bugün

izlanda

grönland'ın güneydoğusunda yer alan 320 bin nüfuslu ülke. ateş ve buzun aynı anda bulunabildiği, kazara doğmuş çocuk hesabı, volkanik patlamalar sonucu çook eskiden oluşmuş diyar. yirim.

göt kadar olmasına rağmen 4 adet büyük buzul vardır bu ülkede. langjökull, vatnajökull, hofsjökull ve myrdalsjökull. eyjafjallajokull da myrdal'ın batısında kalıyor yanlış hatırlamıyorsam, oralarda bir yerlerde.

hayatın güneybatıda yaşandığı bir ülkedir.

ólafsvik, reykjavík, keflavík, grindavík, kopavogur, hafnarfjördur, selfoss, akranes... nüfusun yoğun olduğu yer güneybatıdadır, kuzeyin fotoğrafları dahi insanın psikolojisini bozmaya yetmekte. ama imkân olursa gidip görmek, kafa sıyrılmışsa yaşamak lazım. hayat güneybatıda yaşansa ne olur, bisikletle yarım saatte gezerim zaten bütün izlanda'yı hehe.

öğrencilerin okullara çorapla girmesi bize garip gelir fakat oralarda absürd karşılanmaz. iskandinavya'da bu uygulamanın şey edildiği bazı okullar var, birkaç tane gördüm. ama tüm izlanda'da ya da iskandinavya'da "çocuklar dersliklere ayakkabıyla girmezler, o ne lan öyle pis pis?" diye bir kanun var mıdır bilmiyorum.

okulları bizimkinden çok farklı olduğundan ve çorapları kokan, beyaz çorap giyen ya da yırtık çorapla gelen öğrenciler bulunmadığından ayakkabısız okula girme işi sorun olmuyor. camilerdeki gibi bir zımbırtı var, ayakkabıyı çıkarıp bırakıyor, eve benzer ortamda öyle dolaşıyorsunuz. şu ana kadar bir adet sınıf gördüm. u şeklinde bir masa, bir öğretmen, masanın çevresine konuşlanmış öğrenciler var idi onda da. halı falan var, bildiğin ev gibi.

nüfus az olduğundan, öğrenci sayısı da az oluyor tabi. bizimki gibi 3 katlı okullar, merdivenler, koridorlar falan yok. o yüzden rahat rahat gidip geliyorlar okula. serbestlik var fakat o da sınırlı, öyle donsuz falan gelinemiyor yine. izlandalılar kibar insanlar, narin insanlar. çizgili pijamanızla giderseniz "sktir lan ne işin var burada!" demezler ama "ay bu ne yha" tribine girerler.

ayak fetişistleri için uygun bir ülke değildir okul anlamında. hatta ayak fetişizminden uzaklaşmanıza sebep olabilir zira içinde bulunduğumuz 2010 yılında okul kızlarının çoğu sumo güreşçileriyle yarışacak kapasitedeler. güzel kızları da çok güzel oluyor o ayrı. imkan varsa derslere falan girilmeli. hehe. yani "oyhş derslere çıplak ayakla giriyolar olm" diye kudurmamak lazım, hiç gerek yok böyle şeylere.

insanların soyad konusunda kasmadıkları bir yerdir aynı zamanda. evlenen kadınların erkeklerin soyadlarını almadıkları söyleniyor ama öyle bir durum yok ortada, erkeklerin soyadı yok çünkü. atıyorum, sven amcanın oğlu oluyor. soyadı svensson oluyor. ismet amcanın kızı olunca da soyad ismetsdóttir oluyor. yani onun kızı, bunun oğlu diyorlar.

herkesin soyadında oğlu, kızı olunca da soyad değiştirmenin anlamı kalmıyor. babamın adı meister olabilir ama eşim niye "babamın oğlu" olarak nam salsın ki? ya, o yüzden herkes kendi ismini kullanıyor paşa paşa. yoksa erkekleri adam saymadıklarından, kendi soyadlarını çok sevdiklerinden falan değil.

ve dış görünüşe önem veren insanların ülkesidir izlanda. insanlar genelde evde misafir edilir, tokalaşmak gelenek gibi bir şeydir. birisiyle buluşacaksınız, mekana gittiniz mesela, elinizi uzatıp gülümseyerek halló diyeceksiniz ki adam yerine koysun. öyle takım elbiseymiş, artistikmiş falan pek ziklemiyorlar. eşofmanla gitsen de olur ama efendi gibi, temiz giyinmen lazım.

işte öyle. huzur izlanda.
güncel Önemli Başlıklar