bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey11
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- zencilerin birbirine nigger demesi5
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- çocuklar niye sünnet edilir7
- mafya kızı olma isteği6
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması2
- yazarların anlık durumları9
- yazılımcıların flört edememesi2
- uludağ sözlük görükle ofisi3
- avokado yiyen insan8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- gece 00 da dışarı çıkan erkeğin amacı2
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- eurovision song contest asia4
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- gece gece 600 e yakın online insanın yaptıkları3
- görükle'deki benzin istasyonu2
- şüphe duyan bir zekaya sahip olabilmek2
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- boğaz ağrısı7
- tayt vs mini etek5
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- feminen erkek davranışları6
- birleşik krallık5
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- venüs retrosu4
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- kalabalığı seviyor musunuz5
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- gecenin rap şarkısı3
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş3
- cumartesi gecesi evde ne bok yiyoruz sorunsalı2
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- özel sektör de çalışmak11
- sonbaharda yapılacaklar4
- insanlara kibirle bakmak3
- şeker hastalığı9
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- ferhat gündoğdu3
- bahçeli den fon krizi açıklaması4
Sevgili dost,
Bazı kuyuların suyu içilmez, acıdır. bazı kuyular derindir, görünmez suyu. bazı kuyular kördür, göremezler. Benim kuyum, benim kuyum sevgili dostum öyle derindir ki, içine taş attığın zaman suyun sesini duyamazsın. Bağırsan sesin geri gelmez. Bakracı sarkıtsan ip yetmez.
Yalnızlığın bana yakıştığını söylüyorlar. iyi duruyormuş üzerimde; renkleri sade ve uyumluymuş. Dikimi kusursuzmuş. Bu mahir terzinin adını öğrenmek istiyorlar. Söyler miyim hiç!
Sevgili dost,
Bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim. Terzimin adını sadece deniz fenerlerine ve kızkulesi'ne verdim. Galata kulesi de istedi ama reddettim onu. Çünkü o her gece koynuna yabancıları alıyor. Yalnızlık senin neyine, dedim. Neyine senin yalnızlık!
Albert camus da tanıyormuş terzimi. Nereden mi öğrendim? Şu satırlarından:
"Son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey insanın güvenidir; o güven ki insanlığın dilini konuştuk mu, bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, insanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular. Ve hiçbir sefer bunu yapanları yaptıklarının kötü olduğuna inandırmak mümkün olmadı. Çünkü kendilerinden çok emindiler. insanlar arasında sürüp giden uzun diyalog bitti."
Madem ki diyalog bitti, o halde red kit gibi atıma binip, "ben yalnız bir kovboyum" şarkısını söyleyerek yola koyulmalıydım. Islığım karanlığa karışmalı, karanlık, ıslığımdan korkmalıydı.
Ne gezer! Çok geçmeden önüme bir karaltı çıkmış, korkan ben olmuştum. Sonradan adının epictetus olduğunu öğrendiğim biri, " çocuk, nereye gidiyorsun?" Diyerek beni durdurmuş, atımdan indirdikten sonra kulağıma şunları fısıldamıştı:
"Yalnız kalınca çocuklar ne yaparlar? eğlenirler, çakıl taşı ve kum toplayarak küçük kubbeler yaparlar ve biraz sonra da onları yıkarlar. Böylece eğlenceleri hiç eksik olmaz. Onların çocukluk ya da akıl eksikliği yüzünden yaptıklarını kültür ve akıl ile yapamaz mısın? Her taraf çakıl ve kum dolu. Aslında içimizde inşa edecek ve yıkacak o kadar çok şey var ki! Yalnızlıktan hiç şikayet etmeyelim."
Demek ki yalnızlıktan şikayet ediyordum. Demek içimizde inşa edip yıkacak çok şey vardı. Epictetus içimizdeki harabeleri görmediğinden böyle konuşuyordu. Yoksa, her taşı özenle yerleştirildikten sonra çöken bunca sarayın ardından, "inşa edip yıkacak çok şey var!" Der miydi?
Sevgili dost,
Epictetus ıssız bir adaya düşse yanına ne alırdı? Ya ıssız bir odaya düşse?
(bkz: ali ural)
(bkz: posta kutusundaki mızıka)
Bazı kuyuların suyu içilmez, acıdır. bazı kuyular derindir, görünmez suyu. bazı kuyular kördür, göremezler. Benim kuyum, benim kuyum sevgili dostum öyle derindir ki, içine taş attığın zaman suyun sesini duyamazsın. Bağırsan sesin geri gelmez. Bakracı sarkıtsan ip yetmez.
Yalnızlığın bana yakıştığını söylüyorlar. iyi duruyormuş üzerimde; renkleri sade ve uyumluymuş. Dikimi kusursuzmuş. Bu mahir terzinin adını öğrenmek istiyorlar. Söyler miyim hiç!
Sevgili dost,
Bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim. Terzimin adını sadece deniz fenerlerine ve kızkulesi'ne verdim. Galata kulesi de istedi ama reddettim onu. Çünkü o her gece koynuna yabancıları alıyor. Yalnızlık senin neyine, dedim. Neyine senin yalnızlık!
Albert camus da tanıyormuş terzimi. Nereden mi öğrendim? Şu satırlarından:
"Son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey insanın güvenidir; o güven ki insanlığın dilini konuştuk mu, bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, insanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular. Ve hiçbir sefer bunu yapanları yaptıklarının kötü olduğuna inandırmak mümkün olmadı. Çünkü kendilerinden çok emindiler. insanlar arasında sürüp giden uzun diyalog bitti."
Madem ki diyalog bitti, o halde red kit gibi atıma binip, "ben yalnız bir kovboyum" şarkısını söyleyerek yola koyulmalıydım. Islığım karanlığa karışmalı, karanlık, ıslığımdan korkmalıydı.
Ne gezer! Çok geçmeden önüme bir karaltı çıkmış, korkan ben olmuştum. Sonradan adının epictetus olduğunu öğrendiğim biri, " çocuk, nereye gidiyorsun?" Diyerek beni durdurmuş, atımdan indirdikten sonra kulağıma şunları fısıldamıştı:
"Yalnız kalınca çocuklar ne yaparlar? eğlenirler, çakıl taşı ve kum toplayarak küçük kubbeler yaparlar ve biraz sonra da onları yıkarlar. Böylece eğlenceleri hiç eksik olmaz. Onların çocukluk ya da akıl eksikliği yüzünden yaptıklarını kültür ve akıl ile yapamaz mısın? Her taraf çakıl ve kum dolu. Aslında içimizde inşa edecek ve yıkacak o kadar çok şey var ki! Yalnızlıktan hiç şikayet etmeyelim."
Demek ki yalnızlıktan şikayet ediyordum. Demek içimizde inşa edip yıkacak çok şey vardı. Epictetus içimizdeki harabeleri görmediğinden böyle konuşuyordu. Yoksa, her taşı özenle yerleştirildikten sonra çöken bunca sarayın ardından, "inşa edip yıkacak çok şey var!" Der miydi?
Sevgili dost,
Epictetus ıssız bir adaya düşse yanına ne alırdı? Ya ıssız bir odaya düşse?
(bkz: ali ural)
(bkz: posta kutusundaki mızıka)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar