bugün
- film izlerken sevişmek3
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları3
- 30 temmuz 20263
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı9
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- yoran insanların ortak özellikleri6
- yılbaşı tv programları2
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- yeni parti51
- gece denize girmek20
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- basit bir insan olmak4
- hikayeyi devam ettir52
- manifest grubu vs tarkan16
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin8
- almanya7
- mehdiye inanıyor musunuz10
- türkiye de çalışmak3
- içi ve dışı farklı olan insan7
- danimarka5
- nickten isim tahmini yapmak72
- islam düşmanlarına bir soru9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- özel hayat2
- luks araba almak6
- bir insanın arkasından konuşmak6
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak4
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- sibel can3
- z kuşağı3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- sözlük kızlarının kekleri11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- eren kaşıkçı6
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- dolunayı seyretmek4
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- çorumda konser için müzik grubu öner7
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
çok başarılı bir tasvirini joost Lagendijk'in yaptığı kavram.
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar