bugün
- kadın olmanın avantajları12
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler8
- askerde 200 metre atışı yapmak11
- türkiye'ye geldim9
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- trans kadın çekiciliği5
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey6
- her şeyi açıklayan en kısa cümle6
- kadıköy solcusu3
- nervio20
- her kıza yazan erkek3
- kadınları anlamak4
- frankyfourfingers2
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kedi sidiği kokmak5
- kurtar bizi müsavat16
- alevi kızların alev alev yanması13
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek2
- geceye bir şarkı bırak3
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması2
- aleksey batrakov5
- zayıflama çayına inanan insan2
- mehdi türkiye de3
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- şişman insanlardan tiksinmek2
- ben uyuyacağım sözlük2
- karıncayiyen beslemek2
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- tanrı vs şeytan3
- mabel matiz3
- johnny depp olmak isterken kral abdullah olmak2
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü3
- ellerim bos gonlum hos10
- sanatsepeti2
- wilfried singo3
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- devran dönecek8
- çü be3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- ahmet baran yazgan10
- la taverne des yeux3
- kolonya kültürünün yok olması2
- aptallara tahammül edememek2
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- atla gel şaban filminde şaban olmaması3
- okan buruk12
tanım: bir aşkın özetidir.
zar zor uyanıyorum öğlene doğru, bilgisayarı açıyorum. tabi hemen internete giriyorum. sık kullanılanlardan haber1903ü açıyorum akabinde youtube... arama çubuğuna beşiktaş seninle ölmeye geldik yazıp aratıyorum. ses sisteminin sesini biraz açıp başlıyorum haberleri okumaya. sonra birden kendi kendime ''lan ben manyak mıyım? rüyamda da görmedim niye bilgisayarı açıp beşiktaş diye inletiyorum evi?'' diye düşündüm tam sesini kısacağım odamın kapısı açılıyor. babam gözüküyor hemen arkasından bir buçuk yaşını yeni geçmiş yeğenim koşarak giriyor odaya, odanın ortasında zıplamaya başlıyor. '' beşiktaş seninle ölmeye geldik'' diyor! aslında dili tam dönmüyor. bakıp bakıp gülüyoruz. ''şampiyon kim kızım?'' ellerini kaldırıp ''beşiktaş beşiktaş'' diye bağırmaya çalışıyor fakat dili yine tam dönmüyor ama olsun. üstelik yeni öğrendiği bir şey de değil yaklaşık altı aydır böyle. odanın kapısına vurup açtığımda bilgisayara koşup ''kartal gol gol gol'' diye, uyurken gelip ''dali gol aç'' diye uyandırıyor aylardır. ne demek olduğunu, ne dediklerini bilmiyor anlamıyor, sadece hoşuna gidiyor belki ama eminim bu çocuk beşiktaşı sevecek, seviyor! demek ki onu etkileyen, çeken bir şey var bu takımda. amcaları başka bir takımın adını söyletmeye çalışıyor, o çocukluğun verdiği taklitçilikle söylüyor fakat beşiktaş dediği gibi değil. ona bakınca daha iyi anladım niye sabah sabah beşiktaşla uyandığımı, niye bazen beşiktaşın eski maç görüntülerini izlerken gözlerimin dolduğunu. bu bir tercih değildi, bu aşktı, bu kaderdi! çünkü bizim peder beyin valide hanımın filan futbolla uzaktan yakından alakası yoktur. büyüdüğüm mahalle desen, o da tutmaz. yaşıtlarımdan iki beşiktaşlı tanıyorum biri ben diğeri de çocukluk arkadaşım . velhasıl-ı kelam benim seçebileceğimden çok öte bir şeydi. kimsenin seçebileceği bir şey değildi belki de çünkü beşiktaşlı olunmuyordu. böyle sevmeyen anlayamaz bu duyguyu. yağmurlu bir günde çubuklu formalara aşık olmayı, ne farkeder kartal sen her gün kaybetsen demeyi, siyah beyaz aşkı paylaşamamayı, sadece statta olmak değil de orada hissetmeyi, bir umudunun beşiktaş olmasını... farklı bir duygu bu işte, siyah beyaz film gibi biraz, beşiktaşk ulan işte! harçlıklarını biriktirir maça gidersin, en yakın arkadaşının nikahının derbiye denk geldiğini farkedince düğünü şahitsiz bırakırsın, ya ben ya beşiktaş diyen sevgiline kendine fazla şans tanımıyorsun dersin, dakika 90da yeniliyor olsanız da beşiktaş sen bizim her şeyimizsin dersin, sınavını bırakıp bulunduğun şehirden maça gidersin, göçüğün altından çıksan beşiktaşı sorarsın, fransada doğsan da beşiktaşkı bulursun çünkü sen sahadaki adamlara değil renklere aşıksındır. o renkler senin hayatındır. niye diye sorsalar diyebilecek belki de tek şeyin vardır, onu dersin; çok sevdik be abi!
zar zor uyanıyorum öğlene doğru, bilgisayarı açıyorum. tabi hemen internete giriyorum. sık kullanılanlardan haber1903ü açıyorum akabinde youtube... arama çubuğuna beşiktaş seninle ölmeye geldik yazıp aratıyorum. ses sisteminin sesini biraz açıp başlıyorum haberleri okumaya. sonra birden kendi kendime ''lan ben manyak mıyım? rüyamda da görmedim niye bilgisayarı açıp beşiktaş diye inletiyorum evi?'' diye düşündüm tam sesini kısacağım odamın kapısı açılıyor. babam gözüküyor hemen arkasından bir buçuk yaşını yeni geçmiş yeğenim koşarak giriyor odaya, odanın ortasında zıplamaya başlıyor. '' beşiktaş seninle ölmeye geldik'' diyor! aslında dili tam dönmüyor. bakıp bakıp gülüyoruz. ''şampiyon kim kızım?'' ellerini kaldırıp ''beşiktaş beşiktaş'' diye bağırmaya çalışıyor fakat dili yine tam dönmüyor ama olsun. üstelik yeni öğrendiği bir şey de değil yaklaşık altı aydır böyle. odanın kapısına vurup açtığımda bilgisayara koşup ''kartal gol gol gol'' diye, uyurken gelip ''dali gol aç'' diye uyandırıyor aylardır. ne demek olduğunu, ne dediklerini bilmiyor anlamıyor, sadece hoşuna gidiyor belki ama eminim bu çocuk beşiktaşı sevecek, seviyor! demek ki onu etkileyen, çeken bir şey var bu takımda. amcaları başka bir takımın adını söyletmeye çalışıyor, o çocukluğun verdiği taklitçilikle söylüyor fakat beşiktaş dediği gibi değil. ona bakınca daha iyi anladım niye sabah sabah beşiktaşla uyandığımı, niye bazen beşiktaşın eski maç görüntülerini izlerken gözlerimin dolduğunu. bu bir tercih değildi, bu aşktı, bu kaderdi! çünkü bizim peder beyin valide hanımın filan futbolla uzaktan yakından alakası yoktur. büyüdüğüm mahalle desen, o da tutmaz. yaşıtlarımdan iki beşiktaşlı tanıyorum biri ben diğeri de çocukluk arkadaşım . velhasıl-ı kelam benim seçebileceğimden çok öte bir şeydi. kimsenin seçebileceği bir şey değildi belki de çünkü beşiktaşlı olunmuyordu. böyle sevmeyen anlayamaz bu duyguyu. yağmurlu bir günde çubuklu formalara aşık olmayı, ne farkeder kartal sen her gün kaybetsen demeyi, siyah beyaz aşkı paylaşamamayı, sadece statta olmak değil de orada hissetmeyi, bir umudunun beşiktaş olmasını... farklı bir duygu bu işte, siyah beyaz film gibi biraz, beşiktaşk ulan işte! harçlıklarını biriktirir maça gidersin, en yakın arkadaşının nikahının derbiye denk geldiğini farkedince düğünü şahitsiz bırakırsın, ya ben ya beşiktaş diyen sevgiline kendine fazla şans tanımıyorsun dersin, dakika 90da yeniliyor olsanız da beşiktaş sen bizim her şeyimizsin dersin, sınavını bırakıp bulunduğun şehirden maça gidersin, göçüğün altından çıksan beşiktaşı sorarsın, fransada doğsan da beşiktaşkı bulursun çünkü sen sahadaki adamlara değil renklere aşıksındır. o renkler senin hayatındır. niye diye sorsalar diyebilecek belki de tek şeyin vardır, onu dersin; çok sevdik be abi!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar