bugün
- bayan kelimesi neden rahatsız edici9
- neli dondurma seversiniz14
- yorgun mermi7
- sözlük bayanlarının hiç çaylak olmaması9
- arkadaşlar13
- katatespizartmasi14
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- patlak bir erkekle evlenir miydiniz4
- sözlüğün en tatlı yazarı4
- olaf karsten lies3
- zona7
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği2
- hayattaki tek gerçek2
- kadınların pozitif ayrımcılığa uğradığı konular4
- yunanlıların neşet ertaş'ı çalması7
- yaş ilerledikçe fark edilen şey2
- online listesi5
- sözlük erkeklerinin kıskanç ve kompleksli olması8
- sözlüğün gelmiş geçmiş en efsanevi yazarı4
- limonlu dondurma8
- illuminati ye giriş2
- tepkiselbiri3
- online olup entry girmeyen yazarlar4
- dietmar woidke3
- onu özlediğiniz anlar6
- arkadaşlar bi waffle yer miyiz4
- katatespizartmasi benimle evlenir misin5
- pezevenk malik'in gerçek işi nedir sorunsalı4
- kadın yazarların kavga etmesi5
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi5
- kızlar bir rezillik çıkarmayacaksa gidiyorum5
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- kelebeklerin bir boka yaramaması8
- saçlarını boyatıp nasıl olmuş diye soran kız4
- alfa erkek5
- sadece kadın yazarları artılamak4
- charlotte sullivan4
- limon yiyen erkek4
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu6
- gece gece kornaya basan eşşşek2
- markus söder3
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek9
- en gey özelliğiniz8
- peyniri sünen pizza2
- eski temayı seven bastonlu yazarlar2
- yağmurcu neden akpli13
- gece gece peynir zeytin yemek2
- depresyonun en kötü hali5
- ne yaptığı anlaşılmayan satranç oyuncusu3
- ağaçtan meyve koparıp yemek3
karacadağ eteklerinde, ceylanpınar ovasında, cudi'de, şengal dağı'nda, şeyh adi'de yaşanmış, dengbejler tarafından söylene söylene günümüze kadar gelmiş gerçek bir aşk öyküsüdür.
dewrêş ile adûlê dendiğinde aklıma dewrêşin babası evdi'nin vakt-i zamanında aşık olduğu rihmê'nin öldüğünü öğrenmesi üzere, mezarını açıp o ölü kokusunu içine çekmekten zevk alarak mazoşist duyguların tavan yaptığı bölüm aklıma gelmiş olup aşkın tanımını yeniden düşünmeme neden olan kitap gelir. aynı zamanda sırf êzidî oldukları için soydaşları tarafından dışlanması hatta öldürülmek istenmesi de bana atalarımızın o ünlü '' kurd dijminên qewmê xwenin'' ( kürtler kendi soyunun düşmanıdır ) veya ''kurmê darê ji darêye'' ( ağacın kurdu ağaçtandır) sözlerinin ne kadar yerinde olduğunu kanıtlar niteliktedir.
dewrêş ile adûlê dendiğinde aklıma dewrêşin babası evdi'nin vakt-i zamanında aşık olduğu rihmê'nin öldüğünü öğrenmesi üzere, mezarını açıp o ölü kokusunu içine çekmekten zevk alarak mazoşist duyguların tavan yaptığı bölüm aklıma gelmiş olup aşkın tanımını yeniden düşünmeme neden olan kitap gelir. aynı zamanda sırf êzidî oldukları için soydaşları tarafından dışlanması hatta öldürülmek istenmesi de bana atalarımızın o ünlü '' kurd dijminên qewmê xwenin'' ( kürtler kendi soyunun düşmanıdır ) veya ''kurmê darê ji darêye'' ( ağacın kurdu ağaçtandır) sözlerinin ne kadar yerinde olduğunu kanıtlar niteliktedir.
osmanlı devletinin son dönemlerine tekabül ettiği anlaşılan, yezidi dewrêş ile yine aynı aşiretten olup fakat islamiyeti kabul etmiş ailenin kızı olan (ki aile, aşiret reisinin ailesidir) adule'nin aşkını konu edinmiş hikayedir.
halen bölgede varlığını devam ettirebilen dengbêjlik ( meseleleri, sözlü ve nameli, ahenkli bir şekilde seslendirme) geleneğinde yeri olan bir sevda öyküsüdür.
sevda öyküsü olmasına rağmen olayların cereyan ettiği sosyolojik ve politik zeminden dolayı aynı zamanda tarihsel bir kesit olarak da değerlendirilebilecek bir öyküdür. ki aktaranlar da bu minval üzere konuyu ele alır ya da seslendirir.
derwêş'in yiğitliği ve adule'nin güzelliği, aralarındaki sevgi, adule'nin savaş alanında can çekişen derwêş'in başını kucağına alarak yaktığı ağıt ve nasip olmayan kavuşma gibi unsurlar dahi, ilk bakışta hazin bir sevginin emareleri gibi görünse de, aslında bunların herbiri başlıbaşına felsefik ve sosyolojik birer mesaj mahiyetindedir. bu sevginin inşa edilmeye çalışıldığı politik ve sosyolojik zemin ise işin bir diğer boyutudur. ve kendi içinde başka başka mesajlar taşımaktadır. ( geniş kapsamlı bir konu olduğu için ve entry mahiyetini ziyadesi ile aştığından bu konuya girilmeyecektir. ve trollerin ve de cahillerin ziyadesiyle bulunduğu bu ortamın seviyesini de ziyadesiyle aştığı için konuya değinilmediği de ayrıca bir hakikattir.)
kanaatimce bu hikayeye sevda niteliğini kazandıran husus, derwêş ile adule'nin aşkı değildir. derwêş ile adule daha ziyade sosyolojik birer misal mahiyetine dönüşmüşlerdir. asıl sevgi motifi, derwêş'in babası evdi ile rihmê hatun arasında yaşanan ve yine kavuşamamak kaderi ile acıyı yüklenen bitimsiz aşktır. hikayede kısaca değinilen bir sahne vardır ki, aşk ile bağlanmak nedir sorusunu tekrar sordurtacak niteliktedir. bu çarpıcı kısımda, başkası ile evlenmek zorunda kalan rihmê hatun'un üç günlük gelin iken ölmesi ve evdi'nin o mezarı ziyaret etmesi anlatılır.
anlatılanlara göre evdi, iki oğluyla birlikte mezarın başına varır. epey zaman geçmiştir aradan. zaman geçmiştir geçmiş olmasına da, evdi'nin yüreği halen o har ile dağlanmaktadır. mezarın başında evlatlarına rihmê hatundan bahseder, içindeki acıyı döker. mezarla dertleşir. lakin yüreğindeki ateşin harını söndüremez. evladından ister; evladım der, şu mezarın üstündeki kayalardan birini kaldır da dünya gözüyle rihmê yi son defa göreyim. derwêş bunun uygun olmadığını, bu istekten vazgeçmesi gerektiğini ne kadar anlatmışsa da babasını vazgeçiremez. mecburen mezardaki taşlardan birini yerinden söker. taşı yerinden sökmesi ile birlikte sinekler ve kurtların gümbürdeyerek mezardan çıkmasına şahitlik eder. o manzaradan ve etrafa yayılan ağır kokudan dolayı koşarak mezardan uzaklaşır. fakat dönüp arkasına baktığında babasının kabre eğilip rihmê hatunla dertleştiğini, ağladığını ve misk amber koklar gibi o ağır kokuyu derin derin soluduğunu görür.
derwêş uzaktan babasına seslenip yaptığı şeyin divanelik olduğunu söylediğinde babası şöyle mukabelede bulunur:
--spoiler--
yavrum sen ne cahilsin...
senin başına gönül merakı ve aşk ateşi musallat olmadı daha.
aşkın ne olduğunu bilemezsin.
yavrum, ben bu mor saçların sahibini unutamam.
ta ki başımı kabir toprağına indirene dek...
--spoiler--
bu nasıl bir ateştir ki, ruhun kimyasını değiştirip çürümüş bir cesedi dilruba eyleyebiliyor!
bu nasıl bir tutkudur ki, ölümün mengene kollarını büküp ölümü dize getirebiliyor!
ve bu nasıl bir sevgidir ki, yaşamın dışına taşmış bir doğumun türküsünü terennüm ettirebiliyor!
halen bölgede varlığını devam ettirebilen dengbêjlik ( meseleleri, sözlü ve nameli, ahenkli bir şekilde seslendirme) geleneğinde yeri olan bir sevda öyküsüdür.
sevda öyküsü olmasına rağmen olayların cereyan ettiği sosyolojik ve politik zeminden dolayı aynı zamanda tarihsel bir kesit olarak da değerlendirilebilecek bir öyküdür. ki aktaranlar da bu minval üzere konuyu ele alır ya da seslendirir.
derwêş'in yiğitliği ve adule'nin güzelliği, aralarındaki sevgi, adule'nin savaş alanında can çekişen derwêş'in başını kucağına alarak yaktığı ağıt ve nasip olmayan kavuşma gibi unsurlar dahi, ilk bakışta hazin bir sevginin emareleri gibi görünse de, aslında bunların herbiri başlıbaşına felsefik ve sosyolojik birer mesaj mahiyetindedir. bu sevginin inşa edilmeye çalışıldığı politik ve sosyolojik zemin ise işin bir diğer boyutudur. ve kendi içinde başka başka mesajlar taşımaktadır. ( geniş kapsamlı bir konu olduğu için ve entry mahiyetini ziyadesi ile aştığından bu konuya girilmeyecektir. ve trollerin ve de cahillerin ziyadesiyle bulunduğu bu ortamın seviyesini de ziyadesiyle aştığı için konuya değinilmediği de ayrıca bir hakikattir.)
kanaatimce bu hikayeye sevda niteliğini kazandıran husus, derwêş ile adule'nin aşkı değildir. derwêş ile adule daha ziyade sosyolojik birer misal mahiyetine dönüşmüşlerdir. asıl sevgi motifi, derwêş'in babası evdi ile rihmê hatun arasında yaşanan ve yine kavuşamamak kaderi ile acıyı yüklenen bitimsiz aşktır. hikayede kısaca değinilen bir sahne vardır ki, aşk ile bağlanmak nedir sorusunu tekrar sordurtacak niteliktedir. bu çarpıcı kısımda, başkası ile evlenmek zorunda kalan rihmê hatun'un üç günlük gelin iken ölmesi ve evdi'nin o mezarı ziyaret etmesi anlatılır.
anlatılanlara göre evdi, iki oğluyla birlikte mezarın başına varır. epey zaman geçmiştir aradan. zaman geçmiştir geçmiş olmasına da, evdi'nin yüreği halen o har ile dağlanmaktadır. mezarın başında evlatlarına rihmê hatundan bahseder, içindeki acıyı döker. mezarla dertleşir. lakin yüreğindeki ateşin harını söndüremez. evladından ister; evladım der, şu mezarın üstündeki kayalardan birini kaldır da dünya gözüyle rihmê yi son defa göreyim. derwêş bunun uygun olmadığını, bu istekten vazgeçmesi gerektiğini ne kadar anlatmışsa da babasını vazgeçiremez. mecburen mezardaki taşlardan birini yerinden söker. taşı yerinden sökmesi ile birlikte sinekler ve kurtların gümbürdeyerek mezardan çıkmasına şahitlik eder. o manzaradan ve etrafa yayılan ağır kokudan dolayı koşarak mezardan uzaklaşır. fakat dönüp arkasına baktığında babasının kabre eğilip rihmê hatunla dertleştiğini, ağladığını ve misk amber koklar gibi o ağır kokuyu derin derin soluduğunu görür.
derwêş uzaktan babasına seslenip yaptığı şeyin divanelik olduğunu söylediğinde babası şöyle mukabelede bulunur:
--spoiler--
yavrum sen ne cahilsin...
senin başına gönül merakı ve aşk ateşi musallat olmadı daha.
aşkın ne olduğunu bilemezsin.
yavrum, ben bu mor saçların sahibini unutamam.
ta ki başımı kabir toprağına indirene dek...
--spoiler--
bu nasıl bir ateştir ki, ruhun kimyasını değiştirip çürümüş bir cesedi dilruba eyleyebiliyor!
bu nasıl bir tutkudur ki, ölümün mengene kollarını büküp ölümü dize getirebiliyor!
ve bu nasıl bir sevgidir ki, yaşamın dışına taşmış bir doğumun türküsünü terennüm ettirebiliyor!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar