bugün
- yazarların en son bitirdiği kitap5
- arkadaşlar hangi diziye başlasam5
- ispanya daki göçmen krizi9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- her gün alkol almak3
- selamün aleyküm beyler2
- yeni dünya düzeni3
- 29 yaş altı sözlükten silinsin2
- çöp yanında poşette kitap bulmak3
- sözlükteki derin yapılanma4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- mutlu kalmak için öneriler5
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması4
- aylık 509 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- hırvatistan12
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu5
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- lunapark2
- uçurtma uçuran çocuk2
- beni özleyenler elime mum diksin15
- solcuların faşistlerden beter olması2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- rüyada nervio yu görmek5
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek2
- ekşi sözlük2
- milliyetçi chp li2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- anın görüntüsü15
- tatile sivasa gitmek4
- güzel cumartesiler3
- kötülük2
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- dolar 100 lira olsa olacaklar3
- stack overflow kopyala yapıştır4
- osmanlıcılar4
- muşlettin bey birader erecto biraderdir3
- sümer dili6
- yunanistan29
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- aylık 506 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- o kaç gram3
- gammazcı geldi gammazcııı hani'ya gammazcı2
- italya'nın ispanya ile schengen'i askıya alması2
- forlove194
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- ılımlı islam4
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek4
- pforzheim şu an 26 derece2
- küçük çocukların sizi kahraman olarak görmesi3
- para bok huzur yok2
dün gece iş arkadaşlarım ve yabancı ortaklarla çıktığımız istanbul turunda gerçekleştirdiğim eylemdir. bütün gün 2013 yılını analiz etmiş, kar/zarar tablolarını hatim etmiş yeni pazarlama ve ürün stratejileri planlamış ve artık sıkıntıdan hanımlar manikür zamanlarının gelip gelmediğini düşünüp; beyler kravatlarını gevşetip 'lan hangisine yazsam acaba' diye düşünürken ortamın kokusunu alıp; hep beraber bir gece turu yapmayı önermiştim. tam bir katılım olduğunu görüp reinaya gitmeye karar verdim ve sekretere loca rezervasyonu için ricada bulunmuştum.
toplantıdan sonra biraz dinlenip yemeğe çıkıldıktan sonra doğruca reina'nın yolunu tuttuk. garsonlar tarafından locamıza eşlik edilip, locaya yerleştikten sonra ilk önce hafif içkiler ve mesafeli sohbetle geçerken müziğin ve içilen içkilerin hızlanması neticesinde mesafeyi belirleyen libidolar, sohbeti belirleyen ise flörtöz cümleler olmuştu.
martin garrix, dj tiesto, lady gaga remixleri derken birden ebru gündeş ve suçsuz, günahsız, iftira atılan, hor görülen, itilip kakılan; 'söyleyin lan kaç para bir flüt, kaç para lan' kocası reza zarrab'ın dramı aklıma geldi. tanrım, fit vücudum tekno ritimler ile bir titreşime alınmış 3310 edasıyla titrerken, düşüncelerime prangalar vuramıyordum. allah'ım... hemen bir şişe 'dom perignon' söyledim. (fakirler bilmez, zenginler de fakirlere anlatmasın; tüyo versin, fakirler tahmin etsin)
kafamdaki düşünceleri dağıtmak ve birazda şehr-i diyar kentimle başbaşa kalabilmek ve şehrimin gerdanlığını görebilmek için bir kadeh 'dom perignon' ve purom ile açık havaya çıktım. allah'ım yine adalet aklımda gene adalet, gene hesaplaşmalar, gene nöronların beni iç gıcıklayıcı bir sesle seviyeli bir sohbete davet edişi vardı.
hande ataizi zamanında niye tuvalet camına sıkışmıştı lan, niye ibrahim kutluay demet akalın'ı bırakıp demet şener'le evlenmişti peki ya serdar ortaç'ı kim kumara alıştırmıştı, sinan akçıl hadise'yi gerçekten hande yener ile aldatmış mıydı? kafamda deli sorular vardı sevgili yazarlar.
ve düşündükçe kafamdaki sis azalıyor, gözlerim adeta yeşilçam'da yıllarca kör olan ama talihli bir araba kazası sonucu gözleri açılan fatma girik'in gözleri gibi açılıyordu.
Bütün bu soruların cevabı ülkemizdeki tuvalet camlarının küçüklüğünde, isim benzerliği olan ünlü kadınların karışıp yanlış nikah kıyılmasında, insanımızın serdar otraç'ın şarkılarına post-modern olgular yüklemesinde ve sinan akçıl'ın düşük ve dar omuzlarının hande yener'i hadise'den daha fazla etkilemesindeydi.
tanrım, beynim; nöronlarımın elektrik boşalmasıyla rahatlıyor, bedenim; yiğit bulut'un jöleli saçlarında kaydırak misali kayıyormuşçasına ferahlıyordu.
arkadaşlar bu sorunların üstesinden ancak ve ancak adeleli vücuda, zeki bir kurdun bakışlarına ve bir engerek yılanının esnekliğine sahip olan ahu tuğba'nın eski sevgilisi meriç gelebilirdi.
meriç'i hangi şarkıyla anabileceğimizi bilemediğimden ve alkol, libido karışımının beynimi ele geçirmesinden dolayı ancak enternasyonal marşını çaldırabildim. dostlarımdan, canlarımdan, ciğerlerimden özür diler ve bir xanax, bir diazem alındıktan sonra kıvanç tatlıtuğ'a benzeyen vücudumla siz saygıdeğer yazarların affına sığınıyorum.
toplantıdan sonra biraz dinlenip yemeğe çıkıldıktan sonra doğruca reina'nın yolunu tuttuk. garsonlar tarafından locamıza eşlik edilip, locaya yerleştikten sonra ilk önce hafif içkiler ve mesafeli sohbetle geçerken müziğin ve içilen içkilerin hızlanması neticesinde mesafeyi belirleyen libidolar, sohbeti belirleyen ise flörtöz cümleler olmuştu.
martin garrix, dj tiesto, lady gaga remixleri derken birden ebru gündeş ve suçsuz, günahsız, iftira atılan, hor görülen, itilip kakılan; 'söyleyin lan kaç para bir flüt, kaç para lan' kocası reza zarrab'ın dramı aklıma geldi. tanrım, fit vücudum tekno ritimler ile bir titreşime alınmış 3310 edasıyla titrerken, düşüncelerime prangalar vuramıyordum. allah'ım... hemen bir şişe 'dom perignon' söyledim. (fakirler bilmez, zenginler de fakirlere anlatmasın; tüyo versin, fakirler tahmin etsin)
kafamdaki düşünceleri dağıtmak ve birazda şehr-i diyar kentimle başbaşa kalabilmek ve şehrimin gerdanlığını görebilmek için bir kadeh 'dom perignon' ve purom ile açık havaya çıktım. allah'ım yine adalet aklımda gene adalet, gene hesaplaşmalar, gene nöronların beni iç gıcıklayıcı bir sesle seviyeli bir sohbete davet edişi vardı.
hande ataizi zamanında niye tuvalet camına sıkışmıştı lan, niye ibrahim kutluay demet akalın'ı bırakıp demet şener'le evlenmişti peki ya serdar ortaç'ı kim kumara alıştırmıştı, sinan akçıl hadise'yi gerçekten hande yener ile aldatmış mıydı? kafamda deli sorular vardı sevgili yazarlar.
ve düşündükçe kafamdaki sis azalıyor, gözlerim adeta yeşilçam'da yıllarca kör olan ama talihli bir araba kazası sonucu gözleri açılan fatma girik'in gözleri gibi açılıyordu.
Bütün bu soruların cevabı ülkemizdeki tuvalet camlarının küçüklüğünde, isim benzerliği olan ünlü kadınların karışıp yanlış nikah kıyılmasında, insanımızın serdar otraç'ın şarkılarına post-modern olgular yüklemesinde ve sinan akçıl'ın düşük ve dar omuzlarının hande yener'i hadise'den daha fazla etkilemesindeydi.
tanrım, beynim; nöronlarımın elektrik boşalmasıyla rahatlıyor, bedenim; yiğit bulut'un jöleli saçlarında kaydırak misali kayıyormuşçasına ferahlıyordu.
arkadaşlar bu sorunların üstesinden ancak ve ancak adeleli vücuda, zeki bir kurdun bakışlarına ve bir engerek yılanının esnekliğine sahip olan ahu tuğba'nın eski sevgilisi meriç gelebilirdi.
meriç'i hangi şarkıyla anabileceğimizi bilemediğimden ve alkol, libido karışımının beynimi ele geçirmesinden dolayı ancak enternasyonal marşını çaldırabildim. dostlarımdan, canlarımdan, ciğerlerimden özür diler ve bir xanax, bir diazem alındıktan sonra kıvanç tatlıtuğ'a benzeyen vücudumla siz saygıdeğer yazarların affına sığınıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar