bugün
- uludağ sözlük çeteleri9
- en boktan on yıl5
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak5
- anın fotoğrafı12
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- ütü6
- çipli top2
- gammaz başı geldi2
- sözlük yazarları nerede sorunsalı2
- true neden çaylak sorunsalı2
- yüksek sesle gülmek6
- anın görüntüsü14
- hırvatistan14
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- aleyna tilki3
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
- ak parti sevdalısı yazarlar2
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- kuran ı kerim meali3
- üçüncü köprünün ucunu istiyorum2
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- red flag erkek listesi9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- menemen9
- nöbet5
- dr pimple popper3
- kral kaybederse4
- ölüm9
- arnavutluk3
- japonya24
- memati baş3
- saraca bey bey birader2
- patlak erkekler nasıl anlaşılır2
- ismet pürmüz2
- ogün samast3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- ekonomi3
- insanlara laf anlatmak3
- iran2
- fabrikaların kalite bölümündeki kızlar2
- velvet11
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- en uzun mesafe4
- türk müsün türkiyeli misin12
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- balık etli mi kuru götlü mü5
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- köfteci yusuf5
- ölümü merak etmek2
olabilmek için torpil patlatmanın çok önemli olduğu meslek grubu maalesef.
kamuya "memur" olabilmek için önünüzde duran fırsatlardan en kolay yoldur bu meslek; lise mezunu ol, KPSS'den 70 ve üzeri puan al, üç dakikada 90 kelime yaz (yazamıyorsan öl), el yapımı parça tesirli sağlam bir torpil patlat ve etrafa saçılan şarapnel parçaları eşliğinde o cümleyi sarf et: yaşasın sonunda devlete sırtımı dayadım.
türkiye'de memur algısı bellidir. çalışmayan, ne az ne çok bir maaş alıp soft bir hayat yaşayan, krediyle orta sınıf bir araba alıp ilk fırsatta evlenerek yıllık izninde köye babasının dedesinin elini öpmeye giden insan.
ancak "zabıt katibi" için adliye çok farklıdır. sosyal hayatından insanlara olan bakış açısına kadar farklı şeylere sürükleyen bir maceranın başlangıcıdır. her yönüyle insanı etkiler.
hakim-savcı kişisiyle aracısız olarak direkmen işleri yürütmek, adliye teşkilatında işleyiş böyle. öyle şef, müdür, genel müdür, sorumlu, amir vs. aracılığıyla hakim-savcı'ya erişim yoktur, doğrudan doğruya bu adliyenin en kutsal kişiliklerine bağlı çalışma ortamından bahsediyorum ki sen zabıt katibisin, katipsin, niteliksiz bir memursun onların çoğunun gözünde ve bu doğrudan ilişkinin yarattığı insanlık dramlarını bu mesleği yapanlar daha mesleğinin ilk aylarında net olarak tecrübe etmeye başlarlar ve sinir dolu bir hayatın kapıları açılır.
hukuki işlemlerin, teknik ayrıntılara doğru bir şekilde işlenebilmesi ve veri girişi bu mesleğin şu anda özüdür ki bu meslek yavaş yavaş yazmanlıktan çıkmaya başlıyor. klavye kullanmadan tensip zaptı hatta karar hazırlamaktan bahsediyorum.
neyse konuyu fazla dağıtmadan, torpil adı verilen kayırmacılıkla bu mesleğe girenlerin arasında gerçekten işini hakkıyla yapanların olduğunu veya oha denicek kpss puanı ve yuh artık denecek klavye başarısıyla bu mesleğe girenler arasından iki cümleyi sağlıklı ve akıcı konuşamayan, yakalama emri çıkartılmasını on defa anlatılmasına rağmen anlamayan denyoları da gördük.
değinmek istediğim bir husus da; "emek sömürüsü" denen kavramın yalnızca işçi sınıfına ait olmadığını bürokraside de yetkiyi elinde bulunduranın bunu kolaylıkla yapabileceğidir. hele ki yazan-yazdıran çiftini düşünürsek "yazdıran" kişide yetki olduğunda kendisini aradan çıkartıp işin zihni kısmını dahi astına devrederek adaletsizlik ve zulüm örnekleri sergileyenlerin "yargıç" sıfatını taşıdığı duruşma salonlarında ancak piknik yapılır.
kamuya "memur" olabilmek için önünüzde duran fırsatlardan en kolay yoldur bu meslek; lise mezunu ol, KPSS'den 70 ve üzeri puan al, üç dakikada 90 kelime yaz (yazamıyorsan öl), el yapımı parça tesirli sağlam bir torpil patlat ve etrafa saçılan şarapnel parçaları eşliğinde o cümleyi sarf et: yaşasın sonunda devlete sırtımı dayadım.
türkiye'de memur algısı bellidir. çalışmayan, ne az ne çok bir maaş alıp soft bir hayat yaşayan, krediyle orta sınıf bir araba alıp ilk fırsatta evlenerek yıllık izninde köye babasının dedesinin elini öpmeye giden insan.
ancak "zabıt katibi" için adliye çok farklıdır. sosyal hayatından insanlara olan bakış açısına kadar farklı şeylere sürükleyen bir maceranın başlangıcıdır. her yönüyle insanı etkiler.
hakim-savcı kişisiyle aracısız olarak direkmen işleri yürütmek, adliye teşkilatında işleyiş böyle. öyle şef, müdür, genel müdür, sorumlu, amir vs. aracılığıyla hakim-savcı'ya erişim yoktur, doğrudan doğruya bu adliyenin en kutsal kişiliklerine bağlı çalışma ortamından bahsediyorum ki sen zabıt katibisin, katipsin, niteliksiz bir memursun onların çoğunun gözünde ve bu doğrudan ilişkinin yarattığı insanlık dramlarını bu mesleği yapanlar daha mesleğinin ilk aylarında net olarak tecrübe etmeye başlarlar ve sinir dolu bir hayatın kapıları açılır.
hukuki işlemlerin, teknik ayrıntılara doğru bir şekilde işlenebilmesi ve veri girişi bu mesleğin şu anda özüdür ki bu meslek yavaş yavaş yazmanlıktan çıkmaya başlıyor. klavye kullanmadan tensip zaptı hatta karar hazırlamaktan bahsediyorum.
neyse konuyu fazla dağıtmadan, torpil adı verilen kayırmacılıkla bu mesleğe girenlerin arasında gerçekten işini hakkıyla yapanların olduğunu veya oha denicek kpss puanı ve yuh artık denecek klavye başarısıyla bu mesleğe girenler arasından iki cümleyi sağlıklı ve akıcı konuşamayan, yakalama emri çıkartılmasını on defa anlatılmasına rağmen anlamayan denyoları da gördük.
değinmek istediğim bir husus da; "emek sömürüsü" denen kavramın yalnızca işçi sınıfına ait olmadığını bürokraside de yetkiyi elinde bulunduranın bunu kolaylıkla yapabileceğidir. hele ki yazan-yazdıran çiftini düşünürsek "yazdıran" kişide yetki olduğunda kendisini aradan çıkartıp işin zihni kısmını dahi astına devrederek adaletsizlik ve zulüm örnekleri sergileyenlerin "yargıç" sıfatını taşıdığı duruşma salonlarında ancak piknik yapılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar