bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek26
- sinemada yiyişen sevgililer7
- nervio abla13
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- ayak sevecek kadar abaza olmak8
- instagram da artan erotizm sebebi6
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı7
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum12
- kuru amlı9
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- ümit kocasakal20
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- nervio tarzı entry girmek24
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı4
- ayağa boşmalmak9
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- uyuyan çocuğu uyandırmak2
- son buluşmada hesabı kim öder5
- french kiss yapamayan erkek5
- başlayabilmek3
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- ayakçı ve patici yazarlar derneği6
- at suratlı kadın4
- sokum2
- kamos4
- çetik örebilen sözlük kızı3
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler6
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- mersin7
- çiftleşen yazarlar bana mesaj atsın3
- kate nash2
- güney kore34
- hobbit ayaklı kız sevgili2
- medeniyeti yabancı dil sanmak2
- kızıl kmerler4
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek6
- baş ayakçı4
- yazarların sözlükten kaçması5
- iyi ingilizce konuşamayan yazar sözlükten atılmalı2
- kadın dediğin şakk diye masaya ayağını vuracak4
- öksürmekten uyuyamamak5
- yağmur yağarken 1 60 lık kucaklayıp koşmak4
- fabrikator saim bey3
- vazallı sözlük yazarları2
- yunanistan5
- 21 ekim 2026 sporting lizbon lask linz maçı2
- avlusu olan ev2
- from gold from dust35
Bu yazı "neden insanlara sahip çıkmak ve onlara gerçekleri, doğruları göstermek yolunda savaş vermek gerektiğini, insanların hangi yöntemlerle birer kobay haline getirilmeye çalışıldığını, hipnoz, bilinçaltı müdahaleleri, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalga ve alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi olaylarının ABD tarafından nasıl ve ne amaçla kullanıldığını, en önemlisi de o meşhur tarikat ve uyduruk dinlerin yaratılmasını, bedensiz varlıklardan yeniçağ bilgilerinin alınmasını Amerika'nın nasıl bizzat desteklediğini" ortaya koymaktadır. Bu emperyalist amaçların küçük parçaları olmamaya ve şahsi menfaatler uğruna birçok çaresiz ve boşlukta olan insanı bu yollarla kullanmamaya ve kulandırtmamaya çalışmalıyız.
Zamanın CIA direktörü Allen Dulles, Princeton Üniversitesi'nde 1953'te şöyle bir konuşma yapmıştır:
"Hedef 'insan zihnindeki savaşı' da kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. ikinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) yaratabilmektir!"
Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) kendi iradesi dışında, bir takım beyin yıkama seanslarının, ilaçların vaye hipnozun etkisiyle başkalarının istediği bazı eylemleri yapanlara verilen isimdir.
Kelime Mançurya'dan ve Kore savaşından gelmektedir. Kore savaşı sırasında Amerikalı askerlere Çinliler tarafından bir dizi beyin yıkama deneyi ve işkencesi yapıldığı bilinmektedir. Bu terim Frank Sinatra'nın ünlü 'Manchurian Candidate' filmine konu olmuştur. Filmi CIA finanse edip çekmiştir. Hedef tehlikeyi büyük gösterip devletten bu konuda fonlar alabilmektir. Filmde robotlaştırılan bir Amerikan subayının nasıl ulusal güvenliğe zarar verdiği anlatılmaktadır.
Bilimsel yöntemlerle ideal bir Mançurya Kobayı yaratma arayışı, nazilerden beri süre gelmiştir. Soğuk savaşla birlikte, bu konuda KGB ve ABD'li istihbarat örgütleri içindeki araştırmalar hız kazanmıştır. Klinik Psikoloji, psikaytri, nöroformakoloji, elektrofizyoloji ve parapsikoloji bu hedefe ulaşmak için kullanılmıştır.
CIA BiLiMADAMLARINI NASIL AVLIYOR?
CIA'nın, Amerika'daki her üniversitede anlaşmalı öğretim üyeleri vardır. Bunlar, ulaşılması gereken kişiyle önce dostluk kurarlar. Bazı konularda yardım ederler. Amerika'daki üniversitelerde araştırma yapabilmek için, NIH (Amerikan Sağlık Teşkilatı) gibi kurumlardan grantler (araştırma parası) alınması gerekir; oysa bilim insanları üniversitelerde kalıcı pozisyon bulamazlar. CIA bu biliminsanlarının grant almasına ve kalıcı pozisyon bulmasına yardımcı olur. Bu yolla kazanamadığı bazı kişileri ise tehdit ve şantajla elde etmeye çalışır. Bu konuda Dr. Harvey Weinstein'nin yazdığı " Psikiyatr ve CIA" isimli kitap, bu kişilerin CIA'ya nasıl devşirildiklerini ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ayrıca John Marks, ünlü "Mançurya Adayını Arayış" isimli kitabında bilim adamlarının hangi yemlerle tavlandıklarını detaylı anlatmaktadır.
Her şeyden önce bu bilim insanlarına garantili, kalıcı pozisyon ve grant (araştırma fonu) parası verilir. Ayrıca CIA ile ilgil yaptıkları işlerden de özel uzmanlık ücreti alırlar. CIA ile birlikte çalışan bir biliminsanının kolay kolay sırtı yere gelmez. Yani biraz daha fazla refah ve güven için bu bilim adamları tavlanır; çok kritik işlerde çalışanlar ise daha sıkı kontrol edilmek için skandala yol açarak bilgi veya şantaj olguları karşılığında veya durumlarla sürekli tehdit altında tutulurlar. Bu biliminsanları, her zaman CIA'ya çalıştıklarını bilmezler. Devletin güvenliği ile ilgili bir iş için çalıştıklarını sanırlar.
Fakat son 30 yıllık gelişmelerden sonra, biliminsanları arasında CIA'ya karşı yaygın bir güvensizlik başlamıştır. Üstelik çok yarışmacı bir ortamda bulunan bu bilim insanları, CIA tarafından korundukları için haketmedikleri yere gelen pek çok yeteneksiz kişiye şahit olmuşlardır. CIA ile işbirliği yapan birisi, gerektiğinde yalan söylemek, yalan yayın yapmak, bildiklerini açıklamamak veya mesleki yemini bozmak zorundadır.
CIA TARAFINDAN YARATILAN DiNLER
Bazı satanist (şeytana tapan) kültler, " Children of good" isimli hristiyan mezhebi ve Jim Jones'un kurduğu "Halkın Tapınağı"nın da CIA tarafından yaratıldığı ortaya çıkarılmıştır. Bilindiği gibi Halkın Tapınağı'nın 910 müridi 1970'li yıllarda toplu intihar etmişti.
Yeni yaratılan dinlerden birisi de 2. isa olduğunu iddia eden ve "Reverend Moon" isimli Koreli kişinin yarattığı Moon dinidir. Moon dini sayesinde "dinleri birleştireceğini" iddia eden Reverand Moon, CIA hesabına çalışan uluslararası "deli-ajan"dır. Moonistler her yıl dünyanın bir yerinde toplanmakta ve binlerce farklı dine mensup kişiyi "bedeva" ağırlayıp bir dizi konferans vermektedirler. Amaç dinleri
"sözüm ona birleştirmektir". Bu dinde, örneğin evlenmek Reverand Moon'un izni olmadan yapılamaz ve kimin kimle evleneceğine Moon karar verir, diyelim ki devletin güvenliği ile ilgili bir işte çalışıyorsunuz ve Moonie'siniz! Canınız evlenmek istedi, "Reverand Moon" babaya danıştınız, o da size Hawaili bir güzel Moonie seçti! Sadece onunla evlenmek zorundasınız, ama evlendikten sonra, önce bir veya iki yıl ayrı kalmak zorundasınız; bu iki yıl boyunca Hawaili güzelin nerede "eğitim göreceğinden" tabiki haberiniz olmayacak! Tabii bu saçmalıkları kılıfa uyduracak açıklamaları da "ilahi bir biçimde" Moon'un dini kitaplarında bulacaksınız. işte size bir mezhep dolusu Mançurya Kobayı. Binlerce adamın eveleneceği kadının seçimini, kendini 2. isa sanan bir deliye bırakmasından daha iyi Mançurya Kobaylığı olabilir mi?
1978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci yazar, Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatmaktadır:
"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir.
CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harbin görünmez muharebe sahası, insan zihinleridir..."
YÖK DOÇ. ÜMiT SAYIN'A SAHiP ÇIKMALI
Tüm bu bilgileri, Doç. Dr. Ümit Sayın'ın Temmuz 2006' da, "Neden Kitap" yayınları arasında çıkan "Derin Devletler Gizli Projeler Kirli Gerçekler" adlı kitabından size aktarıyorum.
Kitabın tümünü okuyunca; NATO karargahlarında görev yapmış bazı subaylarımızın yabancı üniversitelerde yıllarca çalışmış sözde bilim adamlarının, bilerek veya bilmeyerek ABD ve AB'nden gelen telkinlere uygun şekilde hareket ettiklerini ve düşünce ürettiklerini daha iyi anladım.
Daha pek çok önemli araştırmada imzası bulunan sözkonusu kitabın yazarı Doç. Dr. Ümit Sayın'ın i.Ü Rektörü Mesut Parlak'a bir internet sitesi aracılığı ile hakaret ettiği gerekçesiyle üniversiteden atılmaya çalışıldığını öğrendim.
Değerli bir bilim adamının üniversiteden atılmasının gerekçesi bu olamaz. Gerçek neden elbetteki yaptığı araştırmaların içeriği...YÖK, bizler kadar emperyalist oyunların perde arkasını görmeli ve bu değerli araştırmacıya sahip çıkmalıdır.(*)
Zamanın CIA direktörü Allen Dulles, Princeton Üniversitesi'nde 1953'te şöyle bir konuşma yapmıştır:
"Hedef 'insan zihnindeki savaşı' da kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. ikinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) yaratabilmektir!"
Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) kendi iradesi dışında, bir takım beyin yıkama seanslarının, ilaçların vaye hipnozun etkisiyle başkalarının istediği bazı eylemleri yapanlara verilen isimdir.
Kelime Mançurya'dan ve Kore savaşından gelmektedir. Kore savaşı sırasında Amerikalı askerlere Çinliler tarafından bir dizi beyin yıkama deneyi ve işkencesi yapıldığı bilinmektedir. Bu terim Frank Sinatra'nın ünlü 'Manchurian Candidate' filmine konu olmuştur. Filmi CIA finanse edip çekmiştir. Hedef tehlikeyi büyük gösterip devletten bu konuda fonlar alabilmektir. Filmde robotlaştırılan bir Amerikan subayının nasıl ulusal güvenliğe zarar verdiği anlatılmaktadır.
Bilimsel yöntemlerle ideal bir Mançurya Kobayı yaratma arayışı, nazilerden beri süre gelmiştir. Soğuk savaşla birlikte, bu konuda KGB ve ABD'li istihbarat örgütleri içindeki araştırmalar hız kazanmıştır. Klinik Psikoloji, psikaytri, nöroformakoloji, elektrofizyoloji ve parapsikoloji bu hedefe ulaşmak için kullanılmıştır.
CIA BiLiMADAMLARINI NASIL AVLIYOR?
CIA'nın, Amerika'daki her üniversitede anlaşmalı öğretim üyeleri vardır. Bunlar, ulaşılması gereken kişiyle önce dostluk kurarlar. Bazı konularda yardım ederler. Amerika'daki üniversitelerde araştırma yapabilmek için, NIH (Amerikan Sağlık Teşkilatı) gibi kurumlardan grantler (araştırma parası) alınması gerekir; oysa bilim insanları üniversitelerde kalıcı pozisyon bulamazlar. CIA bu biliminsanlarının grant almasına ve kalıcı pozisyon bulmasına yardımcı olur. Bu yolla kazanamadığı bazı kişileri ise tehdit ve şantajla elde etmeye çalışır. Bu konuda Dr. Harvey Weinstein'nin yazdığı " Psikiyatr ve CIA" isimli kitap, bu kişilerin CIA'ya nasıl devşirildiklerini ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ayrıca John Marks, ünlü "Mançurya Adayını Arayış" isimli kitabında bilim adamlarının hangi yemlerle tavlandıklarını detaylı anlatmaktadır.
Her şeyden önce bu bilim insanlarına garantili, kalıcı pozisyon ve grant (araştırma fonu) parası verilir. Ayrıca CIA ile ilgil yaptıkları işlerden de özel uzmanlık ücreti alırlar. CIA ile birlikte çalışan bir biliminsanının kolay kolay sırtı yere gelmez. Yani biraz daha fazla refah ve güven için bu bilim adamları tavlanır; çok kritik işlerde çalışanlar ise daha sıkı kontrol edilmek için skandala yol açarak bilgi veya şantaj olguları karşılığında veya durumlarla sürekli tehdit altında tutulurlar. Bu biliminsanları, her zaman CIA'ya çalıştıklarını bilmezler. Devletin güvenliği ile ilgili bir iş için çalıştıklarını sanırlar.
Fakat son 30 yıllık gelişmelerden sonra, biliminsanları arasında CIA'ya karşı yaygın bir güvensizlik başlamıştır. Üstelik çok yarışmacı bir ortamda bulunan bu bilim insanları, CIA tarafından korundukları için haketmedikleri yere gelen pek çok yeteneksiz kişiye şahit olmuşlardır. CIA ile işbirliği yapan birisi, gerektiğinde yalan söylemek, yalan yayın yapmak, bildiklerini açıklamamak veya mesleki yemini bozmak zorundadır.
CIA TARAFINDAN YARATILAN DiNLER
Bazı satanist (şeytana tapan) kültler, " Children of good" isimli hristiyan mezhebi ve Jim Jones'un kurduğu "Halkın Tapınağı"nın da CIA tarafından yaratıldığı ortaya çıkarılmıştır. Bilindiği gibi Halkın Tapınağı'nın 910 müridi 1970'li yıllarda toplu intihar etmişti.
Yeni yaratılan dinlerden birisi de 2. isa olduğunu iddia eden ve "Reverend Moon" isimli Koreli kişinin yarattığı Moon dinidir. Moon dini sayesinde "dinleri birleştireceğini" iddia eden Reverand Moon, CIA hesabına çalışan uluslararası "deli-ajan"dır. Moonistler her yıl dünyanın bir yerinde toplanmakta ve binlerce farklı dine mensup kişiyi "bedeva" ağırlayıp bir dizi konferans vermektedirler. Amaç dinleri
"sözüm ona birleştirmektir". Bu dinde, örneğin evlenmek Reverand Moon'un izni olmadan yapılamaz ve kimin kimle evleneceğine Moon karar verir, diyelim ki devletin güvenliği ile ilgili bir işte çalışıyorsunuz ve Moonie'siniz! Canınız evlenmek istedi, "Reverand Moon" babaya danıştınız, o da size Hawaili bir güzel Moonie seçti! Sadece onunla evlenmek zorundasınız, ama evlendikten sonra, önce bir veya iki yıl ayrı kalmak zorundasınız; bu iki yıl boyunca Hawaili güzelin nerede "eğitim göreceğinden" tabiki haberiniz olmayacak! Tabii bu saçmalıkları kılıfa uyduracak açıklamaları da "ilahi bir biçimde" Moon'un dini kitaplarında bulacaksınız. işte size bir mezhep dolusu Mançurya Kobayı. Binlerce adamın eveleneceği kadının seçimini, kendini 2. isa sanan bir deliye bırakmasından daha iyi Mançurya Kobaylığı olabilir mi?
1978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci yazar, Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatmaktadır:
"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir.
CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harbin görünmez muharebe sahası, insan zihinleridir..."
YÖK DOÇ. ÜMiT SAYIN'A SAHiP ÇIKMALI
Tüm bu bilgileri, Doç. Dr. Ümit Sayın'ın Temmuz 2006' da, "Neden Kitap" yayınları arasında çıkan "Derin Devletler Gizli Projeler Kirli Gerçekler" adlı kitabından size aktarıyorum.
Kitabın tümünü okuyunca; NATO karargahlarında görev yapmış bazı subaylarımızın yabancı üniversitelerde yıllarca çalışmış sözde bilim adamlarının, bilerek veya bilmeyerek ABD ve AB'nden gelen telkinlere uygun şekilde hareket ettiklerini ve düşünce ürettiklerini daha iyi anladım.
Daha pek çok önemli araştırmada imzası bulunan sözkonusu kitabın yazarı Doç. Dr. Ümit Sayın'ın i.Ü Rektörü Mesut Parlak'a bir internet sitesi aracılığı ile hakaret ettiği gerekçesiyle üniversiteden atılmaya çalışıldığını öğrendim.
Değerli bir bilim adamının üniversiteden atılmasının gerekçesi bu olamaz. Gerçek neden elbetteki yaptığı araştırmaların içeriği...YÖK, bizler kadar emperyalist oyunların perde arkasını görmeli ve bu değerli araştırmacıya sahip çıkmalıdır.(*)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar