bugün

hanımlarınızı hafifçe dövünüz

bazı gerizekalı yeni yetmelerin koskoca bir dine çamur atmak için bu kadar çaba harcamalarına üzülüyorum. aynı havayı soludugum bu gerizekalılar yüzünden bazen ben de sinirleniyorum.

konuya cevap zaten internet üzerinde bir çok yerde verilmiş. benim aşağıda vereceğim cevapda bunun kopyası olacaktır. fakat bie şey değişmeyecek. çünkü hayatında bi gram arapça bilmeyen ve kuran okumayan aklı kıt insanların at gözlüğü ile olaya bakmaya devam edeceğine eminim. yine de konuyu açıklamadan önce ufak bir soru soracağım:

- eşiniz ile aranız bozulduğunda ne yaparsınız? efendim? yani diyorum ki eşiniz sizi aldattı veya size itaat etmedi ne yapardınız? duymadım? 

ya...
bu ayette dövmek anlamı geçmiyor. kelimenin anlamlarından bir tanesi dövmek diye aha dövmek bunun anlamı demek art niyettir. türkçe de bile birsürü farklı anlamlara gelen sözcükler varken birader neden hiç arapça bilmeden bu kelimeye kendini kaptiriyorsun ki? aptal olduğun ortaya çıkıyor be mal.

neyse.

kuran-ı bi kere okuyan böyle sorular sormaz aslında. kuran-ı kerim'in bütününde kadınlara gösterilen değer bellidir. kadınlar diri diri gömülürken omuzlarına kız çocuğu alıp kabede dolaşan bir insan ve ona ve tum insanlığa gelen bi kitaptan bahsediyoruz.

gelelim konuya. aşağıdaki yazı ateistlerin sorularına cevap veren bir siteden. okursan akillanirsin. okumayıp bildiğini okumaya devam etmek senin aptal olduğunu gösterir ki buna zaten emindik. umarım okur akillanirsin. 

islam gerçektende kadınların dövülmesini emrediyor mu ?

nisa suresinin 34. ayetinde geçimsizlik durumunda ne yapılması gerektiği açıklanıyor. bu ayeti iyi analiz edebilmek için öncelikle ayetteki eleştirilen kelimeyi arapça karşılığı ile aktaracağız. bu söz konusu ayetin hem ilk kısmına hem de ikinci kısmına yönelik farklı eleştiriler mevcut olduğu için biz bu cevapta yalnızca ikinci kısma odaklanacağız. (1. kısım başka paylaşımda ele alınacaktır)

ayetin (2. kısmının) meali:

''baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve nihayet onları ''darb'' edin. '' (nisa suresi 34. ayet)

bu ayetteki darb edin kelimesi birçok mealde ''dövün/vurun'' diye geçmektedir. bunun doğru bir çeviri olup olmadığını gelin berabar analiz edelim. öncelikle eski arapça sözlüklerinde bu kelimenin hangi anlamlara sahip olduğuna ve kuran'da bu kelime hangi anlamlarda kullanıldığına bakalım.

-sözlüklerdeki anlamları:

ayette çoğu zaman vurun diye çevirilen kelimenin arapça karşılığı ''vedribuhunne''dir ve bu kelimenin arapça kökü ''darabe'' (d-r-b) fiilidir. ünlü alman dil bilimcisi hans wehr'in arapça sözlüğünde bu kelimenin şu anlamları yer almaktadır:

türkçe karşılıkları: dövmek, vurmak, ateş etmek , çalmak/vurmak (çalgı aletini), dokunmak/tıklamak, (akrep) sokması, zorlamak, ayrılmak , terk etmek , yüz çevirmek , başka yere gitmek.[1]

lisanu'l arab gibi eski ve en iyi klasik arapça sözlüklerden biri olarak bilinen sözlükte ise bu kelimenin daha da çok anlamları mevcuttur. [2] yani oldukça zengin bir kelimeyle karşı karşıyayız.

-kuran'daki anlamları:

darabe kelimesi kuran'da tam 58 defa geçmektedir. geçen tüm anlamları ve yerleri için bkz[3]

sözlük anlamları bunca çeşitlilik arz eden darabe kelimesinin kuran’daki kullanımları da bu anlamların bir bölümünü içerecek şekildedir ve oldukça fazladır. şu anlamlarda kullanıldığını görüyoruz: 

örnek vermek, isnad etmek, itelen-dirmek, perde koymak, vazgeçmek, salmak, sarkıtmak, (yol) açmak, (yol) tutmak, örtmek, (duvar) çekmek, layık olmak, çarptırılmak, düşkünleştirmek, çarpmak, sert vurmak, ölüm esnasında kafirlere eziyet etmek, vurmak, dokunmak, vurup kırmak ve yolculuğa çıkmak. [4]

kuran'da da bu kelimenin farklı anlamlarda kullanılmış olduğunu görmüş olduk. dolayısıyla vurmak anlamını almak gibi bir zorunluğumuz yoktur. bu kelimenin en çok kullanılan anlamı vurmak olmakla birlikte ayrılmak gibi anlamları da mevcuttur. peki biz böyle bir durumda hangi anlamı seçeceğiz ? 

''ali geçen gene çok attı'' gibi basit bir cümlede alinin attığı şey yalan da olabilir gol da olabilir. biz böyle bir durumda elbette metne göre anlam çıkarırız. o kitabın yazarının neyi kast etmiş olabileceğini anlamak için en sağlıklı yöntem o cümlenin geçtiği kısıma ve de kitabın geneline bakmaktır. 

metnin bağlamına uyan bir anlam olduktan sonra uygun bir anlam seçmekte dil-bilimsel açıdan bir sakınca yoktur. şimdi size nisa suresinin 34. ayetine en uygun ve mantıklı anlamın ''ayrılmak'' olduğunu ve dövmek gibi bir anlamın neden tutarsız olduğunu birçok argümanla göstermek istiyoruz. 

1. argüman:

dövme anlamını vermedeki sorunlardan biri ''dövme'' eyleminin müteşabih (farklı yorumlanabilecek) bir hüküm olmasıdır. hükümlerin müteşabih olması mantıklı değildir. hükümde bir belirsizlik olamaz. insan vurun deyince ne anlamalı ki ? ne kadar ve nasıl soruları doğurur bu hüküm. kadına tokat atmak da dövmektir kadını komalık yapmakta. peki biz dövmekten ne anlayacağız ? halbuki kurandaki başka cezalarda mutlak bir ölçü verilmiştir. mesela kur'an (herkesin görebileceği bir yerde) zina yapan kişiye yüz sopa vurun der. eğer dövmek kast edilmiş olsaydı ''10 tane tokat vurun'' tarzı bir ifade geçmesi beklenmez miydi ?

2. argüman: 

dövme anlamını vermenin kur'an geneline uymaması.

ahzab suresinin 28. ayetinde şöyle yazıyor: ''ey peygamber! eşlerine şöyle söyle: eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.''

görüldüğü gibi burda peygamberden (en yüksek otorite sahibi olmasına rağmen) itaat etmeyen eşlerini dövmesi, onlara vurması değil; onlardan ayrılması istenmektedir. ve üstelik bunun da güzellikle yapılması isteniyor.

yine bir başka ayette şöyle yazmaktadır: ''boşama iki defadır. bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir.'' (bakara suresi 229. ayet)

bu ayetten de anlaşılacağı üzere hem boşanmama durumunda hem de boşanma durumunda bunun güzel bir şekilde yapılması şart koşuluyor. bu da yine dövme düşüncesine terstir.

bunun dışında genel anlamda eşlere iyi davranılması gerektiğini vurgulayan ayetler de vardır: 

''ey inananlar, eşleriniz ve çocuklarınız size düşman olabilirler. öyleyse onlardan sakının. ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette allah da bağışlayandır, rahimdir.'' (tegabun suresi 14. ayet)

"kadınlarla iyi geçinin." (nisâ suresi 19. ayet)

3. argüman:

yapılması gerekenler sıralamasındaki tutarsızlık. darabe kelimesi ''dövmek'' şeklinde anlamlandırılınca konu, içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. çünkü ilk iki uygulama öğüt vermek ve yatakta ayrılmak olunca üçüncüsünün dayak olması anlaşılabilir bir şey değildir. 

şimdi düşünelim! eşler arasında geçimsizlik başlıyor ve daha sonra oturup konuşmalarına rağmen anlaşamıyorlar ve ayrı yaşamaya başlıyorlar. şimdi, bundan sonra, sorunun çözümü için 3. ve son aşama, acaba ne olabilir? erkeğin eve gelip karısını dövmesi mi; yoksa, anlaşamayan çiftin ayrılmaları mı? 

4. argüman:

ayrılmak manasının bir ayet sonrasıyla güzel bir uyum içerisinde olması nisa 34'ten hemen bir sonraki ayet (nisa 35) "ve in hiftum şikaka beynihima..." yani "şayet o ikisinin (karı-koca) arasının yarılmasından/açılmasından/ayrılmasından korkarsanız..." şeklinde başlamaktadır. bu durum, bir önceki ayette bir ayrılıktan bahsedildiği görüşünü destekleyici niteliktedir. 

peki ''dövün'' yorumunun kaynağı nedir ?

biz bu konuyu sadece ''dövün diye bir şey yoktur'' diye geçiştirmektense kaynağını da vermek ve açıklamak istiyoruz. aklınıza muhtemelen ''dövün diye yorumlayan onca islam alimi arapça bilmiyor muydu?'' diye bir soru gelmiştir. aslında dövün yorumunun temel kaynağı arapça değildir. birçok tefsirci ve mealci kur'an merkezli bir yaklaşıma sahip olmadıkları için ayeti yorumlarken bazı rivayetlerdeki ''dövün'' emrini baz almışlardır. ne yazık ki önce kur'an sonra rivayetler gibi bir yaklaşıma gidilmemiştir. yukardaki açıklamamızda da görmüş olduğunuz gibi kuran'dan ''dövün'' gibi bir yorum asla çıkmamaktadır.

"erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz'' diye bir rivayet vardır. bu rivayet ne kur'an ile ne de diğer hadislerle kesinlikle uyuşmamaktadır ve asla peygamberin ağzından çıkmış olamaz. bu rivayet doğru varsayıldığı için bazıları tarafından nisa 34'teki kelime seçimi ona göre yapılıyor.

böyle bir rivayeti doğru diye kabul etmek bizi içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır çünkü söz konusu rivayet hem kur'an ile çelişkiye yol açacaktır hem de şu hadislerle:

"karılarını dövenler hayırlılarınız değildir. akşam bir yatağı paylaşacağınız eşlerinizi nasıl hayvanlar gibi dövebiliyorsunuz?!."[5]

''resûlullah hiçbir hizmetçisini ve hiçbir hanımını dövmemiştir'' [6]

5. argüman:

hafifce dövmenin anlamsızlığı.

gelenekte çoğu alim tarafından bu ayet dayak anlamında değil de hafifce vurmak anlamında yorumlanmıştır. bu hafifce vurmanın yine iki temeli vardır. biri arapçada dayak için alternatif ve daha iyi kelimeler varken o kelimelerin kullanılmaması. mesela kuran'da darabe kelimesi hz. musanın asasını denize dokundurması anlamında da kullanılmaktadır. burdan bunun zaten sert vurma olamayacağı yorumuna gitmek mümkündür. bir başka temeli de yine rivayetlere dayanmaktadır. darabe kelimesinin ibni abbas tarafından peygambere sorulduğu ve bunun sanki bir misvakla vurmak gibi olduğu rivayet edilir.[7]

peki şimdi sorabiliriz. bu nerdeyse sembolik olan vurmanın ne gibi bir anlamı olabilir ki ? zaten geçinemeyen eşlerin birbirinden ayrılması mı daha iyi bir açıklamadır yoksa kocasının eşine hafifce dokunması mı ?

sonuç

islam'da kadınların dövülmesi diye bir şey kesinlikle yoktur. nisa suresinin 34. ayetinde genelde ''vurun'' diye yorumlanan darabe fiiline vurma anlamı verilemeyeceğini birçok argümanla gösterdik. biz bu cevapta aklı veya mantığı değil de öncelikle metni merkeze aldık. kuran'ı sırf birilerine güzel göstermek için herhangi bir çarpıtmaya gitmedik. 

''kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de o'nun ayetlerindendir. doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için işaretler vardır.'' (rum suresi 21. ayet)

kaynaklar

[1] the hans wehr dictionary of modern written arabic, 4. baskı , sayfa 629

[2] klasik arapça sözlüğü: ibni mansur, lisanu'l arab (1280), sayfa 2565

ayrıca bkz: ibn fâris, mücmelü’l-lüğa, ii, 577; mu‘cemu mekâyîsi’l-lüğa, beyrut, 2001, 589-
590; ezherî, age., iii, 2102-2106; cevherî, sıhâh, ii, 8-10; râzî, tefsîru ğarîbi’l-
kur’ân, s. 110-111.

[3] http://corpus.quran.com/qurandictionary.jsp?q=drb#(4:34:29)

[4] prof. dr. mehmet okuyan, kadına yönelik şiddete kur'ân'ın bakışı. s. 120-121 :

dergi.ilahiyat.omu.edu.tr/dergipdfdetay.aspx?id=64

[5] ibn mâce- nikâh 51; dârimî, nikâh 34; beyhakî, es-sünenü’i-kübrâ, vii, 305. sünen-i ebu davud terceme ve şerhi, şamil yayınları: 8/285.

[6] age., 51; müsned, 6: 232.

[7] ebu davud, nikah, 42

http://antiateistt.blogsp...n-dovulmesini-mi.html?m=1

Alıntıdır.