bugün
- artık kürt sorunu yoktur14
- sözlük yazarlarının kavgalık ayakkabıları9
- sözlükteki ilişki skandalı36
- yazarların kavga başlatmak için ilk sözleri7
- 2026 victoria s secret fashion show mankenleri9
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye5
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı38
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz16
- ekrem imamoğlu10
- hırt7
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri6
- judas'ın ölmesi3
- tc kimlik numarası ile sigara almak12
- filistin57
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak6
- levent kırca2
- suudi prensine dokunmak3
- ak partili yahşihan belediyesine operasyon8
- selam verme zorunluluğu6
- denetimsizlik insanları namussuz yapar4
- kahvaltıda çilek dolgulu donut yemek3
- ehliyetsiz araba kullanmak9
- bu milletin kedi merakı6
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek7
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek15
- zor günlerden geçenlerin bildiği en iyi şey7
- kışlıkları çıkartmak4
- bugün öğlen ne yesem anketi3
- grup sekse davet eden sözlük yazarı6
- öbür sözlükten gelen kız5
- yazarların sabah kahvaltıları7
- kim milyoner olmak ister4
- toby kebbell'a olan inanılmaz aşkım5
- ak parti mitingine gitmek6
- trafikte kavga etmek5
- şarapçı simkobey2
- boşanmış çocuklu kadınla evlenmek6
- özel sektörde işçi olarak çalışmak2
- dayanabilirsen dayan ali cabbar3
- gece vakti 5 tane sigaranın kalması4
- keşke geri dönse dediğiniz yazarlar16
- x tadında adamsın2
- adamlık4
- karton toplayan piç5
- keko bir erkek tarafından sevilmek16
- pazartesi sabahi hasta uyanmak5
- bir insanın değişeceğine inanmak3
- ilk buluşmada hobeey dışdışdış bürrşş diyen kız3
lütfen beni öldürme ismiyle bilinen bir film. filmin ana konusu bir roman yazarının kendi yazdığı roman kahramanının aslında yaşadığını öğrenmesiyle özetlenebilir. filmi izlerken aklıma gelen bazı noktaları aktarmak isterim:
kahramanımız harold crick'in sevgilisi rolündeki "ana" ve romanın yazarı olan "karen eifel" ismi bana son derece manidar geliyor. bir anlamda modern bir anna karenina izlenimi uyandırıyor. neden peki? harold'ın mevcut değişimi ana isimli kurabiyeci kadınla tanışmasıyla başlıyor. ve harold'un hayatının nasıl sonlanacağına dair kararı da romanın yazarı olan karen eifel yapacaktır. anna karenina romanının sonunun belirsizliğine inceden bir göndermedir bu. çünkü anna gerçekten trenin önüne atladı mı bunu asla bilmeyiz.
bir diğer ilginç noktaysa yazarımız karen eifel'in soyadı olan eifel... guy de maupassant her öğle yemeğini eyfel kulesinde yermiş. bahse konu kuleden ne kadar nefret ettiği bilinirken neden gittiği sorulduğundaysa şu cevabı verirmiş:
"çünkü burası kulenin görülmediği tek yer"
karen eifel'in soyismi de bir anlamda bu olaya göndermedir. filmdeki yazarımız olayın o denli içindedir ki gerçeği göremez. bir de maupassant hikâyeciliği bilindiği üzere olay örgüsüne dayanır. bu da bana son derece ironik geliyor. çünkü filmdeki hikâye bize şu soruyu sordurur:
harold o eylemleri yaptığı için mi yazılıyor, yoksa karen yazdığı için mi harold o eylemleri yapıyor?
işte bahsedilen olay bu ironinin ta kendisidir.
kahramanımız harold crick'in sevgilisi rolündeki "ana" ve romanın yazarı olan "karen eifel" ismi bana son derece manidar geliyor. bir anlamda modern bir anna karenina izlenimi uyandırıyor. neden peki? harold'ın mevcut değişimi ana isimli kurabiyeci kadınla tanışmasıyla başlıyor. ve harold'un hayatının nasıl sonlanacağına dair kararı da romanın yazarı olan karen eifel yapacaktır. anna karenina romanının sonunun belirsizliğine inceden bir göndermedir bu. çünkü anna gerçekten trenin önüne atladı mı bunu asla bilmeyiz.
bir diğer ilginç noktaysa yazarımız karen eifel'in soyadı olan eifel... guy de maupassant her öğle yemeğini eyfel kulesinde yermiş. bahse konu kuleden ne kadar nefret ettiği bilinirken neden gittiği sorulduğundaysa şu cevabı verirmiş:
"çünkü burası kulenin görülmediği tek yer"
karen eifel'in soyismi de bir anlamda bu olaya göndermedir. filmdeki yazarımız olayın o denli içindedir ki gerçeği göremez. bir de maupassant hikâyeciliği bilindiği üzere olay örgüsüne dayanır. bu da bana son derece ironik geliyor. çünkü filmdeki hikâye bize şu soruyu sordurur:
harold o eylemleri yaptığı için mi yazılıyor, yoksa karen yazdığı için mi harold o eylemleri yapıyor?
işte bahsedilen olay bu ironinin ta kendisidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar