bugün
- sevgiliyle dağ evindeyken şömine önünde sevişmek8
- geceye bir şarkı bırak15
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek19
- erkeklerin güzel kız görünce verdiği tepki8
- uludağ sözlükteki ayak fetişizmi14
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu10
- cips yedikten sonra parmakları tişörte silmek7
- sinir bozucu şeyler9
- henüz doğmamışlara tavsiyeler3
- ben geldim naneler30
- 10 bin lira verseler bu gece sokakta yatar mısın4
- limewiredan şarkı indirirken virüs yeme nostaljisi2
- nickaltı hoşgeldini olmayan yazarlar5
- sözlük için ne yapabiliriz10
- zengin kızların güzel olması5
- zamanda yolculuk mümkün olsa yapılacaklar2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları13
- 90 ların özel olmasının nedeni3
- ölmeyi planladığınız yaş3
- sevilen kızın 1 haftadır giydiği naylon çorap4
- bir insana çirkin demek6
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- sigarayı neden seviyoruz5
- clydeless bonnie8
- biri size sokakta yan baksa ne yaparsınız6
- 29 yaşında olmak3
- türkiye nin en güvenilir insanı11
- melda onur2
- kemal kılıçdaroğlu konuşuyor3
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- bizi kandırıyor olabilirler mi4
- kuranda namaz yok8
- fetiş nedir kime denir4
- pilavlı sohbet vs rakı balık6
- yurdum muhalifinin sürekli kandırılması3
- pasif içicilik3
- 40 yaşını aşmış bunaklar kulübü3
- sevilen kişi için yapılabilecek fedakarlıklar2
- sıcak ekmeğin arasına margarin sürmek3
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- anılar o geceler2
- haluk levent'i karalama kampanyası17
- haluk levent'e para emanet etmek23
- babanın sarhoş olması5
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- meme fetişizmi3
- astrolojiye inanan flörtten anında soğumak4
- yapay zeka şirketlerinin kitapları imha etmesi3
- kahvaltıda kola içmek3
- testere adamın dibidir3
Fatih portakal'ın şahsında, feöşçü amerakancılar, en iyi örneklerdendir.
1983'te tanıdım, izmir'de.
vaizdi, müezzindi.
adını duyar duymaz, adının gerçekliğinden bile kuşku duydum.
arapça'ya hakimiyetim yoktur da, allah'ın sahibi veya allah'ı fethetmiş gibi bir anlamı olduğunu biliyorum.
olur mu ki?
samimiyetsizliği, adından başlıyor sanki..
kifayetsiz insandı.
ilkokulu zor bitirmişti.
yüzünde bir riya vardı.
yüzünden akıyordu riya ve içtenliğini yitirmemiş her insanı itiyordu.
riyasına, çirkinliğini de eklemem gerek.
çok çirkindi. kocaman, eğri büğrü bir burnu vardı.
gözleri, insanım diyen her insanı itecek denli ucuz kurnazlıkla bakıyordu.
sanırım o yüzden insanlarının gözünün içine bakamıyordu.
sesi, iğrençti.
ilginç olan konuşmaya başlayınca sesi, bedensel yoksunluğunun öcünü alırcasına, her samimi mümini etkileyecek bir kıvama dönüşüyordu.
ağlayarak anlatmakla, ağlaklıkla bunu tavana vurduruyordu.
samimi bir mümin onu dinlediğinde, ne anlattığını anlamasa bile, onu sevmeye başlıyor, ona inanıyordu.
o zaman fark etmiştim, istediğine istediğine yaptırabileceğini.
baş tacı oldu bu ülkede.
hoca dediler.
hoca efendi dediler.
hoca efendi hazretleri dediler.
yetmedi ona.
haristi.
aldıkça, istiyor; istedikçe alıyordu. istedikçe alıyor; aldıkça istiyordu.
kifayetsizliğini, muhterisliğiyle kapatmaya çalışıyordu.
muhterisliğini, kifayetsizlikle kapattığı gibi.
kana kana kandırdı bu ülkeyi, arkasına amerika'yı da alarak.
kana kana kanattı bu ülkeyi, utanmadan.
daha da kanatacağım, o ahmakları diyormuş.
kanatır eminim.
biz ahmakız.
biz türkiyeyiz, çok kanadık. yine kanarız.
yeter ki zalim olmayalım.
çok sevdiğim genç bir öykücü der ki:
"kimseye bir kötülüğüm dokunmadan yaşarken, zulmün elinde zalim oldum."
mahir ünsal eriş, olduğu kadar güzeldik, iletişim yayınları, 3. baskı, zehir miktarda öyküsü, sayfa 106, 3. paragraf.
1983'te tanıdım, izmir'de.
vaizdi, müezzindi.
adını duyar duymaz, adının gerçekliğinden bile kuşku duydum.
arapça'ya hakimiyetim yoktur da, allah'ın sahibi veya allah'ı fethetmiş gibi bir anlamı olduğunu biliyorum.
olur mu ki?
samimiyetsizliği, adından başlıyor sanki..
kifayetsiz insandı.
ilkokulu zor bitirmişti.
yüzünde bir riya vardı.
yüzünden akıyordu riya ve içtenliğini yitirmemiş her insanı itiyordu.
riyasına, çirkinliğini de eklemem gerek.
çok çirkindi. kocaman, eğri büğrü bir burnu vardı.
gözleri, insanım diyen her insanı itecek denli ucuz kurnazlıkla bakıyordu.
sanırım o yüzden insanlarının gözünün içine bakamıyordu.
sesi, iğrençti.
ilginç olan konuşmaya başlayınca sesi, bedensel yoksunluğunun öcünü alırcasına, her samimi mümini etkileyecek bir kıvama dönüşüyordu.
ağlayarak anlatmakla, ağlaklıkla bunu tavana vurduruyordu.
samimi bir mümin onu dinlediğinde, ne anlattığını anlamasa bile, onu sevmeye başlıyor, ona inanıyordu.
o zaman fark etmiştim, istediğine istediğine yaptırabileceğini.
baş tacı oldu bu ülkede.
hoca dediler.
hoca efendi dediler.
hoca efendi hazretleri dediler.
yetmedi ona.
haristi.
aldıkça, istiyor; istedikçe alıyordu. istedikçe alıyor; aldıkça istiyordu.
kifayetsizliğini, muhterisliğiyle kapatmaya çalışıyordu.
muhterisliğini, kifayetsizlikle kapattığı gibi.
kana kana kandırdı bu ülkeyi, arkasına amerika'yı da alarak.
kana kana kanattı bu ülkeyi, utanmadan.
daha da kanatacağım, o ahmakları diyormuş.
kanatır eminim.
biz ahmakız.
biz türkiyeyiz, çok kanadık. yine kanarız.
yeter ki zalim olmayalım.
çok sevdiğim genç bir öykücü der ki:
"kimseye bir kötülüğüm dokunmadan yaşarken, zulmün elinde zalim oldum."
mahir ünsal eriş, olduğu kadar güzeldik, iletişim yayınları, 3. baskı, zehir miktarda öyküsü, sayfa 106, 3. paragraf.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar