bugün
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun18
- yemek yedikten sonra kusmak8
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır16
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- nervionun beni engellemesi9
- kemalizm neden çöktü5
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar buldum9
- kemalizmin çöküşü8
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- iremganın anısına3
- şükürcülük9
- büyük oyunu görmek9
- arkadaşla ben vazgeçtim5
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- ucan tekme atan hipopotam43
- frank lucas'a bir mesaj bırak4
- dedemi astılar diye ağlamak4
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- izmir7
- diş sıkmak5
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- recep tayyip erdoğan12
- sinek as2
- kadere inanıyor musunuz4
- son entrime bakın2
- saçları permalı sözlük kızı10
- üzgün olunca yapılabilecek kafa dağıtma yöntemleri2
- persona değişikliği4
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- bodrum daki kırolar4
- ben bazen sözlükte ne yapıyorum hissi2
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- havanın uykuyu getirmesi4
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- profil fotoğrafı olmayan az takipçili erkek4
- 2026 ekim ayı nasıl geçiyor4
- dijital modern meyhane vs yeni nesil meyhane3
- iki aylık hesapların şüphe uyandırması4
- kenya3
- tuvalet aynası karşısında fotoğraf çeken nesil3
- fal bakmayı bilen hipopotamlar4
geçen ay, hafta sonu Bursa'ya gittikten sonra tekrar bursa-istanbul dönüşü sırasında gerçekleşmiş olaydır.
yolculuk olması gerektiği gibi başlamıştı aslında. bir sonraki durakta bi' kadınla o küçük çocuğu binene kadar her şey yolundaydı.
neyse bunlar tam önümdeki koltuğa oturdular ve çocuğun manyağın teki olduğunu anlamam uzun sürmedi. çünkü daha otobüs hareket etmeden yaptığı hareketlerden belli etmişti bela olduğunu. çocuk diyorum ama çocuk demeye bin şahit ister. bildiğin arjen robben'in kafasını alıp küçük bir bedene takmışlar, çocuk diye millete yutturuyorlar amk. işte bu psikopatın otobüsün hareket etmesiyle ağlamaya başlaması bir oldu. ama nasıl ağlıyor görmeniz lâzım, öyle böyle değil. full stereo ağlıyor. afedersiniz ama sanki götüne hoparlör takmışlar, avazı çıktığı kadar bağırıyor. annesi susturmak için her yolu denedi, bir sürü vaatler sıraladı ama bana mısın demedi. dondurmalar, çikolatalar, halleyler, kolalar.. onlar yetmedi bu sefer kadın tehdide başladı, her türlü polis ve askerî gücü tehdidinde kullandı. ''bak bak polis geliyor, şimdi asker amcalar gelecek çükünü kesecek'' falan dedi ama çocuk anarşist ruhlu aga, başkaldırdı, isyan etti. nasıl birinin tohumuysa artık ''babamı isterim babamı isterim'' diye zırlamaya devam etti.
otobüsteki kişilerinin tümünün kafaları çocuğa dönüktü. herkeste bir cıkcıklama, kınama, ''cık cık cık, çok şımartmışlar çok'' tespitleri yapan bilinçli amca ve teyzeler falan. çocuğu susturup otobüse huzur vermek için elinden gelen her türlü şebekliği yapan bir muavin. tüm otobüs seferberdi çocuk için. arada bir annesi, en yakınında biz oturduğumuz için arkaya dönüp ''sizi de rahatsız ettik, kusura bakmayın lütfen'' diyerek özür diledi durmadan. sonra kadın daralmış olacak ki artık, su almak için kalkıp muavin'in yanına doğru kendisi gitti ama çocuk ''babam'' konulu ağlamasına tek başına kalmış olsa da devam etti. işte o sırada yanımda oturan ve o ana kadar sesi çıkmayan, yaşlı, ramiz dayı görünümlü amca, ön koltuğa doğru eğildi. çocuğun omzunu dürtüp kendine doğru bakmasını sağladı ve sadece üçümüzün duyacağı o efsane sözleri fısıldadı çocuğa:
- eğer biraz daha ağlamaya devam edersen ebeni ırzını belanı sikerim lan senin, pezevengin evladı..
amcaya baktım, o da ramiz dayı gibi ''bu iş böyle halledilir yeğenim'' dercesine bi' bakış attı bana ve tekrar sakince arkasına yaslandı. çocuk bir daha inene kadar ağzını dahi açamadı. arada bir göz ucuyla amcaya korkuyla bakmaktan başka hiçbir şey yapamadı. kıpırdayamadı bile. dumura uğramanın verdiği o şaşkınlıkla, aptallaşmayla ve korkuyla karışık bi' ifade çöktü suratının ortasına. tüm otobüs rahatladı. çocuk bu dumur halini otobüsten inene kadar devam ettirdi ve atalarımızın ''nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.'' sözü bir kez daha doğrulandı. gerçi köteğe gerek kalmadı ama o da başka bir sefere artık.
yolculuk olması gerektiği gibi başlamıştı aslında. bir sonraki durakta bi' kadınla o küçük çocuğu binene kadar her şey yolundaydı.
neyse bunlar tam önümdeki koltuğa oturdular ve çocuğun manyağın teki olduğunu anlamam uzun sürmedi. çünkü daha otobüs hareket etmeden yaptığı hareketlerden belli etmişti bela olduğunu. çocuk diyorum ama çocuk demeye bin şahit ister. bildiğin arjen robben'in kafasını alıp küçük bir bedene takmışlar, çocuk diye millete yutturuyorlar amk. işte bu psikopatın otobüsün hareket etmesiyle ağlamaya başlaması bir oldu. ama nasıl ağlıyor görmeniz lâzım, öyle böyle değil. full stereo ağlıyor. afedersiniz ama sanki götüne hoparlör takmışlar, avazı çıktığı kadar bağırıyor. annesi susturmak için her yolu denedi, bir sürü vaatler sıraladı ama bana mısın demedi. dondurmalar, çikolatalar, halleyler, kolalar.. onlar yetmedi bu sefer kadın tehdide başladı, her türlü polis ve askerî gücü tehdidinde kullandı. ''bak bak polis geliyor, şimdi asker amcalar gelecek çükünü kesecek'' falan dedi ama çocuk anarşist ruhlu aga, başkaldırdı, isyan etti. nasıl birinin tohumuysa artık ''babamı isterim babamı isterim'' diye zırlamaya devam etti.
otobüsteki kişilerinin tümünün kafaları çocuğa dönüktü. herkeste bir cıkcıklama, kınama, ''cık cık cık, çok şımartmışlar çok'' tespitleri yapan bilinçli amca ve teyzeler falan. çocuğu susturup otobüse huzur vermek için elinden gelen her türlü şebekliği yapan bir muavin. tüm otobüs seferberdi çocuk için. arada bir annesi, en yakınında biz oturduğumuz için arkaya dönüp ''sizi de rahatsız ettik, kusura bakmayın lütfen'' diyerek özür diledi durmadan. sonra kadın daralmış olacak ki artık, su almak için kalkıp muavin'in yanına doğru kendisi gitti ama çocuk ''babam'' konulu ağlamasına tek başına kalmış olsa da devam etti. işte o sırada yanımda oturan ve o ana kadar sesi çıkmayan, yaşlı, ramiz dayı görünümlü amca, ön koltuğa doğru eğildi. çocuğun omzunu dürtüp kendine doğru bakmasını sağladı ve sadece üçümüzün duyacağı o efsane sözleri fısıldadı çocuğa:
- eğer biraz daha ağlamaya devam edersen ebeni ırzını belanı sikerim lan senin, pezevengin evladı..
amcaya baktım, o da ramiz dayı gibi ''bu iş böyle halledilir yeğenim'' dercesine bi' bakış attı bana ve tekrar sakince arkasına yaslandı. çocuk bir daha inene kadar ağzını dahi açamadı. arada bir göz ucuyla amcaya korkuyla bakmaktan başka hiçbir şey yapamadı. kıpırdayamadı bile. dumura uğramanın verdiği o şaşkınlıkla, aptallaşmayla ve korkuyla karışık bi' ifade çöktü suratının ortasına. tüm otobüs rahatladı. çocuk bu dumur halini otobüsten inene kadar devam ettirdi ve atalarımızın ''nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.'' sözü bir kez daha doğrulandı. gerçi köteğe gerek kalmadı ama o da başka bir sefere artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar