bugün
- ekşi sözlük8
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı10
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması4
- fusya semsiyeli yabanci10
- true ben hazırım bu gece gel beni kaçır4
- harry kane3
- türklerin zeka seviyesinin düşük olması4
- tai lungun semsiyeli olması5
- spor yapmayan erkek13
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- demokratik kongo cumhuriyeti9
- gürsel tekin4
- şükür sebepleriniz4
- chp'li olarak kanal istanbul'u desteklemek2
- büyüyünce ne olacaksın4
- manifest grubu4
- gocu8
- 2026 dünya kupası39
- öldükten sonra hiçliğin olma ihtimali4
- gürcülerin medeniyete katkıları2
- pandela28
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- oklavayla dövmek3
- mürtede ölüm cezası haktır2
- bugün ne yaptınız10
- kankanın dekoltesine bakmamak2
- futbol32
- tai lung20
- dünya19
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- ikinci dünya savaşı filmleri2
- avrupalıların götlerini yıkamadığı gerçeği5
- kürt memesi2
- ibrahim eser2
- pandela'nın otizm olması4
- babam hiç dövmezdi insanı11
- tai lung'un şkodası4
- vize vermiyorlar ühü ühü4
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- gocu abi3
- dünya kupasında favorilerin dökülmesi2
- mor semsiyelinin beyaz ve fusya semsiyeli olması2
- keyifli sözlükler2
- ingiltere4
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- kongo2
- kürtlerin atatürk ü3
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- buddy dude ile ip atlamak4
- van barosu'nun rojin kabaiş dosyasından çekilmesi2
öne çıkan, yolda ilerlemeyi engelleyen ve geciktiren engelleri inanç ve hırsla geçmek.
hayat her zaman gül bahçesi sunmaz insana, bazen acımasız davranır ve onu kendi karanlığına terkeder. önüne engeller çıkarır, devam etmesini engeller. öyle zamanlarda insan cesaretsiz olur, üzülür, ' buraya kadar mıydı? ' diye sorar. ancak aklına getirmelidir ki, hayatta çözüm bulunmayacak iki şey olmuş ve ölmüş olandır.
yorgun hissederse birkaç gün bekler, dinlenir. kötü hissederse geçmişinden tatlı anılar toplar, onlarla avunur. hazır hissedince de önüne çıkan engelin zayıf yönlerini araştırıp devam etmek için mücadeleye girişir. vakit kaybetmeden savaşını verir, hem sabır hem de inançla engeli yıkıp yoluna devam eder.
hayat her zaman gül bahçesi sunmaz insana, bazen acımasız davranır ve onu kendi karanlığına terkeder. önüne engeller çıkarır, devam etmesini engeller. öyle zamanlarda insan cesaretsiz olur, üzülür, ' buraya kadar mıydı? ' diye sorar. ancak aklına getirmelidir ki, hayatta çözüm bulunmayacak iki şey olmuş ve ölmüş olandır.
yorgun hissederse birkaç gün bekler, dinlenir. kötü hissederse geçmişinden tatlı anılar toplar, onlarla avunur. hazır hissedince de önüne çıkan engelin zayıf yönlerini araştırıp devam etmek için mücadeleye girişir. vakit kaybetmeden savaşını verir, hem sabır hem de inançla engeli yıkıp yoluna devam eder.
büyük bir zevk ve gurur verir.
filmlerde göründüğünün aksine gerçekleştirilemeyebilen ve insanlığı anlamsızlığa itebilen başarı. zaten çoğu iyimser filmi izlemekten vazgeçişimin sebebi de budur. ne kahraman çıkıp kötü adamı öldürüyor ne beklenen kadın geri geliyor ne de yere düşen adam son gücüyle kalkıp kaçmayı başarıyor. gerçek hayatta bunlar yok. gerçek hayat ulaşmak için çaba gösterdiğiniz müddetçe yeni bir engel koyar, birini aşsanız da karşınıza iki tane birden çıkar. asla ulaşamadığınız gibi yorulur, yoruldukça küser, küstükçe vazgeçersiniz.
şu aptal hayatı neden yaşadığıma dair günler geçtikçe daha çok soru birikiyor zihnimde. en basitinden bu ülkenin ekonomisinin getirildiği şartlarda daha da kötü hissedeceğimi biliyorum. şu anda ulaşabildiklerimi uzaktan izleyebilirim.
hayal etmeyin. aşık olmayın. dik göğüslü, sıkı karınlı, tatlı suratlı kızı düşlemeyin. '' istiyorum '' demeyin. hayal kurmayın ve beklentiye girmeyin. ne de olsa hayat denen bu saçmalık karşınıza aynı anda 4-5 engel çıkarabilir. bu şartlarda karamsar kalmak daha çok acı duymayı engeller.
yemişim böyle hayatı. nefret ediyorum. anlamım yok, bulamıyorum. unutuldum, hiçbir şey sahtelik taşımadan geçmiyor. saçma bir şey işte...
şu aptal hayatı neden yaşadığıma dair günler geçtikçe daha çok soru birikiyor zihnimde. en basitinden bu ülkenin ekonomisinin getirildiği şartlarda daha da kötü hissedeceğimi biliyorum. şu anda ulaşabildiklerimi uzaktan izleyebilirim.
hayal etmeyin. aşık olmayın. dik göğüslü, sıkı karınlı, tatlı suratlı kızı düşlemeyin. '' istiyorum '' demeyin. hayal kurmayın ve beklentiye girmeyin. ne de olsa hayat denen bu saçmalık karşınıza aynı anda 4-5 engel çıkarabilir. bu şartlarda karamsar kalmak daha çok acı duymayı engeller.
yemişim böyle hayatı. nefret ediyorum. anlamım yok, bulamıyorum. unutuldum, hiçbir şey sahtelik taşımadan geçmiyor. saçma bir şey işte...
