1. 1.
    Kara gözlerindeki umut
    Siyah saçları kadar karamsardı
    ve kadere küsmüştü O, bir kere
    Sevgiyi öldürdü diye...
    Sanki ona uzanan ellerde
    Keskin bir bıçak
    Ha vurdu ha vuracak
    Bu, benim karanlıklarım,
    Bu benim sırlarım diyor hep
    Bir gün gelecek
    Şefkatle kollarına saracaklar...
    Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında
    Umutları umduğu gibi çıkmamış
    Beklentileri hep korkuları olmuş
    Sanki bütün hayatı,
    Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla..
    Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
    Her nefeste biraz daha kısalırken
    Bütün beklentileri
    Duman duman uçuyorlardı.
    Kurallar koymak isterken dostluklarına,
    Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında...
    Şimdi o gözlerde,
    Vakitsiz yağan yağmurlar var,
    Hasat mevsimi bitmiş bahçelere
    Sağnak sağnak yağacaklar.,
    Belki gönlünde gökkuşağı açacak
    Ama, altından çocuklar geçmeyecekler.
    Su yerine zehir akacak ırmaklarından,
    Hiç kimse içmeyecek...
    ya Ben,
    Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
    Üzümlerim gazap üzümü
    Şaraplarımsa gözyaşları...
    Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş,
    Konmuştu bahçeme,
    Ona şefkatle eğilirken
    Pır diye uçtu birden
    Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik,
    ve inancımla birlikte.

    AHMET MUHiP DIRANAS
    3 ... mulayim
  2. 2.
    sevdicekte bulunduğu vakit onu bir kez daha sevmek için bahane edilecek, severken de nereye vurgu yaptığını belli etmek için söylenecek söylevdir.
    (bkz: seviyorum ulan)
    2 ... kavraal
  3. 3.
    serbest çağrışım:
    karacaoğlan dan ..

    bana kara diyen dilber
    gözlerin kara değil mi
    yüzünü sevdiren gelin
    kaşların kara değil mi

    güzel, ben seni isterim
    seni koynumda beslerim
    yüzünü, güzel, göreyim
    zülüfün kara değil mi

    boyun uzun, belin ince
    yanakların olmuş gonca
    salıverirsin kolunca
    beliğin kara değil mi

    utanırım akar terim
    güzellikte yok benzerin
    en sevgili makbul yerin
    saçların kara değil mi

    beni kara diye yerme
    mevlâ'm yaratmış, hor görme
    ala göze siyah sürme
    çekilir, kara değil mi

    hind'den, yemen'den çekilir
    iner bağdad'a dökülür
    türlü taama ekilir
    biber de kara değil mi

    göllerde kuğular olur
    göğüs ak, kara benlidir
    mısır'da çok zengin vardır
    kölesi kara değil mi

    pınara konan kuğunun
    kanadı beyaz çoğunun
    çöldeki arab beyinin
    çadırı kara değil mi

    iller de konup göçerler
    lâle sünbülü biçerler
    ağalar, beyler içerler
    kahve de kara değil mi

    evlerinde sular akar
    güzelleri göze bakar
    hublar yanağına sokar
    sünbül de kara değil mi

    karac'oğlan der, inşallah
    görenler desin maşallah
    kara donlu beytullah
    örtüsü kara değil mi
    ... deceku