bugün
- çok güzel bir kız havla deyince havlamayan erkek5
- ortaçağda kadına yüklenen değer3
- ups boobs'un 67 gündür entry girmemesi5
- türkler ile moğollar kardeştir5
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- mekkeli müşrikler5
- istanbul u özlemek5
- zorunlu eğitim6
- yazarların vasiyetleri3
- türkiye selefilere kalsa harabeye dönüşmüştü5
- 20272
- game of thrones taki kerhaneci17
- okan buruk13
- şabos goy2
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar5
- şeriat ile yönetilmek isteyen kadın3
- bir kızın ardarda salak aptal gerizekalı demesi2
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok3
- ölümden korkuyor musunuz34
- claudian clouds42
- anın görüntüsü26
- türkiye'deki gündemin yarısı israil hakkında6
- sözlük kızları dertleşiyor14
- isviçre medeni kanunu2
- savunma sektörü3
- burhan özfatura4
- dyson5
- kendi halkını katleden iran3
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- penguenlerin asıl amacı3
- genel ev sloganları5
- güne bir alıntı bırak2
- kedi güzellemesi yapmak için ayet uydurmak4
- hep akşam zamanı olsaydı2
- 21 eylül 20262
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- selefinin asrı saadet'i ve altın çağı2
- türkiye4
- melis sezen'in memeleri5
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- ülkü ocakları genel ev olsun4
- iş arayanların aslında para araması3
- güzel türkiyem2
- amedspor'un tarihi2
- kaçak sığınmacıları müslüman diye güzellemek4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- hesap vereceksiniz3
- sudanda ölen yüz binlerce müslüman arap2
- sözlükteki sessiz yazarlar7
Sabah bir elin omzumu ısrarla dürtmesiyle uyandım. Elin sahibi sabırsız bir sesle, ‘’ Kalk Şair kalk, her taraftan yürüyorlar, devrim olacak,’’ diyordu.
‘’O zaman Asya çıkmasın evden, ‘’ dedim yarı uyanık, yarı rüyada.
Kalktım, odadan çıktım.
Çocuk çoktan ayakkabılarını giymiş, kapının önünde Asya’nın saçlarını okşuyordu.
‘’Asya!’’ diye bağırdım.
Sakin bir güneş baktı yüzüme.
‘’ Bu sabah daha da güzelsin,’’ dedim. ‘’ Sabah ve devrim seninle güzel.’’
Nezaketle gülümsedi, ‘’ Sağ ol,’’ dedi incecik sesiyle.
Gövdesi de, kolları da, parmakları da incecikti. Dalgalı, küt saçları küçücük kulaklarının üzerine düşüyor, her hareket edişinde bir buklesi, dünyanın en güzel fizik kuralları eşliğinde ileri geri sallanıyordu. iyi eğitilmiş, çok sevilmiş, sağlıklı yemekler yemiş, sevişmeyi erken öğrenmiş kolejli kızların akıl uçuran duruluğu vardı beyaz yüzünde. Geniş geniş güldüğünde dudaklarının kenarları sivri uçlu birer hançer gibi neredeyse kulaklarına denk uzanıyor, kibar bir eğimle iki yana dizili inci dişleri, insanda yalama isteği uyandırıyordu.
Asya’ya çok uzun bakmış olmalıyım ki çocuk, ‘’ Hadi Şair, devrim beklemez,’’ dedi, neşeli bir sesle üstelik.
‘’Sokayım devrimine,’’ dedim içimden, yüzümü yıkamaya, banyoya seğirttim. Benim evimin yarısı büyüklüğünde banyoda ,apak havlulara, her birini özenle raflara dizilmiş krem, şampuan ve koku şişelerine, ayna gibi lavaboya sinek pislikleri gibi yansıyan kirli sakallarıma öfkeyle baktım .Bir an bu çocukların nasıl bu kadar güzel, iyi, akıllı ve çalışkan olabildiklerini düşündüm. Az kıskançlık, çok kederden içim kalktı, lavaboya eğilip kuru öğürtülerle kusmaya çalıştım.
Kirli sarı safralar çıktı içimden, boğazım zehre kesti, çalkaladım ağzımı, defalarca gargara yaptım. Tuvalete oturdum, külotuma bakmamaya çalıştım. Henüz temiz bir adam sayılmazdım, ama huylanırdım böyle şeylerden.
Çıkmadan önce Asya’yı öptüm, nergis kokuyordu.
‘’inşallah dünkü gibi olaysız biter,’’ dedi bizi uğurlarken.
‘’inşallah bol bol kan akar, ortalık birbirine girer, her yer yıkılır,’’ dedim gülerek.
Asya’nın gözleri büyüdü korkuyla, çocuk ‘’ o kadar da değil ‘’ der gibi yüzüme baktı.
Çocuğun gri fortuna atladık.
‘’Ne olacak dersin?’’ diye sordu yolda.
Her şeyi en ince ayrıntısına dek hesap ederdi ,ama iş böyle yuvarlak, her şey gibi meselelere gelince bana sormadan edemezdi.
Hoşuma giderdi bu da benim.
‘’Bir bok olacağı yok,’’ diye salladım günün ilk sigarasını yakarken.
‘’Pek küçümsenecek gibi değil bu kez durum.’’
‘’Herkes bırakırsa, sendikacılar bırakmaz,’’ diye kestirip attım yine.
Ses etmedi.
‘’Kadıköy’e Ruhiler gitse daha iyi olmaz mıydı ? Bizim Levent’le daha sıkı temasımız vardı,’’ dedi sonra.
ikinci sigarayı yaktım.
‘’ Siktir et. iki tek atarız yürüyüşten sonra sahilde’’
Gülerek başını salladı. Bir süre düşünceli düşünceli sustuktan sonra, ‘’ Makine olacak mı?’’ diye sordu.
Çok ciddiydi, hiç sevmiyordum onun bu hallerini, suni bir şeyler vardı halinde tavrında.
‘’Hayır, işçi eylemi bu,’’ dedim.
Yaşına yakışmayan, bilmiş bir edayla onayladı beni;
‘’Bence de doğru değil.’’
Ağzını açtı mı susmak bilmezdi, ama korkardı silahtan.
Sonra sıkıntılı, ama şefkatli bir sesle, ‘’ Hakkında konuşulanlardan haberin var mı ?’’ dedi.
Ne söylenecekse derhal o ruh haline bürünüyordu .Bunu o kadar sektirmeden ve samimi bir şekilde yapıyordu ki, insan sık sık numara çekip çekmediğinden şüpheye düşüyordu.
‘’Var,’’ dedim kısaca.
ihracım konuşuluyordu en tepelerde, ne var ki cesaret edemiyorlardı.Kuyruklu belaydım, ama kuyruğum çok uzundu, çok insan takılıydı o kuyruğa.
Devam etti:
‘’Bu kadar içmemeni söylemiştim sana kaç kere.’’
Bana üçüncü sigarayı da yaktırdı böylece:
‘’Evet, bana bu yüzden bir kere daha söyleme.’’
Vazgeçmedi:
‘’ Dün gece perişan ettin bizi.’’
‘’Kusura bakma,’’ dedim.
Bunun son olacağını umuyordum, ama yanılmıştım. Daha önce hiç denemediği bir yoldan, dura dura ilerledi:
‘’Bunu sorarken seni çok sevdiğimi, çok içten olduğumu bilmemi isterim .. Derdin ne Şair? Ve… benim yapabileceğim bir şey var mı ?’’
‘’Asya’ya aşığım,’’ dedim hemen, söze tam gereken dozda şaka gazı katarak.
‘’Onu biliyoruz, başka?’’
Susturucu, kısa, yuvarlak bir şeyler söylemeliydim:
‘’içim sıkılıyor.’’
Sustuk.
‘’O zaman Asya çıkmasın evden, ‘’ dedim yarı uyanık, yarı rüyada.
Kalktım, odadan çıktım.
Çocuk çoktan ayakkabılarını giymiş, kapının önünde Asya’nın saçlarını okşuyordu.
‘’Asya!’’ diye bağırdım.
Sakin bir güneş baktı yüzüme.
‘’ Bu sabah daha da güzelsin,’’ dedim. ‘’ Sabah ve devrim seninle güzel.’’
Nezaketle gülümsedi, ‘’ Sağ ol,’’ dedi incecik sesiyle.
Gövdesi de, kolları da, parmakları da incecikti. Dalgalı, küt saçları küçücük kulaklarının üzerine düşüyor, her hareket edişinde bir buklesi, dünyanın en güzel fizik kuralları eşliğinde ileri geri sallanıyordu. iyi eğitilmiş, çok sevilmiş, sağlıklı yemekler yemiş, sevişmeyi erken öğrenmiş kolejli kızların akıl uçuran duruluğu vardı beyaz yüzünde. Geniş geniş güldüğünde dudaklarının kenarları sivri uçlu birer hançer gibi neredeyse kulaklarına denk uzanıyor, kibar bir eğimle iki yana dizili inci dişleri, insanda yalama isteği uyandırıyordu.
