bugün
- askerde özlenen şeyler7
- dizi sektöründeki maliyet krizi7
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey5
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- gammaz mesaisi4
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler4
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- burun karıştırmak5
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- bir önceki entryi devam ettir4
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı2
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- terhis oluyorum sözlük25
- yazarların işlediği günahlar15
- helin elveren3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- soğuk havaların resmi içeceği2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- bekareti kaybedince aglamanin mantiksizligi2
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı2
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- hayat bilgisi ürperi2
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı5
- felsefe öğretmenin ironisi3
- scream 82
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- kahvaltı yapmak2
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- onur babacan3
- sabah soğuğu3
- şarkıyı devam ettiriyoruz2
- flörtün ilkesel reddi5
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- amedspor31
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü3
genellikle ters orantılı olan ilişkidir.
bu olayı, "çok bilen mutlu olamaz" gibi oldukça cahilce bir şekle indirgemeden ele almakta fayda vardır.
sorumluluk.
kişi, toplum baskısı tarafından kendine dayatılan zorunluluklara karşı genel bir politika geliştirme eğilimi gösterir. politika verilen ad ise, sorumluluktur (*1).
yaratıcı unsuru da toplum baskısıdır.
bu politika sayesinde, bilinçaltında oluşturulduğuna inanılan refleksif davranışlar, belli bir düzene göre sıralanırlar. bu, modern hayatın dayattığı "her davranışta hızlı olmak" zorunluluğunun bir dayatışıdır.(*2)
bu tür sorumluluklara örnek vermek gerekirse
*aile'ye karşı sorumluluk
*devlet'e karşı sorumluluk,
*iş veren'e karşı sorumluluk,
*yaratıcıya karşı sorumluluk, vs.
(amaç burda sorumluluğa sadece giriş yapmaktır. detaylı incelemesi ilgili yerde olmalıdır)
mutluluk.
mutluluk, kişinin arayışı içinde olduğu sürekli haz halidir.
mutlu insan, adeta haz denizinde yüzer. haz'dan kasıt olarak sadece maddi, bilinen, sıradan hazzı almak yanlıştır, bu haz "über"dir, "üstün"dür. manevi olarak da vardır. ve aslına bakılırsa, maddiyat ve maneviyat ayrımındaki sınırları belirsizdir.
toplum tarafından yaratılmasa da, toplumlaşmanın bir sonucudur.
fakat, modern insanın hazlarındaki süreklilik hiç bir zaman sağlanmadığından, mutluluk sürekli bir hayal, tantravari bir arayış olarak kalmıştır.
(yine amaç burda mutluluğa sadece giriş yapmaktır. detaylı incelemesi ilgili yerde olmalıdır (*3))
mutluluk ve sorumluluk arasındaki ilişkinin, insanın toplumlaşması sırasında ortaya çıktığı söylenebilir. hatta, biraz daha ileri gidilerek iki kavramının da bu esnada ortaya çıktığı iddia edilebilir. zira, iki kavram da toplum tarafından dikte edilmektedir.
yaratıcı unsurlar, artık, eski, "tek birey" olan insandaki gibi dışabağımlı değildir.
bağımsız olan etmenler (iklim koşulları, besin kaynakları, vs) tarafından yaratılan zorunluluklar, sorumluluk yaratabilecek kadar karmaşık değildir. sadece, zorunluluktur. sebepleri ve sonuçları tamamen insan ihtiyaçları tarafından belirlenir ve iki şekilde temsil edilir: ölüm yada yaşam (*4).
benzer şekilde, hayatı tek bir güdüden ibaret olan ilkel insan için mutluluktan söz edilemez. yine benzer şekilde, bu hal henüz icat edilemeyecek kadar karmaşıktır.
"bağımsız etmenler"in ortadan kalkıp, yaşama içgüdüsünü "bağımlı etmenler"in meydana getirmeye başladığı anda, iki olay da (hal olan mutluluk ile bir çeşit politika olan sorumluluk) çatışmaya başlar. artık insan kendi ve çevresi hakkında söz sahibi olmaya başlamıştır. bireysel değil, toplumsal düşünülmesi gerekmektedir. bağımlı unsurların getirdiği bir öngörülebilir gelecek perspektifi içindeki, gelecek kaygısı mevcuttur.
insan kendi bağımlılık unsurunu kendi yaratmıştır: toplum makinesi.
artık, eski sorumsuz ve kaygısız insan yoktur. artık oldukça kaygılı ve sorumlu bir insan vardır (*5).
hayat, bir daha eskisi kadar kolay olmayacaktır.
(*1: kaderin ve türkçemizin bir cilvesi: zorunluluk ve sorumluluk. bazen zorumluluk da denilir zaten zorunluluğa)
(*2: taş devrindeki fred'in de benzer kaygıları olduğu söylenebilir, fakat bunu yapmak şu an için gereksizdir)
(*3: amaçlar aynıdır)
(*4: aç kalarak / zarar görerek ölmek ve tok kalarak / zarar görmeyerek yaşamaya devam etmek)
(*5: yazar burda bir son kavram eklentisi yaparak kafaları şişirdiğini hissediyor)
bu olayı, "çok bilen mutlu olamaz" gibi oldukça cahilce bir şekle indirgemeden ele almakta fayda vardır.
sorumluluk.
kişi, toplum baskısı tarafından kendine dayatılan zorunluluklara karşı genel bir politika geliştirme eğilimi gösterir. politika verilen ad ise, sorumluluktur (*1).
yaratıcı unsuru da toplum baskısıdır.
bu politika sayesinde, bilinçaltında oluşturulduğuna inanılan refleksif davranışlar, belli bir düzene göre sıralanırlar. bu, modern hayatın dayattığı "her davranışta hızlı olmak" zorunluluğunun bir dayatışıdır.(*2)
bu tür sorumluluklara örnek vermek gerekirse
*aile'ye karşı sorumluluk
*devlet'e karşı sorumluluk,
*iş veren'e karşı sorumluluk,
*yaratıcıya karşı sorumluluk, vs.
(amaç burda sorumluluğa sadece giriş yapmaktır. detaylı incelemesi ilgili yerde olmalıdır)
mutluluk.
mutluluk, kişinin arayışı içinde olduğu sürekli haz halidir.
mutlu insan, adeta haz denizinde yüzer. haz'dan kasıt olarak sadece maddi, bilinen, sıradan hazzı almak yanlıştır, bu haz "über"dir, "üstün"dür. manevi olarak da vardır. ve aslına bakılırsa, maddiyat ve maneviyat ayrımındaki sınırları belirsizdir.
toplum tarafından yaratılmasa da, toplumlaşmanın bir sonucudur.
fakat, modern insanın hazlarındaki süreklilik hiç bir zaman sağlanmadığından, mutluluk sürekli bir hayal, tantravari bir arayış olarak kalmıştır.
(yine amaç burda mutluluğa sadece giriş yapmaktır. detaylı incelemesi ilgili yerde olmalıdır (*3))
mutluluk ve sorumluluk arasındaki ilişkinin, insanın toplumlaşması sırasında ortaya çıktığı söylenebilir. hatta, biraz daha ileri gidilerek iki kavramının da bu esnada ortaya çıktığı iddia edilebilir. zira, iki kavram da toplum tarafından dikte edilmektedir.
yaratıcı unsurlar, artık, eski, "tek birey" olan insandaki gibi dışabağımlı değildir.
bağımsız olan etmenler (iklim koşulları, besin kaynakları, vs) tarafından yaratılan zorunluluklar, sorumluluk yaratabilecek kadar karmaşık değildir. sadece, zorunluluktur. sebepleri ve sonuçları tamamen insan ihtiyaçları tarafından belirlenir ve iki şekilde temsil edilir: ölüm yada yaşam (*4).
benzer şekilde, hayatı tek bir güdüden ibaret olan ilkel insan için mutluluktan söz edilemez. yine benzer şekilde, bu hal henüz icat edilemeyecek kadar karmaşıktır.
"bağımsız etmenler"in ortadan kalkıp, yaşama içgüdüsünü "bağımlı etmenler"in meydana getirmeye başladığı anda, iki olay da (hal olan mutluluk ile bir çeşit politika olan sorumluluk) çatışmaya başlar. artık insan kendi ve çevresi hakkında söz sahibi olmaya başlamıştır. bireysel değil, toplumsal düşünülmesi gerekmektedir. bağımlı unsurların getirdiği bir öngörülebilir gelecek perspektifi içindeki, gelecek kaygısı mevcuttur.
insan kendi bağımlılık unsurunu kendi yaratmıştır: toplum makinesi.
artık, eski sorumsuz ve kaygısız insan yoktur. artık oldukça kaygılı ve sorumlu bir insan vardır (*5).
hayat, bir daha eskisi kadar kolay olmayacaktır.
(*1: kaderin ve türkçemizin bir cilvesi: zorunluluk ve sorumluluk. bazen zorumluluk da denilir zaten zorunluluğa)
(*2: taş devrindeki fred'in de benzer kaygıları olduğu söylenebilir, fakat bunu yapmak şu an için gereksizdir)
(*3: amaçlar aynıdır)
(*4: aç kalarak / zarar görerek ölmek ve tok kalarak / zarar görmeyerek yaşamaya devam etmek)
(*5: yazar burda bir son kavram eklentisi yaparak kafaları şişirdiğini hissediyor)
terstir.
sorumlulukları kaytarmadan yerine getirebilmenin verdiği iç rahatlığının neden olduğu ilişkidir.
kişiler üzerinde oldugu sorumluluklari yaptiklari vakit üzerlerine sorumluluk verdiği merciler ister vaadlerini versinler ister vermesinler problem değildir.
cünkü kişi sorumlugu üzerine aldiği vakit gizli yahut acik bir pazarlik eder ve pazarliktan dolayi üzerine düsenleri yerine getirir.
diyelim ki bir iş yerinde calisiyorsunuz, size bazi sorumluluklar yükleniyor ve sizin sorumluluklariniz arttikca maasinizin yükselmesini bekliyorsunuz. gelgelim sorumluklar artikca maas yerinde sayiyor ve verdiğiniz efor karsisinda bir adet kol saati aliyorsunuz.
kisa vadeli düsünüldüğü vakit işi birakmak istersiniz ammavelakin uzun vadeli düsünüldüğü vakit kazanciniz olacaktir. cünkü haksiksizlar diz boyu oldugu vakit konusma hakkına ve yaptiğiniz eylemlerde haklı olma lüksünüz olacaktir.
ki bu dünyada en büyük lüks yüzde yüz hakli olma durumudur. gerci bu biraz bilerek mazlum olma secimidir ama aldatmaktansa aldatilmak evladir.
ama sunuda söylemekte ayda var. pazarlik yaptiğiniz kişi yahut kişilerin düzgün olmasi gerekmektedir. dürüstlük gibi eylemler götü başı oynayanlara karsi kullanamayacak kadar degerlidir. bilmem izah edebildim mi?
cünkü kişi sorumlugu üzerine aldiği vakit gizli yahut acik bir pazarlik eder ve pazarliktan dolayi üzerine düsenleri yerine getirir.
diyelim ki bir iş yerinde calisiyorsunuz, size bazi sorumluluklar yükleniyor ve sizin sorumluluklariniz arttikca maasinizin yükselmesini bekliyorsunuz. gelgelim sorumluklar artikca maas yerinde sayiyor ve verdiğiniz efor karsisinda bir adet kol saati aliyorsunuz.
kisa vadeli düsünüldüğü vakit işi birakmak istersiniz ammavelakin uzun vadeli düsünüldüğü vakit kazanciniz olacaktir. cünkü haksiksizlar diz boyu oldugu vakit konusma hakkına ve yaptiğiniz eylemlerde haklı olma lüksünüz olacaktir.
ki bu dünyada en büyük lüks yüzde yüz hakli olma durumudur. gerci bu biraz bilerek mazlum olma secimidir ama aldatmaktansa aldatilmak evladir.
ama sunuda söylemekte ayda var. pazarlik yaptiğiniz kişi yahut kişilerin düzgün olmasi gerekmektedir. dürüstlük gibi eylemler götü başı oynayanlara karsi kullanamayacak kadar degerlidir. bilmem izah edebildim mi?
doğru değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com