bugün
- g'i l d'e d l'i l y12
- kızların keko erkek seviyoruz demesi5
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi3
- dişçiye gitmek8
- ben geldim kerkenezler18
- emirhan yıldız'ın 16 kattan düşmesi2
- mantığın sesi yazarlar2
- new york city'i alan amerika'yı alır2
- fetö siyasete nasıl sızdı3
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız12
- her yere geç kalan insan modeli3
- güneş alerjisi2
- mrbeast3
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması5
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- 31 çekmek gühamıdır öğrenciyim3
- kaylee hottle2
- velvet36
- habire1233
- ceren ayruk2
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması2
- yatakta kitap okumak2
- yeni parti14
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek5
- uykum var diye yatağa geçiş saatlerce reels izlemk2
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- hiç sevgilisi olmamış insan4
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- dos erecto don thales2
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler4
- basit bir hayat istemek9
- escorta giden erkek4
- daniel ortega2
- istanbul un çok pahalı olması27
- kabataş olayı görüntüleri27
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri8
- herkesin aynı filmi izlemesi garip2
- aklın fikrin sekse çalışması6
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- 2026 dünya kupası19
- yazarların özledikleri şeyler7
- çekirgeleri kim gönderdi7
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
hani vardır ya her bayram yaparız istisnasız. klişe olduğunun da farkında olduğumuz halde.
mesela dün çarşıda geziyorum. şeker satıyor esnaflar. insanlar ise satın almıyor, adeta saldırıyor şekere. şeker yemesi yasaklanmış bir çocuğun evdeki elegan zulasının yerini gizlice bulduğundaki gibiler üstelik. kendimi bir garip hissettim. şeker alsam mı almasam mı? yok hayır yani şimdi çoluk çocuk kapıyı çalıp da bayramınız kutlu olsun derse ne bok yiycem diye düşündüm. veririm 5 er tl dedim önce; ama kendi çocukluğumdan bildiğim bir şey var.
çocuklar bayram boyunca bir araya geldiğinde aralarında
-lan şu apartmanda biri var para veriyo.
+hangi apartman? bize de göstersene
-gelin gidelim, nasıl olsa hatırlamaz bir daha verir.
benzeri bir konuşma geçmesi muhtemeldi. bütün maaşımı daha ayın ilk on gününde çocuklara yedirecek değildim! o halde şeker alayım dedim. oha , badem şekeri gördüm önce. çok severim ama, çok pahalı lan, para dağıtmıştan farkım kalmazdı o şekilde. bakınıp geri döndüm otoparka doğru.
evet. evet biliyorum, o esnaf arkamdan "işte!!! bayramda şeker almayan şerefsiz şu yürüyendir linç edin !" dedi. demediyse öyle gibi baktı. şekersiz bayram olur mu yav? resmen baskı altındayım şeker klişesini yerine getirmediğim için. adeta bir ritüelin en önemli basamağı atlanmış da, her şey havada kalmış gibi hissediyorum. ama o fırlama ve uyanık çocuklara iyi oldu iyi!
bir keresinde de yine kurban bayramında mangalı yakmışız. et kokusu arzı sarmakta! kızıl havaları seyret ki akşam olmakta!
ama gel gör ki hiçbirimiz aç değiliz. tatlılar baklavalar, içli köfteler ve ayda bir yenilen zenginlikte bir kahvaltı sofrası sonrası kurban kesilmiş. adettendir ya hani illa mangal yakılacak . her zamanki gibi çiğ ete dokunmayacak kadar doktor ve tok olduğu halde mangal yaktıracak kadar insan olsam da, bu klişeyi atlayamazdım. o mangal yanacak, doymak üzerine espriler yapılacak, mangal yelleyene "ehehe abi mangalda kül bırakmadın" esprisi yapılacaktı. hepsini kafamda bir sıraya oturtmuştum ki, birden bire kötü bir koku geldi. bayramın en iğrenç klişesi. etler doğranmaya falan başlarken, hayvanın barsakları mutlaka hasar görür bir yerlerden. adamlar genel cerrah değil neticede, biri babam biri dayım. senden benden bizden yani. tüm planım alt üst oldu. aslında daha doğrusu midem alt üst oldu ve kaçtım.
bir de kolonya klişesi var. toplum olarak her tuvalete giriş ve çıkışımızda en az üçer kez ellerini yıkayan insanlar olduğumuzdan, el hijyenine çok önem veriyoruz ya hani, onun bir dışa vurumu olarak kolonya ikram edilir. bunun sırasını karıştıran bazı insanlar yüzünden, az mı tariş tütün kolonyası aromalı lokum yedim ben? az mı sızladı bayramda kenarlarını kopardığım tırnaklarım? bunların hesabını veren yok, varsa yoksa klişeler. lan o dört günlük bayram geçtiğinde, kalan 360 günde aynı yere misafirliğe gitsem, elime bir damla su dökmezler. bayramda da çok bonkör oluyorlar evet.
hepsi pislik bunların. çocuk da, dayım da, kolonyayla kopmuş tırnak kenarımı acıtan ev sahibi de. daha fazla sinirlenmeden susuyorum.
mesela dün çarşıda geziyorum. şeker satıyor esnaflar. insanlar ise satın almıyor, adeta saldırıyor şekere. şeker yemesi yasaklanmış bir çocuğun evdeki elegan zulasının yerini gizlice bulduğundaki gibiler üstelik. kendimi bir garip hissettim. şeker alsam mı almasam mı? yok hayır yani şimdi çoluk çocuk kapıyı çalıp da bayramınız kutlu olsun derse ne bok yiycem diye düşündüm. veririm 5 er tl dedim önce; ama kendi çocukluğumdan bildiğim bir şey var.
çocuklar bayram boyunca bir araya geldiğinde aralarında
-lan şu apartmanda biri var para veriyo.
+hangi apartman? bize de göstersene
-gelin gidelim, nasıl olsa hatırlamaz bir daha verir.
benzeri bir konuşma geçmesi muhtemeldi. bütün maaşımı daha ayın ilk on gününde çocuklara yedirecek değildim! o halde şeker alayım dedim. oha , badem şekeri gördüm önce. çok severim ama, çok pahalı lan, para dağıtmıştan farkım kalmazdı o şekilde. bakınıp geri döndüm otoparka doğru.
evet. evet biliyorum, o esnaf arkamdan "işte!!! bayramda şeker almayan şerefsiz şu yürüyendir linç edin !" dedi. demediyse öyle gibi baktı. şekersiz bayram olur mu yav? resmen baskı altındayım şeker klişesini yerine getirmediğim için. adeta bir ritüelin en önemli basamağı atlanmış da, her şey havada kalmış gibi hissediyorum. ama o fırlama ve uyanık çocuklara iyi oldu iyi!
bir keresinde de yine kurban bayramında mangalı yakmışız. et kokusu arzı sarmakta! kızıl havaları seyret ki akşam olmakta!
ama gel gör ki hiçbirimiz aç değiliz. tatlılar baklavalar, içli köfteler ve ayda bir yenilen zenginlikte bir kahvaltı sofrası sonrası kurban kesilmiş. adettendir ya hani illa mangal yakılacak . her zamanki gibi çiğ ete dokunmayacak kadar doktor ve tok olduğu halde mangal yaktıracak kadar insan olsam da, bu klişeyi atlayamazdım. o mangal yanacak, doymak üzerine espriler yapılacak, mangal yelleyene "ehehe abi mangalda kül bırakmadın" esprisi yapılacaktı. hepsini kafamda bir sıraya oturtmuştum ki, birden bire kötü bir koku geldi. bayramın en iğrenç klişesi. etler doğranmaya falan başlarken, hayvanın barsakları mutlaka hasar görür bir yerlerden. adamlar genel cerrah değil neticede, biri babam biri dayım. senden benden bizden yani. tüm planım alt üst oldu. aslında daha doğrusu midem alt üst oldu ve kaçtım.
bir de kolonya klişesi var. toplum olarak her tuvalete giriş ve çıkışımızda en az üçer kez ellerini yıkayan insanlar olduğumuzdan, el hijyenine çok önem veriyoruz ya hani, onun bir dışa vurumu olarak kolonya ikram edilir. bunun sırasını karıştıran bazı insanlar yüzünden, az mı tariş tütün kolonyası aromalı lokum yedim ben? az mı sızladı bayramda kenarlarını kopardığım tırnaklarım? bunların hesabını veren yok, varsa yoksa klişeler. lan o dört günlük bayram geçtiğinde, kalan 360 günde aynı yere misafirliğe gitsem, elime bir damla su dökmezler. bayramda da çok bonkör oluyorlar evet.
hepsi pislik bunların. çocuk da, dayım da, kolonyayla kopmuş tırnak kenarımı acıtan ev sahibi de. daha fazla sinirlenmeden susuyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar