bugün
- anın görüntüsü16
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum16
- 11 haziran 2026 meksika güney afrika maçı5
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması3
- chp'nin hali ne olacak48
- meksika3
- 40 yaşında bekar kadın5
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi2
- k k yerine kaka demek3
- panini 2026 dünya kupası çıkartma albümü2
- mor semsiyeli yabanci16
- ipsala da 3 milyar liralık uyuşturucu operasyonu2
- ai analiz2
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek18
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- cilgincapkin219
- sigara içen kızla öpüşülür mü13
- trump'ın iran anlaşması iddiası2
- yüzükoyun uyuyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- yazarların şu an dinledikleri şarkı8
- sözlükte kavga etmek8
- memeleri füze gibi kadın13
- büzüğüm yemiyor diyerek araçtan inmeyen sürücü2
- buddy dude21
- 12 haziran 20262
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- ona bir şey söyle12
- masklavi'nin düşünceleri18
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- kabuksuz kaplumbaga7
- bisiklet marka tavsiyesi10
- aym'nin chp'nin 128 dolar yalanını tescillemesi2
- sedat pekmez39
- seni yeşerteceğim diyen erkek4
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- ahmet kaya'yı aşağılayan ülkücü2
- altının düşüşü7
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- enayimiknatisii12
- kadınlar hakkında bazı mülahazalar4
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- gammazlar çetesi15
- karton toplayan abi7
- yeşil gözlü kız11
- uysaljakoben17
çok başarılı bir tasvirini joost Lagendijk'in yaptığı kavram.
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
"Bugünün Türkiye'de sıradan bir pazar olduğunu fark etmek tuhaf. 2010'un son pazarı olması dışında bir özelliği yok, oysa Avrupa'nın geri kalanında Noel'in ikinci günü, yani herkes için özel bir gün.
Benim gibi iki dünya arasında mekik dokumuyorsanız, bu gibi farklılıkların ayrımına pek varmıyorsunuz. Türkiye'de yaşıyorum ve çalışıyorum, fakat Hollanda'da da kuvvetli köklerim ve aile bağlarım var.
Geçen hafta saç tıraşı için gittiğim Taksim'deki berberimin, bana 'Hayırlı Noeller' dilediğini duymak pek hoştu. Bana nezaket göstermek istediğinden eminim, fakat onun için Noel dünyanın başka bir köşesinde vuku bulan ve sadece klasik Amerikan filmlerindeki meşhur şarkılardan ve süslenmiş büyük Noel ağaçlarından bildiği bir olay. Türklerin büyük kısmı gibi berberimin de Avrupalıların, keza Amerikalılarla Kanadalıların çoğunluğunun hissettiği türden özel bir Noel duygusu yok, zaten olmasını da bekleyemezsiniz.
Altmışlarda büyüme çağımdayken Noel hâlâ dinle epey bağlantılı bir olaydı. 25 Aralık, Hıristiyanlığın merkezindeki figür olan Hazreti isa'nın gerçek doğum günüydü. Ailecek Noel arefesinde kiliseye gider ve ebeveynlerimin güçlü bir aidiyet duyduğu dinin tarihindeki bu hayati önemde olayı kutlamak için ilahiler söylerdik. 45 yıl sonra bile, beni ve diğer bütün Hıristiyanları korumak için doğmuş küçük bir çocukla ilgili o kuvvetli şarkıların çoğunu hâlâ hatırlayabiliyorum. Kiliseye giden o cemaate ait olmak size güzel bir duygu verirdi, zira ayine Noel'le ilgili her tür simgenin dört bir taraftaki ulvi varlığı eşlik ederdi: Işıklarla dolu ağaçlar, çocuk isa'nın yattığı beşik ve çevresinde anne-babası, yeşil dallar, çanlar ve bazı küçük armağanlar. Hıristiyanların 25 ve 26 Aralık'taki kutlamalarında dinleriyle ilgisi olmayan birçok geleneği ve pratiği birbirine bağladığını ancak çok sonraları idrak ettim. Ağaçlar, her daim yeşil dallar, kışın ortasında günlerin uzamaya başladığını gösteren ışıklar... Bunların hepsinde Hıristiyanlık öncesine ait pagan geleneklerinin güçlü izleri vardı ve karanlığın ortasında yepyeni bir hayatın doğduğuna ve sizin de zuhur eden bu kurtuluş hikâyesinin parçası olduğunuza dair sarsıcı bir duygu yaratmak için zekice işin içine katılmışlardı.
Bu satırları yazarken melankoli ve nostalji ağırlığını hissettiriyor. Şahsen benim için bu, hâlâ güzel hatıraları akla getirebilen bir mazi. Fakat o günler geride kaldı. Artık kiliseye gitmiyorum ve daha temel düzeyde, ister Hıristiyanlık ister başka bir inanç olsun, dinin bugün benim için önemli olan sorulara ikna edici cevapları olduğuna artık inanmıyorum.
Fakat Noel duygusu hiç kaybolmuyor. Şu an Hollanda'dayım ve ışıklardan, ağaçlardan ve eski dinî şarkıların modern versiyonlarından hâlâ keyif alıyorum. Ama şu günlerde daha da önemli olan şey, aileyle ve dostlarla bir araya gelmek, yiyip içmek, gitmekle ve gelmekte olan yılı konuşup tartışmak. Son 50 yıldır Noel'in ticarileştirilmesine ve bugün birçok Avrupalı için Noel'in mümkün olduğunca fazla tüketmek anlamı taşımasına rağmen o paha biçilmez tefekkür anları hâlâ varlığını sürdürüyor ve ister inansın ister inanmasın, birçok insan için önem taşıyor.
Bence Noel en iyi Müslüman dünyasının Ramazan Bayramı'yla kıyaslanabilir. Birlikte oturup sevdiklerinizle yiyip içme vakti; insanın kendi içinde derin düşüncelere dalması için en uygun vakit. inançlı Müslümanlar için özel, fakat dinî duygularla hiç bağ kurmamış veya çok zayıf bağı olan insanlar tarafından da farklı bir vakit olarak görülüyor. Bunlar, her uygarlığın topluluk ruhunu vurgulamak ve tefekkürü teşvik etmek için yarattığı vesileler. Bireyselleşmenin ve ortak hedeflere yönelik artan şüpheciliğin bu gelenekleri zayıflattığı ve insanın bunlarsız da yaşayabileceği izlenimini yarattığı modern toplumlarda bu vesileler giderek seyrekleşiyor.
Hollanda'da Noel, Türkiye'de Bayram. Her ikisinin de parçası olmaktan çok mutluyum. Güzel hatıraları sevgiyle yâd etmek ve geleceğe dair yeni planlar yapmak için. [email protected]"
güncel Önemli Başlıklar