bugün
- gocu yla bilek güreşi yapmak6
- eski sevgilinin 1 haftada yeni sevgili yapması6
- yagmurcu ile revani yemek4
- sözlük erkekleri aranıyor mu6
- sedat pekmez12
- sözlük yazarlarının bileklikleri6
- kabullenince huzur veren gerçekler5
- spora vakit ayıramayan erkek oje sürsün2
- kadında güzellik aramayan erkek2
- sevgili yapınca her şeyden elini ayağını çekmek2
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi15
- bir kadını araba park ederken izlemek5
- dut ağacı4
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması8
- muşlettin amca4
- artık pek kullanılmayan kelimeler2
- haziran 2026 arnavutluk protestoları2
- ne yapıyorsunuz yakışıklı ve güzel dostlarım4
- yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler3
- pantolon cebinde lahmacun taşımak3
- agresif süs köpeği2
- utanmadan şort giyen erkek7
- elimde goruntuleriniz var4
- bir çiçek fotoğrafı bırak5
- yazarlara gelen son mesaj4
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- askerlik3
- sofra adabı2
- uludağ sözlük ün kokusu2
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler10
- diamond bosphoruss denen yazar2
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur6
- ismet gurbuz 202418
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi5
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- bakire kızla evlenmeyi savunmak7
- küfreden kız iticiliği8
- açlığı çekilmeyen insan2
- kadınlarda asalet2
- beyaz yakalıyım hissi veren gıdalar2
- pringles kutusuna eli giren yetişkin erkek2
- evlenmek için gereken minimum para5
- eski mesajları okumak3
- san marino nun dünya kupasını alması3
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel3
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak6
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı5
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
Bir kaç ay önce yaptığımız eylem. Kendisiyle ilgili -dolaylı yoldan da olsa- şöyle bir anım var:
istanbul'da okula yakın derme çatma bir gecekonduda oturuyoruz. aldığımız krediyi ödememek adına bu sene evlendik (son senemiz) sevdiceğimle. aylık 800 lira ile ev geçindirelemeyeceği için inşaatta çalışıyorum geceleri. üstümde yırtık pırtık bir mont var. amaç aracı meşrulaştırır mantığı ile kendime güzel bir ayakkabı ödünçalmıştım camiden. umarım hakkını helal eder o genç.
istanbul soğuğu malumunuz iç yakıyor. hele gece vakti inşaatta rüzgarı yiyorsanız ayrı bir yakıyor bu soğuk. en azından bir mont almak istiyordum. eşimle birlikte yemeğimizden kısarak bana mont almak için para biriktirmeye başladık. iki buçuk ay içinde aşağı yukarı 60 lira tasarruf ettik. en nihayetinde akşam üzeri mont alıp oradan da inşaata geçmek için yola koyuldum. fakat aman allahım bu ne biçim bir soğuktu. ne sibirya soğuğu ne de erzurum soğuğu baş edebilirdi bununla. üstüne üstlük karnım da feci bir şekilde açtı. dayanamayıp bir dükkanın içine sığındım. felek işte lüks sayılabilecek bir lokantaya girmişim. sanırsın rotschild'ın teras katında yemek yeniyor. derhal kovulmuş şeytana uyup masaya oturdum. ve krallara layık bir sofra hazırlattım kendime. neler yoktu ki masada, büyük sütaş ayrandan pilav üstü et dönere, evet et döner. salata bile vardı. açlıktan gözüm kararmış olacak ki, tez zamanda bitirdim yemeği cebimdeki 60 liraya güvenerek. binaenaleyh hesabı ödemek için kalktım masamdan. o lüks mekanda 60 lira tatlı parası olmalıydı. halbuki ben 30 liraya neler yememiştim ki. Artık iyice mayışmıştım . O anda, tavandan damlayan suların melodisini lüküs eşliğinde dinleyen içler acısı haldeki sevdiceğim geldi. şeytan derhal kafamdan attı bu düşünceyi. bugün benim günümdü.
cebimde otuz lira ile çıktım dışarı. o an kafama dank etti, 30 lira ile değil mont yağmurluk bile alamayacağım. üstelik iş saati de geçmişti. hava en az -18 dereceye düşmüştü. kaskatı kesildim, niye yürüyebileyim! etrafıma baktım. tekel bayiiden başka bir şey yoktu etrafta.
o anda aklıma dahiyane bir fikir geldi. kalan otuz liramla konyak alacaktım. malumunuz konyak soba etkisi yapıyor. uçsuz bucaksız antarktika buzullarında bile kısa kollu bir şekilde yürüyebilirsiniz alimallah. son otuz liramı da konyağa yatırdıktan sonra yürümeye devam ettim. konyak etkisini göstermişti. derhal üzerimdeki eski püskü montu fırlattım. pirince giderken evdeki bulgurdan da olmuştum. üstüm de yazlık bir kazakla -25 derecede yaklaşık üç kilometre yol aldım. cayır cayır yanıyordum sanki. yüzümdeki tere yağmur damlaları eşlik ediyordu.
nihayet eve vardım. karım kapıyı açtı yakıcı bir tebessümle. güzelce sarıldık birbirimize. benim kafa bir milyon oldu tabii. evde elektrik olmadığı için karanlıkta mont almadığımı fark edememiş olacak ki sevdiceğim bir şey dememişti. derken lüks ışığının himayesine girdik. karım gamzelerini gösterircesine tebessümler ikram ediyordu bana. gözleri de dolmuştu cancağızımın. ben de alkolün ve bana gösterilen şefkatin etkisiyle iyice mayışmıştım. ve "o an" geldi. saliseler eşliğinde mont almadığımı fark etti, ayrıca sarhoş olduğumun farkına vardı zalımın kızı. hiçbir şey söylemedi. söylese bile anlayacak halde değildim.
o gece ne olduğunu öğrenemedim. zira eşimin nerede olduğunu bilmiyorum, kim bilir nereye gitti. her şeyi sabah aynaya baktığım vakit anladım. patlıcan misali mosmordu gözlerim. böğrüm ağrıyordu ayrıca. neyle dövdüyse beni artık. uzun lafın kestirmesi aşkım geri dön lütfen!!!
istanbul'da okula yakın derme çatma bir gecekonduda oturuyoruz. aldığımız krediyi ödememek adına bu sene evlendik (son senemiz) sevdiceğimle. aylık 800 lira ile ev geçindirelemeyeceği için inşaatta çalışıyorum geceleri. üstümde yırtık pırtık bir mont var. amaç aracı meşrulaştırır mantığı ile kendime güzel bir ayakkabı ödünçalmıştım camiden. umarım hakkını helal eder o genç.
istanbul soğuğu malumunuz iç yakıyor. hele gece vakti inşaatta rüzgarı yiyorsanız ayrı bir yakıyor bu soğuk. en azından bir mont almak istiyordum. eşimle birlikte yemeğimizden kısarak bana mont almak için para biriktirmeye başladık. iki buçuk ay içinde aşağı yukarı 60 lira tasarruf ettik. en nihayetinde akşam üzeri mont alıp oradan da inşaata geçmek için yola koyuldum. fakat aman allahım bu ne biçim bir soğuktu. ne sibirya soğuğu ne de erzurum soğuğu baş edebilirdi bununla. üstüne üstlük karnım da feci bir şekilde açtı. dayanamayıp bir dükkanın içine sığındım. felek işte lüks sayılabilecek bir lokantaya girmişim. sanırsın rotschild'ın teras katında yemek yeniyor. derhal kovulmuş şeytana uyup masaya oturdum. ve krallara layık bir sofra hazırlattım kendime. neler yoktu ki masada, büyük sütaş ayrandan pilav üstü et dönere, evet et döner. salata bile vardı. açlıktan gözüm kararmış olacak ki, tez zamanda bitirdim yemeği cebimdeki 60 liraya güvenerek. binaenaleyh hesabı ödemek için kalktım masamdan. o lüks mekanda 60 lira tatlı parası olmalıydı. halbuki ben 30 liraya neler yememiştim ki. Artık iyice mayışmıştım . O anda, tavandan damlayan suların melodisini lüküs eşliğinde dinleyen içler acısı haldeki sevdiceğim geldi. şeytan derhal kafamdan attı bu düşünceyi. bugün benim günümdü.
cebimde otuz lira ile çıktım dışarı. o an kafama dank etti, 30 lira ile değil mont yağmurluk bile alamayacağım. üstelik iş saati de geçmişti. hava en az -18 dereceye düşmüştü. kaskatı kesildim, niye yürüyebileyim! etrafıma baktım. tekel bayiiden başka bir şey yoktu etrafta.
o anda aklıma dahiyane bir fikir geldi. kalan otuz liramla konyak alacaktım. malumunuz konyak soba etkisi yapıyor. uçsuz bucaksız antarktika buzullarında bile kısa kollu bir şekilde yürüyebilirsiniz alimallah. son otuz liramı da konyağa yatırdıktan sonra yürümeye devam ettim. konyak etkisini göstermişti. derhal üzerimdeki eski püskü montu fırlattım. pirince giderken evdeki bulgurdan da olmuştum. üstüm de yazlık bir kazakla -25 derecede yaklaşık üç kilometre yol aldım. cayır cayır yanıyordum sanki. yüzümdeki tere yağmur damlaları eşlik ediyordu.
nihayet eve vardım. karım kapıyı açtı yakıcı bir tebessümle. güzelce sarıldık birbirimize. benim kafa bir milyon oldu tabii. evde elektrik olmadığı için karanlıkta mont almadığımı fark edememiş olacak ki sevdiceğim bir şey dememişti. derken lüks ışığının himayesine girdik. karım gamzelerini gösterircesine tebessümler ikram ediyordu bana. gözleri de dolmuştu cancağızımın. ben de alkolün ve bana gösterilen şefkatin etkisiyle iyice mayışmıştım. ve "o an" geldi. saliseler eşliğinde mont almadığımı fark etti, ayrıca sarhoş olduğumun farkına vardı zalımın kızı. hiçbir şey söylemedi. söylese bile anlayacak halde değildim.
o gece ne olduğunu öğrenemedim. zira eşimin nerede olduğunu bilmiyorum, kim bilir nereye gitti. her şeyi sabah aynaya baktığım vakit anladım. patlıcan misali mosmordu gözlerim. böğrüm ağrıyordu ayrıca. neyle dövdüyse beni artık. uzun lafın kestirmesi aşkım geri dön lütfen!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar