bugün
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- cumartesi kahvaltısı5
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller3
- sözlükte ne değişti5
- evliliği zorlaştırmak2
- at eti yiyen gay2
- intihar düşüncesi4
- insan olmaya ceyrek kala11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- zalbert ramstein6
- uludağ itiraf17
- ölümden korkuyor musunuz12
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- queen feristah15
- hafızayı sildirmek7
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- hava su ateş toprak2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- türkşad kunthan uçuk2
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- bir bela geliyor28
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- işiniz gücünüz yok mu11
- anneanne2
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- melatonin3
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- ghost rider2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- erkekler neden evlenmek ister15
- fahiş fiyat soruşturmasında 40 tutuklama2
- apo'nun villası11
- kürdü sevin21
- sözlükten korkmak5
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- 195 kaslı pilot14
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- mazotun litresi 101 lira35
küçükken çok saftım.
daha doğrusu hayal gücümde bir problem vardı galiba. akranlarım evde kuş falan beslerken ben karınca beslerdim. önce onları yerlerinde tespit eder, yakalar, sonra da yukarıya doğru tırmanıp kaçamayacakları bir kabın içerisine atardım. sonra da kabın kapağını kapatır nefes almaları için de küçük bir boşluk bırakırdım. hava girsin içeri diye... arada bir de ekmek kırıntıları atardım içeri. hani besliyorum ya o manada. herkesten gizli yapardım bunu. biri duysa güler biliyorum çünkü. neyse attığım ekmek kırıntılarını hiç yemezlerdi ama ben atardım genede, çünkü ne bileyim deney gibi bir şeydi bu; yiyecekler mi yemiyecekler mi diye. tahayyül etsenize bir küçücük karıncanın kendisinden büyük bir kırıntıyı yuvasına taşıyabilmek için verdiği çabayı? işte ben onları rahat ettirmek ve aradıkları şeyi önlerinde hazır bulundurmak istiyordum.. çok mu şey istiyordum yani? ama işte işe yaramıyordu bir türlü karıncaları besleme çabalarım. şimdi anlıyorum ki, galiba beslemek için yanlış hayvan seçmişim. ne yaptıysam olmadı. küçük küçük ekmek attım, ceviz parçası attım, hatta havucu milim milim kesip atmıştım yemeleri için. dertleri ne anlamıyordum ki...
bir iki üç derken bayağı birikti bunlar. su vermeyi falan denedim, dedim belki içeride bunalmışlardır sonra yerler yemeklerini diye ama ı -ıhh.. yine işe yaramadı. çiçek parçaları koydum biraz toprak serpiştirdim kendilerini doğada hissetsinler diye. verdiğim uğraşı düşünün yani. bir hafta bu ümitle yaşadım ben. bu arada bu bir hafta boyunca ölenlerin yerini yenileri alıyordu. belirli saatlerde gerek evdeki pencere diplerinde gerekse sokaklarda karınca avına çıkıyordum. bir ara acaba dedim yerleri mi dar? daha büyük bir kaba aldım. tüm bunları yaparken de, ev halkından gizli tutmaya çalışıyordum olayı. geniş kap da onları memnun etmedi. ha bire kabın üzerine tırmanıp kurtulmaya çalışıyorlardı ve her seferinde de yere düşüyorlardı. gittikçe acı çekmeye başladılar sanki. içim ezildi. çocuk kalbim burkuldu. onları mutlu edememiştim. sonra saldım gittiler. arkama dönüp gidişlerini seyretmedim bile...
o gün bu gündür hayvan beslememeye karar verdim. şimdi ne zaman sokak diplerinde, evde pencere camının önünde bir karıncaya denk gelirim... yok yok şaka. o kadar duygusala bağlamayacağım. ama zaafım vardır karıncalara. hatta bir keresinde de yine çocukluk arkadaşlarımdan biriyle oyun oynarken, karıncaların yuvalarını bozduğu için kızın saçını çekip sonrada kaçmıştım. kız benden büyüktü ve beni dövmesinden korkmuştum. neyse bunun konuyla alakası yok. ben şimdi niye kızdan dayak yemekten korktuğumu belirtme gereği duydum ki? ha ha hatırladım. kız izbandut gibiydi çünkü ya. herkes korkardı kızdan. ben de zaten zorla oynardım, eve gelip ''aşağı inelim mi'' diye beni çağırdığında bunu bir teklif olarak değil de, emir telakki ederdim. esasen kızın bir vukuatı da yoktu. sadece görünüşü öyleydi. iyi kızdı yani neticede.. ben buraya nereden geldim gene ya. gideyim ben uzayacak mevzuu.
daha doğrusu hayal gücümde bir problem vardı galiba. akranlarım evde kuş falan beslerken ben karınca beslerdim. önce onları yerlerinde tespit eder, yakalar, sonra da yukarıya doğru tırmanıp kaçamayacakları bir kabın içerisine atardım. sonra da kabın kapağını kapatır nefes almaları için de küçük bir boşluk bırakırdım. hava girsin içeri diye... arada bir de ekmek kırıntıları atardım içeri. hani besliyorum ya o manada. herkesten gizli yapardım bunu. biri duysa güler biliyorum çünkü. neyse attığım ekmek kırıntılarını hiç yemezlerdi ama ben atardım genede, çünkü ne bileyim deney gibi bir şeydi bu; yiyecekler mi yemiyecekler mi diye. tahayyül etsenize bir küçücük karıncanın kendisinden büyük bir kırıntıyı yuvasına taşıyabilmek için verdiği çabayı? işte ben onları rahat ettirmek ve aradıkları şeyi önlerinde hazır bulundurmak istiyordum.. çok mu şey istiyordum yani? ama işte işe yaramıyordu bir türlü karıncaları besleme çabalarım. şimdi anlıyorum ki, galiba beslemek için yanlış hayvan seçmişim. ne yaptıysam olmadı. küçük küçük ekmek attım, ceviz parçası attım, hatta havucu milim milim kesip atmıştım yemeleri için. dertleri ne anlamıyordum ki...
bir iki üç derken bayağı birikti bunlar. su vermeyi falan denedim, dedim belki içeride bunalmışlardır sonra yerler yemeklerini diye ama ı -ıhh.. yine işe yaramadı. çiçek parçaları koydum biraz toprak serpiştirdim kendilerini doğada hissetsinler diye. verdiğim uğraşı düşünün yani. bir hafta bu ümitle yaşadım ben. bu arada bu bir hafta boyunca ölenlerin yerini yenileri alıyordu. belirli saatlerde gerek evdeki pencere diplerinde gerekse sokaklarda karınca avına çıkıyordum. bir ara acaba dedim yerleri mi dar? daha büyük bir kaba aldım. tüm bunları yaparken de, ev halkından gizli tutmaya çalışıyordum olayı. geniş kap da onları memnun etmedi. ha bire kabın üzerine tırmanıp kurtulmaya çalışıyorlardı ve her seferinde de yere düşüyorlardı. gittikçe acı çekmeye başladılar sanki. içim ezildi. çocuk kalbim burkuldu. onları mutlu edememiştim. sonra saldım gittiler. arkama dönüp gidişlerini seyretmedim bile...
o gün bu gündür hayvan beslememeye karar verdim. şimdi ne zaman sokak diplerinde, evde pencere camının önünde bir karıncaya denk gelirim... yok yok şaka. o kadar duygusala bağlamayacağım. ama zaafım vardır karıncalara. hatta bir keresinde de yine çocukluk arkadaşlarımdan biriyle oyun oynarken, karıncaların yuvalarını bozduğu için kızın saçını çekip sonrada kaçmıştım. kız benden büyüktü ve beni dövmesinden korkmuştum. neyse bunun konuyla alakası yok. ben şimdi niye kızdan dayak yemekten korktuğumu belirtme gereği duydum ki? ha ha hatırladım. kız izbandut gibiydi çünkü ya. herkes korkardı kızdan. ben de zaten zorla oynardım, eve gelip ''aşağı inelim mi'' diye beni çağırdığında bunu bir teklif olarak değil de, emir telakki ederdim. esasen kızın bir vukuatı da yoktu. sadece görünüşü öyleydi. iyi kızdı yani neticede.. ben buraya nereden geldim gene ya. gideyim ben uzayacak mevzuu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar