1. 1.
    On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı devlet adamı ve şâiri. asıl adı Muhammed izzet Molla olup Tanzimât öncesi Divan Edebiyatının son temsilcilerindendir.

    Zülfündedir benim baht-ı siyahım
    Sende kaldı gece gündüz nigâhım
    incitirmiş meğer ki seni âhım
    Seni sevdim odur benim günahım
    Aşkını saklarım gönlümde nihan
    Gizlice gizlice ağlarım heman
    El gibi cefadan söylemem figan
    Seni sevdim odur benim günahım
    Müptelayım senin ahu gözüne
    Bakıp bakıp ah ederim yüzüne
    Anladım uymuşsun eller sözüne
    Seni sevdim odur benim günahım
    1 ... farabi
  2. 2.
    devlet adamı ve sanatçıdır kendisi. mevlevi tarikatına mensuptur.

    (bkz: mihneti keşan)
    1 ... rommel
  3. 3.
    On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı devlet adamı ve şâiri. Muhammed izzet Molla, Konyalı Mustafa Efendinin evlâdından olan Muhammed Sâlih Efendinin oğludur. 1785 târihinde istanbul'da doğdu. Tanzimât öncesi Divan Edebiyatının son temsilcilerindendir.
    Zamanının usûlüne göre din ve fen ilimlerini tahsil ettikten sonra, ilmiye sınıfına girerek istanbul'da Galata Kadılığına kadar yükseldi. Babası Sâlih Efendi 1799 (H. 1214)da vefat edince birçok sıkıntılar çekti. Hattâ bir gün sabahleyin intihâr etmeye karar verip evinden çıkmıştı. Bir kayığa binip Kuruçeşme sâhilinden geçerken penceresi önünde Sâib Dîvânı'nı incelemekte olan meşhur Hançerli Bey, bu gencin zarîf hâlini görünce bir beytin açıklamasını ricâ etmişti. izzet Molla dalmış olduğu ümitsizlik fırtınasından sıyrılarak, beyti pek güzel açıkladı. Hançerli Bey onun ilmine ve irfanına hayrân kaldı. Böylece izzet Molla intihar gibi büyük bir günahtan kurtulmuştu. Bu zât, onu ileride Hâlet Efendiyle tanıştıracaktır. Bu sıralarda on dört yaşlarında olan izzet Molla, edebiyatla meşgul olan enişteleri Meş'alecizâde Esad Efendi ile Kadıasker Moralızâde Hâmid Efendinin himâyesinde büyüdü. ilmiye mesleğindeki ilk vazifesi 1809'da Bursa Müfettişliğidir. izzet Molla, hemen az bir süre sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın torunlarından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten dört erkek çocuğu oldu.

    Bunlardan birincisi, Tanzimât devri sadrâzamlarından meşhur mason Fuâd Paşadır. izzet Molla, Hâlet Efendiden başka, Şeyhülislâm ismet Beyzâde Ârif Hikmet Efendinin de dikkatini çekmişti. Sultan ikinci Mahmûd Hanın da iltifâtlarına mazhar olmuş, bu sebeple sık sık saraya dâvet edilmiştir. Serbestçe konuşmaları, pâdişah tarafından lâtife kabul edilir, azarlanmazdı.

    1825'te Mekke-i mükerreme kâdısı, 1826'da ise istanbul pâyesi verildi. Haremeyn, sonra 1827'de eyâlet tevzî defteri müfettişi oldu. Rus Harbine taraftar olmadığı için aynı yıl Sivas'a sürüldü. Sonra haklı olduğu anlaşılınca, affı için ferman çıkarıldı. Ancak ferman yoldayken, Ağustos 1829'da kırk dört yaşında vefât etti. Önce Sivas'a defnedildi; sonra kemikleri istanbul'a getirilerek Atpazarı'nda Canbaziye Mahallesinde, Mustafa Bey Mescidi avlusundaki âile mezarlığına defnedildi. Babası da orada medfundur. Nüktedan, zekî ve hoşsohbet bir zât olup, Mevlevî tarikatına mensuptu.

    Edebî şahsiyeti ve tesirleri: Devrinin ilim ve edebiyat dünyâsı içinde tanınıp, îtibâr kazandı. Bu vaziyet ilim ve irfandaki kudretini gösterdiği gibi şiir ve edebiyattaki üstün seviyesini de ifade etmektedir. Kasidelerinde Seyyid Vehbi ve Nef'i tesiri görülür. Mevlevî olması dolayısıyla Mevlânâ'dan sık sık bahseder. Divan şâirlerinden Fuzûlî, Rûhî-i Bağdâdî, Nedim ve Şeyh Gâlib'e meyleder. Aynî, Neş'et, Beliğ, Nazim, Nevres ve özellikle Şeyhülislâm Ârif Hikmet Efendi gibi şâirleri taklit ederdi. Divan edebiyatı geleneğine bağlıdır. Kâfiye ve mazmunları orijinal olması bakımından zamanındakilerden ayrılır. Savunduğu fikirleri zengin hayalleri arkasında saklamasını bilir. Divan edebiyatının son orijinal şâirlerinden sayılmıştır.

    Eserleri:

    1. Devhat-ül-Mehâmid fi Tercemet-il-Vâlid: Babasının biyografisidir.

    2. Gülşen-i Aşk: Tasavvufî, sembolik bir mesnevîdir.

    3. Mihnet Keşan: Keşan'a sürgüne gidişini ve dönüşünü anlatan bir mesnevîdir.

    4. Dîvân-i Bahr-i Efkâr: Bu eserini (Dîvân'ını) Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hâtırasına kaleme almıştır. Bu dîvânında Mevlâna'ya olan bağlılığını;

    Molla-yi Rûm'un kemter gedâsı
    Etdikde nazmın tanzîme himmet

    Her bir gazelde nâm-ı şerifin
    Yâdıyla kıldı arz-ı muhabbet

    mısralarıyla ifâde etmiştir. 1839 (H. 1255)da Mısır'da basılmıştır.

    5. Lâyiha: izzet Molla'nın siyâsî konularda, devlet işleri ile ilgili bir eseri olup, dili sâdedir.

    6. Dîvân-ı Hazân-ı Âsâr: Olgunluk dönemine ait şiirlerini ihtivâ eder. Bu Dîvân'ını, Şah-ı Nakşibend'in hâtırası için kaleme almıştır. Bu Dîvân'ındaki:

    Rûhî fedâk ey gül-i gülzâr-ı Nakşbend
    Oldum hezâr cânım ile zâr-ı Nakşbend

    Evvelki oldu ârif-i Rûm'un avârifi
    Dîvân-ı diğerim ola âsâr-ı Nakşbend

    mısraları da bu numûnelerden birisidir. 1841 (H. 1257) de istanbul'da basılmıştır.

    7. Şerh-i Elgâz-ı Râgıb Paşa: Meşhur Râgıp Paşanın bâzı muammalı beyitlerinin açıklaması olup, bu eseri basılmamıştır.

    http://www.dallog.com/tdsa1/kececizadeizzet.htm
    1 ... mulayim