bugün
- kavun2
- kesme mantı2
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi10
- pizza2
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- sözlük gıybeti12
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- nasıl birisiniz8
- sarma10
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- hangi tatlısınız10
- fatma betül sayan kaya44
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- napıyorsunuz8
- kız kardeşlerim6
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi7
- akp seçmeni16
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- anın görüntüsü20
- üniversiteye gitme nedeni5
- gunluklerim aylik olmus11
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- gece otobüsle yolculuk yapmak3
- ismet birader2
- müzik2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları2
- güney amerika3
- arkadaşlar naber ya8
- ok mesajına cevap veren erkek6
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- mesajlaşırken btw yazmak9
- uruguay2
- dünya4
- orhan gencebay2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- yazarların güncel flört listesi7
- geceye bir tespit bırak5
- 5 ekim 20264
- the merich7
- protect me and guide me2
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- para2
- en toksik ilişkilerdeki seksin6
- göz teması kuramama9
- arkadaşlar ben neden sallanmadım7
- tekerlek toplayan cocuk17
Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç.
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
evet efendim tdk nın konu hakkında ki yorumunu okudunuz, fakat icat edilmişlerin en hayırlısı olan "korniş" hakkında benim düşünüp çözemediğim bir nokta var. bir korniş üzerinde üç adet kanal/ray bulunmakta, fakat ben bugüne kadar üç kanalı da kullanılan bir korniş görmedim.
genel kullanım prosedürüne göre, bir kornişin ilk rayında güneşlik, ikinci rayında ise perde takılı olur. üçüncü kanal ise, cezalı olduğu için, maçı tribünden izlemek zorunda kalan futbolcular kadar dışlanmış, çaresiz ve yalnızdır. çocukken bu yalnızlığı düşünüp hüzünlendiğim olmuştur bir çok kez, fakat beni kedere sevk eden asıl husus, üçüncü kanala perde takamayan ev sahibinin fakir olduğunu düşünüyor olmamdır.
büyüdükçe durumun ekonomik güçle ilişik olduğundan şüphe duymaya başladım, bugün ise evrimin sondan bir önceki basamağında olduğuma inanıyorum, zira bu sorunun perde eksikliğinden ya da parasızlıktan kaynaklanmadığını tespit etmiş bulunmaktayım. bu sıçrayışa rağmen neden evrimin son basamağında olduğumu iddia etmediğimi sorarsanız eğer, (bu yazının okunacağından bile şüpheliyim, birde birilerinin bana soru sorma ihtimalinden bahsediyorum, gayet iliginç!!!) kornişlerin üzerindeki bir rayın hep boş olmasının nedenini hala bilmediğimi söyleyebilirim (evrime inanmıyor olmam da cabası), buna rağmen konuyla ilgili girişimlerimin, beni gün geçtikçe cevaba daha fazla yaklaştırdığını düşünüyorum.
girişim demişken bir tanesini hemen anlatmak isterim.
yaz tatilinde eve gittiğimde, annem her zamanki fırsatçılığını konuşturup, perdeleri yıkamıştı. tertemiz perdeleri tekrar makineye atma sebebini hepimiz biliyorduk aslında. perdeleri asacak olan bendim ve annem gereksiz ev işlerini bana ihale etmekten inanılmaz haz duyan bir kadındı. perdeler yıkanıp, kuruduktan sonra annemden uygun talimatları alıp, elimde perdelerle annemden aldığım kordinatlara, yani kornişlere güdümlendim. iki perdeyi bir kornişe taktıktan sonra, annemin dalgınlığından yararlanıp, üçüncü perdeyi de aynı kornişin boş kanalına asmaya çalıştım. ev işlerinde inanılmaz deneyime sahip olan rakip takım oyuncusu, yani annem, olaya müdahele ederek, üçüncü kanalın/rayın renksiz hayatına renk katmamı engellemişti. yani üç raylı kornişimizin, bir rayı hala boşta duruyordu. üçüncü kanala olan zaafiyetimin anlaşılmaması için, bu olay hiç yaşanmamış gibi davrandım. annemde pek üzerinde durmamıştı zaten.
günler, haftalar, aylar geçiyor, kafamdaki birçok soru cevaplanıyor, beynim yeni sorular sorup yaşama sebeplerimizi irdeliyordu (evet beynimde benimle birlikte yaşıyordu hatta yaşama sebeplerimizi irdeliyordu). kafamda ki sorular ve cevaplar dünyayla birlikte değişiyordu, artık çoğu mekanda perdelerin ve kornişlerin yerini "jaluzi" almıştı. bir tek soru saklı kalmıştı zihnimde bunca zamandır;
neden üçüncü kanal/ray kullanılmıyor, neden bir kornişe üç perde asılmıyor? neden, neden, neden!
hala cevaplayamadım bu soruyu, fakat kendimi oyalayabilecek bir yöntem buldum ya da "bükemediğim bileği öptüm" diyebilirim. içimde ki "neden üçlemiyorlar" merakını, "neden üçlemiyorum ki" durumuna dönüştürmüştüm. mantıklı tercihi yaptım ve şu an pencereden girebilicek ışın demetlerinden, bir kornişin üç farklı rayına asılmış, üç farklı perdeyle korunuyorum. uyku verimliliği açısından da gayet memnunum. insanlar pencereden dışarı bakıp şehrin sahibi olduğunu düşlerken, ben sadece pencerenin önündeki perdelere bakıp "işte benim sahip olduğum en değerli üç şey" diyorum. şaka lan şaka, bu kadar çıldırmadım henüz. ama perdeler iyidir, heleki üçlediyseniz bambaşkadır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar