bugün
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar12
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması6
- cumartesi günü yapılabilecekler7
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- galatasaray büyüklüğü9
- anın görüntüsü23
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- arkadaşlar bakar mısınız9
- sözlükteki yazarların çok ahlaklı olması6
- hoşlanılan kızın evli bir adama aşık olması5
- yapılan ilginç salaklıklar4
- türkçeye sistemli saldırı7
- güne acı bir gerçek bırak8
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek6
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- her yerden engelleyen kız6
- ispartalı kızlar9
- arkadaşlar bekar mısınız2
- muhallebi köpürtmek4
- anadol3
- tayt6
- straponlu kadın2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- gey ve şey kavgası5
- sözlükte ortamın çok gergin olması5
- travelerin aşık olduğu evli adam3
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik6
- silvoş kaç kilo verebildi acabası2
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- popo liposuction6
- kırdığımız kalbi tamir etmek4
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- uğurcan çakır9
- kendi gölgesinden korkan insan2
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- hangi manifest kızısın6
- aşık olmuş kızın suratına nah çekmek2
- ben divayım5
- fatma betül sayan kaya69
- küpe4
- ellerim bos gonlum hosu israil'e göndermek2
- from gold from dust28
- traveler vs iock6
- ioçk hırkası3
- travelerin içince pisleşmesi3
- parcalandim toparlanamiyorum36
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- fiziği güzel sözlük kızları56
hani vardır ya her bayram yaparız istisnasız. klişe olduğunun da farkında olduğumuz halde.
mesela dün çarşıda geziyorum. şeker satıyor esnaflar. insanlar ise satın almıyor, adeta saldırıyor şekere. şeker yemesi yasaklanmış bir çocuğun evdeki elegan zulasının yerini gizlice bulduğundaki gibiler üstelik. kendimi bir garip hissettim. şeker alsam mı almasam mı? yok hayır yani şimdi çoluk çocuk kapıyı çalıp da bayramınız kutlu olsun derse ne bok yiycem diye düşündüm. veririm 5 er tl dedim önce; ama kendi çocukluğumdan bildiğim bir şey var.
çocuklar bayram boyunca bir araya geldiğinde aralarında
-lan şu apartmanda biri var para veriyo.
+hangi apartman? bize de göstersene
-gelin gidelim, nasıl olsa hatırlamaz bir daha verir.
benzeri bir konuşma geçmesi muhtemeldi. bütün maaşımı daha ayın ilk on gününde çocuklara yedirecek değildim! o halde şeker alayım dedim. oha , badem şekeri gördüm önce. çok severim ama, çok pahalı lan, para dağıtmıştan farkım kalmazdı o şekilde. bakınıp geri döndüm otoparka doğru.
evet. evet biliyorum, o esnaf arkamdan "işte!!! bayramda şeker almayan şerefsiz şu yürüyendir linç edin !" dedi. demediyse öyle gibi baktı. şekersiz bayram olur mu yav? resmen baskı altındayım şeker klişesini yerine getirmediğim için. adeta bir ritüelin en önemli basamağı atlanmış da, her şey havada kalmış gibi hissediyorum. ama o fırlama ve uyanık çocuklara iyi oldu iyi!
bir keresinde de yine kurban bayramında mangalı yakmışız. et kokusu arzı sarmakta! kızıl havaları seyret ki akşam olmakta!
ama gel gör ki hiçbirimiz aç değiliz. tatlılar baklavalar, içli köfteler ve ayda bir yenilen zenginlikte bir kahvaltı sofrası sonrası kurban kesilmiş. adettendir ya hani illa mangal yakılacak . her zamanki gibi çiğ ete dokunmayacak kadar doktor ve tok olduğu halde mangal yaktıracak kadar insan olsam da, bu klişeyi atlayamazdım. o mangal yanacak, doymak üzerine espriler yapılacak, mangal yelleyene "ehehe abi mangalda kül bırakmadın" esprisi yapılacaktı. hepsini kafamda bir sıraya oturtmuştum ki, birden bire kötü bir koku geldi. bayramın en iğrenç klişesi. etler doğranmaya falan başlarken, hayvanın barsakları mutlaka hasar görür bir yerlerden. adamlar genel cerrah değil neticede, biri babam biri dayım. senden benden bizden yani. tüm planım alt üst oldu. aslında daha doğrusu midem alt üst oldu ve kaçtım.
bir de kolonya klişesi var. toplum olarak her tuvalete giriş ve çıkışımızda en az üçer kez ellerini yıkayan insanlar olduğumuzdan, el hijyenine çok önem veriyoruz ya hani, onun bir dışa vurumu olarak kolonya ikram edilir. bunun sırasını karıştıran bazı insanlar yüzünden, az mı tariş tütün kolonyası aromalı lokum yedim ben? az mı sızladı bayramda kenarlarını kopardığım tırnaklarım? bunların hesabını veren yok, varsa yoksa klişeler. lan o dört günlük bayram geçtiğinde, kalan 360 günde aynı yere misafirliğe gitsem, elime bir damla su dökmezler. bayramda da çok bonkör oluyorlar evet.
hepsi pislik bunların. çocuk da, dayım da, kolonyayla kopmuş tırnak kenarımı acıtan ev sahibi de. daha fazla sinirlenmeden susuyorum.
mesela dün çarşıda geziyorum. şeker satıyor esnaflar. insanlar ise satın almıyor, adeta saldırıyor şekere. şeker yemesi yasaklanmış bir çocuğun evdeki elegan zulasının yerini gizlice bulduğundaki gibiler üstelik. kendimi bir garip hissettim. şeker alsam mı almasam mı? yok hayır yani şimdi çoluk çocuk kapıyı çalıp da bayramınız kutlu olsun derse ne bok yiycem diye düşündüm. veririm 5 er tl dedim önce; ama kendi çocukluğumdan bildiğim bir şey var.
çocuklar bayram boyunca bir araya geldiğinde aralarında
-lan şu apartmanda biri var para veriyo.
+hangi apartman? bize de göstersene
-gelin gidelim, nasıl olsa hatırlamaz bir daha verir.
benzeri bir konuşma geçmesi muhtemeldi. bütün maaşımı daha ayın ilk on gününde çocuklara yedirecek değildim! o halde şeker alayım dedim. oha , badem şekeri gördüm önce. çok severim ama, çok pahalı lan, para dağıtmıştan farkım kalmazdı o şekilde. bakınıp geri döndüm otoparka doğru.
evet. evet biliyorum, o esnaf arkamdan "işte!!! bayramda şeker almayan şerefsiz şu yürüyendir linç edin !" dedi. demediyse öyle gibi baktı. şekersiz bayram olur mu yav? resmen baskı altındayım şeker klişesini yerine getirmediğim için. adeta bir ritüelin en önemli basamağı atlanmış da, her şey havada kalmış gibi hissediyorum. ama o fırlama ve uyanık çocuklara iyi oldu iyi!
bir keresinde de yine kurban bayramında mangalı yakmışız. et kokusu arzı sarmakta! kızıl havaları seyret ki akşam olmakta!
ama gel gör ki hiçbirimiz aç değiliz. tatlılar baklavalar, içli köfteler ve ayda bir yenilen zenginlikte bir kahvaltı sofrası sonrası kurban kesilmiş. adettendir ya hani illa mangal yakılacak . her zamanki gibi çiğ ete dokunmayacak kadar doktor ve tok olduğu halde mangal yaktıracak kadar insan olsam da, bu klişeyi atlayamazdım. o mangal yanacak, doymak üzerine espriler yapılacak, mangal yelleyene "ehehe abi mangalda kül bırakmadın" esprisi yapılacaktı. hepsini kafamda bir sıraya oturtmuştum ki, birden bire kötü bir koku geldi. bayramın en iğrenç klişesi. etler doğranmaya falan başlarken, hayvanın barsakları mutlaka hasar görür bir yerlerden. adamlar genel cerrah değil neticede, biri babam biri dayım. senden benden bizden yani. tüm planım alt üst oldu. aslında daha doğrusu midem alt üst oldu ve kaçtım.
bir de kolonya klişesi var. toplum olarak her tuvalete giriş ve çıkışımızda en az üçer kez ellerini yıkayan insanlar olduğumuzdan, el hijyenine çok önem veriyoruz ya hani, onun bir dışa vurumu olarak kolonya ikram edilir. bunun sırasını karıştıran bazı insanlar yüzünden, az mı tariş tütün kolonyası aromalı lokum yedim ben? az mı sızladı bayramda kenarlarını kopardığım tırnaklarım? bunların hesabını veren yok, varsa yoksa klişeler. lan o dört günlük bayram geçtiğinde, kalan 360 günde aynı yere misafirliğe gitsem, elime bir damla su dökmezler. bayramda da çok bonkör oluyorlar evet.
hepsi pislik bunların. çocuk da, dayım da, kolonyayla kopmuş tırnak kenarımı acıtan ev sahibi de. daha fazla sinirlenmeden susuyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar