bugün
- true denilen yazar18
- diyanetin abd'deki villaları15
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi9
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn9
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- babanın ölmesi2
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- yaz3
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- erkeksii bayan buse2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- yahudi madalyası almış gürcü2
- abd milli futbol takımı4
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi2
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek12
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler15
- barış yarkadaş5
- yılan2
- susma sustukça sıra sana gelecek2
- kötü biri olduğunu bilmek7
- psikiyatristin size soğuk davranması3
- üniversite okuyarak başarılı olacağına inanmak2
- bu doru2
- chp'nin hali ne olacak50
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu2
- zengin kaltakları2
- onlar insan değil müşteri2
- en iyi antidepresan8
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- kpss nin aranmadığı memuriyetler2
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı3
- kadınların sürekli sorun çıkarması2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- zaman baba12
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- kilo vermenin çok zor olması2
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- ona bir şey söyle13
- cilgincapkin220
- arkadaşlar nasılsınız6
- 95b vs 85d2
- acıkmamak için öneriler5
bekir coşkun'un (05.07.09) hürriyet gazetesi'ndeki köşe yazısı.
KENELER insanları ısırmaya devam ediyorlar.
Çünkü onları doğadan toplayan kuşları insanlar yok ettiler...
Bu köşeden hatırlarsınız, sığırcıklar şehirden gitsinler diye belediyeler ağaçların dallarını dahi kestiler.
Kuşlar gitti, keneler geldi.
işte bu nedenle Çevre Bakanı doğaya keneleri toplasınlar diye sülün saldı geçen gün. Güzel bir tören yapıldı, bürokratlar koştu, sirenler çaldı, müdürler, müdür muavinleri sıraya girdiler.
Çevre Bakanı, ilk sülün yavrusunu kameraların önünde havaya attı.
içinden geçirmiştir:
“Sülünü saldım çayıra
Mevlam milletimizi keneden kayıra...”
Alkışladılar...
Aslında bu doğru bir işti.
Ama Bakan sülün yerine bürokratlarını törenle doğaya salsaydı daha yararlı olacaktı.
Çünkü bu sorunlara neden olan büyük doğa katliamlarını Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği izinlerle yaptılar.
Kazdağları’na yüzlerce maden arama ruhsatı, istanbul’un sülün alanlarına iki üniversite, su havzasına Formula-1 pisti, Antalya ormanlarını keserek golf sahası, koylara otel-motel, Boğaz’ın yeşiline kurulan “kent”ler, nehirlere-göllere bağlanan fabrika boruları, termik ya da nükler santraller, denize akan fosseptikler, tarım alanlarına fabrikalar, yeşil alanlara dikilen gökdelenler...
Saymakla bitmez...
Tüm bunlara Çevre Bakanlığı “olur” verdi...
Ve doğa tükendikçe sağlıklı yaşam zorlaştı.
Bakan, bürokratlarını doğaya salmalı ki, görsünler Türkiye’yi ne hale getirdiklerini...
Tören yapılır...
Bakan kürsüye gelir:
“Her köşesi bir cennet olan güzel yurdumuzu korumak bakımından burada toplanmış bulunuyoruz... Arkadaşlar, bu yurt hepimizindir... Bilhassa (burada sesini yükselterek) düşman çizmesinden kurtarılmış bu aziz vatan...”
Konuşmalardan sonra Bakan, bürokratı tutup yüksekçe yerden, medyanın huzurunda doğaya salar ve ekler:
“Müdürü saldım çayıra...
Mevlam memleketi kayıra...”
http://www.hurriyet.com.t...ar/12006420.asp?yazarid=2
KENELER insanları ısırmaya devam ediyorlar.
Çünkü onları doğadan toplayan kuşları insanlar yok ettiler...
Bu köşeden hatırlarsınız, sığırcıklar şehirden gitsinler diye belediyeler ağaçların dallarını dahi kestiler.
Kuşlar gitti, keneler geldi.
işte bu nedenle Çevre Bakanı doğaya keneleri toplasınlar diye sülün saldı geçen gün. Güzel bir tören yapıldı, bürokratlar koştu, sirenler çaldı, müdürler, müdür muavinleri sıraya girdiler.
Çevre Bakanı, ilk sülün yavrusunu kameraların önünde havaya attı.
içinden geçirmiştir:
“Sülünü saldım çayıra
Mevlam milletimizi keneden kayıra...”
Alkışladılar...
Aslında bu doğru bir işti.
Ama Bakan sülün yerine bürokratlarını törenle doğaya salsaydı daha yararlı olacaktı.
Çünkü bu sorunlara neden olan büyük doğa katliamlarını Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği izinlerle yaptılar.
Kazdağları’na yüzlerce maden arama ruhsatı, istanbul’un sülün alanlarına iki üniversite, su havzasına Formula-1 pisti, Antalya ormanlarını keserek golf sahası, koylara otel-motel, Boğaz’ın yeşiline kurulan “kent”ler, nehirlere-göllere bağlanan fabrika boruları, termik ya da nükler santraller, denize akan fosseptikler, tarım alanlarına fabrikalar, yeşil alanlara dikilen gökdelenler...
Saymakla bitmez...
Tüm bunlara Çevre Bakanlığı “olur” verdi...
Ve doğa tükendikçe sağlıklı yaşam zorlaştı.
Bakan, bürokratlarını doğaya salmalı ki, görsünler Türkiye’yi ne hale getirdiklerini...
Tören yapılır...
Bakan kürsüye gelir:
“Her köşesi bir cennet olan güzel yurdumuzu korumak bakımından burada toplanmış bulunuyoruz... Arkadaşlar, bu yurt hepimizindir... Bilhassa (burada sesini yükselterek) düşman çizmesinden kurtarılmış bu aziz vatan...”
Konuşmalardan sonra Bakan, bürokratı tutup yüksekçe yerden, medyanın huzurunda doğaya salar ve ekler:
“Müdürü saldım çayıra...
Mevlam memleketi kayıra...”
http://www.hurriyet.com.t...ar/12006420.asp?yazarid=2
güncel Önemli Başlıklar