bugün
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak8
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı3
- özel mesaj ifşası5
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- silver ile evlenecek erkek37
- korkunçlu cinli roman yazmak4
- ellerim bos gonlum hos24
- masonların kurduğu abd4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- gocu giderse sözlüğün abisi kim olacak3
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- kuzey kore de bim olmaması4
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- katatespizartmasi14
- maddi dünyanın prensi lucifer dır2
- gecenin şarkısı9
- allah teknolojiye ne kadar tahammül gösterecek2
- hoşlanılan kızın size sevdiği erkeği anlatması5
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- lucky strike2
- allah insanı kendisine kulluk etsin diye yarattı2
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- ağlayarak 31 çekmek4
- kale3112'ye üstün hizmet madalyası verilmesi4
- seri kalça koklayıcısı4
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- ortama girince herkesin susması11
- nervio hamferdi7
- simko311
- yahudi demonolojisi ve melek ilmi5
- et yemek2
- yüzüklerin efendisi2
- big bang ten önce ne vardı sorusu ne kadar anlamlı3
- sigara kahvenin imanidir2
- içinden korkusu alınmış bir insan olmak4
- kebap yiyen kız6
- sarapci koala63
- gocu iticiliği2
- en düşük karma puanına sahip uludağ sözlük yazarı5
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum7
- cemaatçi subaylar3
- coca cola light3
- cinler nefilimlerdir3
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- canım yanıyo sözlük3
- kestane mantarı2
- kuzey korenin güneyden daha büyük olması2
- çekirdek kola3
- seri artılayan melek4
kompleks sahibi bireylerin hizmetinde oldukları insanlara duydukları dışa vurulan nefret.
türçe'ye hizmetçi nefreti olarak çevrilen 1995 tarihli claude chabrol filmi.
türçe'ye hizmetçi nefreti olarak çevrilen 1995 tarihli claude chabrol filmi.
Bu film muhteşem bir film. Türkiyede pek bilinmiyor ve yeni yeni izledim ben de açıkcası. "Hizmetçi nefreti" olarak çevrilmesi bile bu filmin içinde barındırdığı derinliğin anlaşılmadığını gösteriyor.
Neyse film hakkında kısa bir değerlendirme yazacağım şimdi.
Öncelikle 1995 yapımı fransız filmidir. Konusu itibariyle son marxist sanat anlayışıyle yapılmış bir film olduğu söylenir, -ki bence öyledir de. Marxist filmden anlaşılacağı üzere konusu toplumsal sorunlar, daha da açarsak sınıf çatışması yani proleterya-burjuva çatışmasıdır. Bu film TV'lerde sıkça yayınlanan gişe filmlerinden biri değildir. Eğlendirme, ağlatma amacı taşımaz. Kült denebilir ve sanat filmidir. Şunu da söylemem gerek, ben sinema-film uzmanı değilim, öyle bir iddiam da yok. ilk kez izlemeyi düşünenler son derece dikkatli izlemeliler.
--spoiler--
Film ilk yarısında son derece sıkıcı geçer. Proleterya tiplemesi bu filmde hizmetçi ve postanede çalışan kızdır. Burjuva tiplemesi de hizmetçinin çalıştığı aile. Neyse ilk bakışta ne kadar iyi ne kadar anlayışlı burjuva ailesi deseniz de aslında tüm bunların çıkar amacı güttüğüm aşikardır. Aile hizmetçiye, masrafları kendileri karşılayarak ehliyet kursuna göndermeyi, gözleri için göz doktoruna götürmeyi, okuma yazma bilmediği için okula göndermeyi teklif etse de, tüm bunlar aslında hizmetçinin yararından ziyade hizmetçiye daha fazla iş yükleyebilmek içindir. Yani burjuva kendi yararı için proleteryaya yardım eder fakat bu iyi niyet maskesiyle yapılır. Belki şu mesaj da çıkarılabilir : Proleteryanın hayatında ne kadar iyileştirmeler yaparsanız yapın, sınıfsal nefret asla ortadan kalkmayacaktır.
Filmin en can alıcı ve bence en güzel sahnesi de şu : Okuma yazma bilmeyen hizmetçinin, bir el de kitaplıktaki kitaplara sıkması. Aslında filmin büyük bölümünü bu sahne açıklıyor.
Bir diğer nokta ise hissizlik, rahatlık. Her iki proleterya tiplemesine baktığımızda içleri nefretle dolu olmasına karşın aynı zamanda ne bir endişe veya hüzün ne de başka bir duygu taşımaktadırlar. Keza aile öldürürken bu durum doruğa çıkmaktadır.
Bir diğer nokta da, filmdeki en son sahne. ilk izlediğimde kaçırmıştım ama sonrada anladım. Postaneci kız evde ayrılıp arabasını çalıştırmaya çalışırken arka cam birden patlar ve kan, beyin saçılır. En can alıcı ikinci sahne de budur. Filmde açık bir şekilde gösterilmese de, aslında onu vuran hizmetçidir. Birbirlerinin yanında son derece sıkı fıkı arkadaş roller yapmalarına karşın durum öyle değildir. Burada da proleterya eleştirisi yapılmaktadır. Bugün proleterya sınıfı niye bir olup devrim yapamıyor sorusunun cevabı burada saklıdır. Çünkü hepsi birbirlerinin arkalarından vurmaktadır. Buna temsilen hizmetçi de postacı kızı arkasından vurur.
En son can alıcı nokta da şudur : Hediye olarak gelen kasetçalar. Aslında bu son derece sembolik bir anlam taşımaktadır. Filmin son sahnesinde görüldüğü üzere burjuva ailesini kimin vurduğu kasetçalar vasıtasıyla ortaya çıkar. Burjuva sınıfı, ne kadar gizli olurlarsa olsunlar proleteryayı izlemekte ve sürekli onları denetlemektedirler. günümüzde örneği en basitinden her yerde bulunan güvenlik kameralarıdır. 1984 gibi distopik kitaplarda da bu durumun başka bir boyutu anlatılmaktadır.
--spoiler--
Neyse film hakkında kısa bir değerlendirme yazacağım şimdi.
Öncelikle 1995 yapımı fransız filmidir. Konusu itibariyle son marxist sanat anlayışıyle yapılmış bir film olduğu söylenir, -ki bence öyledir de. Marxist filmden anlaşılacağı üzere konusu toplumsal sorunlar, daha da açarsak sınıf çatışması yani proleterya-burjuva çatışmasıdır. Bu film TV'lerde sıkça yayınlanan gişe filmlerinden biri değildir. Eğlendirme, ağlatma amacı taşımaz. Kült denebilir ve sanat filmidir. Şunu da söylemem gerek, ben sinema-film uzmanı değilim, öyle bir iddiam da yok. ilk kez izlemeyi düşünenler son derece dikkatli izlemeliler.
--spoiler--
Film ilk yarısında son derece sıkıcı geçer. Proleterya tiplemesi bu filmde hizmetçi ve postanede çalışan kızdır. Burjuva tiplemesi de hizmetçinin çalıştığı aile. Neyse ilk bakışta ne kadar iyi ne kadar anlayışlı burjuva ailesi deseniz de aslında tüm bunların çıkar amacı güttüğüm aşikardır. Aile hizmetçiye, masrafları kendileri karşılayarak ehliyet kursuna göndermeyi, gözleri için göz doktoruna götürmeyi, okuma yazma bilmediği için okula göndermeyi teklif etse de, tüm bunlar aslında hizmetçinin yararından ziyade hizmetçiye daha fazla iş yükleyebilmek içindir. Yani burjuva kendi yararı için proleteryaya yardım eder fakat bu iyi niyet maskesiyle yapılır. Belki şu mesaj da çıkarılabilir : Proleteryanın hayatında ne kadar iyileştirmeler yaparsanız yapın, sınıfsal nefret asla ortadan kalkmayacaktır.
Filmin en can alıcı ve bence en güzel sahnesi de şu : Okuma yazma bilmeyen hizmetçinin, bir el de kitaplıktaki kitaplara sıkması. Aslında filmin büyük bölümünü bu sahne açıklıyor.
Bir diğer nokta ise hissizlik, rahatlık. Her iki proleterya tiplemesine baktığımızda içleri nefretle dolu olmasına karşın aynı zamanda ne bir endişe veya hüzün ne de başka bir duygu taşımaktadırlar. Keza aile öldürürken bu durum doruğa çıkmaktadır.
Bir diğer nokta da, filmdeki en son sahne. ilk izlediğimde kaçırmıştım ama sonrada anladım. Postaneci kız evde ayrılıp arabasını çalıştırmaya çalışırken arka cam birden patlar ve kan, beyin saçılır. En can alıcı ikinci sahne de budur. Filmde açık bir şekilde gösterilmese de, aslında onu vuran hizmetçidir. Birbirlerinin yanında son derece sıkı fıkı arkadaş roller yapmalarına karşın durum öyle değildir. Burada da proleterya eleştirisi yapılmaktadır. Bugün proleterya sınıfı niye bir olup devrim yapamıyor sorusunun cevabı burada saklıdır. Çünkü hepsi birbirlerinin arkalarından vurmaktadır. Buna temsilen hizmetçi de postacı kızı arkasından vurur.
En son can alıcı nokta da şudur : Hediye olarak gelen kasetçalar. Aslında bu son derece sembolik bir anlam taşımaktadır. Filmin son sahnesinde görüldüğü üzere burjuva ailesini kimin vurduğu kasetçalar vasıtasıyla ortaya çıkar. Burjuva sınıfı, ne kadar gizli olurlarsa olsunlar proleteryayı izlemekte ve sürekli onları denetlemektedirler. günümüzde örneği en basitinden her yerde bulunan güvenlik kameralarıdır. 1984 gibi distopik kitaplarda da bu durumun başka bir boyutu anlatılmaktadır.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar