bugün
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği8
- gocu29
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- ekrem imamoğlu4
- sözlükte herkesin birbirini tehdit etmesi3
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- penisiyle entry giren yazar2
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin3
- başkent istanbul olsun5
- sözlükteki karanlık kişiler4
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek2
- bir ilişkinin bitmesi2
- pırlanta sevinç2
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- yağmurlu havaları seven insan6
- günün sözü13
- mora katliamı4
- özel sektörün acımasız olması3
- asrın soygunu11
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- büyüye inanmayan kadın2
- iş yerindeki orospu çocukları6
- recep tayyip erdoğan3
- claudian clouds44
- cimere şikayet eden yazar tipi3
- true nickli yazar22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- selam verilen kızın siklememesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- cinsel organla evlenen insanlar2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- s'i l v'e r m'i s t3
- tai lung vs gocu22
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- bahar feyzan3
- purgatory2
- manisada okul saldırısı18
- yazılımcıların flört edememesi6
- aşk5
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- çocuk yetiştirmek2
- sabahları sevilen şeyler9
- habire1227
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
bir şiirinde darbecilere güzel bir ayar vermiştir:
can sıkıntısından oturup darbe planı yapan asker, sivil bütün generaller için dostça öneriler
bakın komutanım, herkes gibi benim de
ilk aklıma gelen:
her biriniz onar bin ağaç dikin,
yüzer bin ağaç dikin!
yahut kırmayı yüreğinizin kaldıramayacağı
düşman sayısı kadar ağaç dikin ki,
adınızla anılan ormanlar kaplasın
savaş meydanlarını,
çöller yerine…
bakın, size söz, o zaman o ormanlarda,
ölüm nedir, unutmak nedir
bilmeyen rüzgârlara
şarkılarımla, sonsuza kadar
adınızı anarak uğuldamayı
öğretmek benden!
her biriniz ayrı bir mevzide,
ayrı bir geçitte, cinlere tuzak,
perilere pusu kurmak yerine,
bir bahçe, bir bağ yeşertin
ki, cinsi adınızla anılacak
elma ağaçları, kiraz ağaçları,
badem ağaçları yükselsin,
mezarlık servileri ve
şehitlik anıtları yerine…
bakın, size söz, o zaman o bahçelerde
ölüm nedir, unutmak nedir
bilmeyen dereciklere
şarkılarımla sonsuza kadar
adınızı anarak çağıldamayı
öğretmek benden!
zihinlerinizdeki kışlaları, örneğin,
yatılı mekteplere çevirin,
resim atölyelerine, müzik atölyelerine,
şiir atölyelerine…
kıt’aları gezici tiyatro truplarına,
talimgâhları şenlik alanlarına…
ki, adınızla anılan coşku çağları olsun,
çiçeklenme çağları olsun insanlık için,
sirenli, düdüklü korku dönemleri,
yıkım dönemleri yerine,
dar baharlar, upuzun kışlar,
karanlık ‘zaman tünelleri’ yerine…
insanların gülmeyi öğrendiği,
birbirine güvenmenin, kucaklaşmanın
‘vatan kurtarmak’tan daha erdemli
ve daha kahramanca
olduğunun herkesçe bilindiği,
kucağı gök kadar derin,
tebessümü yeryüzü kadar geniş
ve bir erken bahar sabahı gibi
ölülere mezardan kalkma hevesi veren
altın dönemler olsun.
bakın, size söz, üç bin yıl sonra,
belki beş bin yıl sonra
adınızı, merihte ya da satürnde
bir sarı zeybek gösterisi için,
bir figaro yahut kerem’le aslı
operası için turneye çıkan,
mehmetçiğe, hansa ya da coniye,
şarkılarımla, sonsuza kadar,
en uzak yıldızların kulaklarına
fısıldamasını öğretmek benden!
kısacası, mayınlarınızı temizleyin,
aklınızın önündeki mayınları,
kalbinizin önündeki mayınları,
kafalarlarınızla kalpleriniz arasına
döşenmiş mayınları,
vehimleri, önyargıları, takıntıları
temizleyin,
temizleyin ve girin korkmadan,
heyamolalarla, çığrışmalarla
ikinci gençliğinize,
ikinci delikanlılığınıza,
ikinci çocukluğunuza...
ve bütün bu mucizevi şeylerden sonra,
yüzlerinizde ve ruhlarınızda hâlâ
“askeri bölge girilmez” uyarısı
asılı mıntıkalar gözüküyorsa,
herkes için bahar göçüp gitmeden
sonsuza kadar,
oraları kuşlara açın,
çocuklara açın,
meleklere ve insanlara açın!
ve bakın, görün o zaman,
onlara şarkılarımla,
adınızı anarak çığrışmasını
belletmek benden!
size söz, diyorum, söz!
ve bu, ebediyete yol şarkıları yakan
yoksul bir şairin sözü.
can sıkıntısından oturup darbe planı yapan asker, sivil bütün generaller için dostça öneriler
bakın komutanım, herkes gibi benim de
ilk aklıma gelen:
her biriniz onar bin ağaç dikin,
yüzer bin ağaç dikin!
yahut kırmayı yüreğinizin kaldıramayacağı
düşman sayısı kadar ağaç dikin ki,
adınızla anılan ormanlar kaplasın
savaş meydanlarını,
çöller yerine…
bakın, size söz, o zaman o ormanlarda,
ölüm nedir, unutmak nedir
bilmeyen rüzgârlara
şarkılarımla, sonsuza kadar
adınızı anarak uğuldamayı
öğretmek benden!
her biriniz ayrı bir mevzide,
ayrı bir geçitte, cinlere tuzak,
perilere pusu kurmak yerine,
bir bahçe, bir bağ yeşertin
ki, cinsi adınızla anılacak
elma ağaçları, kiraz ağaçları,
badem ağaçları yükselsin,
mezarlık servileri ve
şehitlik anıtları yerine…
bakın, size söz, o zaman o bahçelerde
ölüm nedir, unutmak nedir
bilmeyen dereciklere
şarkılarımla sonsuza kadar
adınızı anarak çağıldamayı
öğretmek benden!
zihinlerinizdeki kışlaları, örneğin,
yatılı mekteplere çevirin,
resim atölyelerine, müzik atölyelerine,
şiir atölyelerine…
kıt’aları gezici tiyatro truplarına,
talimgâhları şenlik alanlarına…
ki, adınızla anılan coşku çağları olsun,
çiçeklenme çağları olsun insanlık için,
sirenli, düdüklü korku dönemleri,
yıkım dönemleri yerine,
dar baharlar, upuzun kışlar,
karanlık ‘zaman tünelleri’ yerine…
insanların gülmeyi öğrendiği,
birbirine güvenmenin, kucaklaşmanın
‘vatan kurtarmak’tan daha erdemli
ve daha kahramanca
olduğunun herkesçe bilindiği,
kucağı gök kadar derin,
tebessümü yeryüzü kadar geniş
ve bir erken bahar sabahı gibi
ölülere mezardan kalkma hevesi veren
altın dönemler olsun.
bakın, size söz, üç bin yıl sonra,
belki beş bin yıl sonra
adınızı, merihte ya da satürnde
bir sarı zeybek gösterisi için,
bir figaro yahut kerem’le aslı
operası için turneye çıkan,
mehmetçiğe, hansa ya da coniye,
şarkılarımla, sonsuza kadar,
en uzak yıldızların kulaklarına
fısıldamasını öğretmek benden!
kısacası, mayınlarınızı temizleyin,
aklınızın önündeki mayınları,
kalbinizin önündeki mayınları,
kafalarlarınızla kalpleriniz arasına
döşenmiş mayınları,
vehimleri, önyargıları, takıntıları
temizleyin,
temizleyin ve girin korkmadan,
heyamolalarla, çığrışmalarla
ikinci gençliğinize,
ikinci delikanlılığınıza,
ikinci çocukluğunuza...
ve bütün bu mucizevi şeylerden sonra,
yüzlerinizde ve ruhlarınızda hâlâ
“askeri bölge girilmez” uyarısı
asılı mıntıkalar gözüküyorsa,
herkes için bahar göçüp gitmeden
sonsuza kadar,
oraları kuşlara açın,
çocuklara açın,
meleklere ve insanlara açın!
ve bakın, görün o zaman,
onlara şarkılarımla,
adınızı anarak çığrışmasını
belletmek benden!
size söz, diyorum, söz!
ve bu, ebediyete yol şarkıları yakan
yoksul bir şairin sözü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar