bugün
- tai lung vs gocu23
- true nickli yazar19
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği39
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- analı avratlı sözlük kavgaları7
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- habire1226
- ecevit döneminin kepazeliği4
- kürtler asimile edilmelidir11
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- bottega3
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- patso3
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- epoxis4
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması5
- lale belkıs3
- apocalypse tank2
- kavga bitti hadi yatağa3
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
- nicki 4 harfli olanların tehlikeli olması3
- kanal avrupa2
- tinder algoritması2
- sözlüktekiler kaç yaşında8
- et döner dürüm9
- blendax mavisi2
- gammazlık3
- miiletin annesi namus değil mi3
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- karton bardakta kola cips2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- diego dur allah ını seversen zaten ortalık karışık2
- eazy e2
- sözlükteki kemaliklerin birbirlerine dalaşması2
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar5
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- s'i l v'e r m'i s t2
- dinde kabul edemediğiniz şeyler2
- kızlar bakar mısınız3
- sarı poşet kudurtması13
- kanal 32
- evliliği ayakta tutan güçler13
- bitanem diyen kova burcu erkeği3
- manisada okul saldırısı17
- sözlüğü sallayacak itiraf4
- arkadaşlar ben feykime geçiyorum3
- ekşi sözlük7
- orospu çocuğu bir arap olmak3
- gocu isimli erkeklerin ortak özellikleri4
Siz Vahdettin'i tartışıp temmuz sıcağında satış yapamayan 'refiklerimizin' para kazanmalarına yardımcı oladurun, General Westmoreland öldü.
Ölür tabii, 91 yaşındaymış.
Bana hep Hoş Memo çizgi romanının kahramanlarından General Motors'u hatırlatır. Şimdilerde çoktan unutulmuş eski bir gazeteci, Ali Gevgilili, onu dilimize 'General Samurkaş Aygırmotor' diye uyarlamıştı... Fakat bu çeviri, ingilizce aslındaki nefis ironiyi, dünyayı sömüren Amerikan General Motors şirketiyle Amerikan generallerinin neredeyse 'özdeş' konumu üzerine patlatılmış o muhteşem espriyi yansıtmıyor.
Tıpkı, eski Gal diliyle dalgasını geçen Asterix çizgi romanındaki Obelix, Idefix gibi tiplere, sevgili ağabeyimiz Halit Kıvanç tarafından 'Türk çocuklarının anlayacağı şekilde' Hopdediks, Durdediks gibi abuk sabuk isimler verilmesi gibi... Adamlar tutmuşlar, 'asterisque', 'obelisque' gibi Fransızca kelimeleri uyduruk bir Gal diline 'çevirip' hoşluk yapıyorlar, biz alıp katlediyoruz.
General William Westmoreland (şimdi ortalama Türk gazetecileri buna da 'Vilyam Paşa' diye isim takarlar) Vietnam savaşının ünlü Amerikan komutanıdır.
Gençliğimiz bu ve benzeri adamlardan nefret etmekle geçmişti...
Attila ilhan, Kore savaşının ünlü komutanı General Ridgway'i anlatacağı zaman, 'şimdi General Ridgway'i kim hatırlar?' diye sormuştu... Ben de derim ki, şimdi General Westmoreland'ı bizim 68 kuşağı bile hatırlamaz!
Bugün nasıl Irak savaşı ortalığı kasıp kavuruyorsa, o zamanlar da Vietnam savaşı gündemimizde bir numaraydı.
Ve de, geçen gün ishal teşhisiyle hastaneye kaldırılan Fazıl Hüsnü Dağlarca, ona 'Vietnam savaşımız' diyordu. Savaşta hepimiz Amerika'nın yenilmesini istiyor, komünistleri tutuyorduk.
Hem komünizmi 'iyi bir şey' sanıyorduk, hem de Amerikan ordusu Güney Vietnam'ı koskocaman bir kerhaneye çevirdiği için kızıyorduk. Daha sonra bu gerçeği Stanley Kubrick'in konuyla ilgili filminde 'sucky fucky five dollars' diyen Saigon fahişesini görünce hatırlayacaktık.
Vallahi istanbul'da da on liraydı ha aynı hizmet... Tabii bir de, Zürafa Sokağı'nın en dibinde, yaşlı ve çirkin kadınlardan oluşan 'beş liralık' piyasa vardı...
Amerikan askerleri, yaşça bizden azıcık büyük ağabeylerimiz, nerede ve niçin savaştıklarını pek de anlayamadan, bir yandan esrarı çekiyor, bir yandan Carlos Santana, James Brown ve Louis Armstrong dinleyerek sinek gibi ölüyorlardı.
O günlerden aklımda kalan, elbete My Lai katliamında ölümün gözünün içine bakan badem gözlü bebeler, ve de miğferlerin yanına sıkıştırılmış Marlboro paketleri...
Aptaldık. Çünkü Amerikan ilgisi henüz Ortadoğu'ya yönelmemişti ve yönelmediği sürece rahattık.
1967 yılına, kaçıncı oluyor, üçüncü galiba, israil-Arap savaşına kadar Ortadoğu'da yaprak kımıldamıyordu.
O sene, Amerikan emperyalizmi Ortadoğu'yu keşfetti.
1973 yılında da dördüncü Arap-israil savaşı herşeye tüy dikti, petrol krizini ve amansız enflasyonu başlattı, ertesi yıl biz de Kıbrıs'a çıktık, 1980 yılına kadar bizi esir alacak yokluk, yoksulluk, kan ve ateş denizine daldık.
O sıra Amerika Vietnam savaşını hemen bitirdi, yenilgiyi kabul etti, oradan çekildi ve Ortadoğu'ya döndü.
Vietnam savaşı sürdüğü sürece bela bizden uzaktı. Vietnam savaşı bizim savaşımız değildi. Bilemedik.
Çünkü 'jeostrateji' bilmiyorduk, Türkiye'yi ve Anadolu insanını da hiç mi hiç tanımıyorduk.
Biz uyandık, öğrendik ve geri durduk, tanımamakta direnen arkadaşlar öldüler.
Sonra bir kuşak daha geldi, onların da kimisi öldü kimisi hapislerde süründü. Arkalarından çok dokunaklı ağıtlar yakıldı ama giden geri gelmedi.
Eh, ne yapalım, bakın Ho Şi Minh de öldü, General Giap da, Johnson da öldü, Nixon da, şimdi General Westmoreland da.
Fakat Demireller ve Ecevitler ölmezler, onlar yüz yirmi yaşlarına kadar yaşayacaklar. Onlar beni de gömecekler.
engin ardıç
Ölür tabii, 91 yaşındaymış.
Bana hep Hoş Memo çizgi romanının kahramanlarından General Motors'u hatırlatır. Şimdilerde çoktan unutulmuş eski bir gazeteci, Ali Gevgilili, onu dilimize 'General Samurkaş Aygırmotor' diye uyarlamıştı... Fakat bu çeviri, ingilizce aslındaki nefis ironiyi, dünyayı sömüren Amerikan General Motors şirketiyle Amerikan generallerinin neredeyse 'özdeş' konumu üzerine patlatılmış o muhteşem espriyi yansıtmıyor.
Tıpkı, eski Gal diliyle dalgasını geçen Asterix çizgi romanındaki Obelix, Idefix gibi tiplere, sevgili ağabeyimiz Halit Kıvanç tarafından 'Türk çocuklarının anlayacağı şekilde' Hopdediks, Durdediks gibi abuk sabuk isimler verilmesi gibi... Adamlar tutmuşlar, 'asterisque', 'obelisque' gibi Fransızca kelimeleri uyduruk bir Gal diline 'çevirip' hoşluk yapıyorlar, biz alıp katlediyoruz.
General William Westmoreland (şimdi ortalama Türk gazetecileri buna da 'Vilyam Paşa' diye isim takarlar) Vietnam savaşının ünlü Amerikan komutanıdır.
Gençliğimiz bu ve benzeri adamlardan nefret etmekle geçmişti...
Attila ilhan, Kore savaşının ünlü komutanı General Ridgway'i anlatacağı zaman, 'şimdi General Ridgway'i kim hatırlar?' diye sormuştu... Ben de derim ki, şimdi General Westmoreland'ı bizim 68 kuşağı bile hatırlamaz!
Bugün nasıl Irak savaşı ortalığı kasıp kavuruyorsa, o zamanlar da Vietnam savaşı gündemimizde bir numaraydı.
Ve de, geçen gün ishal teşhisiyle hastaneye kaldırılan Fazıl Hüsnü Dağlarca, ona 'Vietnam savaşımız' diyordu. Savaşta hepimiz Amerika'nın yenilmesini istiyor, komünistleri tutuyorduk.
Hem komünizmi 'iyi bir şey' sanıyorduk, hem de Amerikan ordusu Güney Vietnam'ı koskocaman bir kerhaneye çevirdiği için kızıyorduk. Daha sonra bu gerçeği Stanley Kubrick'in konuyla ilgili filminde 'sucky fucky five dollars' diyen Saigon fahişesini görünce hatırlayacaktık.
Vallahi istanbul'da da on liraydı ha aynı hizmet... Tabii bir de, Zürafa Sokağı'nın en dibinde, yaşlı ve çirkin kadınlardan oluşan 'beş liralık' piyasa vardı...
Amerikan askerleri, yaşça bizden azıcık büyük ağabeylerimiz, nerede ve niçin savaştıklarını pek de anlayamadan, bir yandan esrarı çekiyor, bir yandan Carlos Santana, James Brown ve Louis Armstrong dinleyerek sinek gibi ölüyorlardı.
O günlerden aklımda kalan, elbete My Lai katliamında ölümün gözünün içine bakan badem gözlü bebeler, ve de miğferlerin yanına sıkıştırılmış Marlboro paketleri...
Aptaldık. Çünkü Amerikan ilgisi henüz Ortadoğu'ya yönelmemişti ve yönelmediği sürece rahattık.
1967 yılına, kaçıncı oluyor, üçüncü galiba, israil-Arap savaşına kadar Ortadoğu'da yaprak kımıldamıyordu.
O sene, Amerikan emperyalizmi Ortadoğu'yu keşfetti.
1973 yılında da dördüncü Arap-israil savaşı herşeye tüy dikti, petrol krizini ve amansız enflasyonu başlattı, ertesi yıl biz de Kıbrıs'a çıktık, 1980 yılına kadar bizi esir alacak yokluk, yoksulluk, kan ve ateş denizine daldık.
O sıra Amerika Vietnam savaşını hemen bitirdi, yenilgiyi kabul etti, oradan çekildi ve Ortadoğu'ya döndü.
Vietnam savaşı sürdüğü sürece bela bizden uzaktı. Vietnam savaşı bizim savaşımız değildi. Bilemedik.
Çünkü 'jeostrateji' bilmiyorduk, Türkiye'yi ve Anadolu insanını da hiç mi hiç tanımıyorduk.
Biz uyandık, öğrendik ve geri durduk, tanımamakta direnen arkadaşlar öldüler.
Sonra bir kuşak daha geldi, onların da kimisi öldü kimisi hapislerde süründü. Arkalarından çok dokunaklı ağıtlar yakıldı ama giden geri gelmedi.
Eh, ne yapalım, bakın Ho Şi Minh de öldü, General Giap da, Johnson da öldü, Nixon da, şimdi General Westmoreland da.
Fakat Demireller ve Ecevitler ölmezler, onlar yüz yirmi yaşlarına kadar yaşayacaklar. Onlar beni de gömecekler.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar