bugün
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz13
- götten bacaklı erkek4
- bu saatte uyanan insanın amacı4
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- s'i l v'e r m'i s t20
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- güne bir şiir bırak3
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- sarapci koala65
- supangle ve puding in farkları3
- habire1221
- kısa ve vurucu yazmak6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- apo piçtir piç kalacak8
- gün tabağı6
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- ellerim bos gonlum hos29
- filenin sultanları yarı finalde8
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- arif kocabıyık16
- silver ile evlenecek erkek52
- bir bela geliyor8
- lahmacun9
- deniz gül6
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- devlet bahçeli8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- insan olmaya ceyrek kala15
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- saraca096
- ben sizin anonim11
- silvermist9
- skoda fabia alınır mı5
Merhaba bunu okuyan.
Sana bu mektubu, metrobüsten yazıyorum.
Metrobüsle yolculuk yapmayı ne kadar sevdiğimden haberin yok tabii, seninle bu konuda konuşmadık henüz. Yanımda yaşlı bir amca oturuyor. Yaşlıları pek sevmediğimi tahmin edebilirsin ama; insanı tedirgin ediyorlar.
Son zamanlarda seni çok özlüyorum.
Herkesin bir var oluş amacı vardır derler, bazıları, diğer yarısını bulmak için gelir dünyaya; ben de onlardan biriyim.
Neredesin bilmiyorum. Kiminlesin, bilmiyorum. Şu an bir başkasının güzel yüzünü avuçlamış, onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor olabilirsin, benim de söylediğim olmuştu, benim de sevdiğim olmuştu evet, birini her şeyden çok, birini ondan biraz daha az belki; biri bırakıp gitmişti, diğeri zaten sevmemişti, şimdi ise; gözlerimi kapattığımda sadece seni düşlüyorum.
Bu ara gerçekten çok çalışıyorum. Henüz istediğim hiçbir şey için paraya ihtiyacım olmadığından, elime geçeni anneme veriyorum. Henüz isteyecek bir şeyim olmadığından, parayla ne yapacağımı bilemiyorum. Muhtemelen sen de bilemezdin, sen de benim gibisin çünkü; sahip olmak istediğin tek şey benim ve şefkat enerjisiyle işliyorum.
Bu ara, dudaklarına çok ihtiyaç duyuyorum.
Eve dönüş yolunda hep seni hayal ediyorum. Beni bulana kadar başına bir şey gelir diye çok korkuyorum. Gerçi, arka cebine kemerden zincirle bağladığın cüzdanının içinde, hiç kullanmadığın bir muştan olduğunu biliyorum; ama günün birinde onu kullanman gerekirse, yanında ben de olayım istiyorum.
Sana elimin ne kadar ağır olduğundan hiç bahsetmedim, muhtemelen, ilk kavgamızda suratına geçireceğim yumrukla fark edeceksin bunu. Sen uykuya dalana kadar uyuyamayacağımı da bilmiyorsun elbette, ama ben, alt dudağının kenarından sakalının başladığı yere doğru bir boşluk olduğunu biliyorum, seni en çok orandan öpmeyi seviyorum.
Çok geç kalma emi bunu okuyan, ben bir süredir ikimiz için hazırlık yapıyorum.
Geçenlerde takside not defterimi unuttum, sen olsan hatırlatırdın, sen olsan, karşıdan karşıya geçerken önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa bakmak yerine; profilden ne kadar da hayatımın anlamı olduğuna bakar, kaldırıma çıkalım da enseni öpebileyim diye fırsat kolluyor olurdum, sen olsan, şu an metrobüste hiç tanımadığım bir yaşlının omzuna yaslamazdım başımı, sen olsan, muhtemelen ineceği durağı kaçırmış bu bin yaşındaki bebeği evine kadar birlikte bırakırdık. (Şimdi tek başıma yapmam gerekecek.)
Tüm çabalarıma rağmen, hayatımda ‘öylesine’ yer almakta ısrar edenleri siktir etmekte bir sakınca görmüyorum. Sen de böyle olmasını tercih ederdin, biliyorum.
Şu an şoför koltuğunun camından yansıyan gözlerimi görüyorum, göz bebeklerim, ilkokulda çizdiğimiz hani o iki dalga üstünde yüzen yelkenlileri andırıyor, batmalarından korkuyorum.
Yaşlılara ne kadar güvendiğimi de bilmiyorsun henüz. Eğer yanında bir yaşlı oturuyorsa, gönül rahatlığıyla ağlayabilirsin çünkü onların iç ceplerinde mutlaka yaşlı kokan, ütülü, kenarları hafif sararmış, inanmana, devam edebilmene yarayacak bez mendilleri oluyor.
Bunları sana anlatıyorum, çünkü ben sensiz yapamıyorum.
Şarkılar biriktiriyorum, öpüşmeler, sabah kahvaltıları, ezan okununca durmaları, hikayeler saklıyorum, hastalandığında anlatabilirim diye düşünüyorum. Saçlarını nasıl kesmemi isteyeceğini, enginarı sana nasıl yedirebileceğimi, atletini pantolonunun içine sokman gerektiğini nasıl öğreteceğimi bilmiyorum. Mesela karşında oturduğumda, göbeğim Sabancı’nın katlarıyla yarışmış falan hiç umursamıyorum. Çünkü sen benim süper kahramanımsın ve karnıma baktığında, içinde henüz çalışmalarına başlamadığımız üçüncümüzü göreceğini biliyorum.
Şu an, arkamda oturan bir başkasının üçüncüsüne dil çıkarıp gülüşüyorum.
Beni çok geç bulma olur mu bunu okuyan?
Seni seviyorum.
Sana bu mektubu, metrobüsten yazıyorum.
Metrobüsle yolculuk yapmayı ne kadar sevdiğimden haberin yok tabii, seninle bu konuda konuşmadık henüz. Yanımda yaşlı bir amca oturuyor. Yaşlıları pek sevmediğimi tahmin edebilirsin ama; insanı tedirgin ediyorlar.
Son zamanlarda seni çok özlüyorum.
Herkesin bir var oluş amacı vardır derler, bazıları, diğer yarısını bulmak için gelir dünyaya; ben de onlardan biriyim.
Neredesin bilmiyorum. Kiminlesin, bilmiyorum. Şu an bir başkasının güzel yüzünü avuçlamış, onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor olabilirsin, benim de söylediğim olmuştu, benim de sevdiğim olmuştu evet, birini her şeyden çok, birini ondan biraz daha az belki; biri bırakıp gitmişti, diğeri zaten sevmemişti, şimdi ise; gözlerimi kapattığımda sadece seni düşlüyorum.
Bu ara gerçekten çok çalışıyorum. Henüz istediğim hiçbir şey için paraya ihtiyacım olmadığından, elime geçeni anneme veriyorum. Henüz isteyecek bir şeyim olmadığından, parayla ne yapacağımı bilemiyorum. Muhtemelen sen de bilemezdin, sen de benim gibisin çünkü; sahip olmak istediğin tek şey benim ve şefkat enerjisiyle işliyorum.
Bu ara, dudaklarına çok ihtiyaç duyuyorum.
Eve dönüş yolunda hep seni hayal ediyorum. Beni bulana kadar başına bir şey gelir diye çok korkuyorum. Gerçi, arka cebine kemerden zincirle bağladığın cüzdanının içinde, hiç kullanmadığın bir muştan olduğunu biliyorum; ama günün birinde onu kullanman gerekirse, yanında ben de olayım istiyorum.
Sana elimin ne kadar ağır olduğundan hiç bahsetmedim, muhtemelen, ilk kavgamızda suratına geçireceğim yumrukla fark edeceksin bunu. Sen uykuya dalana kadar uyuyamayacağımı da bilmiyorsun elbette, ama ben, alt dudağının kenarından sakalının başladığı yere doğru bir boşluk olduğunu biliyorum, seni en çok orandan öpmeyi seviyorum.
Çok geç kalma emi bunu okuyan, ben bir süredir ikimiz için hazırlık yapıyorum.
Geçenlerde takside not defterimi unuttum, sen olsan hatırlatırdın, sen olsan, karşıdan karşıya geçerken önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa bakmak yerine; profilden ne kadar da hayatımın anlamı olduğuna bakar, kaldırıma çıkalım da enseni öpebileyim diye fırsat kolluyor olurdum, sen olsan, şu an metrobüste hiç tanımadığım bir yaşlının omzuna yaslamazdım başımı, sen olsan, muhtemelen ineceği durağı kaçırmış bu bin yaşındaki bebeği evine kadar birlikte bırakırdık. (Şimdi tek başıma yapmam gerekecek.)
Tüm çabalarıma rağmen, hayatımda ‘öylesine’ yer almakta ısrar edenleri siktir etmekte bir sakınca görmüyorum. Sen de böyle olmasını tercih ederdin, biliyorum.
Şu an şoför koltuğunun camından yansıyan gözlerimi görüyorum, göz bebeklerim, ilkokulda çizdiğimiz hani o iki dalga üstünde yüzen yelkenlileri andırıyor, batmalarından korkuyorum.
Yaşlılara ne kadar güvendiğimi de bilmiyorsun henüz. Eğer yanında bir yaşlı oturuyorsa, gönül rahatlığıyla ağlayabilirsin çünkü onların iç ceplerinde mutlaka yaşlı kokan, ütülü, kenarları hafif sararmış, inanmana, devam edebilmene yarayacak bez mendilleri oluyor.
Bunları sana anlatıyorum, çünkü ben sensiz yapamıyorum.
Şarkılar biriktiriyorum, öpüşmeler, sabah kahvaltıları, ezan okununca durmaları, hikayeler saklıyorum, hastalandığında anlatabilirim diye düşünüyorum. Saçlarını nasıl kesmemi isteyeceğini, enginarı sana nasıl yedirebileceğimi, atletini pantolonunun içine sokman gerektiğini nasıl öğreteceğimi bilmiyorum. Mesela karşında oturduğumda, göbeğim Sabancı’nın katlarıyla yarışmış falan hiç umursamıyorum. Çünkü sen benim süper kahramanımsın ve karnıma baktığında, içinde henüz çalışmalarına başlamadığımız üçüncümüzü göreceğini biliyorum.
Şu an, arkamda oturan bir başkasının üçüncüsüne dil çıkarıp gülüşüyorum.
Beni çok geç bulma olur mu bunu okuyan?
Seni seviyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar