bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi37
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita14
- kuran da namazın olmaması8
- izmir'in akp'ye geçmesi18
- ellerim bos gonlum hos8
- ara sıra kadın gibi hissetmek6
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor6
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak7
- ispanya'nin terör bitirme formülü17
- başak burcu insanları3
- bahçeli'nin ermeni olduğu iddiası3
- tel avive atom bombası atmak6
- sözlük yazarlarının inanılmaz kombinleri4
- ayrı mutfakların insanları9
- koç burcu insanları3
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması9
- sabahın köründe işe giden ezik9
- sözlükteki aktroller8
- gece gece bağırsakla ip atlayan salatalık görmek5
- recep tayyip erdoğan31
- kadınlar için hayatın zor olması2
- vişneli sarma8
- candan erçetin'in kıymeti bilinmemiş saçma şarkısı3
- ay diyen erkek5
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- havada uçak düşürmeye çalışan arap pilot3
- birini unutmak6
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- aşk4
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- kasap köfte2
- arkaya yanaşıp selektör yapan tip2
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı6
- fatma betül sayan kaya66
- 1 90 esmer kaslı erkek5
- 190 boyunda kaslı ve zengin kadın4
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- parmağıma iğne batması4
- sözlüğün vahşi kelebeği4
- trump'ın iran açıklaması10
- birbirine iyi gelmek6
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de4
- istanbul sokaklarında renkli ışıklandırmalar olsun3
- napolyon vs atatürk7
- sarma8
- yandaş açlığı2
- cin tarafından özel numaradan aranmak5
- israil ulusal güvenlik uzmanı uyardı3
entry'ler (39)
yedi ölümcül günahtan biri olan aşırı düşünmek eyleminin dozunu kaçırdığım zaman sığındığım hissiyat. uzun zamandır takıntılı, her şeyi aşırı düşünen, gün içerisinde düşünmekten herhangi bir işine konsantre olamayan biriyim. hatta bu sebeple günlerce kendimi yatağa zincirlediğim zamanları anımsıyorum. böyle zamanlarda da uykunun geçici illüzyonun kollarına bırakıyorum kendimi. bir süreliğine de olsa düşünmeden, kafamda herhangi bir durumu bin farklı haliyle kurgulamadan vakit geçirebiliyor, takvim devirebiliyorum. bazen bu sedasyon haline kendimi öylesine kaptırıyorum ki günde 10-12 saat uyuduğum oluyor. sadece hatırlamamak uğruna kendimi zombiye çeviriyorum bir nevi. şu sıralar da bunu tekrardan yapmaya çok yakın hissediyorum. çünkü benden çok uzakta hissediyorum artık kendimi. amacımdan, mutluluk hissiyatının içimdeki o büyük boşluğa yerleştiğinde verdiği dinginlikten, bana hiçbir zaman hak görülmemiş sevgiden, gözlerimin içini parlatacak içten bir merhametten çok yoksunum. bunun sonu nereye gidecek bilmiyorum; fakat ben hayatımı beni esir almış bu döngü etrafında yaşamaktan çok yoruldum.
bu gece hiç yapmamam gereken bir şey yaptım. hayata retrospektif pencereden bakan biri olarak eski fotoğraflara, videolara, ses kayıtlarına göz attım. birkaç komik fotoğrafın belki yüzümü güldürür umuduyla hatırıma düşmesini istemiştim; fakat sadece yüzümü güldürmekle kalmadı. beslediğim o güzel duygulardan kırıntıların dahi kalmadığı gerçeğini vurdu yüzüme, paramparça etti beni. çok mutlu bir insanmışım, yaşamanın güzelliğinin farkında, keyifliymişim. eski beni çok özlüyorum.
bir süre hiçbir şeyi ciddiye alamayan, her şeyi dalgaya vuran kendimin evrildiği durumdur. şimdilerde ise ciddiyetsizliğe, kayıtsızlığa karşı aşırı bir öfkem var. etrafta olup biten o kadar şeye ses çıkarmadan, kanıksayarak, hiçbir konuda doğru düzgün fikir beyan etmeyip ot gibi yaşayarak takvim deviren insanlara karşı tahammülsüzleşmeye başladım. çünkü ülkede tek bir gün insanı strese sokmayacak, dert sahibi yapmayacak olay yaşanmıyor. kadın cinayetleri, bitmek bilmeyen mülteci sorunları, ekonomik buhran, intiharlar, hayvan katliamları.. hal böyleyken de her meseleyi mizah malzemesine çeviren biriyle benim gündemimin paralel olma durumu söz konusu değil. he belki kanada'da yaşayıp haberlerde çikolata çalmak için market basan sincap çetesini falan görüyorsanız siz trollük yapmaya devam edebilirsiniz.
kişi veya olay buna değmeyecek nitelikteyse asla dert olmaması gerekir. çünkü bazen sen ne kadar anlatırsan anlat, asla anlamayacak, seninle aynı düşünemeyecek, aynı dilde konuşmayacak, aynı hisleri beslemeyecek. bir süre sonra da, yavaş yavaş körelecek, unutulacak anılar için insan kendini bu denli büyük bir düşünce trafiği içerisine sokmamalı. çünkü zararlı, deliriyoruz falan.
her zaman olmasa da genelde hüsranla sonuçlanan eylem. kitaptaki atmosferin yakalanamayışı, olay örüntüsünün kopuk oluşu, karakterlerin zihinde tahayyül ediliş biçimi gibi birçok faktör genelde beklentiyi karşılayamadığı için okuyucuyu çok tatmin etmiyor. haliyle de kitaptan uyarlama filmlere karşı bir ön yargı oluşuyor. fakat her şeye rağmen uzun süredir görüşmediğim eski bir arkadaşla karşılaşmış, ayak üstü oturup bir iki çay içmişim gibi buruk ama öte yandan sevimli bir duygu karmaşası yaratır içimde.
idealize edilen personaların gerçeklikte hiçbir karşılığının olmadığı şuuruna erişmekte güçlük çeken manipülatif şahıslarla yaşadığım deneyimler sonucu artık hiç de hoş bakamıyorum. ne zaman enerjimi kendime yönlendirmeye, toksiklikten de uzaklaşmaya çalışsam, mutlaka böyle biriyle karşılaşıp alma-verme dengemin içine sıçıyorum. bu sadece duygusal boyutla da sınırlı kalmıyor, tüm yaşayışıma sirayet eden bir dengesizlik hayatımı altüst ediyor. uyandığım andan gece yatağa girdiğim ana kadar yaptığım eylemleri aslında normalde hiç yapmayacağım, hiç takınmayacağım tutumlarla sergilediğimi fark ediyorum. işin kötüsü, gelmekte olanı fark edip de hiçbir gard alamıyorum, çok zayıf anlarda yakalanıyorum sözlük.
cronos ve rhea'nın en büyük kızı olan hestiadır. olympians tanrı ve tanrıçaları arasındaki kaos ve beladan uzak, en tatlı, en melek gibi olandır. hiçbir zaman evlenmek istememiş, zeus'a sığınarak ona bu ayrıcalığı göstermesini talep etmiştir. zeus da çok sevdiği kardeşinin ricasını kırmayıp, sonsuza dek bekar olma arzusunu yerine getirmiştir. en büyük dileklerimizin paralel oluşu da yakınlık duymama neden olan bir başka faktör olabilir. (bkz: swh)
samuray kılıcıyla öldürülme korkum olmasa severek yapacağım eylemdir.
ne zaman birine dert anlatmaya yeltensem ''öf buna mı takılıyorsun, sal gitsin'' reaksiyonlarının geleceğini düşünüp kaçasım geliyor. nedendir bilinmez ama beterin beteri var felsefesiyle insanların kriz anlarını alternatif dertlerle yatıştırabileceğini düşünen, kendini arkadaş canlısı ilan eden bir güruh var. evet, beterin gerçekten beteri var, olduğunu ben de biliyorum fakat sırf sen bunu söyledin diye derdim birdenbire yok mu olmalı mesela şimdi? ya da böyle bir şeyi dert edindiğim için utanç mı duymalıyım? empati duygusundan mahrumsanız karşınızdaki kişiyi anlamaya çalışma niyetinde bulunmayın lütfen.
toplumsal bir obsesyon haline gelen evliliğin, tüm zorluklarına, zorunluluklarına ve aksiyonlarına rağmen doğru insanı bulduktan sonra sırtladığın her yükün ağırlığının hafifleyeceği ya da her şeyin sevgiyle çözümlenebileceği, çözümlenmediği noktada uğruna bir çocuk bile dünyaya getirilebileceği gibi sığırca bir argümanın kurbanlarından biri olmayı istemediğimdendir.
bir süre sonra doyumsuzluğa evrilen aşırı ve hızlı tüketim vebasını insanların hayatlarını hiç ederek iyileştirmeye çalışabileceği kanısında olan kişinin sarındığı durum.
scorpions - lonely nights
https://youtu.be/_Wm3ry8T7qI
https://youtu.be/_Wm3ry8T7qI
geçmişine sarılmaktan geleceğine kör olmuş ben için çok zor olan eylem.
sevdiğin şarkının televizyonda çıkmasını beklemek.
ben arçeliğin çeliğini gerçek sanıyordum ya. eve servis geleceği zaman yanlarında çeliği de getireceklerini düşünüp seviniyodum. belki benimle oynar diye.
eskiden meyveli yoğurtlarıyla aşk yaşıyordum.