bugün
- ben geldim naneler18
- ferdi özbeğen9
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek14
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek5
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- sevgiliyle sevişirken akla ilyas salmanın gelmesi3
- sözlükte flörtleşmek18
- çok çişi gelen insan5
- devlet kim lan7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- pandela43
- menekşe moru oje4
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- neden entry girmiyorsunuz nereye kayboldunuz3
- rus edebiyatı vs türk edebiyatı3
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- pandela tarzı entry gir6
- gay oğlunu sevgilisiyle basan baba2
- anın görüntüsü20
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- ince ruhlu erkek olmak2
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- wednesdayin annesi8
- gargamel deki akıllara zarar mantık hatası2
- 35 yaşında ölmek4
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması5
- mmm pandela poposu kocaman5
- yazarlara verilmiş lakaplar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- zoey2
- güne bir şarkı bırak2
- pandela1bukentay3
- annenin ölmesi5
- aylık 409 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung ile revani yemek4
- 20263
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- izlenmiş en kusursuz film8
- alain delon vs cüneyt arkın5
- azgın türbanlı10
- burcu yüzünden bir kızı reddeden erkek2
- sevmek2
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- sözlüğün kahve olması13
entry'ler (4)
Bir dönem çalıştığım ve süper ortamı bulunan bir mağaza. 2008 Yılında ki çalışanlara benden selam olsun.
Kadınlarca amacı dışında kullanılan bir ayakkabı türü. Çoğunlukla günün sonunda sabaha kadar inlemeye sebebiyet veren bir tür acı makinesi.
ismet Babamızın aynı zamanda Ali Haydar Efendi Hazretlerinin Tekkesi ismailağa Camiinin alt tarafında patrikhanin karşısında bulunuyor.
Altın silsilenin 32. sırasında bulunan, Efendi Hazretlerimizin çok önem vererek ezberlediği ve her sohbetinin başında bir beytini okuduğu Risale-i Kudsiyye sahibi Mustafa ismet Garibullah (Büyük şeyh) Efendi kimidir? Musta ismet (kuddisesirrahu) aslen YANYA’lı (Balkan yarımadasında halen Yunanistan sınırları içerisinde bulunan bir şehir) olup doğumu: Hicri 1216, vefatı: Hicri 1289 dur. Yaşadığı devirde, Mevlana Halid-i Bağdadi (kuddisesirrahu)nun, Mekke-i Mükerreme’deki halifesi olan Abdullah’i Mekki(kuddisesirrahu) Hazretleri’nin, Ebu Kubeys dağı üzerindeki dergahında yetişmiş olup, Şeyh Efendinin vefatından sonra Anadoluya gelerek bir müddet Edirne’de Sultan Camii Şerifinde irşat görevine devam etmiş, Sonra istanbul’da müritleri çoğalmış hatta Sultan Abdulmecid Han kendilerine intisab etmişlerdir. istanbul’daki müridleri şeyh Efendi’nin istanbul’a gelmesini çok arzu ettiklerinden buraya gelerek, önce Koca Mustafa Paşa tarafında, sonrada Fatih Çarşamba’da halen kabri şerifinin de bulunduğu ve kendi ismiyle anılan ismet Efendi Dergahı’nı kurup hayatının sonuna kadar da orada hizmete devam etmişlerdir.
EŞi BULUNMAZ BiR ESER ”RiSALE-i KUDSiYYE”
Bu kitap hakkında Ali Haydar Efendi Hazretleri:”Dünyada (insanların yazdığı kitaplar arasında) iki kitap vardır ki;itiraz kabul etmez. Biri Mesnevi, diğeri ise Risale-i Kudsiyyedir, lakin Risal-i Kudsiyye şeri ilimleri ihtiva etmesi yönünden daha ağırlıklıdır.”buyurmuştur.
Ayrıca bu manevi yolu Mekke-i Mükerreme’den getirdiği için ”Büyük Şeyh Efendi” deyin buyurmuştur.
Üstadımızın arapça hocası, ulemadan, Oflu Hacı Dursun Efendi, Hazretleri de:”ismet Efendi’nin Risale-i Kudsiyyesi, imam-ı Rabbani’nin Mektubatının hulasası gibidir.”buyurmuştur.
Üstadımız Hacı Mahmud Efendi Hazretlerimiz de (kuddisesirrahu) da, bu risale hakkında ”Mektubatın metni gibidir” buyurmuştur. Risalenin yazılmasının esrarını ve maksadını Mustafa ismet Garibullah Efendi bize risalenin içinde açıklıyor:
Sene bin ikiyüz yetmiş bir idi,
Muharremden dahi gün on bir idi
Bu dur ğalib, o günlerden biri idi,(zannıma göre Muharremin 11 idi)
Gece idi gönülde dert bir idi,
Dediler gel aziz hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredelim
Zuhur etti o dem sırrımda bir nur (sır latifemde bir nur zuhur etti)
Görenler zannederdi nefhayi sur (görenler sur’a üfürüldü zannederdi)
Ki icmal üzere izhar eyle bir nur (bana gelen manevi heyet dediki: kısaca bir nur açıkla)
Dediler bazı aşık ola pir nur (Allah’ı seven aşıklar bu nurdan hisselensin)
Bu nurdan hisse al hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredilim
Dediler bir eser yaz aşıkane (bana gelen heyet: aşıklara bir eser yaz dediler)
Ola feyz-u muhabbet salikane (o kitap Allah yolcularına feyz-u muhabbet olsun)
Hem olsun yadigarın arifane (arif olanlarada yadigar olsun)
Okuyan derdi Hak ile boyana (okuanlar Allah derdi ile boyansın, içi dışı nur olsun)
Bu dert ile aziz hakka gidelim
Cemali ba-kemali syeredilim
Dediler Türki olsun hem lisanı (Manevi heyet: yazacağın eser türkçe olsun dediler)
Dahi bir vezn ile olsun beyanı (açıklaması ise bir vezn üzere olsun)
Dedim ben yanyavi kıldım fiğanı (o zaman ben Yanyalı’yım diye feryad ettim)
Çü bilmem şiir ile efsah lisanı (Çünkü benim lisanım fasih değil, şiir yazmasınıda bilmem)
Kabalıkla gerek Hakka gidelim (çok iyi yazmasanda, fasih lisan bilmesende olur)
Cemali ba-kemali seyredelim.
Murad ancak muradullah dediler (arzu edilen ancak Allah’ın murad ettiğidir)
Hatadan hıfz eder Allah, dediler (bunu Allah murad ettiği için O, seni hatadan korur dediler)
Didim bilmem dahi imla, dediler (ben yazı kurallarını bile bilmiyorum dedim)
Murad mana, değil elfaz dediler (murad edilen manadır, lafızlar değil dediler)
Zuhura tabii ol hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredilm
Kamu ihvanlara icmal bir huccet (bütün ihvanlara kısa bir delil)
Ola hem okuyana feyzu rahmet (bu kitabı okuyana feyz-u rahmet olsun)
Ola saliklere feyz-u muhabbet (Allah yolcularına feyz-muhabbet olsun)
Gide teşviş, bula teşvigu rahmet (vesveseler gitsin, okuyan teşvik ve rağbet bulsun)
Bu rahmetten oku Hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredlim.
iki cildi çıkan Şerhi Efendi Hazretlerimize ait -Risale-i Kudsiyye Şerhi- adlı eserin başında şu açıklamaya yer verilmiştir;
Bu kıymetli eser, içinde bulunduğu farsça ve arapça kelimelerin herkes tarafından anlaşılması mümkün olmayıp, ayrıca şiir vezninde olmasının getirdiği güzellik ve akıcılık, bir cihettede anlaşılmasının zorlaşmasına sebep olmaktadır.
Bazı yerlerin anlaşılması ise sadece lugat ilmine dayanmayıp, tevkifi(müellifin bizzat zamanımıza kadar gelen şeyh efendiler tarafından murad edilen mananın açıklanmasına bağlı olduğundan) bazı himmet sahibi kardeşlerimiz ,müellifin asrımızdaki tek varisi olan Mahmud Efendi Hazretlerimizin, mu’tad sohbetlerinin başında:
–”Şeriat kenzi Hak miftah tarikat”(Şeriat Allah’ın hazinesi, anahtarı ise tairkattır) diye söze başlayarak risaleden sırayla izah ettiği beyitleri dikkatlice not etmişler, sonra bu notlar biraraya geldiğinde iki cilt olacak kadar mevzu birikmiştir.
Ali Haydar Efendi’nin de, kendi risalesinin kenarına kaydettiği önemli notlar da bu izahlara eklenerek, ehli kimseler tarafından gözden geçirilmiş ve sonunda Efendi Hazretlerimizde okunarak tasdik ettirilmiştir.
Mevla Tealadan niyazımız, bu eseri bütün müslümanlara, özellikle manevi yolun saliklerine faydalı kılarak zevk alıp manevi perdelerden kurtulmalarına vesile yapmasıdır…
Altın silsilenin 32. sırasında bulunan, Efendi Hazretlerimizin çok önem vererek ezberlediği ve her sohbetinin başında bir beytini okuduğu Risale-i Kudsiyye sahibi Mustafa ismet Garibullah (Büyük şeyh) Efendi kimidir? Musta ismet (kuddisesirrahu) aslen YANYA’lı (Balkan yarımadasında halen Yunanistan sınırları içerisinde bulunan bir şehir) olup doğumu: Hicri 1216, vefatı: Hicri 1289 dur. Yaşadığı devirde, Mevlana Halid-i Bağdadi (kuddisesirrahu)nun, Mekke-i Mükerreme’deki halifesi olan Abdullah’i Mekki(kuddisesirrahu) Hazretleri’nin, Ebu Kubeys dağı üzerindeki dergahında yetişmiş olup, Şeyh Efendinin vefatından sonra Anadoluya gelerek bir müddet Edirne’de Sultan Camii Şerifinde irşat görevine devam etmiş, Sonra istanbul’da müritleri çoğalmış hatta Sultan Abdulmecid Han kendilerine intisab etmişlerdir. istanbul’daki müridleri şeyh Efendi’nin istanbul’a gelmesini çok arzu ettiklerinden buraya gelerek, önce Koca Mustafa Paşa tarafında, sonrada Fatih Çarşamba’da halen kabri şerifinin de bulunduğu ve kendi ismiyle anılan ismet Efendi Dergahı’nı kurup hayatının sonuna kadar da orada hizmete devam etmişlerdir.
EŞi BULUNMAZ BiR ESER ”RiSALE-i KUDSiYYE”
Bu kitap hakkında Ali Haydar Efendi Hazretleri:”Dünyada (insanların yazdığı kitaplar arasında) iki kitap vardır ki;itiraz kabul etmez. Biri Mesnevi, diğeri ise Risale-i Kudsiyyedir, lakin Risal-i Kudsiyye şeri ilimleri ihtiva etmesi yönünden daha ağırlıklıdır.”buyurmuştur.
Ayrıca bu manevi yolu Mekke-i Mükerreme’den getirdiği için ”Büyük Şeyh Efendi” deyin buyurmuştur.
Üstadımızın arapça hocası, ulemadan, Oflu Hacı Dursun Efendi, Hazretleri de:”ismet Efendi’nin Risale-i Kudsiyyesi, imam-ı Rabbani’nin Mektubatının hulasası gibidir.”buyurmuştur.
Üstadımız Hacı Mahmud Efendi Hazretlerimiz de (kuddisesirrahu) da, bu risale hakkında ”Mektubatın metni gibidir” buyurmuştur. Risalenin yazılmasının esrarını ve maksadını Mustafa ismet Garibullah Efendi bize risalenin içinde açıklıyor:
Sene bin ikiyüz yetmiş bir idi,
Muharremden dahi gün on bir idi
Bu dur ğalib, o günlerden biri idi,(zannıma göre Muharremin 11 idi)
Gece idi gönülde dert bir idi,
Dediler gel aziz hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredelim
Zuhur etti o dem sırrımda bir nur (sır latifemde bir nur zuhur etti)
Görenler zannederdi nefhayi sur (görenler sur’a üfürüldü zannederdi)
Ki icmal üzere izhar eyle bir nur (bana gelen manevi heyet dediki: kısaca bir nur açıkla)
Dediler bazı aşık ola pir nur (Allah’ı seven aşıklar bu nurdan hisselensin)
Bu nurdan hisse al hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredilim
Dediler bir eser yaz aşıkane (bana gelen heyet: aşıklara bir eser yaz dediler)
Ola feyz-u muhabbet salikane (o kitap Allah yolcularına feyz-u muhabbet olsun)
Hem olsun yadigarın arifane (arif olanlarada yadigar olsun)
Okuyan derdi Hak ile boyana (okuanlar Allah derdi ile boyansın, içi dışı nur olsun)
Bu dert ile aziz hakka gidelim
Cemali ba-kemali syeredilim
Dediler Türki olsun hem lisanı (Manevi heyet: yazacağın eser türkçe olsun dediler)
Dahi bir vezn ile olsun beyanı (açıklaması ise bir vezn üzere olsun)
Dedim ben yanyavi kıldım fiğanı (o zaman ben Yanyalı’yım diye feryad ettim)
Çü bilmem şiir ile efsah lisanı (Çünkü benim lisanım fasih değil, şiir yazmasınıda bilmem)
Kabalıkla gerek Hakka gidelim (çok iyi yazmasanda, fasih lisan bilmesende olur)
Cemali ba-kemali seyredelim.
Murad ancak muradullah dediler (arzu edilen ancak Allah’ın murad ettiğidir)
Hatadan hıfz eder Allah, dediler (bunu Allah murad ettiği için O, seni hatadan korur dediler)
Didim bilmem dahi imla, dediler (ben yazı kurallarını bile bilmiyorum dedim)
Murad mana, değil elfaz dediler (murad edilen manadır, lafızlar değil dediler)
Zuhura tabii ol hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredilm
Kamu ihvanlara icmal bir huccet (bütün ihvanlara kısa bir delil)
Ola hem okuyana feyzu rahmet (bu kitabı okuyana feyz-u rahmet olsun)
Ola saliklere feyz-u muhabbet (Allah yolcularına feyz-muhabbet olsun)
Gide teşviş, bula teşvigu rahmet (vesveseler gitsin, okuyan teşvik ve rağbet bulsun)
Bu rahmetten oku Hakka gidelim
Cemali ba-kemali seyredlim.
iki cildi çıkan Şerhi Efendi Hazretlerimize ait -Risale-i Kudsiyye Şerhi- adlı eserin başında şu açıklamaya yer verilmiştir;
Bu kıymetli eser, içinde bulunduğu farsça ve arapça kelimelerin herkes tarafından anlaşılması mümkün olmayıp, ayrıca şiir vezninde olmasının getirdiği güzellik ve akıcılık, bir cihettede anlaşılmasının zorlaşmasına sebep olmaktadır.
Bazı yerlerin anlaşılması ise sadece lugat ilmine dayanmayıp, tevkifi(müellifin bizzat zamanımıza kadar gelen şeyh efendiler tarafından murad edilen mananın açıklanmasına bağlı olduğundan) bazı himmet sahibi kardeşlerimiz ,müellifin asrımızdaki tek varisi olan Mahmud Efendi Hazretlerimizin, mu’tad sohbetlerinin başında:
–”Şeriat kenzi Hak miftah tarikat”(Şeriat Allah’ın hazinesi, anahtarı ise tairkattır) diye söze başlayarak risaleden sırayla izah ettiği beyitleri dikkatlice not etmişler, sonra bu notlar biraraya geldiğinde iki cilt olacak kadar mevzu birikmiştir.
Ali Haydar Efendi’nin de, kendi risalesinin kenarına kaydettiği önemli notlar da bu izahlara eklenerek, ehli kimseler tarafından gözden geçirilmiş ve sonunda Efendi Hazretlerimizde okunarak tasdik ettirilmiştir.
Mevla Tealadan niyazımız, bu eseri bütün müslümanlara, özellikle manevi yolun saliklerine faydalı kılarak zevk alıp manevi perdelerden kurtulmalarına vesile yapmasıdır…
2001 yılında Akçarşı Çocuk Giyim olarak Pendik/Kaynarca’da faaliyete geçen firma kısa sürede izmit ve Gebze’de mağaza açarak bulunduğu yerlerde hizmet ve ürün kalitesiyle adından söz ettirmiştir.
2009 yılında çocuk grubu imalat ve toptan satış firması Mutlu Giyim ‘le güçlerini birleştirerek , Fanpop Bebek ve Çocuk Dünyası adını almıştır.
Yeniden yapılanma sürecinde var olan mağazalar dekore edilerek daha modern ve kullanışlı hale getirilmiş , yeni mağazalar açarak şubeleşmeye önem verilmiş, bayilikde vererek büyümeyi sürdürmüştür.
Bunun yanında kurumsal firma olamayı hedefleyerek, sistem ve personel kalitesini yükseltmiş , satılan ürünlerin %20 ‘sini üreterek kaliteye önem verilmiş, satış ve hizmet konseptini geliştirerek sektörde konumunu güçlendirmiştir.
Şuradan ulaşabilirsini:
E-ticaret sitesi:
2009 yılında çocuk grubu imalat ve toptan satış firması Mutlu Giyim ‘le güçlerini birleştirerek , Fanpop Bebek ve Çocuk Dünyası adını almıştır.
Yeniden yapılanma sürecinde var olan mağazalar dekore edilerek daha modern ve kullanışlı hale getirilmiş , yeni mağazalar açarak şubeleşmeye önem verilmiş, bayilikde vererek büyümeyi sürdürmüştür.
Bunun yanında kurumsal firma olamayı hedefleyerek, sistem ve personel kalitesini yükseltmiş , satılan ürünlerin %20 ‘sini üreterek kaliteye önem verilmiş, satış ve hizmet konseptini geliştirerek sektörde konumunu güçlendirmiştir.
Şuradan ulaşabilirsini:
E-ticaret sitesi: