bugün
- biraderleri üst üste koymak6
- kızartma yağından sabun yapmak8
- flört edinmek4
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- eşek sucuğu13
- saxo bank'tan altın yükseliş yorumu5
- şirinevler5
- kimseyi memnun edememek13
- var bunda bir karın ağrısı3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- işi gücü borsa siyaset olan insan2
- aşık yorguni8
- yabani olmakla cool olmayı karıştıran tip2
- insanın bu hayattaki amacı17
- ilk buluşmada öpen kız4
- gül kokusu3
- doktor yalakası tipler2
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- cips yerine erik yemek2
- kargo beklemek2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın7
- fotoğraf çekerek para kazanmak2
- sude sendromu7
- 17 haziran 2026 arjantin cezayir maçı3
- fenerbahçe'nin kemalistlerin takımı olması5
- hatay arap şehridir5
- aint your mama3
- asuncion2
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi7
- abd iran barışı olmasa kıyamet kopardı2
- ulu kelimesinin kökeni2
- günün şiiri7
- messi'nin arjantin cezayir maçında 3 gol atması2
- kadın sanılıp dm atılan yazarlar veritabanı2
- akademisyen egosu6
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- erkeklerin inadına 100 kilo oluyoruz kampanyası2
- 2026 dünya kupasını almak için yapmamız gerekenler3
- güne bir şarkı bırak10
- erkek ısrarı5
- intihar etmek7
- fildişi sahili'nin çoğunun müslüman olması3
- devlet bahçeli5
- 17 haziran 2026 ırak norveç maçı4
- sözlüğe gelince alınan koku7
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- ışıktan daha hızlı olan şey7
dün gece iş arkadaşlarım ve yabancı ortaklarla çıktığımız istanbul turunda gerçekleştirdiğim eylemdir. bütün gün 2013 yılını analiz etmiş, kar/zarar tablolarını hatim etmiş yeni pazarlama ve ürün stratejileri planlamış ve artık sıkıntıdan hanımlar manikür zamanlarının gelip gelmediğini düşünüp; beyler kravatlarını gevşetip 'lan hangisine yazsam acaba' diye düşünürken ortamın kokusunu alıp; hep beraber bir gece turu yapmayı önermiştim. tam bir katılım olduğunu görüp reinaya gitmeye karar verdim ve sekretere loca rezervasyonu için ricada bulunmuştum.
toplantıdan sonra biraz dinlenip yemeğe çıkıldıktan sonra doğruca reina'nın yolunu tuttuk. garsonlar tarafından locamıza eşlik edilip, locaya yerleştikten sonra ilk önce hafif içkiler ve mesafeli sohbetle geçerken müziğin ve içilen içkilerin hızlanması neticesinde mesafeyi belirleyen libidolar, sohbeti belirleyen ise flörtöz cümleler olmuştu.
martin garrix, dj tiesto, lady gaga remixleri derken birden ebru gündeş ve suçsuz, günahsız, iftira atılan, hor görülen, itilip kakılan; 'söyleyin lan kaç para bir flüt, kaç para lan' kocası reza zarrab'ın dramı aklıma geldi. tanrım, fit vücudum tekno ritimler ile bir titreşime alınmış 3310 edasıyla titrerken, düşüncelerime prangalar vuramıyordum. allah'ım... hemen bir şişe 'dom perignon' söyledim. (fakirler bilmez, zenginler de fakirlere anlatmasın; tüyo versin, fakirler tahmin etsin)
kafamdaki düşünceleri dağıtmak ve birazda şehr-i diyar kentimle başbaşa kalabilmek ve şehrimin gerdanlığını görebilmek için bir kadeh 'dom perignon' ve purom ile açık havaya çıktım. allah'ım yine adalet aklımda gene adalet, gene hesaplaşmalar, gene nöronların beni iç gıcıklayıcı bir sesle seviyeli bir sohbete davet edişi vardı.
hande ataizi zamanında niye tuvalet camına sıkışmıştı lan, niye ibrahim kutluay demet akalın'ı bırakıp demet şener'le evlenmişti peki ya serdar ortaç'ı kim kumara alıştırmıştı, sinan akçıl hadise'yi gerçekten hande yener ile aldatmış mıydı? kafamda deli sorular vardı sevgili yazarlar.
ve düşündükçe kafamdaki sis azalıyor, gözlerim adeta yeşilçam'da yıllarca kör olan ama talihli bir araba kazası sonucu gözleri açılan fatma girik'in gözleri gibi açılıyordu.
Bütün bu soruların cevabı ülkemizdeki tuvalet camlarının küçüklüğünde, isim benzerliği olan ünlü kadınların karışıp yanlış nikah kıyılmasında, insanımızın serdar otraç'ın şarkılarına post-modern olgular yüklemesinde ve sinan akçıl'ın düşük ve dar omuzlarının hande yener'i hadise'den daha fazla etkilemesindeydi.
tanrım, beynim; nöronlarımın elektrik boşalmasıyla rahatlıyor, bedenim; yiğit bulut'un jöleli saçlarında kaydırak misali kayıyormuşçasına ferahlıyordu.
arkadaşlar bu sorunların üstesinden ancak ve ancak adeleli vücuda, zeki bir kurdun bakışlarına ve bir engerek yılanının esnekliğine sahip olan ahu tuğba'nın eski sevgilisi meriç gelebilirdi.
meriç'i hangi şarkıyla anabileceğimizi bilemediğimden ve alkol, libido karışımının beynimi ele geçirmesinden dolayı ancak enternasyonal marşını çaldırabildim. dostlarımdan, canlarımdan, ciğerlerimden özür diler ve bir xanax, bir diazem alındıktan sonra kıvanç tatlıtuğ'a benzeyen vücudumla siz saygıdeğer yazarların affına sığınıyorum.
toplantıdan sonra biraz dinlenip yemeğe çıkıldıktan sonra doğruca reina'nın yolunu tuttuk. garsonlar tarafından locamıza eşlik edilip, locaya yerleştikten sonra ilk önce hafif içkiler ve mesafeli sohbetle geçerken müziğin ve içilen içkilerin hızlanması neticesinde mesafeyi belirleyen libidolar, sohbeti belirleyen ise flörtöz cümleler olmuştu.
martin garrix, dj tiesto, lady gaga remixleri derken birden ebru gündeş ve suçsuz, günahsız, iftira atılan, hor görülen, itilip kakılan; 'söyleyin lan kaç para bir flüt, kaç para lan' kocası reza zarrab'ın dramı aklıma geldi. tanrım, fit vücudum tekno ritimler ile bir titreşime alınmış 3310 edasıyla titrerken, düşüncelerime prangalar vuramıyordum. allah'ım... hemen bir şişe 'dom perignon' söyledim. (fakirler bilmez, zenginler de fakirlere anlatmasın; tüyo versin, fakirler tahmin etsin)
kafamdaki düşünceleri dağıtmak ve birazda şehr-i diyar kentimle başbaşa kalabilmek ve şehrimin gerdanlığını görebilmek için bir kadeh 'dom perignon' ve purom ile açık havaya çıktım. allah'ım yine adalet aklımda gene adalet, gene hesaplaşmalar, gene nöronların beni iç gıcıklayıcı bir sesle seviyeli bir sohbete davet edişi vardı.
hande ataizi zamanında niye tuvalet camına sıkışmıştı lan, niye ibrahim kutluay demet akalın'ı bırakıp demet şener'le evlenmişti peki ya serdar ortaç'ı kim kumara alıştırmıştı, sinan akçıl hadise'yi gerçekten hande yener ile aldatmış mıydı? kafamda deli sorular vardı sevgili yazarlar.
ve düşündükçe kafamdaki sis azalıyor, gözlerim adeta yeşilçam'da yıllarca kör olan ama talihli bir araba kazası sonucu gözleri açılan fatma girik'in gözleri gibi açılıyordu.
Bütün bu soruların cevabı ülkemizdeki tuvalet camlarının küçüklüğünde, isim benzerliği olan ünlü kadınların karışıp yanlış nikah kıyılmasında, insanımızın serdar otraç'ın şarkılarına post-modern olgular yüklemesinde ve sinan akçıl'ın düşük ve dar omuzlarının hande yener'i hadise'den daha fazla etkilemesindeydi.
tanrım, beynim; nöronlarımın elektrik boşalmasıyla rahatlıyor, bedenim; yiğit bulut'un jöleli saçlarında kaydırak misali kayıyormuşçasına ferahlıyordu.
arkadaşlar bu sorunların üstesinden ancak ve ancak adeleli vücuda, zeki bir kurdun bakışlarına ve bir engerek yılanının esnekliğine sahip olan ahu tuğba'nın eski sevgilisi meriç gelebilirdi.
meriç'i hangi şarkıyla anabileceğimizi bilemediğimden ve alkol, libido karışımının beynimi ele geçirmesinden dolayı ancak enternasyonal marşını çaldırabildim. dostlarımdan, canlarımdan, ciğerlerimden özür diler ve bir xanax, bir diazem alındıktan sonra kıvanç tatlıtuğ'a benzeyen vücudumla siz saygıdeğer yazarların affına sığınıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar