bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı8
- bir erkeğin aşko demesi5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- diamond bosphorus27
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek3
- biraz şımardım6
- çağımızın hastalığı8
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- acıyo diyen kız4
- nickten isim tahmini yapmak72
- cem dizdar2
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- seri gizli artı oy veren melek15
- gammaz çetesi7
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- aykirikadin2
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- yan ma leley yan ma leyyo3
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- hayattan zevk alamamak17
- ferrasini satan yazar2
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- arkadaşlar feyk misi ni z2
- götelek turşusu3
- ioçk'nın müziği5
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- eski sevgilisinin adını sözlükte anan yazar2
- arkadaşlar hoşçakalın4
- clean code alışkanlığı2
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
- hava ne kadar güzel ya3
- mutsuzluğun en büyük nedeni16
- hikayeyi devam ettir25
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- insana kendini güvende hissettiren şeyler6
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- ülkenin kötü halinden gammazların sorumlu olması3
- biber dolması olsa da yesek7
- g'i l d'e d l'i l y26
alacakaranlık. tüm dünyada fırtınalar koparan, yazan ablamıza köşeyi döndürtmüş kitaplar serisi.
ben de okudum. hatta ilk kitaba saat sabah 10 sularında başlayıp gece saatler 1'i gösterirken bitirdim. (tabi ki tuvalete gittim ve yemek yedim osman abi ne saçmalıyosun allam ya.) iyiydi hoştu, bana kendimi epsilon gençlik kulübünün "eyvah aşık oluyorum", "okumayın günlüğümü", "liseliyim mutluyum" (salladım lan.) tadında kitaplarını okuyormuşum gibi hissettirdi. yormadan bizi, ne güzel..
bir günde neden bitirdiğimi ben de anlamadım. heri potır'ın son kitabını bile 3 günde bitirmiştim, j.k rowling'e ihanet ettiğim için kendimden utanıyorum. muhtemelen her sayfayı "aha şimdi atraksiyon gelicek", "bu sayfa kesin güzeldir" diye çevirdiğimdendir. ha, ilk kitabın son 100 sayfası sürükleyici mi, evet. geri kalanı? çöpe at. evet çöpe at. çok kötüydü. çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama diyaloglar bok gibiydi afedersin. ulan anlayıcam diye kıçımı yırttım. ey twilight fanı ! "sen malsan ben napiym beeeeğ" deme, ağzını kırarım. sayfa mı atladım diye kaç kere dönüp baktığımı biliyorum, bir yerden sonra anlamsızlaşıyor diyaloglar cidden. konudan konuya atlıyorlar, bol bol zamir kullanıyorlar, ve kimi zaman kimin neyi söylediği anlaşılmıyor. bi durun motorunuz soğusun lan.
ve bella'nın ağzından yazılmış hikaye, sürekli aynı şeylerden bahsediyor. "edward şöyle yakışıklıydı, şöyle karizmatikti, dişleri inci gibiydi hay gülümsemesine kurban olduğum, gözleri böyle güzeldi böyle altın rengiyi saçları böyle uçuştu götü böyle açıldı.." bıktım ulan. anladık, sevgilin çok yahşi. görmemişler gibi sürekli bahsetmesene. ya yazar betimleme yapıcam diye saçmalamış, ya da çevirmen hiçbi bok bilmiyor. öncü saraç tüzüner'i şiddetle kınıyorum. verin sevin okyay'a, o çevirsin. allam ya, nelerle uğraştırıyosunuz beni.
orjinal dilden oku diyosanız, hahaha şansını çoktan kaybetti. yeniden edward ve ailesinin ne kadar ultimate olduğuna dair beyitleri çekemiyiciiim. gider izdivaç seyrederim, daha iyi.
eveeet, bu dersimizde de çevirinin kitabın kalitesi için ne kadar mühim olduğunu öğrendik. ve popüler kültürün her daim kazandığını. şahsen pişmanım okuduğuma, hiçbi şey değil, gözüme yazık lan.
harry potter da aynı kesime hitap etsin diye yazıldı ama onun kurgusuna, üslubuna, karakterlerin oturmuşluğuna ve çevirmenine kurban olayım ben.
son olarak "süper süper" diye elinden düşürmeyen bir tanıdığıma (hayır abim olduğunu söylemeye utanıyorum) allah akıl fikir versin diyorum. malsın diyorum inanmıyosun hafız.
ben de okudum. hatta ilk kitaba saat sabah 10 sularında başlayıp gece saatler 1'i gösterirken bitirdim. (tabi ki tuvalete gittim ve yemek yedim osman abi ne saçmalıyosun allam ya.) iyiydi hoştu, bana kendimi epsilon gençlik kulübünün "eyvah aşık oluyorum", "okumayın günlüğümü", "liseliyim mutluyum" (salladım lan.) tadında kitaplarını okuyormuşum gibi hissettirdi. yormadan bizi, ne güzel..
bir günde neden bitirdiğimi ben de anlamadım. heri potır'ın son kitabını bile 3 günde bitirmiştim, j.k rowling'e ihanet ettiğim için kendimden utanıyorum. muhtemelen her sayfayı "aha şimdi atraksiyon gelicek", "bu sayfa kesin güzeldir" diye çevirdiğimdendir. ha, ilk kitabın son 100 sayfası sürükleyici mi, evet. geri kalanı? çöpe at. evet çöpe at. çok kötüydü. çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama diyaloglar bok gibiydi afedersin. ulan anlayıcam diye kıçımı yırttım. ey twilight fanı ! "sen malsan ben napiym beeeeğ" deme, ağzını kırarım. sayfa mı atladım diye kaç kere dönüp baktığımı biliyorum, bir yerden sonra anlamsızlaşıyor diyaloglar cidden. konudan konuya atlıyorlar, bol bol zamir kullanıyorlar, ve kimi zaman kimin neyi söylediği anlaşılmıyor. bi durun motorunuz soğusun lan.
ve bella'nın ağzından yazılmış hikaye, sürekli aynı şeylerden bahsediyor. "edward şöyle yakışıklıydı, şöyle karizmatikti, dişleri inci gibiydi hay gülümsemesine kurban olduğum, gözleri böyle güzeldi böyle altın rengiyi saçları böyle uçuştu götü böyle açıldı.." bıktım ulan. anladık, sevgilin çok yahşi. görmemişler gibi sürekli bahsetmesene. ya yazar betimleme yapıcam diye saçmalamış, ya da çevirmen hiçbi bok bilmiyor. öncü saraç tüzüner'i şiddetle kınıyorum. verin sevin okyay'a, o çevirsin. allam ya, nelerle uğraştırıyosunuz beni.
orjinal dilden oku diyosanız, hahaha şansını çoktan kaybetti. yeniden edward ve ailesinin ne kadar ultimate olduğuna dair beyitleri çekemiyiciiim. gider izdivaç seyrederim, daha iyi.
eveeet, bu dersimizde de çevirinin kitabın kalitesi için ne kadar mühim olduğunu öğrendik. ve popüler kültürün her daim kazandığını. şahsen pişmanım okuduğuma, hiçbi şey değil, gözüme yazık lan.
harry potter da aynı kesime hitap etsin diye yazıldı ama onun kurgusuna, üslubuna, karakterlerin oturmuşluğuna ve çevirmenine kurban olayım ben.
son olarak "süper süper" diye elinden düşürmeyen bir tanıdığıma (hayır abim olduğunu söylemeye utanıyorum) allah akıl fikir versin diyorum. malsın diyorum inanmıyosun hafız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar