bugün
- karton toplayan çocuk16
- romanya52
- almanya25
- sözlük kızlarının ojeleri17
- otel odası8
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- sözlükteki ayakçılar9
- nick vermeden bir yazara seslen14
- kadınların sapık olması10
- fatma betül sayan kaya39
- türkiye23
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- nikola tesla'nın kürt olması10
- dünya61
- hiçbir şeyin sarmaması10
- açılı nude5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- pencere açık uyumak3
- gilded ile yağan yağmuru izlemek4
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- yunanistan12
- meme yalarken düşünülen şeyler3
- 8 dakikadır entry girilmiyor2
- meksika açmazı macerası12
- iran dışişleri bakanı arakçi'nin açıklaması2
- 2 hesap kullanan sözlük yazarları2
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- hentbol5
- sözlüğün en iyi gammazı3
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- anın görüntüsü31
- mehdinin en sevdiği balık7
- çok uykum var3
- irlandalı futbolcuların israil protestosu2
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor3
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- sarallar çetesi2
- amerika birleşik devletleri31
- offf çok sıkıldım sözlük4
- butlancıların birbirine girmesi5
- turizm3
- domates ve haşlanmış yumurtayı birlikte yemek2
- adidas3
- yarın iş var5
hiç başına asla gelmeyenlerin anlayamayacağı, bilemeyeceği acı tablo. trajedi. gerçek bir trajedi. olmaz o deme, olmaz olmaz sevgili bacanağım. benim başıma geldi, bugün gülersin yarın sen de kendini aynı resmin içinde bulursun, ağlarsın. o yüzden bak burii! iyi dinle, aç kulaklarını.
şişman kızların tayt giymesini protesto etmek amacıyla herhangi bir vize sınavına tayt giyerek gireyim de eylem koyayım dedimdi geçtiğimiz günlerde. kafama koydum mu yaparım, o kadar salağım ki...
kazık, herkesin yıllardır kaldığı bir sınavı seçtim bunun için. ki katılım yoğun olsun sınava, böylece eylemim geniş kitlelerde yankı bulsun istedim. dersin adı bende saklı...
neyse bayağı bi çalıştım akşamdan sınava. kuantum öğrenme teknikleriyle hazırlandım bu sınava. bir de bu teknikleri deneyeyim dedim. sonucu az sonra öğreneceksiniz zaten. yatmadan önce, bizim bir alt dönem bir kızdan ödünç aldığım taytı deneyip aynada kendime baktım üzerine nasıl oldu diye. iyi oldu, oturdu. ereksiyon durumunda biraz kasabilme ihtimali vardı ama genel olarak iyiydi. içim raadolunca yattım uyudum. ertesi gün, büyük gündü ne de olsa...
sabahleyin taytımı üzerime geçirip doğru üniversitenin yolunu tuttum. yolda, otobüste sataşmanın, laf atmanın falan bini bir para tahmin edersinizki... bir de afedersiniz götüm dondu havaların soğuk olması nedeniyle. "neyse en azından hava şartları sayesinde olası bir ereksiyonda yaşanacak görüntü kirliliğini saklama çabasından kurtuldum" dedim kendi kendime, olumlu tarafından bakarak. iyimserliğimi sikeyim. bu ayazı yiyen çük bir daha zor kalkar. o halde attım kendimi içeri.
arkadaşlardan daşşak geçenler, gülenler, sağolsun pandiğini esirgemeyenler arasında kimin hangi anfide sınava gireceğini belirten numara listesini beklemeye başladım kapının önünde. hocalar da bu cesur eylemimden etkilenmiş olacaklar ki gözleri kayıyordu sürekli. amınım ne bakıyon, tayt işte!
neyse la listeler asıldı. geçtim, asistan gösterdiği yere oturdum. kızcağızın gözlerinden yaş geldi gülmekten. bu gülüşmeler sırasında dersin bin yaşındaki kadın hocası bütün heybetiyle içeri girdi. bir anda o şen hava dağıldı. sanki şakalaşırken rıza baba'ya yakalanmış arka sokaklar polisleri gibi hemen ciddiyetimizi takındık. taytımla bende takındım elimden geldiği kadar.
yalnız şöyle bir şey var teknolojik gelişmeler cep telefonlarını fonksiyonlarına ivme kazandıralıberi sınavlardan önce cep telefonlarının kapalı olmasına azami şekilde önem veriyor artık sınav gözetmenleri. herkesten telefonlarını kapatıp sıranın üzerine koyması istendi. "evet yavrum, kaldır artık notları ama, sınav başladı, konuşmayı kes, kime diyorum, kağıtlar kapalı dağıtılacak, herkes aynı anda başlayacak, süreniz 70 dakika..." gibilerinden uyarı, direktif ve tehdit dolu cümleler birbirini kovaladı. nokya 5210 marka yüksek teknoloji ürünü, bırakın fotoğraf çekmeyi daha adam gibi mesaj bile çekemeyen telefonumu kapatarak masanın kenarına koydum. sınav için son hazırlıklarımı yaptım ve kağıdımı beklemeye koyuldum.
kağıdımı aldım. sorulara baktım. epey zorlayıcıydı. bu senede çakmam kaçınılmazdı. "kuantum teknikleri de yalanmış" dedim. bunun yanında bir sorunum daha vardı. tayt giydiğim için midem üşümüş, bağırsaklarımda hareketlenmeler başlamıştı. "hay bokunu sikeyim" diye mırıldandım. hoca, "efendim, bi şey mi sordun" dedi, "yok bişey hocam" dedim.
herkes kağıtları açtı. anfiye bir ölüm sessizliği hakim oldu. en az 30 dakika çıkmak yasaktı. önce midemden "hakuuuuurkkkkkk, avaşinnnnn, basyaaaaaannnnn" gibi ana haberlerde duyduğum kamp isimlerine benzer sesler gelmeye başladı. içime fox tv'nin ana haber bültenini sunan kızcağız kaçmış da sınır ötesi operasyon haberlerini heyecanla sunuyordu sanki içerimde bir yerlerde... tüm bunlar olurken öte yandan bu çok çok önemli, belki de hayatlarının kırılma noktası olacak, kendilerine bir sıçrama tahtası olacak bu sınavlarında konsantrasyonu bozulan geleceğin dahileri(!) dikkatlerini dağıttığı için taytlı ve midesi guruldayan bu çocuğun olduğu tarafa, yani benden tarafa sinirli gözlerle bir an için bakıp önlerindeki ızdıraba dalıyorlardı tekrar.
ben zamanın hakkaten göreceli olduğunu kavramaktan sıkılırken -kim bilir sorulara odaklananlar için ne kısa bir süreydi o- "bir an önce 30 dakika dolsun da donuma külçe külçe bok bırakmayayım şu taytlu halimle" diye düşünürken birden sesler midemden bağırsaklarıma iltica etti. bayağı bildiğin istem dışı sesli sesli polifonik osurmaya başladım. hoca telefon çaldığından şüphelenip benim oturduğum bölgeye yöneldi. "kiminse o telefon hemen kapatsın yoksa tutanak tutup kopya muamelesi yapıcam" diye bir tehdit savurdu. çünkü sesin tam olarak nereden geldiğini de anlayabilmiş değildi. o an "hocam, o telefon değil benim götüm, göt bu, ne ferman dinliyor ne tehdit!" demek isterdim fakat osuruğumu kontrol altına almaya çalışmakla meşguldüm.
neden sonra öyle bir an geldi ki artık tutamaz oldum kendimi. götüm kudurmuş gibi osuruyor, ağzından tükürükler saçarak osuruk nöbetinin dehlizlerinde bir o yana bir bu yana çarparak sarsıla titreye, yana yakıla bombardımanına devam ediyordu. sonunda hoca seslerin müsebbibinin götüm olduğunu çakozladı. beni terbiyesizlikle itham etti. bense buna cevap dahi vermedim. ama götüm verdi: son bir kez gürül gürül osurarak...
şişman kızların tayt giymesini protesto etmek amacıyla herhangi bir vize sınavına tayt giyerek gireyim de eylem koyayım dedimdi geçtiğimiz günlerde. kafama koydum mu yaparım, o kadar salağım ki...
kazık, herkesin yıllardır kaldığı bir sınavı seçtim bunun için. ki katılım yoğun olsun sınava, böylece eylemim geniş kitlelerde yankı bulsun istedim. dersin adı bende saklı...
neyse bayağı bi çalıştım akşamdan sınava. kuantum öğrenme teknikleriyle hazırlandım bu sınava. bir de bu teknikleri deneyeyim dedim. sonucu az sonra öğreneceksiniz zaten. yatmadan önce, bizim bir alt dönem bir kızdan ödünç aldığım taytı deneyip aynada kendime baktım üzerine nasıl oldu diye. iyi oldu, oturdu. ereksiyon durumunda biraz kasabilme ihtimali vardı ama genel olarak iyiydi. içim raadolunca yattım uyudum. ertesi gün, büyük gündü ne de olsa...
sabahleyin taytımı üzerime geçirip doğru üniversitenin yolunu tuttum. yolda, otobüste sataşmanın, laf atmanın falan bini bir para tahmin edersinizki... bir de afedersiniz götüm dondu havaların soğuk olması nedeniyle. "neyse en azından hava şartları sayesinde olası bir ereksiyonda yaşanacak görüntü kirliliğini saklama çabasından kurtuldum" dedim kendi kendime, olumlu tarafından bakarak. iyimserliğimi sikeyim. bu ayazı yiyen çük bir daha zor kalkar. o halde attım kendimi içeri.
arkadaşlardan daşşak geçenler, gülenler, sağolsun pandiğini esirgemeyenler arasında kimin hangi anfide sınava gireceğini belirten numara listesini beklemeye başladım kapının önünde. hocalar da bu cesur eylemimden etkilenmiş olacaklar ki gözleri kayıyordu sürekli. amınım ne bakıyon, tayt işte!
neyse la listeler asıldı. geçtim, asistan gösterdiği yere oturdum. kızcağızın gözlerinden yaş geldi gülmekten. bu gülüşmeler sırasında dersin bin yaşındaki kadın hocası bütün heybetiyle içeri girdi. bir anda o şen hava dağıldı. sanki şakalaşırken rıza baba'ya yakalanmış arka sokaklar polisleri gibi hemen ciddiyetimizi takındık. taytımla bende takındım elimden geldiği kadar.
yalnız şöyle bir şey var teknolojik gelişmeler cep telefonlarını fonksiyonlarına ivme kazandıralıberi sınavlardan önce cep telefonlarının kapalı olmasına azami şekilde önem veriyor artık sınav gözetmenleri. herkesten telefonlarını kapatıp sıranın üzerine koyması istendi. "evet yavrum, kaldır artık notları ama, sınav başladı, konuşmayı kes, kime diyorum, kağıtlar kapalı dağıtılacak, herkes aynı anda başlayacak, süreniz 70 dakika..." gibilerinden uyarı, direktif ve tehdit dolu cümleler birbirini kovaladı. nokya 5210 marka yüksek teknoloji ürünü, bırakın fotoğraf çekmeyi daha adam gibi mesaj bile çekemeyen telefonumu kapatarak masanın kenarına koydum. sınav için son hazırlıklarımı yaptım ve kağıdımı beklemeye koyuldum.
kağıdımı aldım. sorulara baktım. epey zorlayıcıydı. bu senede çakmam kaçınılmazdı. "kuantum teknikleri de yalanmış" dedim. bunun yanında bir sorunum daha vardı. tayt giydiğim için midem üşümüş, bağırsaklarımda hareketlenmeler başlamıştı. "hay bokunu sikeyim" diye mırıldandım. hoca, "efendim, bi şey mi sordun" dedi, "yok bişey hocam" dedim.
herkes kağıtları açtı. anfiye bir ölüm sessizliği hakim oldu. en az 30 dakika çıkmak yasaktı. önce midemden "hakuuuuurkkkkkk, avaşinnnnn, basyaaaaaannnnn" gibi ana haberlerde duyduğum kamp isimlerine benzer sesler gelmeye başladı. içime fox tv'nin ana haber bültenini sunan kızcağız kaçmış da sınır ötesi operasyon haberlerini heyecanla sunuyordu sanki içerimde bir yerlerde... tüm bunlar olurken öte yandan bu çok çok önemli, belki de hayatlarının kırılma noktası olacak, kendilerine bir sıçrama tahtası olacak bu sınavlarında konsantrasyonu bozulan geleceğin dahileri(!) dikkatlerini dağıttığı için taytlı ve midesi guruldayan bu çocuğun olduğu tarafa, yani benden tarafa sinirli gözlerle bir an için bakıp önlerindeki ızdıraba dalıyorlardı tekrar.
ben zamanın hakkaten göreceli olduğunu kavramaktan sıkılırken -kim bilir sorulara odaklananlar için ne kısa bir süreydi o- "bir an önce 30 dakika dolsun da donuma külçe külçe bok bırakmayayım şu taytlu halimle" diye düşünürken birden sesler midemden bağırsaklarıma iltica etti. bayağı bildiğin istem dışı sesli sesli polifonik osurmaya başladım. hoca telefon çaldığından şüphelenip benim oturduğum bölgeye yöneldi. "kiminse o telefon hemen kapatsın yoksa tutanak tutup kopya muamelesi yapıcam" diye bir tehdit savurdu. çünkü sesin tam olarak nereden geldiğini de anlayabilmiş değildi. o an "hocam, o telefon değil benim götüm, göt bu, ne ferman dinliyor ne tehdit!" demek isterdim fakat osuruğumu kontrol altına almaya çalışmakla meşguldüm.
neden sonra öyle bir an geldi ki artık tutamaz oldum kendimi. götüm kudurmuş gibi osuruyor, ağzından tükürükler saçarak osuruk nöbetinin dehlizlerinde bir o yana bir bu yana çarparak sarsıla titreye, yana yakıla bombardımanına devam ediyordu. sonunda hoca seslerin müsebbibinin götüm olduğunu çakozladı. beni terbiyesizlikle itham etti. bense buna cevap dahi vermedim. ama götüm verdi: son bir kez gürül gürül osurarak...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar