bugün
- insanın bu hayattaki amacı17
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi7
- kimseyi memnun edememek9
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- erkek ısrarı4
- ilk öpücük3
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması10
- azazzazzz2
- hukukportali com2
- heyt bea vs herhangi bir yazar3
- destur zall hazretleri3
- güne bir şarkı bırak9
- san sebastian cheesecake2
- biz dededen chp liyiz başka partiye oy veremeyiz2
- intihar etmek7
- heyt bea5
- 17 haziran 2026 ırak norveç maçı3
- çok güzel seven kadın5
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- 16 haziran 2026 diş hekimliğinde doktora skandalı2
- ışıktan daha hızlı olan şey7
- sözlüğe gelince alınan koku7
- sedat pekmez19
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- yeni sevgilide olması istenen özellikler6
- hayata dair iç burkan detaylar4
- akademisyen egosu4
- iha ve siha ile övünmek3
- erikli su5
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- türkiye maçı için abd'ye gitmek3
- aşık yorguni2
- fevzi kurtuluş2
- daha 176
- rahmi saltuk3
- idealist yakışıklı çok zeki güvenilir3
- özgür özel'in yeni parti kurması gerekliliği2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın6
- bu maçta şike var2
- teoman duralı3
- huzurevine gitmek2
- sistemin bizi paralı köle yaptığı gerçeği3
- anın görüntüsü18
- vasiyet yazmak2
- gulmekicinyaratilmis3
- 17 haziran 2026 avusturya ürdün maçı2
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- panter emel2
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
bazen hayat aslında kötü gitmiyor. sadece tadı kaçıyor. dışarıdan baktığında her şey normal işler yürüyor, sohbetler devam ediyor, yüzünde de hafif bir gülümseme var. ama içeride bir yerlerde bir şeyin sesi iyice kısılmış. neyin eksik olduğunu tam açıklayamıyorsun, çünkü ortada büyük bir sorun yok. sadece hiçbir şey eskisi gibi hissettirmiyor. dekadans biraz da bu işte. büyük bir çöküş değil daha çok derin bir yorgunluk.
her şeyi fazla görmüş olmanın getirdiği ağır bir doygunluk. artık hiçbir şey seni ilk defa yaşıyormuş gibi yakalamıyor. güzel şeyler bile tanıdık geliyor, tanıdık olan da zamanla etkisini kaybediyor. o yüzden oscar wilde gibi isimlerdeki o aşırı incelik, o estetik takıntısı boşuna değil. içeride anlam yavaş yavaş erirken insan biçime sarılıyor. dışarıyı daha parlak, daha kusursuz göstermeye çalışıyor. ama o parlaklığın altında hafif bir sarkma, küçük bir gevşeklik hep duruyor.
günlük hayatta da birden yakalıyor insanı. bir şeyin seni artık heyecanlandırmadığını fark ediyorsun ama bırakamıyorsun da. bırakırsan boşluk daha sert vuruyor çünkü. aynı şarkıları dinliyorsun, aynı yerlere gidiyorsun, aynı cümleleri tekrar ediyorsun. değiştirecek enerji çoktan bitmiş.
ne tuhaftır ki bu durum seni dağıtmıyor bile. aksine sakin, kontrollü bir hali var. nabız atıyor ama hiç yükselmiyor. her şey “idare eder” seviyesinde kalıyor.
dekadans tam olarak o düz çizgi. ne dibe vuruyorsun ne de gerçekten yaşıyorsun. ve insan bazen en çok orada takılı kalıyor. çünkü çıkmak için önce bu yeterli değil demen lazım. oysa dekadans kulağına fısıltıyla diyor ki:
“yeterli zaten lan. devam et. devam et.”
her şeyi fazla görmüş olmanın getirdiği ağır bir doygunluk. artık hiçbir şey seni ilk defa yaşıyormuş gibi yakalamıyor. güzel şeyler bile tanıdık geliyor, tanıdık olan da zamanla etkisini kaybediyor. o yüzden oscar wilde gibi isimlerdeki o aşırı incelik, o estetik takıntısı boşuna değil. içeride anlam yavaş yavaş erirken insan biçime sarılıyor. dışarıyı daha parlak, daha kusursuz göstermeye çalışıyor. ama o parlaklığın altında hafif bir sarkma, küçük bir gevşeklik hep duruyor.
günlük hayatta da birden yakalıyor insanı. bir şeyin seni artık heyecanlandırmadığını fark ediyorsun ama bırakamıyorsun da. bırakırsan boşluk daha sert vuruyor çünkü. aynı şarkıları dinliyorsun, aynı yerlere gidiyorsun, aynı cümleleri tekrar ediyorsun. değiştirecek enerji çoktan bitmiş.
ne tuhaftır ki bu durum seni dağıtmıyor bile. aksine sakin, kontrollü bir hali var. nabız atıyor ama hiç yükselmiyor. her şey “idare eder” seviyesinde kalıyor.
dekadans tam olarak o düz çizgi. ne dibe vuruyorsun ne de gerçekten yaşıyorsun. ve insan bazen en çok orada takılı kalıyor. çünkü çıkmak için önce bu yeterli değil demen lazım. oysa dekadans kulağına fısıltıyla diyor ki:
“yeterli zaten lan. devam et. devam et.”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar