bugün
- filistin46
- hülagü'nün çin varken suriye'ye saldırması4
- dinciler4
- istanbul da mide küçültme sonrası şüpheli ölüm4
- ikinci mustafa2
- anın görüntüsü28
- kamal4
- cennete gideceğini sanıp cehenneme gidip göt olmak2
- fransız arabaları3
- fon kurdum para yatırır mısınız10
- ne kadar yaşlısın9
- ten uyumu vs kafa uyumu5
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı2
- bedelini ödeyen yazarlar17
- pazar günü aktiviteleri3
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- sözlükte kız taklidi yapmak16
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- avustralya2
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- antipanik'e bir şey söyle22
- mossat yaptı abi heralde yani2
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- silvermist'e iki şey söyle20
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- pazar sabahı2
- arkadaşlar ne yesek8
- özelden şeftalisini atan yazar14
- seksten önce dua etmek10
- alttaki yazara bir şey söyle24
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- tarhana çorbası12
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- israil'i allah cezalandıracak9
- sözlük kızlarının kombinleri15
- parcalandim toparlanamiyorum323
- sözlük kızlarının tantunici7
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- ucan tekme atan hipopotam47
- nöbetteyim sözlük4
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- sapık şarkı sözleri9
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- güzelsen koy resmini görelim6
- porno entelektüelliği8
çok başarılı bir tasvirini joost Lagendijk'in yaptığı kavram.
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
Gündemdeki Haberler