bugün
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak8
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak10
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- mafya kızı olma isteği6
- yazarların anlık durumları9
- tekerlek toplayan cocuk7
- avokado yiyen insan8
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız4
- tayt vs mini etek5
- boğaz ağrısı7
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- gecenin rap şarkısı3
- feminen erkek davranışları6
- çocuklar niye sünnet edilir5
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- venüs retrosu4
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- insanlara kibirle bakmak3
- kalabalığı seviyor musunuz5
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- torpilsiz iş bulmak3
- olgun karizmatik erkek vs genç erkek3
- bahçeli den fon krizi açıklaması4
- sonbaharda yapılacaklar4
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş2
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- hazreti süleyman2
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- son aylarda çok fazla şey kaybettim2
- gereksiz bakanlıklar3
- nick vermeden bir yazara seslen13
- torpille ünlü olanlar3
- kürt bedo2
- şeker hastalığı9
- özel sektör de çalışmak11
- işkembe çorbası seven kız6
- torpil2
- burcunun burcu2
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- bürokrasi gerçeği2
- pul biberli pilav6
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
entry'ler (3)
mantıklı bir atılımdır.
youtuber olmanın en güzel yönü birçok sektörün aksine girişte aman aman bir sermaye gerektirmemesidir. bilgisayarınız olduğunu varsayarsak 3000-5000 TL ile alınacak bir kamera ve mikrofon işinizi görecektir ancak sonrası biraz şansa, biraz youtube piyasasını analiz etmeye, biraz da kamerayla aranızdaki elektriğe bakıyor.
ancak her özel sektörde olduğu gibi youtube'un da belli başlı riskleri var. misal kendinizi güncel döneme uyduramazsanız geride kalabilirsiniz (bkz: burak şahin) (bkz: servet carey) (bkz: videoyun) veya internet ortamında yayınlanan bir hatanız için linç yeyip antipati toplayabilirsiniz (bkz: orkun ışıtmak) (bkz: logan paul) (bkz: ekin soyak).
tabii bu iş zaman da gerektiren bir iş. hemen girip popüler olmayı beklememek lazım. keza bunu elindeki sermayeyle uygulamaya çalışanlar genellikle "kim lan bu dalyarak?" denilerek pek iplenmemişlerdir çünkü youtube izleyicisi internette büyüyen, gelişen kişileri daha çok sever. bu bekleme sürecini azimle atlatan, belli bir sayıya ulaşan ve kendisini her zaman geliştiren kişilerin daha başarılı olacağını düşünüyorum.
kısaca youtuber olmak azim ve kendini her zaman geliştirmeyi gerektiren riskli bir iş bence. başarılı olanlara da helal olsun demekten başka denilecek bir şey yok.
youtuber olmanın en güzel yönü birçok sektörün aksine girişte aman aman bir sermaye gerektirmemesidir. bilgisayarınız olduğunu varsayarsak 3000-5000 TL ile alınacak bir kamera ve mikrofon işinizi görecektir ancak sonrası biraz şansa, biraz youtube piyasasını analiz etmeye, biraz da kamerayla aranızdaki elektriğe bakıyor.
ancak her özel sektörde olduğu gibi youtube'un da belli başlı riskleri var. misal kendinizi güncel döneme uyduramazsanız geride kalabilirsiniz (bkz: burak şahin) (bkz: servet carey) (bkz: videoyun) veya internet ortamında yayınlanan bir hatanız için linç yeyip antipati toplayabilirsiniz (bkz: orkun ışıtmak) (bkz: logan paul) (bkz: ekin soyak).
tabii bu iş zaman da gerektiren bir iş. hemen girip popüler olmayı beklememek lazım. keza bunu elindeki sermayeyle uygulamaya çalışanlar genellikle "kim lan bu dalyarak?" denilerek pek iplenmemişlerdir çünkü youtube izleyicisi internette büyüyen, gelişen kişileri daha çok sever. bu bekleme sürecini azimle atlatan, belli bir sayıya ulaşan ve kendisini her zaman geliştiren kişilerin daha başarılı olacağını düşünüyorum.
kısaca youtuber olmak azim ve kendini her zaman geliştirmeyi gerektiren riskli bir iş bence. başarılı olanlara da helal olsun demekten başka denilecek bir şey yok.
aşkı çiçeğe benzetirim. evet, bildiğiniz çiçeğe. neler olur çiçek oluşurken? tohum ekilir, sonra sularsınız o tohumu, güneş çıkar, ilkbahar gelmiştir ve çiçek açar. çiçektir işte, bildiğimiz; güzel kokan, güzel gözüken, güzel şeyler çağrıştıran...
zaman geçer, yaz biter ve o dönüm noktası gelir; sonbahar... o çiçek sonbaharda rüzgar yiye yiye kurur, yaprakları söner, kokusu kaybolur. işte sizin çiçeğiniz de rüzgar yiye yiye çürürse yapmanız gereken son şey onunla oynamaktır; çünkü çürümüş bir çiçekle oynarsanız onu yeniden diriltemez, ancak onu parçalara ayırırsınız, tıpkı benim yaptığım gibi.
ben çürümüş çiçekle oynayıp onu parçalamayı tercih edenlerdenim. hayatta "koy göte gitsin" mottosuyla yaşıyan aşırı rahat (belki biraz gevşek de denilebilir) bir insan olarak o çiçeğin solmasının üzerinden bir sene geçmesine rağmen halen bana onu hatırlatan en ufak şarkı sözünde içimde bir şeyler sızlıyor. benim bile içimde duygu patlaması yaşatıyor bu meret.
zordur kısaca; alışırsın, azalır ama hep bir yerlerde kabuk bağlamış bir yara olarak kalır. şu an bu başlığın altında yaptığım gibi onunla oynarsan da anca çiçeği parçalar, yarayı kanatırsın.
başlığa gelen herkesin gece geldiğini varsayarak herkese iyi geceler diliyorum.
zaman geçer, yaz biter ve o dönüm noktası gelir; sonbahar... o çiçek sonbaharda rüzgar yiye yiye kurur, yaprakları söner, kokusu kaybolur. işte sizin çiçeğiniz de rüzgar yiye yiye çürürse yapmanız gereken son şey onunla oynamaktır; çünkü çürümüş bir çiçekle oynarsanız onu yeniden diriltemez, ancak onu parçalara ayırırsınız, tıpkı benim yaptığım gibi.
ben çürümüş çiçekle oynayıp onu parçalamayı tercih edenlerdenim. hayatta "koy göte gitsin" mottosuyla yaşıyan aşırı rahat (belki biraz gevşek de denilebilir) bir insan olarak o çiçeğin solmasının üzerinden bir sene geçmesine rağmen halen bana onu hatırlatan en ufak şarkı sözünde içimde bir şeyler sızlıyor. benim bile içimde duygu patlaması yaşatıyor bu meret.
zordur kısaca; alışırsın, azalır ama hep bir yerlerde kabuk bağlamış bir yara olarak kalır. şu an bu başlığın altında yaptığım gibi onunla oynarsan da anca çiçeği parçalar, yarayı kanatırsın.
başlığa gelen herkesin gece geldiğini varsayarak herkese iyi geceler diliyorum.
bildiğin sarma sigara. winston beyaz filtreye girmesin lütfen bir daha.
edit: winston dark blue'yi denedikten sonra son cümlemi geri alıyorum.
edit: winston dark blue'yi denedikten sonra son cümlemi geri alıyorum.