zar diktiren kadınlar

  1. 1.
    bu işlemi yaptıran kadınlarda ahlak yoksunluğu olduğuna inanıyorum. yani bunun nasıl bir açıklaması olabilir ki? bunu yaptıran kadın her şeyden önce kendini mal olarak görüyordur, ambalaj düzeltme işlemine girişiyor haliyle.

    en çok dillendirilen savunma: “sığırlar bizi buna mecbur bırakıyor”

    sığırla evlenmek zorunda mısın? adam bakire olmayan bir kadınla evlenmek istemiyorsa onun tercihidir, saygı duyacaksın. kandırmak ve bir de bunu haklı görmek ne demek?

    gidip piç erkeklerle hata üstüne hata yapıp efendi bir erkek bulunca “ama mecbur ediyorlar” bizi yalanıyla o efendi erkeği kandırmaya kalkıyor. belki sen efendi erkekle evlenmeye layık bir kadın değilsindir, belki tam da bu yalanlara başvurduğun için layık değilsindir, hiç bunu düşündün mü?

    düşünmedin, çünkü ahlaksız, karaktersiz bir şıllığın tekisin. neyse ki ister karma de, ister ilahi adalet bu köpekliklerin karşılığını fazlasıyla çıkarmadan ölmene izin vermiyor hayat.

    edit: bu etry de debe niyetine elzemdir.

    bekaret felsefesi ve evlilik süreci.

    "ahlak orada değildir, burada değildir" diye kendini kandıran tiplere ağır gelen felsefedir.

    bir insan topluluğu, bir erdeme sahip olmadığı zaman o erdemi küçümsemeye ve alaya almaya çalışır. ancak belirli değerlere sahip insanlar ise alaya alınması gereken kimselerin diğerleri olduğunu bilirler.

    "bekaret önemli değildir, insan serbest olmalı" diyenlere aynı özelliğe sahip iki insandan birini tercih etmelerini söylesek; tercih yapan kişi ister erkek olsun ister kadın olsun, daha önce birliktelik yaşamamış olanı seçecektir.

    kişi, cinselliğini evliliğe ertelemelidir. bu hem kadın hem de erkek için olması gerekendir. aksi takdirde evlilik de uzun sürmez.

    esas sebebi özgürlük ve bağımsızlık değil, evlilik öncesi ilişkinin normal görülmesidir.

    evet, bu sebepledir ki avrupa'da boşanma oranı %30-60 arasında değişiyor. bu "korkunç" bir rakam:

    http://www.businessinside...s-around-the-world-2014-5

    ne oluyor da evlilikten önce birbirini seven, evlilik planları kuran insanların büyük bir kısmı birbirleriyle hayat yürütemiyor?

    sebep, evlilikten önce de evli gibi yaşamalarıdır. fakat burada bir fark var, evlenmeden önce kendi ailesinin bireyi olan erkek ve kadın, birçok hayat sorumluluğu ve yükümlülüğünden soyut bir şekilde "romantik aşk" yaşarken, evliliğin getirdiği cinsel serbestliğe de sahipti.

    sonra ne oluyor? evleniyorlar. zaten ilişkileri bir boyut degistirmiyor. birbirlerini zaten bedensel olarak dahil biliyor ve tanıyorlardı. evlilik sadece "fatura", "kredi borçları", "ev işleri", "ekonomik yükümlülük", "toplumun verdiği karı koca rollerinin idamesi" gibi yeni kavramlar getiriyor.

    yani birbirleri ile olan ilişkileri, evlilikle daha güzel tecrübelere evrilecekken, "evlendikten sonra sorunlar arttı" fikri oluşmaya başlıyor. bu yüzden de başlayan belki basit kişisel anlaşmazlıklar, büyük sorun haline geliyor ve evlilik bitiyor.

    boşanma oranı, bir toplumun özgürlük oranını değil mutsuzluk oranını gösterir. boşanmak her zaman mutluluğa sebep olmaz. yeni evlenen her insanın %50'si fiziksel ve duygusal olarak yıpranmış, kurmaya çalıştıkları düzen alt üst olmuş, -varsa- bebeğin aidiyeti problemi doğmuş demektir.

    elbette, boşanma oranlarını etkileyen birden fazla neden vardır ama sosyolojik anlamda ilk sebebi budur. eğer mutlu bir hayat istiyorsanız, evlenmeye karar verdiğiniz insanla olan ilişkiniz "evlendikten önce, evlendikten sonra" diye iki döneme ayrılabilmeli. yok arada fark yoksa bilin ki, bilime göre aşkın ömrü 2 yıldan fazla değildir. evlilik size büyük bir sorumluluk silsilesinden başka bir şey getirmeyecek.

    toplumlar olarak ilerledikçe, istatistiklerin bir kısmı bize bazı konularda klasik toplumsal değerlerle hareket etmenin sosyal hayata daha başarılı şekilde yansiyabileceğini gösteriyor. görücü usulüne dönün demiyorum. ama evlilik kavramı, aynı evde yaşamaya karar vermekten daha fazla anlam ifade etmeli.
    57 -29 ... tuning2002010
entry'i yoruma kapat
  1. henüz yorum girilmemiş.