• türkiye hukuk sistemine dair çarpıcı bir gelişme daha. 2008 yılında istanbul'da yaşayan 14 yaşındaki ilkokul öğrencisi volkan kutlu arkadaşının dondurma ve simitini aldığı için ''nitekli yağmadan'' yargılandı ve 8 yıl sonra dava bitti ve volkan tam 13 yıl hapis yedi. şu an kendisi 22 yaşında ve cezaevinde.

    ilgili haber: http://www.milliyet.com.t...sini-alan-gundem-2191125/

    o değil hapise girdiği zaman diğer mahkumlara ne diyecek lan çocuk;

    - kaç sene yedin kardeş?
    - 13 abi
    - naptın? cinayet mi?
    - abi boşver.
    - söyle lan çekinme. artık biz bizeyiz.
    - abi ben arkadaşımın dondurmasını aldım
    - ne dedin lan sen?
    - 13 yıl verdiler.
    - bi salağımız eksikti anasını satim, geç lan şöyle
    - abi iteleme, simitini de aldım. iteleme abi, gevrekti, bol susamlıydı...
    kukla
    1 saat önce
    ... 23  :)  2  :( 
  • sabahattin ali'nin tek solukta okuduğum kitabı. boş verin ergenleri ve popüler kültürü. ben ki popüler kültürden fütursuzca nefret eden bir insanım. bu kitap çok başka.
    kubelik
    2 saat önce
    ... 7  :)   :( 
  • Günümüz kadınlarının sevgi ve ilgi kavramlarını yanlış anlamasından kaynaklanan bir durumdur. En aklı başında olan kadın bile bir gün; whatsappa resmimizi koy, beni annene anlat, bilgisayarda oyun oynama, erkek erkeğe gidip napacaksınız karı kız -aslı kadındır- mı keseceksiniz tarzında söylemlerle erkeği hayatından bezdirmektedir.

    Lakin; sevgili düzgün erkek hemcinslerim, kardeşlerim, ahbaplarım, sizi anlıyor ve size bir öneride bulunmak istiyorum. Olgun kadın. Evet olgun kadın. Yaşça sizden biraz büyük olan, mümkünse kendi parasını kazanıp hayatın gerçeklerini görmüş olan, sevgi ve ilginin an içinde olmasını değil de bir ömür boyu sürdürülebilir olmasını mantıklı bulan kadınlarla beraber olun. Onlar ki; düzgün denen erkeği bile adam ederler (:
  • Doğru bi tespittir.
    Sabahleyin açık zihinle güzel başlıklar acilmaktadir.
    hep böyle olması temenni edilip,başarıların devamı dilenir.
    diazepam
    4 saat önce
    ... 2  :)   :( 
  • hoşlandığı kişiyi anlatan kişiye sorulabilecek sorulardan bir tanesidir. ama tabii sakın sormayın.

    bir akrabam var. kucuklugumden beri cok samimiyizdir. her seyimi ve butun asklarimi rahatca anlatirim. asklarim diyorum cunku anlatacak sevgilim olmadi. ergenlik ve lise hayati gecti gitti. universiteye gecince de birine asik oldum haliyle. bu akrabama onun fotografini attim, kim bu dedi. dedim bu hoslandigim kisi iste bizim sinifta soyle biri falan. sonra bana error verdiren, dumurlara ugratan o soruyu sordu; platonik mi yine? o an soruya bakakaldim. son alti yilim film seridi gibi gecti gozumun onunden. bugune kadar hoslandigim hic kimseden karsilik alamamistim. karsilik alamayisim sadece hoslandigim donemde ayri ayri uzmustu beni. ama bu soru hepsinin uzuntusunu topladi birden verdi kalbime. kafamda deli sorular; sevilmeye deger degil miyim? cok mu cirkinim? hicbir zaman karsilik alamayacak miyim? insanlar aciyor mudur bana? yoksa guluyorlar midir? bu gercekten acimasiz bir soru, gorundugu kadar basit degil. ama tabi o beni uzmek icin sormadi. butun bunlar beynimde 3 saniyede oldu. sonra gulen ifadeler koyarak evet dedim. sonrasini hatirlamiyorum simdi. ama cok koymustu be sozluk.

    (bkz: bakın bu dramdır)

    (bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
  • Kadıköy, rıhtım. Avrupa yakasından gelmişiz, elinde iki tane sarı karanfil, öyle sevinçli ama öyle yenilmişim ki. Bunca zamandır bir çiçek dahi almayı düşünmediğim için o çingenenin bize 50 tl karşılığı sattığı iki üç dua ve iki sarı karanfili öyle bastırmış ki göğsüne, gözü gibi bakıyor adeta sanki es kaza düşse canı da o karanfillerle beraber düşecekmiş gibi. Yürüdük hoplaya zıplaya, herzamanki yerimize kurulup birer kahve söyledik, sigaralar hazır tabi. Gözlerinde evrenin tüm ışığı toplanıp irislerin sol üst köşelerine birikmişti. Yüzünde sarhoş misali çarpık bir gülümsemeyle beraber gözlerime bakıyordu, öylesine bakıyordu ki sanki ruhumun içine sızıyordu. Bir kaç on dakika daha hiç ses çıkmadı, sanki ne demek istediğimizi noktasına virgülüne kadar anlatabiliyorduk birbirimize. Eline dokundum yavaşça, bir kaç dakika daha öyle kaldıktan sonra hesabı ödeyip çıktık. O vapurdan her inişimde ellerimin boş olduğunu her hissettiğimde, kaburgalarım ciğerlerimi sıkıyor artık.
  • kesinlikle katıldığım önerme.

    insanları daha çok -asosyalleştirdiğine- inanıyorum.

    kafeye gidiyoruz, oturur oturmaz menüye bakmak yerine, check in yapıyoruz. ki bunu farkettikten sonra, swarm hesabımı sildim.

    başımıza bir olay geliyor, buna sevinmek yerine, twitter'a yazıyoruz. bunu farkettikten sonra, twitter hesabımı sildim.

    kitap okuyabileceğim boş zamanlarımda, facebook'da dolaşıyordum. bunu farkettikten sonra, facebook hesabımı sildim.

    yediğim yemekleri, -harika- olmayan, hoşuma giden fotoğrafları instagram'da paylaşıyordum. bunu farkettikten sonra, instagram hesabımı sildim.

    ee geriye ne kaldı derseniz? sadece whatsapp. şimdi size hayatımda ki değişiklikleri yazacağım biraz da.

    geçen gün farklı bir şehire gittim, normalde daha şehire girmeden check-in atar, havalı olduğumu düşünürdüm. bu sefer öyle olmadı, otobüs şehire girerken uzun uzun yola baktım. şehri inceledim. neler var, neler yok inanın tam anlamıyla görüyorsunuz. yeter ki telefondan başınızı kaldırın.

    ve swarm hesabımı sildikten sonra, aslında nerede çay içtiğimin, nerede yemek yediğimin bir öneminin kalmadığını farkettim. çünkü heryer güzelleşmeye başlamıştı. herkesin burger king'de attığı check-inler umrumda olmadığı için, yediğim 3 liralık tavuk dönerden bile keyif alıyorum artık.

    kısaca; bunu okuduktan sonra bir bakın hayatınıza. telefona bakmayın demiyorum, ama sosyal hayatınıza biraz çeki düzen verin. mümkünse, uygulamaları ve hesaplarınızı silin.
    e ror
    7 saat önce
    ... 3  :)   :( 
  • Bir dağın ardında yaşayan bir bilge varmış. Çiçeklerini her sabah sular, birkaç süt veren ineğini besler, hayatına devam edermiş... herkesin memnun olduğu biri olması nedeniyle, yılın verimsiz zamanlarında aşı kalmadığında, köydeki diğer insanlar yardım eder, öğün yemeğini getirirlermiş...

    Buralar öylesine güzelmiş ki; akla gelebilecek tüm meyveler yetişir, her mevsim farklı tatları, toprak anaya sipariş edenler olurmuş...

    Ancak bu dağın yalnızca görünen kısmıymış. Malûm; bir de diğer yönü var. Bilge, bir gece bir rüya görmüş, ter içinde uyanmış. Rüyasında, dağın diğer tarafında biten yüzlerce bitkiyi, her ağacın verdiği yüzlerce meyveyi görmüş... Ancak yaklaşık 70 yıldır kimsenin gitmediğini bildiği bir yamaca nasıl geçeceğini zira bunun çok zor olacağını düşünmek için zorlamış kendini. Olmamış... kafaya koymuş, sabah kimse uyanmadan, asasını da alıp dağın diğer yönüne geçecekmiş...

    Gün ışımaya başlamıș. bilge adam asasını da alıp yola koyulmuş, adımlarını bir süre korkarak atsa da, uzaklaştıkça kendine olan güveni artıyor ancak korku da olmuyor değilmiş... Gün doğumundan uzaklaştıkça gölgeler artıyor, soğuk başlıyor, rüzgâr daha sert esiyormuş. Bu vakitte olması gereken sıcaktan milyon kat soğuk olmaya başlamış... bilge, rüyasında gördüğü yerin böyle olacağını düşünememiş... ne umutlarla çıktığı yolu sona erdirmek için, yolu tamamen bitirmek için yürümeye devam etmiş... saatler geçmiş... kar öylesine bastırmış ki, ne bitki görünür olmuş, ne çayır... bilge yürümeye devam etmiş, ancak yaşadığı hayâl kırıklığı, kaldırabilir cinsten değilmiş...

    Uzaktan bir ucurum görmüş. Uçurumun ucuna dek gelmiş, son kez, buz gibi derin bir nefes alıp, merakına varmanın heyecanını bastıran hayâl kırıklığı ile kendini uçurumdan bırakmış.

    Bilmem... belki de anlatabilmişimdir.
    nihayet
    8 saat önce
    ... 3  :)   :( 
  • Yorulduğumuzu hissediyorum artık nerde nasıl ve neyle zaman geçirceğimizi bile şaşırdık ve en kötüsde yaşlandık. Saçmaladık ama bunu yapmaktan sıkılmadık ve yine yaptık. Bugün yaşananlara bakıyorum dünyaya bakıyorum ve üzülüyorum ciddi ciddi ama kalbim sızlayarak bir dengesizlik bir kibir savasi var. Dunyanin bir yerindeki cocuk toprak yerken dunyanin diger yerindeki cocuk obeziteyle ugrasiyor savas varken baris isteyen gruplar silah aliyor. Peki bu insanin kibiri ne zaman bitecek. Bitmeyecek insan kibirlidir seytan melekti fakat kibiri onu yedi bitirdi ve seytan yapti onu peki bizim olmamiz icin bir neden var mi zaten olmusuz peki ne bekliyoruz. Üfleyin ve bitsin her şey yoruldum.

    Not: yazımda bir ironi vardır şeytan cin kavramına takılmayın lütfen.
  • ''arada birlikte seks yapıyoruz niye sordunki?''

    şeklinde cevap verilmesi gerekir,sevgiliniz şaka yaptığınızı sanacak ve konuyu kapatacaktır.

    bırakın şaka sansın.