bugün
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- allah atatürk ten razı olsun4
- cehaletln cazibesi11
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi4
- sekerlivanilinn4
- pandela4
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak2
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- kağıt toplayan çocuklar3
- komşunun çaya davet etmesi3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- emeklilik sisteminin artık sürdürülememesi3
- saygılı olmak3
- 18 haziran 2026 isviçre bosna hersek maçı2
- edip cansever in daktilosu3
- uludede2
- 18 haziran 2026 cemil tugay'ın chp den istifası3
- edip cansever okumak4
- erkeğin kadını benimsemiş olmasının en net kanıtı2
- yapay zeka ile flört uygulamaları2
- yunan kültürü vs türk kültürü8
- atarax2
- en son ne aldınız5
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması9
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- başkan2
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak8
- kilo verdiren gıda7
- bebek aspirini2
- yalnızlıktan keyif almak4
- cemil tugay3
- prof dr yılmaz önal3
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek17
- kafakoparan dede3
- myammar da katledilen müslümanlar2
- izmir2
- deliler4
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- islam düşmanlarına epstein şoku14
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak5
- ankara4
- bir şair bir şiir2
- petrol kralları2
- minik kurbaga4
- tatil bittikten sonra2
- baba ile içki içmek4
- zeki biriyle sohbet etmek4
- yürüyüşe çıkmak3
- evrene bir mesaj bırak8
- istanbul merkezli usulsüz iskan operasyonunda 12 t2
entry'ler (771)
Öner Erkan'ın dizide Ajda Pekkan sendromu diye tanımlayıp isyan bayrağı açtığı toksik positiflik hakkında bir tiradı var. Görmüşsünüzdür. Modern çağın illetidir bu pespaye positiflik. Çözümü olmayan bir soruna, çözümü varmış gibi yaklaşmak, üzülme demek ve bunu dayatmanın acıyı hafifleteceğini dusunuruz. Kimi zaman dibe vurmak ihtiyaçtır. Çünkü aydınlağa erişmek için bizi içine çeken kendi karanlık kuyumuzdan geçmemiz gerek. Böyle durumlarda Manchester By The Sea (2016) filmindeki Lee Chandler karakteri gelir aklıma. Vakti gelen her duyguyu iliklerimize kadar yaşamadan uğurlamak insanın içinde derin bir oyuk bırakmaktan başka bir işe yaramaz. Vücudun ve beynin vermiş olduğu doğal tepkinin karşısında hoyratça set kurmaktan başka bir şey değil çünkü "üzülme" telkinleri. ihtiyacımız olan şey set kurmak, karşı gelmek değil. Çünkü zayıfız. insan kendi karanlığında boğulmalı bazen. Ve yine de... Evet yine de şunu unutmamak lazım: ne dem baki ne de gam. Çünkü devam etmek için daima bir ümit vardır.
bu şaibe üzerine kurum içerisinde de ciddi bir huzursuzluk oluşur. kürüm personeli kendini değersiz hisseder. düşünebiliyor musunuz hiçbir değeriniz yok. çabanızın, emeğinizin, başarılarınızın, liyakatinizin... hiçbirinin değeri yok. Şu an hissedilen durum bu ne yazık ki...
bir yerde torpil olduğu müddetçe liyakattan bahsedemeyiz. liyakatın olmadığı yerler de çürümeye mahkûmdur.
aslında bu problemin önüne geçmek, şaibe ve torpili tamamen insanların zihninden silmek için mülakatı kaldırmak gerek.
memurlar.net'in bugün yaptığı ilginç haberin başlığı.
aslında ilginç demek yanlış olur, çünkü bu tür haberlerle artık çok sık karşılaşır olduk.
habere göre gençlik ve spor bakanlığında yapılan görevde yükselme sınavı mülakatında yüksek puan alan adayların bir çoğu elenmiş.
düşük yazılı puanı olan adaylar ise çok yüksek mülakat puanlarıyla tercih listesine dahil edilmiş.
hem çalışma barışına hem de personelin kuruma olan güvenine zarar veren bir durum bu.
iddiaya göre yıllar sonra yapılmış olan bir sınav bu ve ona da şaibe karıştı.
burada aslında yetkililerin yapacağı en mantıklı iş, yazılı puan ile mülakat puanını birbirine yakın vermeleri ve mülakat sınavının belirleyici değil de yazılı sınavını tamamlayıcı bir hâle getirmeleridir. çünkü milli eğitim de buna başvurdu daha evvel. şaibenin ve haksızlığın önüne geçmenin önüne bu şekilde geçebilirler.
bakalım sendikalar da bu haber üzerine seslerini çıkaracak mı? gençlik ve spor bakanı muharrem kasapoğlu adalet arayan, haklarını talep eden bu insanlara karşılık verecek mi?
aslında ilginç demek yanlış olur, çünkü bu tür haberlerle artık çok sık karşılaşır olduk.
habere göre gençlik ve spor bakanlığında yapılan görevde yükselme sınavı mülakatında yüksek puan alan adayların bir çoğu elenmiş.
düşük yazılı puanı olan adaylar ise çok yüksek mülakat puanlarıyla tercih listesine dahil edilmiş.
hem çalışma barışına hem de personelin kuruma olan güvenine zarar veren bir durum bu.
iddiaya göre yıllar sonra yapılmış olan bir sınav bu ve ona da şaibe karıştı.
burada aslında yetkililerin yapacağı en mantıklı iş, yazılı puan ile mülakat puanını birbirine yakın vermeleri ve mülakat sınavının belirleyici değil de yazılı sınavını tamamlayıcı bir hâle getirmeleridir. çünkü milli eğitim de buna başvurdu daha evvel. şaibenin ve haksızlığın önüne geçmenin önüne bu şekilde geçebilirler.
bakalım sendikalar da bu haber üzerine seslerini çıkaracak mı? gençlik ve spor bakanı muharrem kasapoğlu adalet arayan, haklarını talep eden bu insanlara karşılık verecek mi?
memleketiyle
mal varlığıyla
kariyeriyle
makam ve pozisyonuyla
ideolojisiyle
kökeni ve diliyle
adamlığıyla
takipçi sayısıyla
aldiği beğenilerle
yakışıklılığı/güzelliğiyle
kılık kıyafetiyle
bindiği arabasıyla
evinin genişliğiyle
iyi bir çalışan ya da idareci olmayla
cebindeki parasıyla
gençliğindeki hovardalıklarıyla
(örnekler artırılabilir)
övünmek -üzgünüm ama- rezilliktir. övünmek, aslında karşı tarafı (karşı tarafta artık kim varsa) hakir görmekle başlar. bilinçaltında yatan duygu budur. sende yok, ama bak bende var anlayışı seviyenin dip yaptığı noktadır. aslında bu durum kişiyi de karşı tarafın gözünde bir nefret objesine dönüştürür.
kibre ve dibe doğru son sürat düşerken hızımızı alamayıp üstüne bir de kulaç atmaktır.
övünmenin her türlüsü rezilliktir, o özellikler insanda olsa dahi.
bir kimlik edinme, görünür olma ya da kendini ifade etme çabasının yan ürünüdür övünme.
hepimizin bir kimliği var, hiçbirimiz görünmez değiliz ve yukarıda saydıklarım kendimizi ifade etme biçimimiz olmamalı. bunlara ihtiyacımız yok çünkü.
mal varlığıyla
kariyeriyle
makam ve pozisyonuyla
ideolojisiyle
kökeni ve diliyle
adamlığıyla
takipçi sayısıyla
aldiği beğenilerle
yakışıklılığı/güzelliğiyle
kılık kıyafetiyle
bindiği arabasıyla
evinin genişliğiyle
iyi bir çalışan ya da idareci olmayla
cebindeki parasıyla
gençliğindeki hovardalıklarıyla
(örnekler artırılabilir)
övünmek -üzgünüm ama- rezilliktir. övünmek, aslında karşı tarafı (karşı tarafta artık kim varsa) hakir görmekle başlar. bilinçaltında yatan duygu budur. sende yok, ama bak bende var anlayışı seviyenin dip yaptığı noktadır. aslında bu durum kişiyi de karşı tarafın gözünde bir nefret objesine dönüştürür.
kibre ve dibe doğru son sürat düşerken hızımızı alamayıp üstüne bir de kulaç atmaktır.
övünmenin her türlüsü rezilliktir, o özellikler insanda olsa dahi.
bir kimlik edinme, görünür olma ya da kendini ifade etme çabasının yan ürünüdür övünme.
hepimizin bir kimliği var, hiçbirimiz görünmez değiliz ve yukarıda saydıklarım kendimizi ifade etme biçimimiz olmamalı. bunlara ihtiyacımız yok çünkü.
elliot weaver ve zander weaver'ın yazıp yönettiği ingiliz yapımı bilimkurgu filmi.
uzaydan gelen bir sinyalin peşine düşen 3 adam hakkında. dar bir mekanda ( bir arabada) geçen ve finale kadar merak uyandıran, kahramanlarla beraber seyirciyi de peşinden sürükleyen güçlü bir hikâyesi var.
izlenmeli.
uzaydan gelen bir sinyalin peşine düşen 3 adam hakkında. dar bir mekanda ( bir arabada) geçen ve finale kadar merak uyandıran, kahramanlarla beraber seyirciyi de peşinden sürükleyen güçlü bir hikâyesi var.
izlenmeli.
bir kelimenin, bir sesin, bir kokunun, ağzımıza gelen bir tadın ya da bir görüntünün... elimizden tutup bulunduğumuz yerden bizi başka bir durağa bırakmasıdır. zihnimizdeki o ilk algının başka bir forma bürünmesidir. zamanda kısa süreli bir yolculuk (bak deminden şimdiye geldim) veya bir tür rahatlama pratiği... zihinde beliren ilk imge ile çağrıştırdığı şey arasındaki uzaklık, birbiriyle ilişki kuramama hâli çağrışımı daha güçlü ve şaşırtıcı kılıyor. tabi bana göre. bildiğimiz bir yemekten daha önce almadığımız bir tat almak gibi. örneğin mazzy star'ın "look on down from the bridge" şarkısını (oldukça depresif bir şarkı) dinlerken zihnimde polizei (1988) filminde üstünde renkli yazıların olduğu bir duvarın dibinde bekleyen ali ekber (kemal sunal) canlandı. bilemiyorum, bu müziği o sahneye yakıştırdığım için mi, duvarı bir köprüye benzettiğim için mi yoksa şarkıdaki bekleme hâlini ali ekber'in yüzünde gördüğüm için mi? belki de hepsi. çağrışım böyle bir şey. mazzy star'ın depresif sesiyle ali ekber'i ( bak mazzy star'dan ali ekber'e geldim) aynı anlatımın, aynı hayalin içinde buluşturabiliyor.
Tesadüf eseri karşıma çıkan, sonunda iyi ki çıkmış dediğim, belki de yılın en iyilerinden... Süsten arınmış güçlü diyaloglar, tek planda çekilmiş uzun sahneler, abartıdan uzak harika oyunculuklar ve basit bir hikâyenin etkili anlatımı... Üstelik yönetmenin ilk uzun metraj filmi. K-Pax ve The Man From Earth filmlerinden hoşlananlar buna bayılacaktır. Bu kadar etkisinde kalacağımı tahmin etmiyordum ama sıcağı sıcağına bir şeyler yazınca böyle oluyor demek. insan abartıya kaçmadan kendini ifade edemiyor. Bu film bir insan olsaydı ona sarılıp iyi ki varsın derdim. Neyse ki tüm iyi hikayeler abartılmayı hak eder. o yüzden mazur görün abartıyı. izleyin.
erkek adamdan komedyen olmaz mesela.
erkek adam şaka ve komiklik yapmaz. kahkaha atmaz. bulunduğu ortamda biri şaka yaptığında tokadı yapıştırır ve şakacı kişiyi ciddiyete davet eder. ciddiyet erkek adamın süsüdür.
erkek adam şaka ve komiklik yapmaz. kahkaha atmaz. bulunduğu ortamda biri şaka yaptığında tokadı yapıştırır ve şakacı kişiyi ciddiyete davet eder. ciddiyet erkek adamın süsüdür.
Issa Lôpes'in yönettiği 2017 Meksika yapımı fantastik korku türünde filmi.
filmin merkezinde 5 çocuk var. şiddetten ve uyuşturucu kartellerinden kaçarak hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. karanlık bir peri masalı onların hikayesi. terk edilmiş karanlık binalar, ıssız sokaklar, tehlikeli caddeler ve daha pek çok şey.
izlemeden geçmemek lazım.
filmin merkezinde 5 çocuk var. şiddetten ve uyuşturucu kartellerinden kaçarak hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. karanlık bir peri masalı onların hikayesi. terk edilmiş karanlık binalar, ıssız sokaklar, tehlikeli caddeler ve daha pek çok şey.
izlemeden geçmemek lazım.
yarın 17.30 civarında uzay üssüne kenetlenme gerçekleşecek.
ilerde uzay turizmi filan da başlayacak.
ilerde uzay turizmi filan da başlayacak.
çok haklı. kendimden biliyorum. kaldırılmaya gerçekten çok müsaitim. Neyse ki etrafta açıkgöz yok.
Nazım Hikmet'in "Kıyamet Sureleri" şiirinde geçer bu ifadeler.
Ayrıca Takva adlı film de bu çarpıcı dizelerle biter:
Çok alametler belirdi,
Vakit tamamdır.
Haram, helal oldu
helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm.
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı
Ya da dünyamıza inecek ölüm.
Ayrıca Takva adlı film de bu çarpıcı dizelerle biter:
Çok alametler belirdi,
Vakit tamamdır.
Haram, helal oldu
helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm.
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı
Ya da dünyamıza inecek ölüm.
mütevazı davranacağım.
(bkz: sallayanis makaros)
(bkz: sallayanis makaros)
bizde çokça bulunur. aşinayız onlara.
güce tapmak, her surette gücün yanında yer almak yalaka insanların en tipik özellikleridir.
cimri olurlar.
kolayca manipüle olup üstlerine laf taşıyabiliyorlar.
yalaka insanların ekserisi yalaka olduklarının farkında değildir.
yalaka insanlar başarısız tiplerdir. hayatlarında kayda değer hiçbir başarı yoktur.
başarıları olmadığı halde birilerinin ellerinden tutması suretiyle bir yerlere gelmiş, bir şeyler elde etmişlerdir.
başkaları sayesinde, evet efendimci tavırlarıyla elde ettikleri (onlara göre) kazanımlarla utanmadan övünmeyi ihmal etmezler.
ilginçtir ama başarılı olduklarına inanırlar.
korkaktırlar. korkaklıklarını kamufle edecek (başarısız) çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir.
yalaka insanlar daima başkalarının gölgesine ihtiyaç duyarlar. onları hayatta tutan şey budur.
kendi fikirleri yoktur. öne sürdükleri çözüm yöntemleri genelde başkalarına aittir.
problemler karşısında genelde geri planda dururlar. fakat problem çözüldüğünde herkesten önce muzaffer bir kumandan edasıyla onlar öne çıkar.
dikkatlerin, ilginin daima üzerlerinde olmasını isterler.
insanlardan çoğu zaman övgü beklerler.
etraflarında kendileri gibi yalaka insanların olmasını isterler.
aşırı şüphecidirler.
herkesi kendileri gibi sanırlar.
küçük hesaplar peşinde koşarlar genelde.
menfaatlerine çok düşkündürler.
menfaatleri onlar için her şeyin önündedir, ailelerinin bile...
çıkarları için herkesi feda ederler.
gölgesine sığındıkları insanlara/efendilere yalancı bir bağlılıkla bağlıdırlar.
çıkarları için yanlışı savunmaktan çekinmezler. onlar için doğru ya da yanlış yoktur, menfaat vardır.
fırıldak bir karaktere sahiptirler.
insanları kolayca düşman ilan edip harcamaktan çekinmezler.
yalaka insanlar başarısız tiplerdir. hayatlarında kayda değer hiçbir başarı yoktur.
başarıları olmadığı halde birilerinin ellerinden tutması suretiyle bir yerlere gelmiş, bir şeyler elde etmişlerdir.
başkaları sayesinde, evet efendimci tavırlarıyla elde ettikleri (onlara göre) kazanımlarla utanmadan övünmeyi ihmal etmezler.
ilginçtir ama başarılı olduklarına inanırlar.
korkaktırlar. korkaklıklarını kamufle edecek (başarısız) çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir.
yalaka insanlar daima başkalarının gölgesine ihtiyaç duyarlar. onları hayatta tutan şey budur.
kendi fikirleri yoktur. öne sürdükleri çözüm yöntemleri genelde başkalarına aittir.
problemler karşısında genelde geri planda dururlar. fakat problem çözüldüğünde herkesten önce muzaffer bir kumandan edasıyla onlar öne çıkar.
dikkatlerin, ilginin daima üzerlerinde olmasını isterler.
insanlardan çoğu zaman övgü beklerler.
etraflarında kendileri gibi yalaka insanların olmasını isterler.
aşırı şüphecidirler.
herkesi kendileri gibi sanırlar.
küçük hesaplar peşinde koşarlar genelde.
menfaatlerine çok düşkündürler.
menfaatleri onlar için her şeyin önündedir, ailelerinin bile...
çıkarları için herkesi feda ederler.
gölgesine sığındıkları insanlara/efendilere yalancı bir bağlılıkla bağlıdırlar.
çıkarları için yanlışı savunmaktan çekinmezler. onlar için doğru ya da yanlış yoktur, menfaat vardır.
fırıldak bir karaktere sahiptirler.
insanları kolayca düşman ilan edip harcamaktan çekinmezler.