bugün

muhteşem yüzyıl

hürrem'in şiirine şu dizelerle yardımcı olmak istediğim dizidir:
"bu yürek oldu kor, gözlerim seni arar
kestane kebap, acele cevap."
sülüman, öptm, kib.

asaletinden sual olunmaz, bir bakışı ile eteklerine kapanıp "kurbanın olayım şu kadınlığının sırrını ver bize, cihan-ı alem senin gibisini görmedi" diye yalvar yakar olunacak valide sultan, her şey iyi hoş da, nasıl hürrem'i lala paşa'nın ergen oğluyla evlendirmeye kalkarsın? sen hürrem'i cezalandırdığında aslan süleyman sana kükremedi mi? hadi hürrem gebeyim demeseydi, eskaza gitseydi edirne'ye, süleyman dönüp de hanimiş benim hürrem'im hmppffss diye ortalarda hürrem avına çıkınca nedeceydin? "aslanım, ben hürrem'e gül toplatıyordum gül bahçesinde, lala paşa'nın ergen oğlu hürrem'in memelerini görmüş beğenmiş, ben de bir sevap işleyeyim dedim. sana meme mi yok oğluşum? hem mahidevran hasretinden yanıyor, mustafa'yı da alın piknik yapın has bahçede" mi diyecektin? ne diyor hürrem, bana dokunmak yassaakhh!

mahidevran bebişim, artık beni korkutuyorsun. yılan gözlüaaeouoıaeağğ!!! diyerek öleceksin. zaten hürrem'i döverken büründüğün samara morgan tipinle yeteri kadar uykularımı kaçırdın. artık kendine gel. sen mahidevran'sın aptallık etme. öldürücü etkisi olduğunu öğrendiğin ilk ilacı alıp yılan gözlü hürreeeaaaağğğmmm diyerek bir solukta hürrem'in yanına koşup "şekerim aramızda ne geçtiyse geçti, mustime kardeş gelecek, bizim iyi anlaşmamız lazım. ihihi, al sana şerbet getirdim iç iyi gelir" modunda ilacı hürrem'in şerbetine boca edeceksin ve sarayda adın "mallıkta sınır tanımayan kıskançlıktan çatır çutur çatlayan ex haseki mahidevran"a çıkacak haberin olsun. yapma etme. gel sen valide sultanı dinle. efendi efendi otur.

hürrem müslüman olduktan sonraki ilk "kadir gecesi mi doğdun sen" yorumunu aldı bendenizden. güle güle kullan hürrem. pelikan ağzınla "kesheerim khendimiieeee!!" diye böğürürken bir an hayatının gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmiş olması gerek. sen dönemin ameliyat masası ya da yatağı kıvamındaki döşeğe sere serpe yatırıldığın sırada "ulan ben yedim bir halt ama, ne olacak bu işin sonu, adamın götünden kan alırlar vallahi" derken, bak allah'ın işine. dört ayak üstüne düştün hadi iyisin. yoksa gidiyordu kelle meaazallah. hamilelik muayenen sırasında kadın ne yaptı sana da gözlerin yuvalarından çıka çıka bismillaaah bismillaaah dedin orayı pek anlayamadım. neyse, çok da kurcalamıyorum iyi ki de o dönemde yaşamamışım deyip işin içinden çıkasım var. ıyh.

bir dahaki bölüm için senaristlerle irtibata geçip elimde ne kadar animasyon varsa kendilerine iletmeyi düşünüyorum. böyle diziye böyle efektler... cık cık cık. sülümoğn ile pargalı'yı bir örnek giydirelim bunlar durmadan yeeaaallah savaşa geldik tarzı şeyler söylesin. layoş elmasını yerken pargalı onu totosundan oklarla dürtüp, önceden hazırladığı yanar döner meyve tabağını kendisine sunsun. sonra belgrad'a geçeriz, ordan da bir iki sahne arkamızdan bulutlar hızlı hızlı geçsin, sülümoğn "ben süleyman, sultan selim han'ın oğlu..." diye başlarken reklama gireriz, fazla uzatmaya gerek yok altta tarih geçer öyle böyle bitmiş gelmişleeeer deriz diye düşündüler zannımca. püü allah cezanızı vermesin. paranız yoksa benim bir fikrim var: sultan süleyman desin ki, "hürrem hamile olduğuna göre artık mustafa'ya gerenk kalmadı, büyümesini bekleyip hürrem'in mustafa'yı boğdurtmam için beni gaza getirmesindense ben şimdi boğdurayım gitsin. hem hürrem bebişimi de adı çıkmış dokuza inmez sekize modundan kurtarmış olurum. tamamen kendi hür irademle oğlumu öldürttüm derim." böylece hem o sevimsizlikte sınır tanımayan, gelmiş geçmiş en sinir bozucu çocuk karakterden kurtulmuş oluruz hem de o çocuğa ödenen parayla güzel güzel efektler yaparsınız. bence çogzel oldu böyle, yapın bunu.
© copyright 2005 - 2026