bugün

Yaşlanan bir kadının doğumgünü huzursuzluğu gibi bir şey bu yahu, insan üzerinde durmamaya, hatırlamamaya, geçiştirmeye çalışıyor! Yılbaşı... Artık ne anlamı var?

Belki gülecek, belki acıyacaksınız ama 'Allah ömür verirse', 'Allah kısmet ederse' gibi lafları çokça etmeye başladım...

Üstelik medyum da demiş ya, yeni yılda Türk basınından iki önemli isim ölecek!

Neyse, ben o kadar önemli olmadığıma göre sanırım başkaları cortlarlar... Çok adam gitti, çok arkadaş gitti, yerlerine yenilerini buluyorum ama onları da çok özler oldum...

Bir ay sonra elli beş bitiyor, elli altıya giriyorum, 'ölmez sağ kalırsak', bu lafı da çokça eder oldum.

'Yeni yıldan beklentileriniz nelerdir?' gibi sorulara hiçbir yanıt veremiyorum artık, ne 'yurtta ve dünyada barış' gibi zevzekliklere halim var, ne de 'yeni bir sevgili, daha iyi bir iş, daha çok para' gibilerden ucuzluklara...

Şöhrete de doydum, paraya da, güce de... Yeni bir yıldan ne beklentim olabilir artık? Ölmemek... 2008'i de görebilmek, 2009'u da görebilmek, 2010'u da görebilmek...

işsiz kalma korkum hiç yok. Öyle bir durumda oltalar ve balıklar beni bekliyorlar. Okunmak için sıraya girmiş yüzlerce kitap da... Umarım parasız kalıp da rezil olmam, her emeklinin duası budur. 'Hayata yeniden başlama, sıfırdan yeni bir hayat kurma' dürtüm de yok, gücüm de. Kırkımda olsam herşeyi silip sıfırdan başlayabilirdim (bunu yapmadım da değil ha), bu yaşta hiçbir şeye başlayamam.

Çoluk çocuk olmadığı için bizde hayırlı damat, hamarat gelin, şirin torun beklentisi de yok efendim.

Yok, bugün genç olup da okuma, sınav, iş bulma, para kazanma, ev kurma gibi sorunlarla boğuşmak istemezdim doğrusu... Gençliğimi daha geri ve daha karışık bir Türkiye'de yaşadım ama bu Türkiye'yle uğraşmak istemezdim...

Fazla karamsar mı buldunuz? Rana Turgut'un dediği gibi 'doğuştan mutsuz' bir adamın sızlanmaları mı bütün bunlar? Yok canım, tam tersine keyfim pek yerinde... Numara yapıyorum... 'Yaşamışlık ve doymuşluk' duygusunu günün birinde sizin de tatmanızı dilerim.

'Bu saatten sonra' güzel bir şarap, güzel bir yemek, güzel bir film, güzel bir kitap insanı mutlu etmeye yetiyor (güzel kadın evde var, elde bir, güzel kedi de var)... Küçük şeylerden mutlu olmayı sonunda öğrendim, çünkü büyük şeyleri çoktan katladım ve gerilerde bıraktım. Merhum inönü'nün CHP içinde kendisine başkaldıran merhum Ecevit ve arkadaşlarına 1972 yılında demiş olduğu gibi 'sizin için istikbal olan şeyler benim için mazidir'...

Artık beklentimiz 'merhum Ardıç' lafının bizim için olabildiğince geç söylenmesi!

Bir de elden ayaktan düşünce yalnız kalmamak... Umarım eşim benden çok yaşar da ben kalacağıma o yalnız kalır! (Evet, cimrilik değilse bile bencillik başladı, Cengiz Semercioğlu'nun görmüş olduğu gibi.)

Bugün, benim sorunum gençler gibi 'akşamdan kalmalık, başağrısı, mide bozukluğu, mahmurluk' falan da değil, çünkü yılbaşı gecesi tepişmemiş olacağım. (istesen de nereye tepişiyorsun, sabah kalkılacak, yazı yazılacak, iş var iş, daha keyiften de yeni geldin üstelik!)

Ama ortalığa hüzünlü ve yorgun bir sessizlik çökecek tabii, güneş de erkenden de batacak (bozacının sesini bekleyeceğim)... Kış akşamlarını severim. Koyacağım bir caz parçası, Lionel Hampton falan, bir de viski... (Artık içkiyi kafa bulmak için değil kalp damarlarını açmak için içer olduk)...

Peki, yeni ürünler, yeni çalışmalar falan yeni yılda?

Hilmi Yavuz bir tanıdığımla beni çekiştirirken 'roman yazamaz' demiş.

Haklıdır. Artık yazamam. Çünkü hayatla ve kendimle barıştım.

Darısı herkesin başına... Orhan'ın da gözlerinden öperim. Yeniden iyi seneler, iyi bayramlar efendim... *
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.