Asya’ya çok uzun bakmış olmalıyım ki çocuk, ‘’ Hadi Şair, devrim beklemez,’’ dedi, neşeli bir sesle üstelik.
‘’Sokayım devrimine,’’ dedim içimden, yüzümü yıkamaya, banyoya seğirttim. Benim evimin yarısı büyüklüğünde banyoda ,apak havlulara, her birini özenle raflara dizilmiş krem, şampuan ve koku şişelerine, ayna gibi lavaboya sinek pislikleri gibi yansıyan kirli sakallarıma öfkeyle baktım .Bir an bu çocukların nasıl bu kadar güzel, iyi, akıllı ve çalışkan olabildiklerini düşündüm. Az kıskançlık, çok kederden içim kalktı, lavaboya eğilip kuru öğürtülerle kusmaya çalıştım.
Kirli sarı safralar çıktı içimden, boğazım zehre kesti, çalkaladım ağzımı, defalarca gargara yaptım. Tuvalete oturdum, külotuma bakmamaya çalıştım. Henüz temiz bir adam sayılmazdım, ama huylanırdım böyle şeylerden.
Çıkmadan önce Asya’yı öptüm, nergis kokuyordu.
‘’inşallah dünkü gibi olaysız biter,’’ dedi bizi uğurlarken.
‘’inşallah bol bol kan akar, ortalık birbirine girer, her yer yıkılır,’’ dedim gülerek.
Asya’nın gözleri büyüdü korkuyla, çocuk ‘’ o kadar da değil ‘’ der gibi yüzüme baktı.
Çocuğun gri fortuna atladık.
‘’Ne olacak dersin?’’ diye sordu yolda.
Her şeyi en ince ayrıntısına dek hesap ederdi ,ama iş böyle yuvarlak, her şey gibi meselelere gelince bana sormadan edemezdi.
Hoşuma giderdi bu da benim.
‘’Bir bok olacağı yok,’’ diye salladım günün ilk sigarasını yakarken.
‘’Pek küçümsenecek gibi değil bu kez durum.’’
‘’Herkes bırakırsa, sendikacılar bırakmaz,’’ diye kestirip attım yine.
Ses etmedi.
‘’Kadıköy’e Ruhiler gitse daha iyi olmaz mıydı ? Bizim Levent’le daha sıkı temasımız vardı,’’ dedi sonra.
ikinci sigarayı yaktım.
‘’ Siktir et. iki tek atarız yürüyüşten sonra sahilde’’
Gülerek başını salladı. Bir süre düşünceli düşünceli sustuktan sonra, ‘’ Makine olacak mı?’’ diye sordu.
Çok ciddiydi, hiç sevmiyordum onun bu hallerini, suni bir şeyler vardı halinde tavrında.
‘’Hayır, işçi eylemi bu,’’ dedim.
Yaşına yakışmayan, bilmiş bir edayla onayladı beni;
‘’Bence de doğru değil.’’
Ağzını açtı mı susmak bilmezdi, ama korkardı silahtan.
Sonra sıkıntılı, ama şefkatli bir sesle, ‘’ Hakkında konuşulanlardan haberin var mı ?’’ dedi.
Ne söylenecekse derhal o ruh haline bürünüyordu .Bunu o kadar sektirmeden ve samimi bir şekilde yapıyordu ki, insan sık sık numara çekip çekmediğinden şüpheye düşüyordu.
‘’Var,’’ dedim kısaca.
ihracım konuşuluyordu en tepelerde, ne var ki cesaret edemiyorlardı.Kuyruklu belaydım, ama kuyruğum çok uzundu, çok insan takılıydı o kuyruğa.
Devam etti:
‘’Bu kadar içmemeni söylemiştim sana kaç kere.’’
Bana üçüncü sigarayı da yaktırdı böylece:
‘’Evet, bana bu yüzden bir kere daha söyleme.’’
Vazgeçmedi:
‘’ Dün gece perişan ettin bizi.’’
‘’Kusura bakma,’’ dedim.
Bunun son olacağını umuyordum, ama yanılmıştım. Daha önce hiç denemediği bir yoldan, dura dura ilerledi:
‘’Bunu sorarken seni çok sevdiğimi, çok içten olduğumu bilmemi isterim .. Derdin ne Şair? Ve… benim yapabileceğim bir şey var mı ?’’
‘’Asya’ya aşığım,’’ dedim hemen, söze tam gereken dozda şaka gazı katarak.
‘’Onu biliyoruz, başka?’’
Susturucu, kısa, yuvarlak bir şeyler söylemeliydim:
‘’içim sıkılıyor.’’
Sustuk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar