1. ic sesiyle sevisen adam

    yanlış anlamasın da, işin bokunu çıkaran yazar. artık modası geçti arkadaşım, defalarca yapıldı ve tutmuyor artık. hem nickin de uygun değil.

    (bkz: başkasının adına utanmak)

kurtuluş savaşı nın haddinden fazla abartılması
ilgi orospusu olmak isteyen yazar beyanı.

yahu hadi her şeyi geçtim sana savaş gördün mü diye bile sormayacağım. hiç paintball oynadın mı? evet evet bildiğimiz paintball. git 1 saat boyunca götünden nasıl ter akıyor vurulmamak kendi bölgeni teslim etmemek için nasıl yoruluyorsun bir öğren gör. o zaman anlarsın senin "hepi topu 3 4 sene sürmüş " diyerek aşağıladığın değersizleştirdiğin şeyin ne kadar kutsal ve yorucu olduğunu.
yağmur yağıyor diye mutlu olan tip
ne zaman yağmur yağsa suratında ufak bir tebessüm oluşan tiptir. yağmuru , yağmurun sesini , yağmurda yürüyüş yapmayı severler. hatta bu tipler hava ne kadar kötü olursa olsun , yanlarında şemsiye taşımazlar. yağmur bitince inceden sızlar kalpleri. ama sonra akıllarına toprak kokusu gelir. kişi yağmurdan hemen sonra ortaya çıkan o muazzam kokuyu akciğerleri ile buluştururken , bu koku , "dünyanın kendini ifade etme şekli olmalı" diye düşünmekten alamaz kendini.
evet efendim , bende bu tiplerden biriyim.
ezanlar susmasın diye şehid olan ecdadın torunu
Götü başı dağıtmıştır. Kıçı kırık iki kezbana havalı görüneyim diye ateist olmuş.

Edit: Şehid değil şehit diye ayar vermeye çalışan sefil ergen, sen zaten bu kelimeyi arapçadan almışsın ve arapçada şehit değil şehid'dir.
insanların en çok söylediği yalanlar
insanlar zaten sürekli yalan söyler ama burada en çok söylenilen yalanları konuşacağız. hadi bakalım..

- ben de şimdi seni arayacaktım!
- şimdi sana geliyordum!
- abii beş dakka önce burdaydı!
- şu anda müdürüm toplantıda!
- bize gelişi o fiyat abi
- tüh ya bir arkadaşa söz verdim
- öyle demek istemedim
- toplantıdayım
- şarjım bitmişti
- verse sikmem
- sensiz yaşayamam
- sen iyi bir insansın sorun bende
- her şeyimsin
- seni unutamam
- inan zamanım yok
- dönücem ben sana
- artık umrumda değil
- seni çok iyi anlıyorum
- kullanıcı şartlarını okudum ve kabul ediyorum
- onun da sana selamı var
- kitap o kadar güzel ki bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum
- ya, telefon listem silindi
- iyiyim( en çok kullanılan yalandır)
- bir daha yapmayacağım bu son
- seni özledim
- yüzüne de söylerim
- aç değilim,biraz önce yedim
- valla indirim vardı, bi görsen inanamazsın
- bende
- yok ben sigara kullanmıyorum
- hafta sonu çalışırım
- çok çalışıyorum ama olmuyor
- yok ya neden üzüleyim
- ders çalışıyorum
- yok bir şey
- seni asla bırakmayacağım, biz hiç ayrılmayacağız
- tam ben de seni arıyordum
- ben osurmadım
- neyse dönüşte uğrarız
- güzellik görecelidir( bununla ilgili bi karikatür var
http://s1135.photobucket....idir_zps785a27bb.png.html )
- beni kimse üzemez
- benimde bi binişlik kaldı(ego kartı)
ahmet kaya
iki damla gözyaşımla

satıldım pazarlarda

kırdılar yüreğimi

kırdılar azarlarla

sürgünlere yolladılar

sabah dörtte yağmurlarla

ben yandım siz yanmayın

allah aşkına.

bu kadar derin, samimi sözleri başka kimse yazamazdı.

yüreğine sağlık.
kezban kelimesini türkçeye kazandıran kişi
yemin ediyorum benim.

2008-2010 arası anlamsız kız davranışlarını sosyal medya da kezbanlık olarak yorumlamıştım.

ancak bunu yaparken şu anda yapıldığı gibi köylü muamelesi yapmak için değil, hülya koçyiğit in kezban pariste adlı filmindeki hareketleri gözümün önüne geldiği için bu benzetmeyi yapardım. tabi "bendim" iddiasını kimse kabul etmeyecek, ama gerçekten bendim.
kadınların cinsel ilişkiden daha fazla zevk alması
zamanında bir fıkra ile erkekleri inandıran bir şeydir.hatta fıkrayı da anlatayım.
Baba ve çocuk cinsellik hakkında konuşmaktadırlar;
ç: ''Baba, sevişmek neden eğlencelidir?''
b: ''Sevişmek sana aynı, parmağınla burnunu karıştırmak gibi bir duygu verir, bu yüzden çok zevklidir''.
Ç: ''Peki kadınlar neden erkeklerden daha çok zevk alırlar?''
B: ''Burnunu karıştırdığında burnun parmağından daha rahattır, değil mi?''
C: ''Kadınlar neden tecavüze uğramaktan bu derece nefret ederler?''
B: ''Tecavüze uğramak, yolda yürürken birinin gelip burnunu karıştırması gibidir. Bu hoşuna gider miydi?''
Ç: ''Hmm.. Kadınlar neden adet günlerinde seks yapmazlar?''
B: ''Burnun kanarken karıştırır mısın? Onun gibi bir şey''.
Ç: ''Erkekler neden sevişirken prezervatif takmaktan hoşlanmazlar?''
B: ''Elinde eldiven varken burnunu karıştırmaktan zevk alır mısın oğlum?''
Ne kadar gerçek ne kadar doğru bilemeyiz.inanıyoz.Ne yapalım.
insanın büyüdüğünü anladığı an
bu başlığı okuyunca ben de herkes gibi yaşadığım bir büyüme anımı yazacaktım.
biraz düşününce geride bıraktıgım ve yaşadığım sürece karşıma çıkacak olan birçok büyüme anlarım olacağının farkına vardım.

oysaki biz toplum içerisinde yaşıyorduk, ailemiz ve çevremiz bize büyüdüğümüzü hep söylemişti. aslında büyüdüğümüz anları
sessiz sessiz içimizde yaşadık. belki de büyüdüğümüzü doğal akışına bırakıp, sorumluluklarımızı sonraki yaşlara ertelemiştik.
belki de büyüdüğümüzü anladıgımız an yaşamayı beceremeyeceğimizden korktuk. insanın büyüdüğünü anladığı an; bir büyüme
evresinde kafasına ''dank!'' eden hayatın gerçekleriyle karşılaşması sonucu yaşanan bir duygu durumudur. genellikle de hüzünlü
bir duygudur. bu duyguyu yaşadığımız an; sığındığınız limandan ayrılıp yeni ufuklara yelken açmak zorundasınızdır artık.
çünkü büyüdüğünüzü anladığınız an; beklentilerimizin, özlemlerimizin, mutluluk ya da mutsuzluklarımızın da büyüdüğü anlardır.
kendimizi tanıma, yaşadıklarımızı ve hayatı anlamlandırabilme anlarımızdır.

ailemizin, çevremizin ve toplumun da bizden beklentilerinin arttığı anlardır. bunları anladığımız an, sadece kendimiz için değil,
başkaları için de büyüdüğümüzü de fark ederiz.

insan büyüdüğünü hangi yaşta, nasıl anlarsa anlasın, anladıgı şeylerin yükünü taşıyacaktır; bir anla da sınırlı kalmayacaktır.
o anlar, hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten kaçamayacagımız anlardır.

bugün akşamüstü mahallede neşe içinde top oynayan çocukların arasından geçtim. bana ''abi'' dediler. fakat az ileride babasıyla
birlikte çöpten karton toplayan aynı yaşta bir çocuk gördüm.

o çocuk, neden büyüdüğünü anlamış gözlerle bakıyordu?
ermenistan
halkına güldüğüm ülke.

eksilemeden önce bir okuyun, sonra ne yaparsanız yapın.

ara sıra facebook, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ermeniler tarafından paylaşılan gönderileri görüyorum. bunlara ek olarak ermeni ünlüler de az önce söyleyeceğim türden paylaşım yapıyorlar.

şimdi. adam sözde 'büyük ermenistan' haritasını atıp altına "bir sabah uyandığınızda ermenistan'ı bu şekilde göreceksiniz." demiş. bu sadece gördüğüm birçok gönderiden bir örnek. buna ilaven ermeni ordusunun fotoğrafları paylaşılıp "türklerin canını okuyacağız." şeklinde paylaşımlar da yapılmış.

söyleyeceğim sözleri her ne kadar bu paylaşımı yapan ermeniler göremeyecek olsalar da buraya içimi dökmek istiyorum. yav kardeşim, sen 3 milyon nüfuslu bir ülkesin. senin dünyadaki nüfusun kürt nüfusunun yarısı kadar. toplasan 60-65 bin askerin var orduda. hadi savaş çıksa 1 milyon kişilik tecrübesiz bir ordu oluşturdun diyelim. sen bu orduyla nasıl o hayalini kurduğun devleti kurabileceğini sanıyorsun? yahudilerin bile günümüzde unuttuğu, onaylanmış soykırımı sen 100 yıl olmasına ve elinde herhangi kesin bir belge olmamasına rağmen, bir dünya devletiyle neden bu kadar fazla uğraşıyorsun? ulan senin soyunu sopunu seveyim ben. uluslararası mahkemeye çıkmayı reddeden biz miydik? her yıl amerika'nın, rusya'nın ve fransa'nın götünü yalayıp, 24 nisanlarda kesin bir kanıtı bile olmayan bir sözde soykırımı bizim aleyhimize kullanarak neyi amaçladığını anlamıyorum bu ülkenin. vatandaşı desen psikolojik sorunları olan kişiler gibi bizi takıntı haline getirmiş, ülkesi desen orospu olmuş, soykırım kabul ettirmek için dini nedenleri kullanan bir ülke haline gelmiş artık.

merak ediyorum acaba bize küfreden ermeniler gidip ordu büyüklüğümüzü, savaşlarımızı falan araştırmış mı gerçekten merak ediyorum.
türk doktorları
allah var ya bunların eline düşürmesin önce güzel bir dilekle başlayım.

yüzde 90 ı şerefsiz, paragözden ötesi değil. ölseniz umurlarında olmaz. aile hekimine gidersiniz suratınıza bakmaz yüzünü bilgisayardan kaldırmadan hemen ilaç yazar.

devlet hastanesine gidersiniz şikayetinizi anlatırsınız çok kötüyüm dersiniz bişeyin yok der geri yollar ardından ağır zatürre geçirdiğiniz ortaya çıkar.

bişey sorarsınız mıymıy cevaplar bazen de cevaplamaz hastalığınızı anlatmaz.

özele gidersiniz bu götverenler parayı verdiğiniz için etrafınızda dört dönerler niye çünkü parayı verdiniz !!!

allah sizi ıslah etsin diyeceğim de etmez amk salakları.