bugün
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması4
- türbede dua etmenin şirk olması14
- engelleyen insan kibri6
- dilan4
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- sokakta öpüşmek6
- ben bir ceviz agacıyım6
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- nervio hamferdi3
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- yurt dışı çıkış harcı8
- çerçeve yasa29
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- arkadaşlar bakar mısınız3
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- yazarların son içtiği içecek4
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- g i l d e d l i l y11
- biliyorum ama soylemem3
- evde fare görmek6
- beş parmaktan kilo analizi yapmak2
- fake hesapları ciddiye alamamak2
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- dump atan erkek mi olur aw4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- arkadaşlar salam3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- dağ evi3
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- askeri imam hatip lisesi5
- felsefe yapma2
- 12 ağustos 20264
- sözlükte mal denilen yazarların çok zeki olması2
- sözlüğün dili olsa da konuşsa4
- nutellayı ekmeksiz yiyen insan kibri2
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- fako beri bak beri2
Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç.
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar