bugün
- utanmadan şort giyen erkek4
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
- gocudan lezzet içmek2
- san marino nun dünya kupasını alması2
- israil'in lübnan da işgali sürdürme mesajı3
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur4
- ismet gurbuz 202418
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- lionel messi3
- küfreden kız iticiliği7
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel2
- bir kadını araba park ederken izlemek2
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi3
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı5
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması15
- rte'nin 2028 adaylığının açıklanması2
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba2
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler8
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- 2002 dünya kupası üçüncülük maçı2
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek3
- beyaz otomobil satın almak15
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak5
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler8
- lise defteri7
- yürüyüş partisi8
- ankara da nato zirvesi tedbirleri5
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi10
- ankara4
- bakire kızla evlenmeyi savunmak5
- cuckold esnasında karınızın fenalaşması2
- bugün de meme atan olmaması13
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek4
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler5
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı7
- yeniden üretilse satın alınacak eski arabalar4
- türkiye6
- saba makamı ile okunan ezan4
- wine me dine me2
- mağaza camına kafa atan ergen genç4
- ilgi3
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- lahmacunu elle yiyen kız18
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
kimilerine göre zordur ankara'da aşık olmak. kimilerine görede dünyanın en güzel duygusudur ankara'da aşık olmak.*
birde şöyle bişey var tabi
En çok yürümeyi sever insan Ankara'da, gezilip görülecek yeri olduğundan değil yalnızlığından sıyrılıp kalabalıklara karışmak içindir belki de. Ama yalnızsındır yinede o yoktur yanında sen dondurulmuş bir film karesi gibi otururken bir kenarda insanlar sürekli hareket halindedir. Memurlar, askerler, öğrenciler, araçlar, araçlar durur insanlar geçer, insanlar durur araçlar ve sen onu düşünürsün, YKM'NiN önünde çiftler buluşur sen onu düşünürsün. Tunalı da yürürken onu düşünürsün Tunus caddesinden Kızılay'a doğru inerken onu düşünürsün yürürsün her zaman, çünkü seversin yürümeyi, onunla beraberken yürüdüğün yollarda yürürsün anısını taze tutarsın içinde.
Gri olan bu şehir onu tanıdığından itibaren pembeleşmiştir, gökyüzü mavi olur ağaçlar yeşil, kuşları görürsün gökyüzünde. Siren sesleriyle, resmiyetiyle sertleşen bu şehir onu tanıdıktan sonra bir çocuk parkı şenliğindedir. Güzeldir Ankara'da aşık olmak kimine göre imkansızdır Ankara'da aşık olmak. "o kadar sıkıcı bir şehirdir ki, her şey o kadar boğuk, o kadar gri, o kadar depresifdir ki insan doğal olarak burada aşık olamaz" derler, ama imkansızı başarabilirsen işte o zaman bir başka güzeldir bu şehir, gölbaşında karşılıklı kahve yudumlamak, gün batımına nazaran seyre dalmak, karanfilde herhangi bir mekanda çay içmek, tüm şehir uyurken sabaha karşı kuğuluda yan yana bir bakın üzerinde oturmak, gecenin sessizliğinde Tunalı Hilmide onunla beraber yürümek güzeldir. Ankara güzeldir o yanında iken.
Gezilecek sevilecek bir yanı olmayan bu şehir bir güzel gelmeye başlar karanlık şehri aydınlatır o, renksiz olan şehir gökkuşağının tüm renklerini taşımaya başlar taki Ankara'da ayrılığı yaşayıncaya kadar.
Zordur Ankara'da sevmek ve zordur Ankara'da ayrılmak,
Aşti'dir seni sevdiğinden ayıran. Türkiye'nin her yerine otobüsler kalkar buradan ve bir çok otobüs gelir ama taşıdıkları? senden alıp götürdükleri, daha doğru düzgün sevdiğini bile yüzüne söyleyemeden peşinden sadece masum bir el sallayışı ve gözünden süzülen iki damla gözyaşı eşliğinde sevdiğini senden alıp götüren otobüsü gözden kayboluncaya kadar izlersin, arkasından içindekileri söyleyememenin acısı, onun gidişi, senin kalışın. Nefret edersin bu şehirden artık. Sigarandan bir nefes çeker ve Ankara'ya dair, insanlara dair, aşka dair kısacası hayata dair her şeye isyan edersin, gidene kal diyemezsin orada o hakkı göremezsin kendinde, başın önünde ilerlemeye başlarsın dik duracak gücü bulamazsın Aşti'nin kalabalığını umursamazsın öfkeli ve yorgun adımlarla metroya doğru ilerlersin, göz yaşlarına hakim olmak istersin taki metroda karşına oturan insanında senin durumunda olduğunu anlayana dek sanki anlaşmışçasına aynı anda gözlerinden yaşlar usulca inmeye başlar, artık o metrodan da nefret edersin. Bir an önce özgürce göz yaşlarını dökebilmek adına acılarınla başbaşa kalabilmek adına Ankara'nın paralel kaldırımlarını arşınlarsın, yürürsün güçsüz adımlarla ama artık yürüdüğün yollarında bir tadı kalmamıştır, onunla beraber yürüdüğün yollardan yürürsün onunla karşılıklı kahveni yudumladığın kafenin önünden geçerken bir an duraksar içeri bakar ve o anı hatırlarsın gözlerinde taşmaya hazır bir baraj eşliğinde.
Sığınacak bir liman ararsın insanlardan uzak bir sahil dertlerini senden alıp götürmesi için bir dalga ararsın ama yoktur bu şehirde. Senin için artık acının başkentidir bu şehir... ama yinede her şeye rağmen güzeldir Ankara'da aşık olmak, yürümek, yağmurda ıslanmak ve ağlamak....
birde şöyle bişey var tabi
En çok yürümeyi sever insan Ankara'da, gezilip görülecek yeri olduğundan değil yalnızlığından sıyrılıp kalabalıklara karışmak içindir belki de. Ama yalnızsındır yinede o yoktur yanında sen dondurulmuş bir film karesi gibi otururken bir kenarda insanlar sürekli hareket halindedir. Memurlar, askerler, öğrenciler, araçlar, araçlar durur insanlar geçer, insanlar durur araçlar ve sen onu düşünürsün, YKM'NiN önünde çiftler buluşur sen onu düşünürsün. Tunalı da yürürken onu düşünürsün Tunus caddesinden Kızılay'a doğru inerken onu düşünürsün yürürsün her zaman, çünkü seversin yürümeyi, onunla beraberken yürüdüğün yollarda yürürsün anısını taze tutarsın içinde.
Gri olan bu şehir onu tanıdığından itibaren pembeleşmiştir, gökyüzü mavi olur ağaçlar yeşil, kuşları görürsün gökyüzünde. Siren sesleriyle, resmiyetiyle sertleşen bu şehir onu tanıdıktan sonra bir çocuk parkı şenliğindedir. Güzeldir Ankara'da aşık olmak kimine göre imkansızdır Ankara'da aşık olmak. "o kadar sıkıcı bir şehirdir ki, her şey o kadar boğuk, o kadar gri, o kadar depresifdir ki insan doğal olarak burada aşık olamaz" derler, ama imkansızı başarabilirsen işte o zaman bir başka güzeldir bu şehir, gölbaşında karşılıklı kahve yudumlamak, gün batımına nazaran seyre dalmak, karanfilde herhangi bir mekanda çay içmek, tüm şehir uyurken sabaha karşı kuğuluda yan yana bir bakın üzerinde oturmak, gecenin sessizliğinde Tunalı Hilmide onunla beraber yürümek güzeldir. Ankara güzeldir o yanında iken.
Gezilecek sevilecek bir yanı olmayan bu şehir bir güzel gelmeye başlar karanlık şehri aydınlatır o, renksiz olan şehir gökkuşağının tüm renklerini taşımaya başlar taki Ankara'da ayrılığı yaşayıncaya kadar.
Zordur Ankara'da sevmek ve zordur Ankara'da ayrılmak,
Aşti'dir seni sevdiğinden ayıran. Türkiye'nin her yerine otobüsler kalkar buradan ve bir çok otobüs gelir ama taşıdıkları? senden alıp götürdükleri, daha doğru düzgün sevdiğini bile yüzüne söyleyemeden peşinden sadece masum bir el sallayışı ve gözünden süzülen iki damla gözyaşı eşliğinde sevdiğini senden alıp götüren otobüsü gözden kayboluncaya kadar izlersin, arkasından içindekileri söyleyememenin acısı, onun gidişi, senin kalışın. Nefret edersin bu şehirden artık. Sigarandan bir nefes çeker ve Ankara'ya dair, insanlara dair, aşka dair kısacası hayata dair her şeye isyan edersin, gidene kal diyemezsin orada o hakkı göremezsin kendinde, başın önünde ilerlemeye başlarsın dik duracak gücü bulamazsın Aşti'nin kalabalığını umursamazsın öfkeli ve yorgun adımlarla metroya doğru ilerlersin, göz yaşlarına hakim olmak istersin taki metroda karşına oturan insanında senin durumunda olduğunu anlayana dek sanki anlaşmışçasına aynı anda gözlerinden yaşlar usulca inmeye başlar, artık o metrodan da nefret edersin. Bir an önce özgürce göz yaşlarını dökebilmek adına acılarınla başbaşa kalabilmek adına Ankara'nın paralel kaldırımlarını arşınlarsın, yürürsün güçsüz adımlarla ama artık yürüdüğün yollarında bir tadı kalmamıştır, onunla beraber yürüdüğün yollardan yürürsün onunla karşılıklı kahveni yudumladığın kafenin önünden geçerken bir an duraksar içeri bakar ve o anı hatırlarsın gözlerinde taşmaya hazır bir baraj eşliğinde.
Sığınacak bir liman ararsın insanlardan uzak bir sahil dertlerini senden alıp götürmesi için bir dalga ararsın ama yoktur bu şehirde. Senin için artık acının başkentidir bu şehir... ama yinede her şeye rağmen güzeldir Ankara'da aşık olmak, yürümek, yağmurda ıslanmak ve ağlamak....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar