bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın22
- etek giyen erkek11
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı5
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız5
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- neden eksi aldığını anlamamak4
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- eskorta aşık olmak4
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- akrepnalan com3
- kadınların erkekleşmesi4
- kadınlar mı döver erkekler mi4
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- devalüasyon yakın mı9
- lost3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- daha 17 teoman3
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- manuel vites araba kullanan kadın4
- emil michel cioran2
- mekke anlaşması7
- günlük tutan erkek9
- yorgun mermi12
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak2
- israil4
- kotor6
- seri artılayan yazarları samimi bulmayıp soğumak2
- düşün ki o bunu okuyor4
- hull city2
- yavrum diye hitap eden erkek7
- hurdacılık3
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- velvet hanım çay içelim mi6
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- samsunspor2
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- anın görüntüsü9
- böyle müslüman ülke olmaz olsun2
- kadın kocasının hizmetkarıdır4
- fenerbahçe de romelu lukaku gelişmesi3
- kadınlar kötü araba kullanmaz diyen erkek2
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei4
- sözlükte kavga olacak hissi2
- iki pedal olan bir arabada yanlış pedala basmak2
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- burunla blok flüt çalabilmek6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- ülkücüleri ciddiye almak3
entry'ler (4)
15 metre mesafeden atladım fakat ölmedim, bu nedenle 4 aydır vücudumda 24 saat hiç geçmeyen kronik ağrılar mevcut ve geçeceğinin garantisi yok. sorularınızı bekliyorum.
15 metre mesafeden atladım fakat ölmedim, bu nedenle 4 aydır vücudumda 24 saat hiç geçmeyen kronik ağrılar mevcut ve geçeceğinin garantisi yok. sorularınızı bekliyorum.
15 metre mesafeden atladım fakat ölmedim, bu nedenle 4 aydır vücudumda 24 saat hiç geçmeyen kronik ağrılar mevcut ve geçeceğinin garantisi yok. sorularınızı bekliyorum.
Merhabalar, ben 17 yaşında, altın çağını hastane köşelerinde geçirmekte olan bir türk genciyim, yaşıtlarımın çoğu yurt dışında huzurlu bir yaşam hayali kurarken ben yaşadığım ağrılar sebebiyle hiçbir şekilde huzuru bulamayacağımın bilinciyle yaşıyorum. Maalesef bundan takribi 3 ay önce 15 metre mesafeden kendimi aşağı bıraktım ve bu sebeple omurgamda 2 (sakrum çoklu kırık) , bacağımda, ayağımda, dirseğimde, kasığımda ve kalçamda kırıklar oluştu. Bunun yanında sinir hasarından kaynaklı nöropatik ağrılar ve allodini ile boğuşuyorum, demek istediğim fiziksel acının doruk noktasındayım ve bu halde yaşama tutunmaya çalışıyorum.
Peki ben bu noktaya nasıl geldim?
Öncelikle uzun zamandır dini inancım yok ve kabul edelim millet, din, intihar konusunda mükemmel bir motivasyon aracıdır.
intihar girişiminden önce dünya griydi, bulutlar ve doğaya olan ilgim azalmıştı. Ağaçların yaprakları bile yeşil gibi gözükmüyordu artık. Kendimi sosyal olarak izole ettim ve her gün intiharımı planlamaya başladım. Felsefem ise basitçe şuydu;
Madem yaşam benim istediğim gibi değil, o zaman yaşamamayı seçiyorum.
Öyle ya da böyle o korkuluklardan aşağı bıraktım kendimi. Düştüğüm zaman acı hissetmemiş ve etrafımdaki insanlara lütfen beni öldürün diye bağırmıştım hiç aklımdan çıkmaz o çaresizlik ve vücudumun aniden ısınması. Ambulans geldi ve hastaneye gittim sonra. Ambulansın her sarsırılışında çektiğim ağrıyı bir ben ve varsa bir tanrı bilir.
Müşahede odasına alındım hemen, düşme esnasında pnömötöraks geçirmişim, iç kanamam varmış son anda bir doktor farketti, litrelerce kan alındı ve kan verildi. Aslında buralar çok uzun da ben özet geçiyorum. Sonra covid olduğum anlaşıldı ve covid yoğun bakıma yattım. Bilen bilir orada 10 hasta var ise yalnızca 1 veya 2 kişi servise çıkabilir veya taburcu olabilir. Yoğun bakımdaki bilinci açık 2 hastadan biriydim. O teyzenin yakarışları asla aklımdan çıkmaz. "Çok zor, çok zor". O teyze de sanırım sizlere ömür. Öyle duydum. 13 gün yoğun bakımda kalıp servise çıktım. Yoğun bakımı size nasıl anlatsam bilemiyorum. O tansiyon aletinin 4dkda bir kolunuzu sıkması ve etrafınızdaki tıbbi cihazların seslerinin rüyalarınızdaki tasavvuru tam anlamda berbat bir şey. Sadece bu yeter size. Kelimenin tam anlamıyla cehennem, kimse düşmesin.
Bugün ise bu satırları geçmeyen nöropatik ağrılarım ve ayağımda yaşadığım hassasiyeti bir nebze unutabilmek için yazıyorum. Bugün yaşama bağlıyım. Evet, evet hayatta kalma içgüdüm zirvede. Sanırım beynim acıdan delirmemem için bana gereğinden fazla hayatta kalma hormonu salgılatıyor. Her ne ise önemsiz. Lütfen intihar etmeyin tamam.
Peki ben bu noktaya nasıl geldim?
Öncelikle uzun zamandır dini inancım yok ve kabul edelim millet, din, intihar konusunda mükemmel bir motivasyon aracıdır.
intihar girişiminden önce dünya griydi, bulutlar ve doğaya olan ilgim azalmıştı. Ağaçların yaprakları bile yeşil gibi gözükmüyordu artık. Kendimi sosyal olarak izole ettim ve her gün intiharımı planlamaya başladım. Felsefem ise basitçe şuydu;
Madem yaşam benim istediğim gibi değil, o zaman yaşamamayı seçiyorum.
Öyle ya da böyle o korkuluklardan aşağı bıraktım kendimi. Düştüğüm zaman acı hissetmemiş ve etrafımdaki insanlara lütfen beni öldürün diye bağırmıştım hiç aklımdan çıkmaz o çaresizlik ve vücudumun aniden ısınması. Ambulans geldi ve hastaneye gittim sonra. Ambulansın her sarsırılışında çektiğim ağrıyı bir ben ve varsa bir tanrı bilir.
Müşahede odasına alındım hemen, düşme esnasında pnömötöraks geçirmişim, iç kanamam varmış son anda bir doktor farketti, litrelerce kan alındı ve kan verildi. Aslında buralar çok uzun da ben özet geçiyorum. Sonra covid olduğum anlaşıldı ve covid yoğun bakıma yattım. Bilen bilir orada 10 hasta var ise yalnızca 1 veya 2 kişi servise çıkabilir veya taburcu olabilir. Yoğun bakımdaki bilinci açık 2 hastadan biriydim. O teyzenin yakarışları asla aklımdan çıkmaz. "Çok zor, çok zor". O teyze de sanırım sizlere ömür. Öyle duydum. 13 gün yoğun bakımda kalıp servise çıktım. Yoğun bakımı size nasıl anlatsam bilemiyorum. O tansiyon aletinin 4dkda bir kolunuzu sıkması ve etrafınızdaki tıbbi cihazların seslerinin rüyalarınızdaki tasavvuru tam anlamda berbat bir şey. Sadece bu yeter size. Kelimenin tam anlamıyla cehennem, kimse düşmesin.
Bugün ise bu satırları geçmeyen nöropatik ağrılarım ve ayağımda yaşadığım hassasiyeti bir nebze unutabilmek için yazıyorum. Bugün yaşama bağlıyım. Evet, evet hayatta kalma içgüdüm zirvede. Sanırım beynim acıdan delirmemem için bana gereğinden fazla hayatta kalma hormonu salgılatıyor. Her ne ise önemsiz. Lütfen intihar etmeyin tamam.