the birds 


kapat
  1. 1963 yapımı, alfred hitchcock tarafından çekilen tarihteki en önemli korku filmlerinden birisidir. başrollerinde tippi hedren, rod taylor, ve jessica tandy oynamıştır.
    filmde görülen bodega köyünün okulu bugünde ayaktadır.
    filmin en ilginç yanlarından birisi hiç müzik kullanılmamış olmasıdır. filmin en başındaki sahnelerden birinde Hitchcock görülmektedir.
    (azorka, 18.10.2006 12:11)
  2. ne zombiler ne etfaı kan gölüne çeviren katiller barındırmasa da saf ve temiz bir gerilim filmidir.çok etkilendiğimi hatırlıyorum .
    (dancerinthedark, 18.10.2006 13:54)
  3. (bkz: the byrds)
    (martin edilen, 23.05.2007 16:57)
  4. izledikten sonra irili ufaklı tüm kuşlardan sizi tırstıran efsane yönetmenin efsane filmi.
    (leblebi tozunun hastasiydim, 05.07.2007 12:37)
  5. Tanrının ikinci kez bakışı

    Hitchcock'un başyapıtlarından ve sinema tarihinde dikkate değer bir yeri olan bir filmdir ''birds''. film daphne du marier'in(rebecca nın yazarı) ''birds'' isimli kısa öyküsünden esinlenmiş olup, bu filmi kafasında oluşturmasında diğerbazı filmlerinde olduğu gibi bir gazete haberi de etkili olmuştur. bununla birlikte Evan Hunter bu kısa hikayeyi sinemaya uyarlamıştır.

    Teknik açıdan oldukça zor bir film olmakla birlikte, bazı sahnelerde o zaman açısından bakıldığında oldukça ileri sistemler kullanılmıştır. o zamanalarda yer alan özellikle seyahat sahnelerinde-arka planlar için- ''blue screen'' teknolojisi kullanılmıştır. bu da ''sodium travelling matte shot process'' olarak adlandırılır. (özellikle hareketli sahnelerde ön plan ve arka planı birleştirmeye yarayan bir teknik diyebiliriz). bu sahneye güzel bir örnek ise çocukların okuldan çıktıktan sonra kasabaya doğru koşmalarıdır ki, aslında orada kuş da yoktur başka bişey de.. zaten görüntüler de biraz sırıtır.

    filmde başroller tipi hedren ve rod taylor tarafından oynanmıştır. ikisi de göründüğü kadarıyla bu filmde oldukça başarılıdır. bunun yanında ilk sahnelerde ve sonraki bir çok sahelerde olduğu gibi fake martı kullanılmıştır. özellikle ilk melanie'ye saldırılan sahnede kullanılan martı böyledir. Fake martı yeterli olmamış ki hemterbiyedilmiş hem de terbiyesiz martı kullanılmıştır. Lydia rolünü ise jessica tandy canlandırmıştır ki bana kalırsa filmdeki en başarılı karakter budur, diğer başrol oynayanlardan ziyade.

    ayrıntı ve teknik yönden ziyade konuya girildiğinde ise aşamalı bir ilerleyiş görülür, sonra özellikle hiçkok ve genellikle birçok yönetmenin filminde görüldüğü gibi sıradan insanların içersine düştükleri zor durumları ve bunun üzierne düşünmeye başlamaları ile şekillenir. kulşarın temsil ettikleri bir anlam çokluğu vardır bu filmde, tahmin edilemezlik ve kaos. çünkü ne zaman saldıracakları belli olmadığı gibi, insanları da bir kaos burgacına sokar ki bir açıdan da insanların ne kadar da gelişmiş olsalar bir noktada doğaya boyun eğdiklerini anlatır. bunun yanında tipik hitchcock filmlerinde rastlanan olaylar sıkça görünür, önceki filmlerde insanları cinayete(The rear window, ya da masumiyete(i confess)e ya da bir kadının kaybolmadığına(the lady vanishes) inanmak zorkken bu filmde de kuşların insanlara olan davranışları hatta bazı kuşbilimciler tarafından sağlanan mantıklı açıklamalarla geçiştirmeye çalışılır. ama kuşarın saldırması bunları püskürtmeye yetecektir. bununla birlikte, insan doğasına yapılan bu atıf hemen hemen tüm filmlerinde(the thirty nine steps'de sütçüyü kandırma sahnesi) vardır ve hitchcock filmlerinin krakteristik yanını temsil eder.

    bunula birlikte, konu babında, diğer filmlerinde çok kolay da rastlamayacağımız belirli farklılıklar da gördüm, aslında film bana göre çok ilginç noktada durur evlilik tipik bir hitchcock konusu olması yanında anneye olan bağlılık ya da ana oğul-sevilen kadın arasındaki ilişki de deşilir bu filmde. ama tipik bir oedipus vakasından daha fazlasıdır bana göre. ama kasotan kurtulunduğunda, bu ilişkiler de iyileşmeye yüz tutacaktır.

    yine de belirli noktalarda değinilmiştir, özellikle çok klasik bir konu olan ''lanetli insan tiplemesi magazin basınının dilinepelesenk olmuş ve romayı yakmışta gelmiş bir sarışın bombanın şehirde çocuklarından dolayı ne dediğini bilmeyen bir kadın tarafından suçlanışı bunu konualır, ha bir de her boka ''bu dünyanın sonu gemiş'' diyen felaket tellal ve goygoycularını saymazsak. bunları aslına bakarsanız çok güzel yansıtmış hitchcock.

    filmde en dikkat çekici-korkunç demeyelim, zaman açısındna belki öyleydi ama zamanla korku filmi tekniğinin beş para etmez yönetmenlerce seyircinin seçiciliğini folloş etmesinden dolayı belki de-sahne yem satan adamın gözlerinin kuşlar tarafınca oyulduğu ve lydia tarafından ölü bulunduğu sahnedir. bu sahnedeki üç basamaklı çekim halinde yaklaştırmalar bize lydia'nın gözünde aktarılmıştır ve bu çekim de oldukça karakteristiktir.

    filmde kuşların neden saldırdığı açıklanmamıştır. çünü açıklansaydı bunun bir bilim kurgu olaağı düşünülmüş ve bunun yerine insanların tartıştığı bir sahne konulmuştur. sadece eğilimlerin ve önyargıların belirlediği fikirlerden ziyade ortaya pek bişey çıkmamıştır. Benim açımdan belki de filmdeki en önemli çekimlerden birisi(son sahnedeki kargaları ve onların dizilişini göstren çekimi kendim saklıyorum bu arada) de kasabada yangın çıktıktan sonraki yapılan çekimdir ki genelde ''subjektif teknik''i kullanan hitchcock bu noktada objektif bir teknik kullanmış ve bu dikey-kuşbakışı yapılan çekimdir ki bir çok insan bunu ''kuşbakışaçısı''ndan yorumlamış''tır ama Hitchcock buna ''tanrının bakış açısı'' demiştir. bu da oldukça objektiftir ki bence bir felaketi yansıtmanın en iyi araçlarındana birisidir bu tip adlandırma. bu çekim de bir tepenin üzerinden yapılmış olmakla birlikte oldukça zor bir çekimdir. mamafih bazı sahnelerde hitchcock özellikle insan gözünün yanılma özelliğini kullanmış sahte kuşlarla gerçek kuşları bir arada çekerek, hepsinin canlı olduğu hissini uyandırmıştır bu sahne tippi hedren, rod taylor ve küçük kızın eve girerken ki sahnesinde iki farklı cimnastik aletlerindeki kuşlardır ki sol taraftakiler hiç hareket etmezken sağ taraftakiler oldukça hareketlidir. burada bildiğimiz kadarıyla sol taraf en azıdan sağduyuyu temsil etmiyor. kandırıkçı Hitch amca. salt bu kandırıkçılılıklıklıklık'(kabul pek bir beckettvari oldu)ını bu sahnede kullanmamış olup, evden çıkış shanesinde de seyircinin gene gözünü yanıltıp tiridine bandırmış, rod taylor kapıyı açar gibi yapmış ama gerçekleşen ise sadece projektörün karakterler üzerne yansıtılmasıdır. fakat bunu anlamak zordur. daha doğrusu zor değil imkansızdır. bu tip kandırıkçı çekimleri peter bogdanovich hitchcock'a sorduğunda onu yanıtı şöyledir:

    ''Bogdanovich:wasn't there something you said to me about there was, you know, 300 trick shot? what was that?

    Hitchcock :yes. there were 371 trick shots. ''

    En son shanede ise bu noktada Hitchcock zirveye uaşır diyebiliriz son sahnedeki çekim de hitchcock'un en zorlandığı çekimdir. çünkü ön planda görülen kuşları hem önplanın üç kısmında hem de onun üstündeki bölümlerde kullanmıştır. bu da onu oldukça zorlamıştır. görsellik açısından da bütün kargaların, kuşların, kanatlı yaratıkların-melekler hariç-dizildiği ve güneşin bulutların ardından nanik nanik yaptığı sahne muhtelşemdir. hayatımda gördüğüm en güzel kamera çekimlerinden biriis diyebilirim.(Tarkovski nin bazı filmlerini sinema tarihinden çıkarırsak)

    son sahnelere gelindiğinde özellikle kuşların melany'e odada saldırdığı sahnede ''fast editting'' denen bir sistem ile de bu sahne güzelce çekilmiş ve gerçekte olduğundan daha etkileyici şekilde aktarılmaya çalışılmıştır. bu sahnede kullanılan kuşlar gerçektir, kadın başrol oyuncusu tippi heidren'e daha öncesinde ise mekanik kuşlar kullanılacağı söylenmiş ama daha sonra gerçek bildirildiğinde bir dudağı yere birdudağı göğe inmek süretiyle gulyabaniler diyarına gidip gidip gelmiş gibi telaşa düşmüştür.. tabi bu tarz pshyco'da ise zirvesine ulaşmıştır, katilin ünlü öldürme sahnesi buna örnektir.

    filmi seyredenler görecektir ki son sahne aslında bu filme pek yakışmıyor daha doğrusu filmin konu bağlamında değerlendirildiğinde, beklenilen ile bekleyen pek aynı paralelde değil. ama film o noktada bana göre yarım bırakılmış gibi, çünkü senaryo da ve filmin karikatirüze edilmiş halinde senaryonun devamı var. aslında mükemmel ve imkansız çekimler yapılacakken, eminim ki Hitchcock bunu başarabilirdi, belki zaman açısından dolayı-çünü ay/lar sürüleceği tahmin edilmiş olmalı-insanları yeterince zora sokabilirdi. devamında düşünülen sahneler ise, kuşların telef ettiği bir şehir ve bunun devamında san fransisco ya doğru giden üç kişi var. daha doğrusu bu çekimler yapılsaydı,

    ''belki de tanrı ikinci kez bakacaktı'' ilk kez baktığı gibi..

    ama sonucunda bir kere bakması bile yetti..

    kaynaklar:

    collection edition, commentary on hithcock, the birds

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_Birds_%28film%29
    (calderon de la barca, 22.07.2007 06:06)
  6. hitchcock, filmin reklamını yapmak için "the birds is coming" sloganını kullanmış ve öğretmenlerden aldığı tepkiyle umduğu ilgiyi sağlamıştır. tippi hedren'i telefon kulübesine hapsettiği sahneyle de kafesteki kuşlara gönderme yapmıştır.

    http://www.imdb.com/title/tt0056869
    (ELeCTrO, 25.07.2007 23:38 ~ 23:39)
  7. yeniden çekilecek olan klasik.

    http://www.sabah.com.tr/h...467E8528D88182A88B0C.html
    (mykalkan, 20.10.2007 14:37)
  8. filmden çok ayrı yerde duran bir şarkı vardır aynı zamanda. peter hammill in 'fool's mate' albümünde yer alan. harika bir veda ve ayrılık şarkısıdır; ' kuşlar nereye uçacaklarını bimiyor dostlarım, aslında ben de' şeklinde nakaratlanan. dinlemeyiniz diye yazıldı bu entry, bir de de üstüne vedalaşmak çok zor geliyor çünkü. sözleri;

    Spring came far too early this year:
    May flowers blooming in February.
    Should I be sad for the months,
    or glad for the sky?
    The birds don't know which way to sing and, my friends,
    neither do I.
    Two days ago, a girl I truly thought I loved
    suddenly didn't seem to matter at all.
    Should I sing sad farewell to things
    I'm really glad I've left behind?
    The birds don't know which way to sing and, my friends,
    neither do I.
    In another day, heavy snow will lie upon the ground,
    and buds prematurely bloom shall fail;
    And every creature living now, then will
    surely die...
    The birds don't know which way to sing and, my friends,
    neither do I.
    The birds don't know if it's time yet to fly,
    and they don't know which way to go and, my friend,
    neither do I.
    Neither do I.
    Neither do I.
    Neither do I
    (ditty, 19.01.2008 23:44)
  9. turkce soz denemesinin notdolllab tarafindan yapildigi sarkidir.

    kuslar
    cok erken vardi bahar bu yil:
    mayis cicekleri subatta acti.
    aylara mi uzulmeli,
    yoksa goklere mi sevinmeli?
    kuslar bile ne sakiyacaklarini sasirdi, dostlar,
    ben nereden bileyim.
    iki gun once asik oldugum kiz,
    sanki tum ilgiyi birden kesti.
    gecmisteki guzelliklere huzunlu bir veda
    sarkisi mi okumali simdi?
    kuslar bile ne sakiyacaklarini sasirdi, dostlar,
    ben nereden bileyim.
    gun gelecek, kar ortusu kaplayacak buralari,
    ve erken cikan tomurcuklar yitecek
    su an yasayan tum canlilar
    o gun elbet olecek...
    kuslar bile ne sakiyacaklarini sasirdi, doslar,
    ben nerden bileyim.
    ucma vakti geldi mi, kuslar bile bilmiyor,
    ve ne yone ucacaklarini sasirdilar, dostum,
    ben nereden bileyim.
    ben nereden bleyim.
    ben nereden bileyim.
    ben nereden bileyim.
    (notdolllab, 20.01.2008 19:54)
  10. yeniden çevriminde başrol için naomi watts düşünülüyormuş.
    http://us.imdb.com/title/tt0884788
    (ELeCTrO, 30.01.2008 19:34)

© 2008 - uludağ sözlük

feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. yukarıda yazanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir.

» aina » preeklampsi » preteen deathfuck » aysun ozbek » baba sevgisizligi » reklama giren filmin geriden baslamasi » mad money » hasilat bilgisi » erkekleri anlamanin yollari » schattenfaust » dolores o riordan » titre oligarsi parti cephe geliyor » ceddin deden neslin baban » divx arsivi yapmak » 2008 cannes film festivali » limon cicegi kolonyasi » kenan evren e saygi gostermeyen yoz genclik » ne » hasretim sarhos » burak bora anadolu lisesi » rapidshare » degirmenler » tuna uzumcu » the darkness » paranin satin alamadiklari » bas gaza » 1887 » star wars the clone wars » mass destruction a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa