1. 1.
    sandviç:eski dönemlerde ekmeğin arasına her zaman bir şey katılırdı, bu genelde baharat olurdu. modern sandviç yemeği beyaz saraya girdikten sonra moda oldu.

    konserve kutuları: bu tür yemekleri saklamak için ilk önce bunu fransız askerlerine hizmet için üretilmiştir.

    tuz: yenebilen tek kaya parçası. bu ürün denizden de çıkarılabilir. bir dönem para birimi olarak bile kullanılmıştır.

    turşu: sadece meyve ve sebzelerin değil her şeyin turşusu yapılır. eskiden genelde denizciler, tuzlanmış domuz ve sığır etinin turşusunu kurarlardı. yumurtanın da turşusu olmaktadır.

    mayonez: aslında kendisi salata kremasıdır.

    çay: çin'de bulunmuştur. 2500 yıl sonra avrupaya geçmiştir. bir dönem kraliyet ailelerinin popüler içeceğiydi.

    kahve: afrikalı araplar sayesinde 11.yüzyıl da tanıtılmaya başlandı. ticareti yasaktı. mistik ve değerli bir madde olarak görülüyordu. daha sonra bu kahve çekirdeği dışarıya kaçırılarak yaygınlaştı. ilk kahve dükkanı 1475'te istanbul'da açıldı.

    gazlı içecekler: bu karbonatlı içecekler, asitli ve gazlı maden sularının beğenilmesiyle ortaya çıktı.

    bira: kadim bir geleneği var. ilk içkidir.

    likör: ne gariptir ki müslümanlarda içki yasak olmasına rağmen damıtma işlemini ilk müslümanlar mükemmelleştirdi ve bu damıtma sayesinde bira ve şaraptan ayrılan likör, votka, tekila, cin bu şekilde üretildi. alkol sözcüğün kökenide arapçadan gelir.

    pizza: eski yunan'da ve daha bir çok toplumda pizza benzeri ürünler yapılıyordu.

    çikolata: ilk kez mayalılar çıkardı, yalnız onlar bu ürünü sıvı olarak bilip içerlerdi, günümüzde kalıplaşmış olarak tüketilmektedir, aradaki tek fark da budur.

    dondurma: geçmiş bir kökeni olsa da, modern versiyonu ilk 17.yüzyıl'da yapılmıştır. ingiltere kralı I. charles bu tatlının tarihine kimseye vermemesi için şeflerini ömür boyu maaşa bağlamıştır.

    yemek çubukları: çin'in geleneksel kültürüdür. Çinli düşünür Konfüçyüs çevresinde gelişir. Bıçağın öldürmeyi hatırlattığını düşünen sadık vejetaryen Konfüçyüs, masada bıçak kullanımı gerektirmeyen yemeklerin hazırlanması, pişirilmesi ve sunulmasını teşvik eder ve şöyle derdi: "Onurlu ve dürüst bir insan, hem kesimhaneden hem de mutfaktan uzak durur. Ve masasında bıçağa yer vermez."

    kadınların pembe giymesi: nazilerin eşcinselleri pembe renkle işaretlemesi sonucu geleneksel olarak kadın pembe giymeli mesajı oluşmuştur. ama bu ayrışmaların en genel nedeni pazarlama ve çocuklara aynı şeyleri değilde farklı şeyleri giydirerek daha çok para kazanma.

    isim verme: ispanya'da bugün bile kime hangi ismin verileceğini belirleyen kurallar vardır: ilk çocuk olarak dünyaya gelen kızlara babanın annesinin adı; ilk çocuk olarak doğan erkeklere ise babanın babasının adı verilir.

    yukarıya kaldırılmış (okey anlamındaki) baş parmak: jestlerin tarihi büyük olasılıkla gladyatör yarışlarına gider. O dönemde izleyiciler yenilen gladyatörün öldürülmesini istediklerinde bağırarak, başparmaklarıyla aşağıyı işaret ederlerdi. Ancak gladyatör cesur bir dövüş çıkarırsa, izleyiciler başparmaklarıyla yukarıyı işaret ederek, kazanandan yenilenin hayatını bağışlamasını isteyebilirdi. yani uzatılan başparmak yaşamı temsil ederken, aşağı bakan başparmaklar ölümü işaret ediyordu.

    alkış: Tıpkı ilk insansı maymunların göğüslerini yumruklamaları gibi, ilkel insanlar da büyük olasılıkla el çırpmanın ses üretmede hayli yararlı olduğunu fark ettiler ve sürekli alkış yaptılar. galiba o gelenek hala devam ediyor. alkış ellerini yere vurmanın kibarcası ve daha estetik hali.

    selam durmak: bugün artık itaatin bir simgesidir ama önceleri bu iş böyle değildi. Bugünkü askeri selamın tarihi büyük olasılıkla Roma imparatorluğu dönemine kadar gider. O dönemde suikastlerde artış yaşanıyor, bu yüzden de bir resmi görevlinin yanına yaklaşan kişiden silahsız olduğunu sergilemek için ellerini kaldırması isteniyordu. Daha sonraları zırhlı şövalyeler sağ elleriyle miğferlerinin siperliğini açarak birbirlerine yüzlerini göstermeye başladılar. Bu jest zamanla siperliği kaldırmak yerine yalnızca takılan başlığa, şapkaya dokunmak biçimine dönüştü. 19. yüzyıl başlarında Britanya askeri personelinden üstlerinin yanından geçerken tek elleriyle şapkalarına vurmaları ve eğilmeleri talep edildi. Yüzyıl ortasına gelindiğinde elle şapkaya vurmanın yerini, avuç dışarı bakacak şekilde şapkaya dokunmak aldı. Britanya bahriyelileri, katran lekeli avuçlarını üstlerine sergilememek için avuçlar aşağı ve içe doğru bakacak şekilde selam verirlerdi. Askerlerden arada en az 6 adım olmak üzere 30 adımlık bir mesafe içinde, dost olan yabancı ülkelerin üst rütbelileri de dahil, tüm üst rütbelilere selam vermeleri beklenir. Baş kazıma ritüeli de büyük olasılıkla erken dönem Yunanlıları ve Samileri arasında başladı; kesilen saçlar tanrıya sunulurdu. Bu tür saç kesimi muhtemelen kafaları kazınan kölelerden örnek alınmıştı. Bu nedenle de kısmi saç kazıma Tanrı'ya hizmetin bir sembolüydü.

    takım elbise: Günümüzdeki görünümleri hiç benzemese de takım elbiseler aslında ortaçağ zırhlarının bir uzantısıdır. Takım elbisesi çok büyük değişiklikler geçirerek, nihayetinde bugün kullandığımız ağırbaşlı kumaşa dönüştü.

    gömlek: ilk erkek gömlekleri son derece rağbet gören iç çamaşırlarıydı. Hayvan derisinden yapılma bir tuniği yıkamak da giymek de hiç kolay değildi. Ağır bir tuniğin altına giyilen kumaştan yapılma bir giysi ise kişiyi rahat ettirmekle kalmayıp, kolayca temizlenebilirdi. Romalı erkekler dış tuniklerinin altına subucula denilen bir iç tunik giyerlerdi. Dışarı çıkarken ise her iki giysinin üzerine toga geçirirlerdi. (Bu iç tuniğin Charlemagne tarafından giyildiğini biliyoruz.) Oldukça sade görünümlü bu giysilerin dışarıdan görülmemesi gerekiyordu. 13. yüzyılda bilek, boyun ve kalçadan gömleği gösterecek şekilde dikilmeye başlandı. Bu iç gıcıklayıcı moda 15. yüzyılda boyuna yaka, bileklere manşet eklenmesine neden oldu. kısacası gömlek eski dönemin atletidir.

    parfüm: dini törenlerde tütsünün yakılmasıyla doğmuş, evrilmiş ve şimdi milyar dolarlık bir endüstrü haline gelmiştir.
    -2 ... pitroipa