bugün
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- türk seküler devrimi11
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi13
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı32
- fiat ın en iyi arabası8
- sarapci koala81
- tomris uyar'a ikinci yeninin yengesi diyen tip3
- paraya onem vermemek6
- kürtler5
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek6
- dokuzuncu nesil yazar karizması8
- yaşlı insanlar neden huysuz olur8
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz8
- azerbaycan a yerleşmek6
- gocu29
- bir sözlük yazarıyla evlenir misiniz7
- maltepe içen kadın5
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi7
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası11
- cop313
- sözlüğü sevmeyip yine de sözlükte yazmak4
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı7
- arkadaşlar zall gitti4
- bosna hersek2
- erkek döven kadın4
- gömü bulmak8
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- ekşi sözlük7
- bilinçaltı yansımalarını reel dünyada görmek2
- seks yapmak vs 31 çekmek3
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- usualsuspects ve mel mel bakan gibson ikilisi3
- bilgi içerikli entry giren ezik yazar3
- bir milyon dolarim olsaydi4
- bu koyden olsam ne olacak20
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- aç karnına kahve içmek8
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi5
- dinlerin yalan olması17
- nazım hikmet ran2
- nepal2
- sel2
- patlamış mısır yiyen erkek2
- karton toplama arabasıyla yokuş aşağı kaymak3
- kendinden biz diye bahsetmek6
- sesli kitap dinlemek4
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek5
- borçsuz kirasız iyi paradır2
- uludağ sözlük entry kotası3
Kur'an'daki beddua ve lânetler, belli vasıflara sahip kimselere yöneliktir. Kur'an, şahıslardan ziyade vasıfları, düşünceleri, muhatap alır. Netice itibariyle öbür dünyada, insanların bir kısmı, Allah'ın rahmetine ve ihsanlarına kavuşur, cennete girer. Bir kısmı da, onun lânetine uğrar/rahmetinden uzaklaşır, onun gazabı ve azabının merkezi olan cehennem zindanına girer.
Allah'ın Kur'an'daki bu tür ifadeleri, aslında merhameten söylenen birer uyarıdır. Çünkü, kötülüğün ne olduğunu bilmeyen ondan nasıl uzaklaşabilir? iyiliğe rehberlik etmek nasıl bir yoldur.
Kaldı ki, Kur'an'ın bu gibi sert ifadeleri, inkârcılara yöneliktir. Küfür ve inkârcılık ise, Allah'ın bin bir isim ve sıfatlarına karşı bir meydan okuyuştur. Kâinatın binler belgesiyle hak ve hakikatin varlığına yaptığı şahitliği reddetmek anlamına geliyor. Yüz binlerce peygamberin binler mucizelerini ve milyonlarca evliyanın milyonlarca keşif ve kerametlerini inkâr etmek hükmüne geçiyor.
Özetle, küfür ve inkâr, Allah'ın bütün isim ve sıfatlarının hadsiz tecellilerini, kâinatın had ve hesaba gelmez şahitliklerini yalanlamak ve onların hukukuna saygısızlık olduğundan, bu sert ifadelerle onları uyarmak tam yerinde bir belagattir.
Tebbet sûresi'ndeki bedduaya gelince:
Bu sûrenin mana şümulünde Ebu Leheb'in zatında kıyamete kadar onun zihniyetinde ve islâm'a zıt olan insanların durumu açıklanmıştır. Ebu Leheb bunlardan birisidir. Dolaysıyla bu sûrede vurgu yapılan sadece fani ve ölümlü bir insanın hatalarını anlatmak değil, bu vesileyle bu tür hatalara düşmemek için kulları uyarmaktır.
Hem Allah Kur'an'da kullarının anlaycağı üslupta konuşmaktadır ki buna "tenezzülat-ı ilahiye" denir. insanlar kendi aralarında beddua gibi kınama ifadelerini kullanmaktadırlar. Allah'da kullarının anlayacağı şekilde, hata yapan bir kulunun hatasına vurgu yapmak ve diğer kullarına bildirmek için, hatanın derecesine göre şiddetli ifadeler kullanmaktadır. Bu şekilde kullarını o hatalara karşı uyarmaktadır. Hem islâm'a karşı olan Hz. Peygamber (asm)'in amcası da olsa iltimas görmeyeceğine işaret var.
Elmalılı bu konuda şöyle der:
"Ebu Leheb, şahsı gösteren bir künye olmakla beraber lügat itibarıyla asıl mânâsı, 'alev babası' demektir. O itibarla Hz. Peygamber (asm)'e ve islâm'a karşı ateş püskürmek isteyip de, kendini cehenneme atmış olan kâfirlerin hepsinin temsilcisi olması sebebiyle onun helâki, hepsinin helâkına misâl yapılmıştır ki, bu da,"
"Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki, kâfirler istemese de Allah, mutlaka nûrunu tamamlamak ister." (Tevbe, 9/32)
"âyetinin ifade ettiği anlama işaret olur. Künyeler, âlem ismi olmakla beraber, yerine göre Hâtem-i Tâi'nin cömertlik, Ebu Hanife'nin ilim ile şöhret bulması gibi sıfatlık mânâsına gelmelerinden ve meânî ilminde Ebu Leheb isminin de 'ateş babası' demek olmasından dolayı, kinâye yoluyla 'cehennemlik' vasfına delâlet eden meşhur bir misâl olarak söylenmiştir. Ayrıca kinâyeler de, hakikatin iradesine engel olmayacağına göre burada, söz konusu mânânın hususi bir önemi vardır. Yani maksat sadece Ebu Leheb'in şahsını belirtmekten ibaret olmayıp, onun vasfına ve bu vasıfta ona benzeyenlerin hallerine de işaret edilmiş demektir." (H.Yazır, Hak Dini Kur'an Dili)
Allah'ın Kur'an'daki bu tür ifadeleri, aslında merhameten söylenen birer uyarıdır. Çünkü, kötülüğün ne olduğunu bilmeyen ondan nasıl uzaklaşabilir? iyiliğe rehberlik etmek nasıl bir yoldur.
Kaldı ki, Kur'an'ın bu gibi sert ifadeleri, inkârcılara yöneliktir. Küfür ve inkârcılık ise, Allah'ın bin bir isim ve sıfatlarına karşı bir meydan okuyuştur. Kâinatın binler belgesiyle hak ve hakikatin varlığına yaptığı şahitliği reddetmek anlamına geliyor. Yüz binlerce peygamberin binler mucizelerini ve milyonlarca evliyanın milyonlarca keşif ve kerametlerini inkâr etmek hükmüne geçiyor.
Özetle, küfür ve inkâr, Allah'ın bütün isim ve sıfatlarının hadsiz tecellilerini, kâinatın had ve hesaba gelmez şahitliklerini yalanlamak ve onların hukukuna saygısızlık olduğundan, bu sert ifadelerle onları uyarmak tam yerinde bir belagattir.
Tebbet sûresi'ndeki bedduaya gelince:
Bu sûrenin mana şümulünde Ebu Leheb'in zatında kıyamete kadar onun zihniyetinde ve islâm'a zıt olan insanların durumu açıklanmıştır. Ebu Leheb bunlardan birisidir. Dolaysıyla bu sûrede vurgu yapılan sadece fani ve ölümlü bir insanın hatalarını anlatmak değil, bu vesileyle bu tür hatalara düşmemek için kulları uyarmaktır.
Hem Allah Kur'an'da kullarının anlaycağı üslupta konuşmaktadır ki buna "tenezzülat-ı ilahiye" denir. insanlar kendi aralarında beddua gibi kınama ifadelerini kullanmaktadırlar. Allah'da kullarının anlayacağı şekilde, hata yapan bir kulunun hatasına vurgu yapmak ve diğer kullarına bildirmek için, hatanın derecesine göre şiddetli ifadeler kullanmaktadır. Bu şekilde kullarını o hatalara karşı uyarmaktadır. Hem islâm'a karşı olan Hz. Peygamber (asm)'in amcası da olsa iltimas görmeyeceğine işaret var.
Elmalılı bu konuda şöyle der:
"Ebu Leheb, şahsı gösteren bir künye olmakla beraber lügat itibarıyla asıl mânâsı, 'alev babası' demektir. O itibarla Hz. Peygamber (asm)'e ve islâm'a karşı ateş püskürmek isteyip de, kendini cehenneme atmış olan kâfirlerin hepsinin temsilcisi olması sebebiyle onun helâki, hepsinin helâkına misâl yapılmıştır ki, bu da,"
"Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki, kâfirler istemese de Allah, mutlaka nûrunu tamamlamak ister." (Tevbe, 9/32)
"âyetinin ifade ettiği anlama işaret olur. Künyeler, âlem ismi olmakla beraber, yerine göre Hâtem-i Tâi'nin cömertlik, Ebu Hanife'nin ilim ile şöhret bulması gibi sıfatlık mânâsına gelmelerinden ve meânî ilminde Ebu Leheb isminin de 'ateş babası' demek olmasından dolayı, kinâye yoluyla 'cehennemlik' vasfına delâlet eden meşhur bir misâl olarak söylenmiştir. Ayrıca kinâyeler de, hakikatin iradesine engel olmayacağına göre burada, söz konusu mânânın hususi bir önemi vardır. Yani maksat sadece Ebu Leheb'in şahsını belirtmekten ibaret olmayıp, onun vasfına ve bu vasıfta ona benzeyenlerin hallerine de işaret edilmiş demektir." (H.Yazır, Hak Dini Kur'an Dili)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar