bugün

entry'ler (872)

yalnızlık en büyük özgürlüktür

sartre'dan geliyor:

özgürlük bu mu? ta yukarılarda, bahçeler kente doğru tembelce iniyor; her bahçede bir ev yükseliyor. ağır ve hareketsiz denizi görüyorum; bouville'i görüyorum. hava güzel.

özgürüm: hiçbir yaşama nedeni kalmadı artık bana; denediğim bütün nedenler beni bıraktı; başkalarını da tasarlayamıyorum. daha genç sayılırım, yeniden başlamaya yetecek gücüm var. ama nereden başlamalı? en şiddetli korkulara, bulantılara düştüğümde beni kurtarır diye anny'ye ne kadar güvenmiş olduğumu ancak şimdi anlıyorum. geçmişim öldü, m. de rollebon öldü, anny sadece bütün ümitlerimi kırmak için geri geldi. bahçeler boyunca uzayan şu beyaz sokakta yalnızım. yalnız ve özgür. ama bu özgürlük ölüme benziyor biraz. *

dogu kutsal metinlerinde hazreti muhammed

uzun süredir basımı olmadığı için bulunamayan kitaptır.

insan yayınları duy sesimizi.

fusus ul hikem

ibn arabi'nin şam'da bulunduğu sürede kendisine "indirildiğini" rivayet ettiği eseri.
fusus'un girişinde şöyle açıklıyor durumu arabi:

"627 hicret yılı muharrem ayının şam'da bulunduğum sıralarda tanrı peygamberi hz. muhammed'i gerçek bir rüya aleminde gördüm. elinde bir kitap tutuyordu. bana buyurdular ki, 'bu fusus ül-hikem' (hikmetlerin özü) kitabıdır. bunu al ve halka açıkça anlat da bu hikmetlerden herkes faydalansın." (fususu'l-hikem, çev. m.nuri gencosman, istanbul 1971)

(ibn arabi daha önce kurtuba'dayken benzer şekilde hz. adem'den hz. muhammed'e kadar bütün peygamberlerle, geçmişten kıyamete kadar bu peygamberlere inanan bütün insanları müşahade ettiğini söyler, fütuhatü'l-mekkiyye'de.)

diğer eserleri gibi fusus'un da, "nefsin yol açtığı garazlardan münezzeh bir mukaddes makamdan geldiğini" söyleyen ibn arabi, kendisinin eserin müellifi değil, mütercimi sayılması gerektiğini özellikle ifade etmiştir.

gerçek hayat

bu haftaki sayısının* ortadaki iki sayfasında santranç derslerini görmek, gözlerimizin yaşarmasına sebep oldu.

bekir çiçek

sanırım türkiye'nin yaşayan en iyi gazelhanı.

kazancı bedih'in öğrencisiymiş vaktinde. trt'nin dem bu dem, bergüzar gibi müzik programlarında denk gelmekteyiz bekir çiçek'e. bundan dolayı da trt'yi daha çok seviyoruz.

sesinin nasıl bir ses olduğunu tecrübe etmek için;

http://www.youtube.com/watch?v=AnXPg6xyAOU

kızların ayaklarına kına yakması

kızların, türküde olduğu gibi, al topuklu beyaz kızlar olmasıdır.

olasi queen greatest hits leri

gözleri yaşartan başlıktır.

the march of the black queen*
mother love
don't try so hard
mustapha
i'm going slightly mad
too much love will kill you
my melancholy blues
innuendo
made in heaven
seven seas of rhye
love of my life

teblig ulasmamis kisilerin cehennemde yanmasi

ibn-i tufeyl'in 12. yüzyılda cevabını verdiği sorunun* kaynaklık ettiği sorunsal.
vallahi bakın, azıcık okuyun böyle olmayacaksınız.

(bkz: hay bin yakzan)

ve hatta aynı konu ile ilgili aynı isimle ibn-i sina da bir kitap yazmıştır.

bir ressam tanırdım gök çizemezdi

ilhami çiçek'in bilinci devre dışı bırakan müthiş tanımlaması, satranç dersleri'nin sağlam bir hamlesi.

aynı ressam bir de şöyle ki;

onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
ıssız ve dokunaklı
diye sormadım çünkü ben
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir.

türban takan kadının özgür insan olabilme ihtimali

özgürlüğün ne olduğunu anlamaktan aciz zihinlerin, yarım yamalak akıl yürütmelerle ve eksik mantıksal çıkarımlarla kavrayamayacağı ihtimaldir.

muhtemelen tesettürlü kadınların da pek umrunda değildir böyleleri.

aşure günü

(bkz: aşura meydanı)

kavli leyyin hareketi

fikri hür vicdanı hür bir grup mü'min/mü'mine müslümanın başlattığı hareket. inşaallah bu grubun sayısı zamanla da artacak.
kavli leyyin hareketinin -şimdilik- takip edilebileceği siteden bir iki paragraf alıntı yapacak olursak;

--spoiler--

Azîz ve muhterem kardeşlerim,

mel'un israil devletinin Gazze'de yaşayan Müslüman kardeşlerimize karşı başlattığı ve ısrarla/inatla sürdürmekte olduğu korkunç zulüm, saldırganlık ve katliâm hepimizi derin acılara ve tarifsiz bir öfkeye boğdu!

Başta bilumum Mü'min/Mü'mine Müslüman kardeşlerimiz olmak üzere, selîm akıl ve temiz vicdân sahibi herkes bu vahşete karşı büyük tepki gösterdi/gösteriyor.

Biz de fikri hür vicdânı hür Mü'min/Mü'mine Müslümanlar olarak adını "KAVLi LEYYiN HAREKETi" koyduğumuz bir hareket başlatmaya karar verdik biiznillah!

Bu hareketi ve eylem planlarını ayrıntılarıyla anlatan bir internet sitesi "http://www.kavlileyyinhareketi.com"; adı altında pek yakında devreye girecek inşaallah!

Ama zaman hızla akıyor ve her hareket bir an evvel başlamak, devreye girmek durumunda!

Şimdilik kaydıyla KAVLi LEYYiN HAREKETi'nin anafikrini, deyim yerindeyse "manifesto"sunu burada paylaşıyoruz sizlerle!

Görüş, destek ve katkılarınızı bekliyoruz!

yol açık, yola çık!

--spoiler--

--spoiler--

Biz, bir avuç fikri hür vicdânı hür Mü'min ve de Mü'mine Müslüman olarak, mel'ûn israil Devleti'nin Gazze'de uyguladığı vahşetin içimizde artık acı duyma/acı çekme sınırını aşıp derin ve çok büyük bir öfkeye dönüştüğü şu günlerde, aynı öfkeyi yaşayan ve paylaşan bütün din kardeşlerimize, Müslüman cemaat, tarîkat ve fikir önderlerine, islâm ulemâsına her türlü tepkimizi, toplu ve örgütlü olarak, hakîkî, yani ciddî ve samîmî bir birlik ve beraberlik içinde, birbirine sımsıkı kenetlenmiş saflar olarak, mubârek Kur'ân'ın aydınlatıcı rehberliğinde göstermek zorunda olduğumuzu bir kere daha hatırlatmayı görev ve sorumluluk biliyoruz!

Gelin, hangi cemaate, hangi tarîkâta mensûb olursak olalım, aramızda farklı görüş ve kavrayışlarımızdan dolayı çıkmış/çıkartılmış olan bütün o sun'i çekişmeleri, çatışmaları bir tarafa bırakarak ve unutarak, dahası, bütün farklı görüş ve kavrayışlarımızı rahmet ve ni'met bilerek, biraraya gelelim ve çağdaş Firavunların, yani zâlim ve haddini bilmez azgınların en büyüklerinden biri olan mel'ûn israil Devletinin herkesi ve herşeyi hiçe sayarak sürdürdüğü Gazze'deki Müslüman katliâmı karşısında, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'ın, azze ve celle, emri doğrultusunda söylenmesi gereken "YUMUŞAK SÖZ" * nedir, nasıl olmalıdır, onu bulmaya ve tesbît etmeye mensûbu olduğumuz cemaatlerin, tarîkatın önderleri olan muhterem ve mubârek büyüklerimizi, ulemâmızı hep birlikte davet edelim! Fikrî cihâdımız bu olsun!

--spoiler--

manifestonun tümü için;

http://www.enginnoyan.com/v1/detay.asp?tix=522

selahaddin eyyubi

dönemin ulemasının desteği uğruna sühreverdi için idam kararı veren kumandan.

sühreverdi'nin daha sonraları şeyh-ül maktul/katledilen şeyh olarak anılmasının da sebebi olmuştur.

(bkz: sehabeddin suhreverdi)

aşura meydanı

istanbul halkalı'da bulunan meydan.

her yılın aşura günü/10 muharrem aşura törenlerinin yapıldığı yerdir. dünya ehl-i beyt vakfı, evrensel aşura matem merasim tertip komitesi gibi kuruluşların organizesiyle yapılır bu törenler.

enderun sevgiler

doğum günü kutlu olsun yazarı.

allah ona bereketli bir ömür nasip etsin, amin.

japoncayı çinceye benzetmek

(bkz: farsça yı arapça ya benzetmek)

ölmek için yaşamak

oruç aruoba'dan geliyor;

ölüm yaşantısıdır
bizi yaşatan

yaşamını gereğince yaşayan insan için,
zorunlu tek yaşantı, hep, hüzündür.

bizi yaşatandır,hüzün: hüzün-
yaşamın nasıl dopdolu,ama nasıl da
bomboş--gelip geçici, bitici, sonlu-
nasıl ölümlü olduğu yaşantısı...

*****

yalnız hüznü vardır kalbi olanın *

powerofaith

akşam akşam aklıma düştü, hatırladım, doğum günü bugün. kutlu olsun, iyi ki doğmuş, allah bereketli bir ömür nasip etsin.

böyle sözlüğe entry yazarak doğum günü kutlamalarından hoşlanmaz* ama bu aralar havasından yanına yaklaşılmadığı için ancak bu şekilde kutlayabiliyorum doğum gününü.

tanrı nın sinema mantığı

kafa karışıklığı sonucu ortaya çıkan düşüncelerdir.

ilk olarak, tanrı her şeyi önceden belirlese ve insanın herhangi bir seçim hakkı olmasa (kelami olarak buna cebriyye denir) sahip olduğumuz zihin/akıl boşuna verilmiş olurdu. insan -cebriyyecilerin tabiriyle- rüzgarın önünde savrulan bir yaprak gibi olurdu. yaptıklarımızdan dolayı sorumlu tutulamayacağımız gibi yaşadıklarımız/yapıp-ettiklerimiz sonunda herhangi bir cennet veya cehennemden de bahsedilemezdi. kaldı ki zaten dinde böyle bir dayatmadan söz edilmez.

ikincisi, tanrı her şeyi yaratmış ve bir kenara çekilmiş olsaydı bu sefer de "allah'ın yaratması her an devam eder" ilkesine (sünnetullaha) ters olurdu.

hangi milletten ya da hangi cinsiyette olduğumuzun seçimi elbette bizim elimizde değildir, zaten allah'ın katında önemli olan cinsiyetimiz değil, hepinizin pek tabii bildiği gibi bu dünyada ne yaptığımız, nasıl yaptığımız, temiz olma halimiz/takvamızıdr.

ortam şartları, yaşanılan devir, ya da biyolojik durumlar gibi konuarda insanın kısıtlanması sorunsalına harika bir açıklama ali şeriati'nin insanın dört zindanı adlı kitabında bulunur. kafası karışık olanlara nacizane tavsiyemdir.

kader gibi kelami mevzular anlaşılması zor konulardır. sadece bireysel olarak düşünme hareketleri yetersiz olabilmektedir. bu tür konuların aydınlatılması için farklı farklı açılardan güzel eserler vardır.

müslümanların savaş dışında başarılarının olmaması

oy oy oy*, cehaletin yüzsüzlükle sırıtışıdır.

isfahan gibi bir şehri hiç tanımamış olmaktır mesela müslümanların savaş dışında başarılarının olmaması iddiası. bunu söyleyen eğer isfahan'ı biliyor olsa, müslümanların gerek şehir planlamada gerekse de daha küçük ölçekli mimari şaheserler oluşturmada ne yetenekli olduğu bilir.

ya da mesela ibn sina gibi bir bilge filozofu tanımamaktır, yazıktır, günahtır. bu iddiada bulunan için kitabü'ş-şifa bir şey ifade etmezse hiç şaşırmayacağız.

konuyu uzatıp bir sürü adamın adını yazmak istemiyorum ama en azından islam aydınlanması hakkında açıp iki sayfa makale falan okuyun.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.