bugün
- genç olmanın en güzel yanı5
- genç görünmeye çalışmak7
- gitme diye yalvarmak6
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- eski işyerine tekrar başlamak4
- sabaha kadar okunacak kitap4
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı2
- eski eşle tekrar evlenmek4
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı2
- x in memeleri3
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- 19 yaşında kızla yatmak2
- ilgi manyağı3
- uludağ sözlüğün boşalması3
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
- şarapçı bey koala birader3
- sözlük yazarlarının babalarını dinlediği konular2
- demet akalın'ın kırmızı elbisesi2
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- demet akalın'ın beyaz mayosu2
- arşivlenmesi gereken resimler3
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- 33 yaşında olmak3
- alkolü bırakmak2
- yalnız değilsiniz esra erol var2
- son bir sigara içelim2
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi2
- gece ekmek arası kaşar cola'nın üstüne 2000 yakmak2
- sıcaktan ağlamak4
- uludede3
- deniz göktaş4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- öldükten sonra bana ne olacak5
- whynot2
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı30
- içtim şarabı13
- anın görüntüsü22
- neden herkes aynı anda yürüyor2
- sözlükteki gizli düşmanım10
- bu sıcakta penisi asfalta sürtmek4
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- kadir inanır22
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- sözlüğün kırbacı3
- hootsuite2
- her insanın bir cini olması8
- coca cola2
- erkekler neden erken ölür4
Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç.
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar