bugün
- türklerin soykırımdaki ustalığı8
- en son ne yediniz6
- sosyoloji okuyan erkek3
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor13
- kaş aldırmaya kuaföre giden kız4
- filistin in ermeni soykırımını tanıması31
- haysenin125
- mao zedong3
- hastanedeyim ful kadınlar hasta10
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı8
- ziya gökalp5
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- sözlüğün aptal kaynaması16
- kürtçüler ne işe yarar2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- ismet bin serkisof ül nal omega vel tecededeevi2
- araba kovalamayan köpek6
- bulgar göçmeni kız vs türk kızı3
- traş oldum duşa giriyorum hangi yuzırı düşüneyim2
- gram altın3
- arkadaşlar bakar mısınız7
- 2026 dünya kupası37
- bugün brezilya japonya maçı saat 20 de trt 1 de3
- herkes beklerken doktorun odaya giren tip2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- sözlükteki en güzel kadın yazar olmak5
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
- filmlerdeki sorgu sahneleri6
- eski nickimi özlüyor olmam7
- türk dizi ve filmlerindeki klişeler5
- ustalara kek yapmak6
- pandela'nın medeniyete katkıları2
- sadat2
- cumhuriyetin intikamı8
- türkiye14
- can sıkıntısı3
- sabahın köründe siyaseti düşünen insan7
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- velvet45
- turnike de 7 numaralı topu tutan kız2
- israil'in 1915 olaylarını soykırım tanıması8
- turnike de 5 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 4 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 2 numaralı topu tutan kız2
- sözlüğün kalitesinin artık düşmemesi5
- şeyhperestlerin ibne olması3
- bir şey söyle2
- turnike de 3 numaralı topu tutan kız2
tanım: bir aşkın özetidir.
zar zor uyanıyorum öğlene doğru, bilgisayarı açıyorum. tabi hemen internete giriyorum. sık kullanılanlardan haber1903ü açıyorum akabinde youtube... arama çubuğuna beşiktaş seninle ölmeye geldik yazıp aratıyorum. ses sisteminin sesini biraz açıp başlıyorum haberleri okumaya. sonra birden kendi kendime ''lan ben manyak mıyım? rüyamda da görmedim niye bilgisayarı açıp beşiktaş diye inletiyorum evi?'' diye düşündüm tam sesini kısacağım odamın kapısı açılıyor. babam gözüküyor hemen arkasından bir buçuk yaşını yeni geçmiş yeğenim koşarak giriyor odaya, odanın ortasında zıplamaya başlıyor. '' beşiktaş seninle ölmeye geldik'' diyor! aslında dili tam dönmüyor. bakıp bakıp gülüyoruz. ''şampiyon kim kızım?'' ellerini kaldırıp ''beşiktaş beşiktaş'' diye bağırmaya çalışıyor fakat dili yine tam dönmüyor ama olsun. üstelik yeni öğrendiği bir şey de değil yaklaşık altı aydır böyle. odanın kapısına vurup açtığımda bilgisayara koşup ''kartal gol gol gol'' diye, uyurken gelip ''dali gol aç'' diye uyandırıyor aylardır. ne demek olduğunu, ne dediklerini bilmiyor anlamıyor, sadece hoşuna gidiyor belki ama eminim bu çocuk beşiktaşı sevecek, seviyor! demek ki onu etkileyen, çeken bir şey var bu takımda. amcaları başka bir takımın adını söyletmeye çalışıyor, o çocukluğun verdiği taklitçilikle söylüyor fakat beşiktaş dediği gibi değil. ona bakınca daha iyi anladım niye sabah sabah beşiktaşla uyandığımı, niye bazen beşiktaşın eski maç görüntülerini izlerken gözlerimin dolduğunu. bu bir tercih değildi, bu aşktı, bu kaderdi! çünkü bizim peder beyin valide hanımın filan futbolla uzaktan yakından alakası yoktur. büyüdüğüm mahalle desen, o da tutmaz. yaşıtlarımdan iki beşiktaşlı tanıyorum biri ben diğeri de çocukluk arkadaşım . velhasıl-ı kelam benim seçebileceğimden çok öte bir şeydi. kimsenin seçebileceği bir şey değildi belki de çünkü beşiktaşlı olunmuyordu. böyle sevmeyen anlayamaz bu duyguyu. yağmurlu bir günde çubuklu formalara aşık olmayı, ne farkeder kartal sen her gün kaybetsen demeyi, siyah beyaz aşkı paylaşamamayı, sadece statta olmak değil de orada hissetmeyi, bir umudunun beşiktaş olmasını... farklı bir duygu bu işte, siyah beyaz film gibi biraz, beşiktaşk ulan işte! harçlıklarını biriktirir maça gidersin, en yakın arkadaşının nikahının derbiye denk geldiğini farkedince düğünü şahitsiz bırakırsın, ya ben ya beşiktaş diyen sevgiline kendine fazla şans tanımıyorsun dersin, dakika 90da yeniliyor olsanız da beşiktaş sen bizim her şeyimizsin dersin, sınavını bırakıp bulunduğun şehirden maça gidersin, göçüğün altından çıksan beşiktaşı sorarsın, fransada doğsan da beşiktaşkı bulursun çünkü sen sahadaki adamlara değil renklere aşıksındır. o renkler senin hayatındır. niye diye sorsalar diyebilecek belki de tek şeyin vardır, onu dersin; çok sevdik be abi!