Çok uzun süredir aşina olmadığım bir durum. Artık hiçbir şeyi engel olarak görmüyorum, dolayısıyla aşmamı gerektiren bir şey kalmadı.
Şimdi düşünüyorum da, gençliğimde durum tam tersiydi. Her şey bir engeldi. Öyle ki şu an o gözle bakmaya çalıştığımda tüm dünyayı bir engel olarak gördüğümü fark ettim. Engel aşmak zevkli mi değil mi yorum yapamam fakat engelleri aşmak yorucu mu diye sorsanız yorucu derdim. Okul bir engel, yemek yemek, çalışmak, öğrenmek, sevmek ve sevilmek hepsi aşılması gereken bir engel gibiydi. Birisini seversiniz ve düşünürsünüz o da beni seviyor mu diye. Beni, onu sevdiğim kadar seviyor mu? Beni sevmiyorsa kendimi nasıl sevdiririm? Sevmek gibi basit bir şeyde bile durum bu hale gelebiliyor.
Mutlu olmak için engeller belirlenir ve o engeller aşılırsa mutlu olunacağı sanılır. Çok yorucu. E o halde engeller aşılıp mutluluğa ulaşılamayınca yeni engeller mi koyulacak mutluluğa erişmek için? Birçok olasılık çıkar bu düşüncelerden fakat şahsen engellerden zevk almayı hayatımın zemini yapacağıma hiçbir şeyi engel olarak görmem ve minik, kısa yaşam serüvenimin her anından zevk alırım.
Bence insanın düşünce yapısı bir çocuğunkine benzemelidir. Daha doğrusu insan hala bir çocuk gibi düşündüğünü kabul etmelidir demeliyim. "Bunu istiyorum" dediyse istiyordur, neden istediğinin önemi olmaması gerekir. Bir şeyi yapmaktan niye keyif aldığımızı derinlemesine düşünmek yerine o şeyi yapmaya devam edebiliriz, başkasının keyfini bozmadığımız sürece.
Mutluluk çok garip bir şey. insan çocukken hiç mutluluk aramaz, büyümeye başladıkça mutluluğun ne olduğunu öğrenir. Öğrendikten sonra onun peşinden koşmaya başlar ve ölene kadar durmaz. Halbuki mutluluğun ne olduğunu bilmeden önce mutluydu. Mutluluk diye öğretilen şey mutluluk mu değildi, yoksa çocuk mutluluğu dile dökmeyi öğrendiğinden dolayı özünü mü bozmuştu? Tıpkı denizi elindeki bir tasa sığdırmaya çalışmak gibi. Uzattım. Demek istediğim, bence engelleri aşmak yapay bir şeydir. Şayet bir engel varsa, engelin ta kendisidir.
Şimdi düşünüyorum da, gençliğimde durum tam tersiydi. Her şey bir engeldi. Öyle ki şu an o gözle bakmaya çalıştığımda tüm dünyayı bir engel olarak gördüğümü fark ettim. Engel aşmak zevkli mi değil mi yorum yapamam fakat engelleri aşmak yorucu mu diye sorsanız yorucu derdim. Okul bir engel, yemek yemek, çalışmak, öğrenmek, sevmek ve sevilmek hepsi aşılması gereken bir engel gibiydi. Birisini seversiniz ve düşünürsünüz o da beni seviyor mu diye. Beni, onu sevdiğim kadar seviyor mu? Beni sevmiyorsa kendimi nasıl sevdiririm? Sevmek gibi basit bir şeyde bile durum bu hale gelebiliyor.
Mutlu olmak için engeller belirlenir ve o engeller aşılırsa mutlu olunacağı sanılır. Çok yorucu. E o halde engeller aşılıp mutluluğa ulaşılamayınca yeni engeller mi koyulacak mutluluğa erişmek için? Birçok olasılık çıkar bu düşüncelerden fakat şahsen engellerden zevk almayı hayatımın zemini yapacağıma hiçbir şeyi engel olarak görmem ve minik, kısa yaşam serüvenimin her anından zevk alırım.
Bence insanın düşünce yapısı bir çocuğunkine benzemelidir. Daha doğrusu insan hala bir çocuk gibi düşündüğünü kabul etmelidir demeliyim. "Bunu istiyorum" dediyse istiyordur, neden istediğinin önemi olmaması gerekir. Bir şeyi yapmaktan niye keyif aldığımızı derinlemesine düşünmek yerine o şeyi yapmaya devam edebiliriz, başkasının keyfini bozmadığımız sürece.
Mutluluk çok garip bir şey. insan çocukken hiç mutluluk aramaz, büyümeye başladıkça mutluluğun ne olduğunu öğrenir. Öğrendikten sonra onun peşinden koşmaya başlar ve ölene kadar durmaz. Halbuki mutluluğun ne olduğunu bilmeden önce mutluydu. Mutluluk diye öğretilen şey mutluluk mu değildi, yoksa çocuk mutluluğu dile dökmeyi öğrendiğinden dolayı özünü mü bozmuştu? Tıpkı denizi elindeki bir tasa sığdırmaya çalışmak gibi. Uzattım. Demek istediğim, bence engelleri aşmak yapay bir şeydir. Şayet bir engel varsa, engelin ta kendisidir.
mütefekkir salih mirzabeyoğlu'nun ''ideolocya ve ihtilal'' adlı eserinde engel ve aksiyon bahsi.
''her işte imkân üstüne tırmanmak ve engeli aşmak davası, aksiyon budur.''
''her işte imkân üstüne tırmanmak ve engeli aşmak davası, aksiyon budur.''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar