1. .
    hep terminallerde, duraklarda, okullarda sıra gözlerinde çoğu yerde gördüğümüz sahipsiz, unutulmuş şemsiyelerdir. bir ilkokulun duvar askısında aylarca kimsenin fark etmeyeceği şekilde duran şemsiyedir o. yalnızdır.

    yalnızlığı temsil eder.

    bazen onu dik durması gereken kolilerin üzerinde de görürüm. temsili resim şeklinde. kolide de onu kimse farketmez ama. her taşınma faslında kolideki bardaklarım, kadehlerim kırılır. onu fark etmedikleri için, koliyi ters koyarlar. o kolinin üstünde, fark edilmesi gerek yerde bile fark edilmez o şemsiye.

    bardaktan boşanır gibi yağmur yağar, o şemsiyelikte yine fark edilmez.

    kocaman otobüs terminalinin meydanında görürüm onu. tek başına durur bir yazıhanin yirmi metre ilerisinde durur bekler sahibini. açılmış ve dikilmiş...

    onu bir de terminale giden yolda, yolun ortasında görürüm. hem de sağanak yağmurda tek başına... bu sefer ne açılmış, ne dikilmiş. sağanak yağmurda, yolun ortasındaki büyük su birikintisinin içinde kapalı şekilde yan yatıyor. dümdüz olmuş. üzerinden onlarca taşıt geçmiş.

    asfaltla bütünleşmiş resmen o şemsiye. her geçen "vah" der gibi bakıyor ona ama kimse de eğilip almıyor. kurtarmıyor onu. unutulmuştan öte artık o şemsiye. tekerleklerin çamuru, onu şemsiyelikten çıkarmış.

    otoyolda çarpılıp atılan sokak köpeklerinden çok farksız...

    böyle işte o şemsiyelerin kaderi!
    2 ... pezzo-soprano