zar zor uyanıyorum öğlene doğru, bilgisayarı açıyorum. tabi hemen internete giriyorum. sık kullanılanlardan haber1903ü açıyorum akabinde youtube... arama çubuğuna beşiktaş seninle ölmeye geldik yazıp aratıyorum. ses sisteminin sesini biraz açıp başlıyorum haberleri okumaya. sonra birden kendi kendime ''lan ben manyak mıyım? rüyamda da görmedim niye bilgisayarı açıp beşiktaş diye inletiyorum evi?'' diye düşündüm tam sesini kısacağım odamın kapısı açılıyor. babam gözüküyor hemen arkasından bir buçuk yaşını yeni geçmiş yeğenim koşarak giriyor odaya, odanın ortasında zıplamaya başlıyor. '' beşiktaş seninle ölmeye geldik'' diyor! aslında dili tam dönmüyor. bakıp bakıp gülüyoruz. ''şampiyon kim kızım?'' ellerini kaldırıp ''beşiktaş beşiktaş'' diye bağırmaya çalışıyor fakat dili yine tam dönmüyor ama olsun. üstelik yeni öğrendiği bir şey de değil yaklaşık altı aydır böyle. odanın kapısına vurup açtığımda bilgisayara koşup ''kartal gol gol gol'' diye, uyurken gelip ''dali gol aç'' diye uyandırıyor aylardır. ne demek olduğunu, ne dediklerini bilmiyor anlamıyor, sadece hoşuna gidiyor belki ama eminim bu çocuk beşiktaşı sevecek, seviyor! demek ki onu etkileyen, çeken bir şey var bu takımda. amcaları başka bir takımın adını söyletmeye çalışıyor, o çocukluğun verdiği taklitçilikle söylüyor fakat beşiktaş dediği gibi değil. ona bakınca daha iyi anladım niye sabah sabah beşiktaşla uyandığımı, niye bazen beşiktaşın eski maç görüntülerini izlerken gözlerimin dolduğunu. bu bir tercih değildi, bu aşktı, bu kaderdi! çünkü bizim peder beyin valide hanımın filan futbolla uzaktan yakından alakası yoktur. büyüdüğüm mahalle desen, o da tutmaz. yaşıtlarımdan iki beşiktaşlı tanıyorum biri ben diğeri de çocukluk arkadaşım . velhasıl-ı kelam benim seçebileceğimden çok öte bir şeydi. kimsenin seçebileceği bir şey değildi belki de çünkü beşiktaşlı olunmuyordu. böyle sevmeyen anlayamaz bu duyguyu. yağmurlu bir günde çubuklu formalara aşık olmayı, ne farkeder kartal sen her gün kaybetsen demeyi, siyah beyaz aşkı paylaşamamayı, sadece statta olmak değil de orada hissetmeyi, bir umudunun beşiktaş olmasını... farklı bir duygu bu işte, siyah beyaz film gibi biraz, beşiktaşk ulan işte! harçlıklarını biriktirir maça gidersin, en yakın arkadaşının nikahının derbiye denk geldiğini farkedince düğünü şahitsiz bırakırsın, ya ben ya beşiktaş diyen sevgiline kendine fazla şans tanımıyorsun dersin, dakika 90da yeniliyor olsanız da beşiktaş sen bizim her şeyimizsin dersin, sınavını bırakıp bulunduğun şehirden maça gidersin, göçüğün altından çıksan beşiktaşı sorarsın, fransada doğsan da beşiktaşkı bulursun çünkü sen sahadaki adamlara değil renklere aşıksındır. o renkler senin hayatındır. niye diye sorsalar diyebilecek belki de tek şeyin vardır, onu dersin; çok sevdik be abi!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar