politikaları döneminde dahi bu kesmin desteklendiğini,2.Dünya Savaşı süresinde ise karaborsa ile güçlendiğini ifade eder.Tüm bunların yanında Türk burjuvazisinin komprodor olduğunu dolayısıyla emperyalizmin sadece dış değil bu burjuva yoluyla aynı zamanda iç bir etken olduğunu belirtir.Dolayısıyla bu noktadan emperyalizm ile mücadelenin ayrılmaz bir bütün olduğunu,mücadelenin olabilmesi için sosyalizmden başka hiçbir yol olmadığını ifade eder ki bu da aşamalı devrime muhalefetin diğer ayağıdır.
Aybar ile ayrıldığı iki nokta vardır.Bunlardan ilki bürokrasi konusundadır.Doğan Avcıoğlu onu ilerlemeci olduğunu,Aybar gerici olduğunu ifade eder.Fakat Boran'a göre bürokrasi bir tabaka olduğu için net bir tavırda olamaz.Şartlar gereği ilerici veyahut gerici olabilir.
Diğer ayırt edici nokta ise daha derindir.Aybar'ın althusserci bir yaklaşımla üst yapının şartlar gereği alt yapıyı etkileyebileceğine olan görüşünden doğan "Hürriyetçi Sosyalizm" kavramı,ona ters gelir.Çünkü Boran tarihsel materyalizme son derece sadık bir kadındır.
Kişisel görüşümce Türk burjuvazisinin sanayi konusunda yetersizliğini kabul edip,devrimin motoru olarak işçi sınıfını görmesi bir çelişkidir.Diğeri ise sömürünün ve sınıflar arası farkın Türkiye'de daha keskin olduğunu ifade etmesidir ki doğrudur.Fakat sınıflararası mücadelenin bu ülkede oldukça yoğun olduğunu ifade etmesi şaşırtıcıdır.Sanırım onun bu fikri inatçı yapısından kaynaklanır.Çünkü bu yoğun sömürüye rağmen mücadelenin o denli yoğun olmadığını kabul etseydi,Aybar'ın Hürriyetçi Sosyalizmine katılmak durumunda kalır ve tarihsel materyalizme hainlik etmiş olurdu.
ideolojik açıdan baktığımızda Türkiye'deki marksist literatüre oldukça geniş bir perspektif sağlamış aydındır.Temel argumanı ülkelerin birbirleri arasında kıyas edilerek o sistemin orda var burda yok denmesine karşıdır.Azgelişmişlerin biz kapitalist olamadık ondan kaybediyoruz nidalarına sert bir çıkış yapar ve Türkiye üzerinden giderek aslında kapitalizmin Türkiye'de var olduğunu fakat Avrupa ile kıyaslanmaması gerektiğini çünkü ondan farklarını içeren bir çeşit varyantı olduğunu iddia eder.Dolayısıyla Yöncüleri ve MDD'cilerin aşamalı devrimine karşı koyuşun ilk adımını atar.
Diğer yandan TÜrk burjuvazisinin doğuşunu 19. yüzyıl olarak niteler.Cumhuriyet, devletçilik politikaları döneminde dahi bu kesmin desteklendiğini,2.Dünya Savaşı süresinde ise karaborsa ile güçlendiğini ifade eder.Tüm bunların yanında Türk burjuvazisinin komprodor olduğunu dolayısıyla emperyalizmin sadece dış değil bu burjuva yoluyla aynı zamanda iç bir etken olduğunu belirtir.Dolayısıyla bu noktadan emperyalizm ile mücadelenin ayrılmaz bir bütün olduğunu,mücadelenin olabilmesi için sosyalizmden başka hiçbir yol olmadığını ifade eder ki bu da aşamalı devrime muhalefetin diğer ayağıdır.
Aybar ile ayrıldığı iki nokta vardır.Bunlardan ilki bürokrasi konusundadır.Doğan Avcıoğlu onu ilerlemeci olduğunu,Aybar gerici olduğunu ifade eder.Fakat Boran'a göre bürokrasi bir tabaka olduğu için net bir tavırda olamaz.Şartlar gereği ilerici veyahut gerici olabilir.
Diğer ayırt edici nokta ise daha derindir.Aybar'ın althusserci bir yaklaşımla üst yapının şartlar gereği alt yapıyı etkileyebileceğine olan görüşünden doğan "Hürriyetçi Sosyalizm" kavramı,ona ters gelir.Çünkü Boran tarihsel materyalizme son derece sadık bir kadındır.
Kişisel görüşümce Türk burjuvazisinin sanayi konusunda yetersizliğini kabul edip,devrimin motoru olarak işçi sınıfını görmesi bir çelişkidir.Diğeri ise sömürünün ve sınıflar arası farkın Türkiye'de daha keskin olduğunu ifade etmesidir ki doğrudur.Fakat sınıflararası mücadelenin bu ülkede oldukça yoğun olduğunu ifade etmesi şaşırtıcıdır.Sanırım onun bu fikri inatçı yapısından kaynaklanır.Çünkü bu yoğun sömürüye rağmen mücadelenin o denli yoğun olmadığını kabul etseydi,Aybar'ın Hürriyetçi Sosyalizmine katılmak durumunda kalır ve tarihsel materyalizme hainlik etmiş olurdu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar