bugün
- kolye30
- papağan4
- tır şoförü olmayı istemek11
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek10
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- zebra2
- kim kimi neden sevmiyor14
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u5
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yogartiksen40
- evi ev yapan şeyler5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak21
- benim maaşım benimdir kocamın maaşı evindir3
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- aşk12
- ona bir şey söyle6
- 6 ayda bir yıkanmak4
- bobby frontispiece2
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- fon olayında spk'nın ihmalinin olmaması3
- diyanetin fona para yatırması4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun3
- azerilerce tokatlanan akpli8
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı4
- azerbaycan3
- adana hava durumu5
- nick değiştirilse alınacak nickler3
- nervio adlı yazara uyarı11
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- 11 ocak 1812 napolyon'un rusya seferi2
- yogartiksen'in mod olması4
- dincileri niçin öldürmeliyiz5
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- 1 55 boya sahip kızlardaki özgüven kaynağı3
- her buluşmaya rezalet kombinlerle gitmek4
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- atom bombası atılacak sıradaki ülke2
- türküm doğruyum çalışkanım5
- sözlük çirkinlerinin fotoğrafları3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- queen ravenna büyücülük okulu20
- antipanik5
- can sıkıntısından yapılan en garip şeyler2
- anın görüntüsü23
- burçlara göre insan yargılamak2
Nefret edilen kelimeler #1
Nefret ettiğim bazı kelimeler var. Kullanmaktan ısrarla kaçındığım. Fakat ne kadar kaçınsam da ister istemez hatta bazen sık sık konuşmalarımda yer verdiğim. Belki de bu yüzden sevmiyorum bu kelimeleri. Sevmediğin şeylerden uzak durursun, zamanla unutulur gider. Eğer uzak kalamazsan, dahası her an burnunun dibinde görürsen sevmeme hali nefrete dönüşür, uzak bir ihtimalle de takıntıya. Bunlar genellikle anlamı muğlak olan kelimeler. ifade etmek bir yana bir de karşı taraftan bu sözler gelirse nefret asıl anlamına kavuşuyor. Bu ikisi aynı 5 harf listenin bir numarasında. Bundan daha muğlak bir ifadesi olan başka bir kelime var mıdır acaba? Neyse... Neyse ne? Neyse genel olarak şu 3 şekilde kullanılıyor;
1- Müdahil olamayacağı konudan yan yola sapıp mevzuyu değiştirmek
2- (Bazen olgunluk belirtisi olarak) Affedici anlamlar yüklemek
3- Söyleyeceği sözler olmasına rağmen konuşmayı sonlandırmak
Kabul etmek gerekir ki değil 3, 333 madde bile yazılabilir, e başta dedik kelime muğlak, elden ne gelir, fakat genel hatlar bunlar. Bu 3 maddenin bile birbirine ne kadar da yakın anlamlar içermesidir aslında beni bu kelimeden soğutan.
Neyse...
Aynı başlıkla Haydar Ergülen de bir yazı yazmış zamanında. O yazısında benim 2. maddede belirttiğim anlamına değinmiş.
"'Neyse' demek iyidir, 'bu da geçer' demek gibidir, geçmez, herkes bilir geçmediğini, geçmiş gibi yapılır. Bazen 'gibi yapmak' da iyidir, bazen öyledir, bazen geçer, hiçbir zaman geçmez. insan 'neyse' demeyi hayli geç öğrenir, belki de geç değildir, tam vaktindedir."
Böyle giriş yapmış yazısına. Benimse takıldıklarım 1 ve 3. maddeler. Çünkü birbirleriyle taban tabana zıt anlamlar içermekte. Acaba dile getirmek istediği başka şeyler mi var? Yoksa tamamiyle konuya ilgisizliğinden mi etmiştir bu lafı. Bazense Funda Arar'ın şarkısındaki gibi;
-----------------------------------------
Boşver zaten hayat beni hiç anlamadı ki
Boşver zaten ne söylesem, neyse...
-----------------------------------------
Böylesine her şeyi özetleyen, yerine sayfalarca yazılsa da aynı anlamı vermeye yetmeyecek kadar anlamlı. Aslında karışıklığı meydana getiren bu 5 harf 2 hece'nin yazılı hali. "Neyse" eğer dilden döküldüyse mutlaka mimiklerle de kendini anlatır. "Boşver zaten ne söylesem"den sonra derin bir nefes alınıp, verildikten sonra "Neyse" çıkıverir ağızdan. Budur önemli, anlamlı, "Neyse ne?" sorusuna verecek bir cevabı olan. Bazense sadece zaten gereksiz olan diyaloğu farklı mecrâlara sürükleyip vakit öldürmeye devam etme isteğidir. Yazarsın, yazarsın... Sonunda sorunu sorup karşı taraftan yanıt beklersin. Belki sen açık açık soramadığından, belki de karşıdaki dilin inceliğini, sözlerin alt anlamlarını düşünmediğinden kimine göre alelâde sayılabilecek bir ifade belirir ekranda. Sonrasında imleç boş mesaj kutusunda yanar, söner, yanar, söner... Ne cevap vermelisin? O anda ulvi 5 harf düşer akla, "Neyse". "Neyse, blablabla". Gerisi gerçekten önemli değildir. O "Neyse" ile zaten beklenen cevabın gelmediği, bir önceki satırların zerre kadar öneminin olmadığı, hiç olmadığı kadar açıkça ortaya konmuştur. Kırılma noktası burada olur zaten. Ses yok, mimik yok. Bu "Neyse" hangisi acaba? karşıya hangi anlam iletildi, bunu kestirmek çok zor hatta daha fazla karşıdaki insan ile alakalı. "Neyse..." iç çekişin yazılı hali gibi. Ah bir sorulsa "Hayırdır?" diye, dökülmez mi dilden o ana kadar "Neyse"nin ket vurduğu tüm duygular, tüm düşünceler. Ama genelde olmaz bu. Benzetmede hata var mıdır bilmem ama adeta yaptığınız blöfü görmezler, sizi "Neyse"nin tüm karanlığına sahte geçiştirme isteğinizle birlikte gömerler. "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" karmaşasının ilk halkasıdır "Neyse". "Keşke"nin hemen öncesi. Tesiri olsun olmasın, neyse dememek, geçiştirmemek, boş vermemek lazım. Gönül böylesine hakikaten razı olmuyor, olmayacak da...
Nefret ettiğim bazı kelimeler var. Kullanmaktan ısrarla kaçındığım. Fakat ne kadar kaçınsam da ister istemez hatta bazen sık sık konuşmalarımda yer verdiğim. Belki de bu yüzden sevmiyorum bu kelimeleri. Sevmediğin şeylerden uzak durursun, zamanla unutulur gider. Eğer uzak kalamazsan, dahası her an burnunun dibinde görürsen sevmeme hali nefrete dönüşür, uzak bir ihtimalle de takıntıya. Bunlar genellikle anlamı muğlak olan kelimeler. ifade etmek bir yana bir de karşı taraftan bu sözler gelirse nefret asıl anlamına kavuşuyor. Bu ikisi aynı 5 harf listenin bir numarasında. Bundan daha muğlak bir ifadesi olan başka bir kelime var mıdır acaba? Neyse... Neyse ne? Neyse genel olarak şu 3 şekilde kullanılıyor;
1- Müdahil olamayacağı konudan yan yola sapıp mevzuyu değiştirmek
2- (Bazen olgunluk belirtisi olarak) Affedici anlamlar yüklemek
3- Söyleyeceği sözler olmasına rağmen konuşmayı sonlandırmak
Kabul etmek gerekir ki değil 3, 333 madde bile yazılabilir, e başta dedik kelime muğlak, elden ne gelir, fakat genel hatlar bunlar. Bu 3 maddenin bile birbirine ne kadar da yakın anlamlar içermesidir aslında beni bu kelimeden soğutan.
Neyse...
Aynı başlıkla Haydar Ergülen de bir yazı yazmış zamanında. O yazısında benim 2. maddede belirttiğim anlamına değinmiş.
"'Neyse' demek iyidir, 'bu da geçer' demek gibidir, geçmez, herkes bilir geçmediğini, geçmiş gibi yapılır. Bazen 'gibi yapmak' da iyidir, bazen öyledir, bazen geçer, hiçbir zaman geçmez. insan 'neyse' demeyi hayli geç öğrenir, belki de geç değildir, tam vaktindedir."
Böyle giriş yapmış yazısına. Benimse takıldıklarım 1 ve 3. maddeler. Çünkü birbirleriyle taban tabana zıt anlamlar içermekte. Acaba dile getirmek istediği başka şeyler mi var? Yoksa tamamiyle konuya ilgisizliğinden mi etmiştir bu lafı. Bazense Funda Arar'ın şarkısındaki gibi;
-----------------------------------------
Boşver zaten hayat beni hiç anlamadı ki
Boşver zaten ne söylesem, neyse...
-----------------------------------------
Böylesine her şeyi özetleyen, yerine sayfalarca yazılsa da aynı anlamı vermeye yetmeyecek kadar anlamlı. Aslında karışıklığı meydana getiren bu 5 harf 2 hece'nin yazılı hali. "Neyse" eğer dilden döküldüyse mutlaka mimiklerle de kendini anlatır. "Boşver zaten ne söylesem"den sonra derin bir nefes alınıp, verildikten sonra "Neyse" çıkıverir ağızdan. Budur önemli, anlamlı, "Neyse ne?" sorusuna verecek bir cevabı olan. Bazense sadece zaten gereksiz olan diyaloğu farklı mecrâlara sürükleyip vakit öldürmeye devam etme isteğidir. Yazarsın, yazarsın... Sonunda sorunu sorup karşı taraftan yanıt beklersin. Belki sen açık açık soramadığından, belki de karşıdaki dilin inceliğini, sözlerin alt anlamlarını düşünmediğinden kimine göre alelâde sayılabilecek bir ifade belirir ekranda. Sonrasında imleç boş mesaj kutusunda yanar, söner, yanar, söner... Ne cevap vermelisin? O anda ulvi 5 harf düşer akla, "Neyse". "Neyse, blablabla". Gerisi gerçekten önemli değildir. O "Neyse" ile zaten beklenen cevabın gelmediği, bir önceki satırların zerre kadar öneminin olmadığı, hiç olmadığı kadar açıkça ortaya konmuştur. Kırılma noktası burada olur zaten. Ses yok, mimik yok. Bu "Neyse" hangisi acaba? karşıya hangi anlam iletildi, bunu kestirmek çok zor hatta daha fazla karşıdaki insan ile alakalı. "Neyse..." iç çekişin yazılı hali gibi. Ah bir sorulsa "Hayırdır?" diye, dökülmez mi dilden o ana kadar "Neyse"nin ket vurduğu tüm duygular, tüm düşünceler. Ama genelde olmaz bu. Benzetmede hata var mıdır bilmem ama adeta yaptığınız blöfü görmezler, sizi "Neyse"nin tüm karanlığına sahte geçiştirme isteğinizle birlikte gömerler. "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" karmaşasının ilk halkasıdır "Neyse". "Keşke"nin hemen öncesi. Tesiri olsun olmasın, neyse dememek, geçiştirmemek, boş vermemek lazım. Gönül böylesine hakikaten razı olmuyor, olmayacak da...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar