• ev isi kadının görevi diye yazılı bir kanun mu var? annem de babam da çalışan insanlar. birisi yemek yaparken birisi evi süpürür. birisi ütü yaparken diğeri çamaşırları asar mutlu mesut yaşayıp giderler. hem iki taraf da çalışacak, eşit yorulacak ama eve gelince erkek bir yerlerini devirip yatacak, kadın evdeki işlerini (!) yapacak. kadınları robotlarla karistiriyorsunuz.
    6 0 ...
  • Yukarıda yazılmış entryleri okuyunca, birazcık hevesim olan çocuk fikri tamamen bitti.hastane, doktor, doğumm, normal doğum videosu izlediğimde aklımı kaybediyordum... sezaryen karnının baştan aşağı kesilmesi...o konuma beni zorlayacak hiçbir güç ve kişi yok,olamazda ..
    Şu mecburmuşuz gibi dayatılan çocuk olayını da bir atabilsek toplumuzdan harika olmaz mıydı?
    Hayatı yakalamak evlilik ve çocuktan ibaret değil....
    4 0 ...
  • Muhalefetinde MHP gibi bir parti bulunan ülkede normal. Adamlar muhalefete karşı akp ile birlikte savaşıyor lan şaka gibi. Ve bu partiye bile oy veren var.

    Gider en alakasız partiye oy verirsin anlarım en azından adamlar hükümete gelmek istiyor, bir amacı bir planı var yapamıcak olsa da olmasa da o kadar oy alabilse de alamasada da.

    Lan ama bu parti başa gelmek bile istemiyor, hükümeti desteklemek dışında planı ve amacı yok. Ama barajı geçecek kadar oy alıyor. Haliyle bu ülkede sadece muhalefet mi suçlu diye sorunca benim kafama halktan başka seçenek gelmiyor.

    Kemal Kılıçdaroğlu mesela normalde bu adama da şu saatten sonra hiç oy çıkmaması lazım genel parti seçimlerinde çıkmasın ki defolup gitsin. Halk ne olursa olsun diyip aynı isimlere oy kullanmayı bırakırsa değişim olur.
    3 0 ...
  • dünya lideri'nin uğraştığı işler volume 1873...

    asrın liderimiz talimat vermiş, "ekmek, yağ, bal yemeli mi, yememeli mi? araştırın, bu işi çözün..." demiş hazretleri.

    ekmeksiz karnı doymayan, yağsız yemek yiyemeyen ama balı da pek alamayan bir milletiz.
    dün patates soğan derken, bugün ekmek, yağ, bal...

    et ithal, tavuklar hastalıklı, soğan, pattis pahalı, marul koli basilli.
    ne yesin bu millet?

    asıl sorun şu ki, ekmeği, yağı balı araştıracak adamlara kim bilir kaç para ödenecek. o parayla binlerce fakir doyar.
    https://tr.sputniknews.co...m_campaign=URL_shortening
    12 0 ...
  • eğitimdi, kariyerdi, şuydu buydu derken zaten ister istemez evlenme yaşı 30'u buluyor.
    birkaç sene de çocuksuz takılsa çiftimiz nereden baksan 32.
    kadının 30'undan sonra hamile kalması sorun değildir.
    ancak 35'den sonra istisnasız tüm gebelikler riskli gebelik sınıfına girer.( ben demiyorum doktorlar diyor)

    bu konuda yaşadıklarımı sizinle paylaşmak isterim..

    evlendikten 4 ay sonra eski eşim bana geciktiğini söylemişti. ben de ona birkaç gün daha beklemesini söyledim.
    evde maden suyu içerken maden suyunun çok kötü koktuğunu söyledi bana..
    lan maden suyu ne kadar kötü kokabilir ki dedim..
    tabii o an anladım. koku hassasiyeti başlamıştı.
    gecenin bir saatinde açık nöbetçi eczane bulup prediktörlerden aldım.
    sonuç pozitifti.
    ikimiz de çok sevinmiştik.

    ertesi gün hemen doktora gittik. 4.5 haftalık hamileydi ve bir problem yoktu.
    15 gün sonraya doktor tekrar randevu verdi. gittik ve kalp atışlarını duyduk.
    15 gün sonra tekrar doktora gittik. umudumuz kalp atışlarını duymaktı. ancak doktor kalp atışı alamadığını söyledi.

    emin misiniz doktor bey dedim. adam eminim dedi.
    ama tekrar bakmak için daha komplike bir cihaza girebileceğimizi söyledi. biz de onay verdik. ve sonuç değişmedi tabii ki.

    eski eşimin ilk hamileliğinde düşük gerçekleşmişti.
    ikimiz de çok üzülmüştük. hevesimiz kursağımızda kalmıştı.

    arkasından malum tabii küretaj vs. derken. 1 hafta sonra tekrar doktora gittik. doktor bizden 6 ay boyunca korunmamızı istemişti. anne adayının hem psikolojik hem de fizyolojik olarak dinlenmesi gerektiğini söyledi.

    6 ay sonra zemin müsait ve atış serbestti.
    korunmayı bıraktıktan 4 ay sonra eski eşim tekrar hamile kaldı. bu sefer doktoru değiştirmiştik. ege üniversitesi'nde bir profesör'e muayene oluyordu.
    adam çok iyi bir doktordu ancak gebelik takibi için fazla yoğundu. sürekli kongreler v.s. v.s.

    eşim 37 yaşındaydı. amniyosentez mecburiydi.
    o amniyosentezin yapıldığı gün ikimizin de ömründen ömür gitmişti. yok o iğne ne kadar girecek? yok sıvı azalacak mı vs.vs. neyse amniyosentez oldu bitti..

    pekii stres bitti mi ? tabii ki hayır.
    5 gün sonra telefonla aradılar. ana kromozomlara bakmışlar herhangi bir problem yokmuş.
    oooooo dedik süpeeer.
    ama biliyorsunuzdur amniyosentez'de tüm kromozomlara bakılıyor.
    bir ay sonra tam da tatile çıkacağımız gün zaaaart diye telefon geldi.

    doktor: d
    eski eşim: ee

    d: efendim merhaba ben ..... laboratuvarından arıyorum bugün müsatiseniz görşelim.
    ee: neyle ilgili.
    d: işte amniyosentez sonuçlarıyla ilgili.
    ee: eeee tamam olur da hayırdır bir sorun mu var..
    d: efendim telefonda değil de yüzyüze görüşsek iyi olur.
    ee: tamam olur..

    bu diyalog geçtikten sonra hemen laboratuvara gittik. genetik uzmanı doktor hanım bizi bekliyordu. gittik konuştuk. kadın bize 2 saat seminer verdi.
    sonuç?
    sonuç bebeğimizin 7 ve 16 numaralı kromozomlarında translokasyon olduğu tespit edilmişti.
    dedik peki bu nedir doktor.

    doktor özetle bizden de kan örneği alacağını, anne veya babadan herhangi birinde böyle bir translokasyonun olup olup olmadığına bakacağını söyledi.
    eğer herhangi birimizde böyle bir translokasyon varsa sonucun normal olduğunu, ancak eğer böyle bir translokasyon bizde yoksa bebeği aldırmamız gerektiğinden bahsetti.

    düşünün tam da tatil öncesi bize muhteşem bir sürpriz olmuştu. bizden kan örneklerini aldılar. ve sonuç 1 hafta sonra açıklandı. ama o 1 hafta boyunca ne ben ne de eşimin ağzını biçak bile açmadı.

    düşünün neredeyse hamileliğin 6. ayındayız. hatun olmuş pilates topu gibi. çocuk deli gibi tekmeliyor. sen nasıl onu alırsın oradan gebeliği sonlandırırsın?

    1 hafta sonra sonuç geldi. sonuç müspetti. dengeli translokasyon bende de varmış ve çocuğa da benden geçmiş.. yani normal bir durummuş...

    ahhhhh ahhhh
    eyyy sözlük halkı o bir haftalık sürenin nasıl geçtiğini anlatamam size. hatta yazarken bile ellerim titriyor.
    allah kimseyi böyle bir şeyle sınamasın...

    pekiii bitti mi? tabii ki hayır..

    hamileliğin 8. ayını doldurmak üzereydik. eylül ayında denize girmenin keyfini çıkartıyorduk. yazlıkta takılıyorduk.
    gece yattık uyuduk. ben de sanki içime doğmuş gibi sabahın köründe kalktım.
    sabah 6 gibiydi. uyanınca eşime baktım..
    abooooooov o da ne?
    lan bu benim hatun değil, demeye başladım...
    eşim deli gibi şişmişti.....

    inanılır gibi değildi.
    hemen uyandırdım...
    iyi misin dedim. iyiyim dedi..
    yok, sen iyi değilsin dedim...
    hemen ellerini ve ayaklarını muayene ettim. elleri ramazan pidesi gibiydi. ayakları vs. heryeri şişmişti.
    hemen sabahın köründe doktoru aradım. durumu anlattım. doktor resim çekip göndermemi söyledi.
    resim çektim ve yolladım.
    doktor aradı beni ve derhal izmir'e gelmemi istedi.
    hemen hazırlandık ve çandarlı'dan alsancak'a yaklaşık 110 km'lik mesafeyi 35 dakika'da aldım.

    hastaneye yatırdık hatunu, durum kötüydü, eşimin karaciğeri iflas noktasına gelmişti.
    bazı değerler normalin 10 katına çıkmıştı. ( alt ve ast değerleri)
    bebeği almak da riskliydi.
    doktor 1 hafta hastanede kalmasını söyledi.
    neyse allah'a çok şükür kısa sürede ilaçlar tesirini gösterdi ve değerler normale döndü.

    bunu da atlattık...

    bir ay sonra sorunsuz bir şekilde doğum gerçekleşti ve dünya tatlısı maviş kızımızı (kızımın gözleri doğduğunda maviydi artık yeşil) kucağımıza aldık. hem anne hem de bebiş son derece sağlıklıydı.
    3.000 gr ve 52 cm'lik kızımız dünyaya gözlerini açmıştı...

    tabii bitti mi? bitmedi.
    eski eşim emzirme döneminde lohusa depresyonuna girdi. uzun süre bu depresyondan çıkamadı. onu artık tanıyamıyordum.
    o da beni...

    işte o an evliliğin, nikah masasında imzayı attığınız an değil, kucağınıza çocuğunuzu aldığınız an başladığını anladım.

    dedim ya onu tanıyamıyorum diye. huyu suyu her şeyi değişmişti.
    bir gün arabamı almıştı ki normalde benim arabamı kullanmazdı. karşıyaka'da kuaföre gitmişti. park yeri bulamadığı için arabayı, sahil bulvarında, klima açık, rölantide çalışır vaziyette yazın ortasında öyle bırakmıştı. zavallı araba 2 saat boyunca öyle kalmış. en sonunda trafik polisleri beni aradı.
    beyefendi aracınızın üzerinde anahtarı bırakmışsınız, araç açık, nedir bu diye sağlam bir fırça yemiştim...

    derhal eşimi aradım.
    neden böyle bir şey yaptığını sordum..
    o da bana vallahi unutmuşum aşkım demişti. ( olayda abartı yoktur, birebir yaşanmıştır.)

    sizce bitti mi? tabii ki bitmedi.
    kızımız doğduktan 2 sene sonra eşimin 3. hamileliği gerçekleşti.
    ikimiz de kötü giden evliliği belki kurtarır diye düşünmüştük ki......( evet salakça bir düşünce)
    bir gece o, korkunç bir ağrı ve kanamayla uyandı. derhal hastaneye gittik..
    olay dış gebelikti... ve eşim kan kaybediyordu..
    gebeliği teşhis eden doktor, olayın dış gebelik olduğunu anlayamamıştı.

    sonuç mu? isterseniz beni size bunu söylemeyeyim.
    haa merak etmeyin o geceyi de atlattık. çok şükür eski eşim hayati tehlikeyi atlattı ve sağlığına kavuştu.

    yaşadıklarımın sadece %10'nun anlatmama rağmen yorulmama sebep olan meseleleri yaşamak istemiyorsanız..
    çocuk işini çok fazla ertelemeyin...
    bakın bu anlattıklarım sadece hamilelikte yaşadıklarımız.

    bebeği emzirmek için uzun süre (yaklaşık 2 yıllık süre boyunca) uykusuz kalan bünyenin uyanıkken gördüğü hayalleri ve diğer şaşkınlıkları hiç dillendirmiyorum.

    kadınların anne olduktan sonra ne denli değiştiği aklınzın kenarında bulunsun ve lohusa depresyonu denen olayı asla hafife almayın.

    hamilelik zorlu bir yolculuğun sadece başlangıcıdır. çocuk sahibi olduğunuzda yaşadıklarınız size hamilelikte yaşadıklarınızı unutturacak mertebededir.

    kolay değildir gecenin bir saatinde 3 defa kalkıp çocuğu emzirmek ve bunu yaklaşık 1,5 yıl boyunca yapmak.

    kolay değildir diş ve gaz sancısı tutan bir bebeğin ağlamaması için sabahın 3'ünde kalkıp bir şeyler yapmaya kalkışmak. denemediğiniz şey kalmaz.
    sabahın üçünde çocuğu battaniyenin içine koyup eşinizle karşılıklı sallarken bulursunuz kendinizi..
    evet biliyorum çoook uzun oldu. tantanayı kes sadete gel dediğinizi duyar gibiyim.
    peki geldik o zaman sadete.

    sevgili/sayın yazarlar. ebeveynlik güç ister. hem fiziksel hem de psikolojik.
    yaş ilerledikçe insanın tahammül gücü azalır, aynı zamanda fiziksel gücü de düşer.

    haaa yok ben kendime güveniyorum, ben düzenli sporumu yaparım yediğime içtiğime dikkat ederim taş gibiyim diyorsanız gayet tabii ki..
    sonuçta sizi engelleyen yok.. halep oradaysa arşın burada.

    çocuk sahibi olmak gerçekten muhteşem bir şey.
    ben 38 yaşında baba oldum. kızım da bir kaç ay sonra 5 yaşını dolduracak.

    keşke daha erken davransaydım diyorum.
    bazen benim gibi fiziksel aktiviteden kaçmayan birini bile yoruyor namussuz.
    48 5 ...
  • özü itibarıyla bir tehtdit cümlesidir. bireysel yaşantımızda bile tehdit etmek bir iletişim şekli olarak görülmemelidir.
    devletler arası ilişkilerde her zaman doğru diplomasiyi yapabilen kazanır.
    "komşularla sıfır sorun" paradigmasımdan, bu tür kıraathane edebiyatının yarım gömlek üzerine geçiş yaptığımızdan beri, süper güçler kendi çıkarlarınca bize karşı çok iyi bir diplomasi yürütmekteler. onlar da bir kıraathane kabadayısı gibi "test edersem ne olur lann" demek yerine bizi bir şekilde eylemekteler.
    ve kendileri çevremizde ne kadar düşmanımız var diplomatik ilişki geliştirmektedirler.
    3 0 ...
  • Tecrübesizliğin kurbanı olmuş olabilir mümkündür. Allahtan hayırlısını istememiştir. istese de yetmez. Neden? Hayırlı ve salih ameli az buna mukabil günahları fazladır. Zarara uğrayacak ya hesap kapatıyorlar. Belki böylece yapıp ettiklerine keffaret olsun diye. Her şerrde bir hayır vardır lafının manası budur işte. Öbür tarafa kalmaması için. Yoksa hali duman olur. Zararı bu dünyada çektirirler adama ki tertemiz olması için. Yoksa tamamen basiretsizliğinden değildir. ince meseleler bunlar. Önce Amelini düzeltmeli. Kişi salih oldukça işi gücü rast gider.
    2 0 ...
  • The Babadook filmiyle müthiş bir ilk film yapmış yönetmen. Son yılların en altı dolu ve korkunç filmlerinden biriydi. Oyunculuğu bırakması çok iyi olmuş. Yeni filmi The Nightingale karışık eleştiriler alsa da merakla bekliyoruz. 2018 venedik film festivalinde özel jüri ödülü kazandı film üstelik.
    0 0 ...
  • Sevgilim, bazen usulca ve nezih biçimde et parçalarını yemek yeterli olmuyor. içimdeki canavar bütünüyle kanlı canlı seni isteyebiliyor. Canın yansa da niyetim asla seni incitmek değil. Seni daha çok daha çok sevebilmek istiyorum. Bu hazzın ve birlikteliğin bir sınırı yok. içimde kelebekler uçuşuyor.
    0 1 ...
  • malum kentsel dönüşüm yapılıyor falan.
    aslında bu kensel değil evsel bir dönüşüm. kentsel dönüşüm deyince kentin değişmesi lazım değil mi?
    değişmiyor.
    işte bu dönüşümü sağlayacak şahane bir plan var aklımda.
    kendi semtimden pay biçerek anlatayım.

    semtimde, birbirine çok yakın 5 er katlı binalar var. arsaları yaklaşık 1 er dönüm.
    şimdi 4 tane binanın arsasını birleştireceksin. 4 dönüm edecek. imar planını orada bahçeli nizama çevireceksin. 4 dönüme 1 dönüm inşaat hakkı vereceksin ama 20 kata müsade edeceksin.
    ne çıktı ortaya 4 dönüm içinde 20 katlı bir bina. etrafı ferah. sosyal alanıydı, ooyun parkıydı. her şey var.
    e yolları desen geniş geniş olur çünkü dedik ya bina etrafı boş.

    bu tarz yani etrafı açık yüksek katlı binanın çevreye, mevcut bitişik binalar kadar zararı olmaz çünkü hava akımı sağlanır yani çevresinden rüzgar geçer. rüzgar da iklim ve çevreyi besleyen unsurdur.
    bunu bütün şehre yayar, denizden itibaren böyle koridor şeklinde yaparsan yani denizden esen rüzgarın önüne bina yapmazsan, denizden gelen temiz hava bütün şehri kaplar.

    iklim önemli. şimdiki bitişik binaların arasından rüzgar geçmiyor. o binaların tepesinden geçmeye çalışıyor o da aşaıda yaşayan insan ve bitkilere fayda sağlamıyor.

    şimdiki dönüşümden daha maliyetli bir iş değil. hem de daha faydalı.
    2 2 ...