bugün
- türküm doğruyum çalışkanım11
- fon vurgunu30
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- iltica27
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu2
- andımız3
- ben bir yahudiyim2
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter2
- kolye142
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- cam açık ve çıplak uyumak7
- saraca096
- kadınların yedekte erkek tutması6
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- düşün ki o bunu okuyor3
- koro halinde ulumak2
- uzaylılar selam verir mi4
- ofis pornosu13
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- tertemiz delirmek2
- ilişkiye ara vermek10
- emret komutanım sinyor seyfi2
- komşuya hola lopez como estas demek2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- marka giyinmek9
- aleyna kalaycıoğlu2
- asansörde konuşmama kuralı9
- uzaylılar kovalasın seni3
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- iş yerinde ağlayarak sinir krizi geçirmek3
- sabah sabah 1 lt süt içip soğuk taşa oturmak2
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- bu saatte yemek yemek7
- uzaylılar elbise giyer mi2
- uzaylıların amınakoyim2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
Merhaba bunu okuyan.
Sana bu mektubu, metrobüsten yazıyorum.
Metrobüsle yolculuk yapmayı ne kadar sevdiğimden haberin yok tabii, seninle bu konuda konuşmadık henüz. Yanımda yaşlı bir amca oturuyor. Yaşlıları pek sevmediğimi tahmin edebilirsin ama; insanı tedirgin ediyorlar.
Son zamanlarda seni çok özlüyorum.
Herkesin bir var oluş amacı vardır derler, bazıları, diğer yarısını bulmak için gelir dünyaya; ben de onlardan biriyim.
Neredesin bilmiyorum. Kiminlesin, bilmiyorum. Şu an bir başkasının güzel yüzünü avuçlamış, onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor olabilirsin, benim de söylediğim olmuştu, benim de sevdiğim olmuştu evet, birini her şeyden çok, birini ondan biraz daha az belki; biri bırakıp gitmişti, diğeri zaten sevmemişti, şimdi ise; gözlerimi kapattığımda sadece seni düşlüyorum.
Bu ara gerçekten çok çalışıyorum. Henüz istediğim hiçbir şey için paraya ihtiyacım olmadığından, elime geçeni anneme veriyorum. Henüz isteyecek bir şeyim olmadığından, parayla ne yapacağımı bilemiyorum. Muhtemelen sen de bilemezdin, sen de benim gibisin çünkü; sahip olmak istediğin tek şey benim ve şefkat enerjisiyle işliyorum.
Bu ara, dudaklarına çok ihtiyaç duyuyorum.
Eve dönüş yolunda hep seni hayal ediyorum. Beni bulana kadar başına bir şey gelir diye çok korkuyorum. Gerçi, arka cebine kemerden zincirle bağladığın cüzdanının içinde, hiç kullanmadığın bir muştan olduğunu biliyorum; ama günün birinde onu kullanman gerekirse, yanında ben de olayım istiyorum.
Sana elimin ne kadar ağır olduğundan hiç bahsetmedim, muhtemelen, ilk kavgamızda suratına geçireceğim yumrukla fark edeceksin bunu. Sen uykuya dalana kadar uyuyamayacağımı da bilmiyorsun elbette, ama ben, alt dudağının kenarından sakalının başladığı yere doğru bir boşluk olduğunu biliyorum, seni en çok orandan öpmeyi seviyorum.
Çok geç kalma emi bunu okuyan, ben bir süredir ikimiz için hazırlık yapıyorum.
Geçenlerde takside not defterimi unuttum, sen olsan hatırlatırdın, sen olsan, karşıdan karşıya geçerken önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa bakmak yerine; profilden ne kadar da hayatımın anlamı olduğuna bakar, kaldırıma çıkalım da enseni öpebileyim diye fırsat kolluyor olurdum, sen olsan, şu an metrobüste hiç tanımadığım bir yaşlının omzuna yaslamazdım başımı, sen olsan, muhtemelen ineceği durağı kaçırmış bu bin yaşındaki bebeği evine kadar birlikte bırakırdık. (Şimdi tek başıma yapmam gerekecek.)
Tüm çabalarıma rağmen, hayatımda ‘öylesine’ yer almakta ısrar edenleri siktir etmekte bir sakınca görmüyorum. Sen de böyle olmasını tercih ederdin, biliyorum.
Şu an şoför koltuğunun camından yansıyan gözlerimi görüyorum, göz bebeklerim, ilkokulda çizdiğimiz hani o iki dalga üstünde yüzen yelkenlileri andırıyor, batmalarından korkuyorum.
Yaşlılara ne kadar güvendiğimi de bilmiyorsun henüz. Eğer yanında bir yaşlı oturuyorsa, gönül rahatlığıyla ağlayabilirsin çünkü onların iç ceplerinde mutlaka yaşlı kokan, ütülü, kenarları hafif sararmış, inanmana, devam edebilmene yarayacak bez mendilleri oluyor.
Bunları sana anlatıyorum, çünkü ben sensiz yapamıyorum.
Şarkılar biriktiriyorum, öpüşmeler, sabah kahvaltıları, ezan okununca durmaları, hikayeler saklıyorum, hastalandığında anlatabilirim diye düşünüyorum. Saçlarını nasıl kesmemi isteyeceğini, enginarı sana nasıl yedirebileceğimi, atletini pantolonunun içine sokman gerektiğini nasıl öğreteceğimi bilmiyorum. Mesela karşında oturduğumda, göbeğim Sabancı’nın katlarıyla yarışmış falan hiç umursamıyorum. Çünkü sen benim süper kahramanımsın ve karnıma baktığında, içinde henüz çalışmalarına başlamadığımız üçüncümüzü göreceğini biliyorum.
Şu an, arkamda oturan bir başkasının üçüncüsüne dil çıkarıp gülüşüyorum.
Beni çok geç bulma olur mu bunu okuyan?
Seni seviyorum.
Sana bu mektubu, metrobüsten yazıyorum.
Metrobüsle yolculuk yapmayı ne kadar sevdiğimden haberin yok tabii, seninle bu konuda konuşmadık henüz. Yanımda yaşlı bir amca oturuyor. Yaşlıları pek sevmediğimi tahmin edebilirsin ama; insanı tedirgin ediyorlar.
Son zamanlarda seni çok özlüyorum.
Herkesin bir var oluş amacı vardır derler, bazıları, diğer yarısını bulmak için gelir dünyaya; ben de onlardan biriyim.
Neredesin bilmiyorum. Kiminlesin, bilmiyorum. Şu an bir başkasının güzel yüzünü avuçlamış, onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor olabilirsin, benim de söylediğim olmuştu, benim de sevdiğim olmuştu evet, birini her şeyden çok, birini ondan biraz daha az belki; biri bırakıp gitmişti, diğeri zaten sevmemişti, şimdi ise; gözlerimi kapattığımda sadece seni düşlüyorum.
Bu ara gerçekten çok çalışıyorum. Henüz istediğim hiçbir şey için paraya ihtiyacım olmadığından, elime geçeni anneme veriyorum. Henüz isteyecek bir şeyim olmadığından, parayla ne yapacağımı bilemiyorum. Muhtemelen sen de bilemezdin, sen de benim gibisin çünkü; sahip olmak istediğin tek şey benim ve şefkat enerjisiyle işliyorum.
Bu ara, dudaklarına çok ihtiyaç duyuyorum.
Eve dönüş yolunda hep seni hayal ediyorum. Beni bulana kadar başına bir şey gelir diye çok korkuyorum. Gerçi, arka cebine kemerden zincirle bağladığın cüzdanının içinde, hiç kullanmadığın bir muştan olduğunu biliyorum; ama günün birinde onu kullanman gerekirse, yanında ben de olayım istiyorum.
Sana elimin ne kadar ağır olduğundan hiç bahsetmedim, muhtemelen, ilk kavgamızda suratına geçireceğim yumrukla fark edeceksin bunu. Sen uykuya dalana kadar uyuyamayacağımı da bilmiyorsun elbette, ama ben, alt dudağının kenarından sakalının başladığı yere doğru bir boşluk olduğunu biliyorum, seni en çok orandan öpmeyi seviyorum.
Çok geç kalma emi bunu okuyan, ben bir süredir ikimiz için hazırlık yapıyorum.
Geçenlerde takside not defterimi unuttum, sen olsan hatırlatırdın, sen olsan, karşıdan karşıya geçerken önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa bakmak yerine; profilden ne kadar da hayatımın anlamı olduğuna bakar, kaldırıma çıkalım da enseni öpebileyim diye fırsat kolluyor olurdum, sen olsan, şu an metrobüste hiç tanımadığım bir yaşlının omzuna yaslamazdım başımı, sen olsan, muhtemelen ineceği durağı kaçırmış bu bin yaşındaki bebeği evine kadar birlikte bırakırdık. (Şimdi tek başıma yapmam gerekecek.)
Tüm çabalarıma rağmen, hayatımda ‘öylesine’ yer almakta ısrar edenleri siktir etmekte bir sakınca görmüyorum. Sen de böyle olmasını tercih ederdin, biliyorum.
Şu an şoför koltuğunun camından yansıyan gözlerimi görüyorum, göz bebeklerim, ilkokulda çizdiğimiz hani o iki dalga üstünde yüzen yelkenlileri andırıyor, batmalarından korkuyorum.
Yaşlılara ne kadar güvendiğimi de bilmiyorsun henüz. Eğer yanında bir yaşlı oturuyorsa, gönül rahatlığıyla ağlayabilirsin çünkü onların iç ceplerinde mutlaka yaşlı kokan, ütülü, kenarları hafif sararmış, inanmana, devam edebilmene yarayacak bez mendilleri oluyor.
Bunları sana anlatıyorum, çünkü ben sensiz yapamıyorum.
Şarkılar biriktiriyorum, öpüşmeler, sabah kahvaltıları, ezan okununca durmaları, hikayeler saklıyorum, hastalandığında anlatabilirim diye düşünüyorum. Saçlarını nasıl kesmemi isteyeceğini, enginarı sana nasıl yedirebileceğimi, atletini pantolonunun içine sokman gerektiğini nasıl öğreteceğimi bilmiyorum. Mesela karşında oturduğumda, göbeğim Sabancı’nın katlarıyla yarışmış falan hiç umursamıyorum. Çünkü sen benim süper kahramanımsın ve karnıma baktığında, içinde henüz çalışmalarına başlamadığımız üçüncümüzü göreceğini biliyorum.
Şu an, arkamda oturan bir başkasının üçüncüsüne dil çıkarıp gülüşüyorum.
Beni çok geç bulma olur mu bunu okuyan?
Seni seviyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar