• 3 gündür kalbimde bir ağrı var. Büyük Tansiyonum 13.5 ve 15.0 arasında değişiyor. Küçük tansiyonum 80 civarında. Nabız 90.

    Başım felaket ağrıyor. boynumdan vuruyor beni o ağrı. Kulağım çınlıyor. Ailede genetiksel olarak kalp rahatsızlığı var. Evdekilere bir şey söylemedim henüz. Bayram öncesi telaşlanmasınlar diye. Ama hic iyi hissetmiyorum. P.tesi doktora gidicem boyle devam ederse.

    Olur da bu son entryim olursa ben hakkımı helal ettim siz de edin.
  • 10. sınıftaydım, yuvanın saçma kuralları yüzünden sürekli okul değiştirmek zorunda kalıyordum, en sonunda bir kız meslek lisesine kaydım yaptırıldı. ilk hafta hiçbir sorun yoktu, ama ikinci hafta yuvada çıkan isyanlar yüzünden yurt servisi beni okula götürüp getirmeye başladı. Başlarda farkedilmiyordu ama en iğrenç en havalı kız tarafından yurtta kaldığım farkedildi ve ben çok kötü dışlanmaya başladım.

    Bölüm seçimi yapıldıktan sonra o kızın en yakın arkadaşıyla aynı sınıfa düşmem en kötü şanssızlıgım oldu. Yeni bir ayakkabı veyahut mont giydiğim zaman, "sömür bakalım devleti sömür" falan gibisinden sınıfta bağıra bağıra dalga geçiyordu.
    Daha sonra benimle yakın olan kızları doldurmaya başladı, "kızlar belalı bir tip başınıza bela olur uzak durun" diye. Her gün yurda ağlayarak dönüyordum, her sabah " ben okula gitmiycem" diye ağlıyordum, tüm yurdu o saatte uyandırdıgım için kızlar tarafından linç edilerek okula gidiyordum.

    Bir gün veli toplantı kağıtları dağıtılıyordu, bu kızın yakın arkadaşı "sana da veriyim mi kız annesiz" dedi. O kadar çok birikmiştim ki, "kızım seni öldürürüm" diye bağırdım, ( lütfen çirkef olduğumu falan düşünmeyin, empati kurun) deyip saçına yapıştım, dizime falan vurduktan sonrasını hatırlamıyorum, ilk nöbetimi o zaman geçirdim.

    Okuldakiler artık her şeyi öğrendi, arkadaşlarımın annesinin " o kızdan uzak dur" dediği de öğrenmiştim. Günlerim çok zor geçiyordu. Bir gün dil anlatım öğretmenimiz beni yanına çağırdı, "annenle konuşmak istiyorum çağırır mısın yarın okula" dedi.
    Ben de "annem yok hocam uzmanım gelse olur mu" dedim. O an anlamadım falan dedi ama baya afalladı neyse diyip gitti.

    Ertesi gün yanına çağırdı, "sen ------ yurdunda mı kalıyorsun" dedi. Onayladım. "Orası cehennem gibi, her gün haberlere çıkıyor, kızım orda kalamazsın sen." dedi. "Hocam yapabileceğim bir şey yok ailesi olmayanlar orda kalıyor" dedim. Baya hayıflandı ve tam 1 ay sonra çok güzel bir yuvaya yerleştim. O hoca sayesinde.

    3 sene boyunca bana o kadın destek oldu, ve okulumdan ikincilikle mezun oldum.
    sayesinde.

    Bazı sosyal faaliyetlerde okula birincilik kupası getirdim.
    sayesinde.

    Bazı öğretmenler iyi ki var.
  • Okulun ilk günü ilk dersin sonralarına doğru öğretmene;

    R: riçi
    Ö: öğretmen

    R: örtmenim ben çok sıkıldım ne zaman çizgi film izlicez?

    Ö: evladım çizgi filmi evde izlicez burada bir şeyler öğreneceksiniz.

    R: ama ben herşeyi biliyorum bilmediğim bir şey olursa babama sorarım o söyler bana. Oyun da oynatmıyorsunuz geçen sene hep oynatıyordu örtmenimiz bize.

    Ö: güzel çocuğum orası anasınıfıydı burası ilkokul artık okuma yazma öğreneceksiniz.

    R: zaten televizyonda yok babama söylicem sınıfa televizyon alsın.

    Ö: tövbe estağfurullahhhh. Sınıfta televizyon olmaz evladım. Eve gidince izlersin. Neyse Evet çocuklar nerede kalmıştık? *

    Not: tüm öğretmenlerin ellerinden öpüyorum. Aldıkları maaşları, yaptıkları tatilleri fazlasıyla hak ediyorlar.
  • oteli yakanların içinde şu an hükümet partisi içinde yıllarca siyaset yapmış insanlar var...
    reisiniz muhsin var...

    genç-yaşlı, onlarca sanatçının yakılarak öldürüldüğü madımak oteli...
    bizler unutmadık...

    asaf kocak ( 35)
    asim bezirci (66)
    ahmet özyurt (21)
    belkiz cakir (18)
    edibe sulari (40)
    erdal ayranci (35)
    carina cuanna(23)
    gülsün karababa ( 25)-
    huriye özkan (22)
    yesim özkan (20)
    memekse kaya (17)
    koray kaya (12)
    muhlis akarsu (45)
    muhibe akarsu (35)
    özlem sahin (17)
    nurcan sahin (18)
    murat gündüz (22)
    sait metin (23)
    sehergül ates (30)
    ugur kaynar (37)
    serpil canik (19)
    inci türk (22)
    behcet aysan ( 44)
    handan metin (20)
    hasret gültekin (26)
    muammer cicek (26)
    mehmet atay (25)
    nesimi cimen (62)
    gülendar akca (25)
    metin altiok (52) kendini şiire adamıştı.
    yasemin(17) - asuman sivri(16)
    murat günes (22)
    ahmet öztürk ( 21)
    kenan yilmaz (21)
    ahmet alan (22)
    serkan dogan (19)

    Adını söylesem dilim takılır
    Sanki yüreğime bir şey çakılır
    Orda semah dönen nara yakılır
    Kızılırmak boylarında bir şehir

    Güvercinler gide baykuşlar öte
    Ne kışın azala ne çilen bite
    Hafik’ten bu yana Banaz’dan öte
    Kızılırmak boylarında bir şehir

    Can alıcı kuşlar oraya doldu
    Güneş utancından sararıp soldu
    Otuz yedi gülü dalından yoldu
    Kızılırmak boylarında bir şehir

    Güvercinler gide baykuşlar öte
    Ne kışın azala ne çilen bite
    Hafik’ten bu yana Banaz’dan öte
    Kızılırmak boylarında bir şehir

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1104668/+
  • 23 yaşındayım ama yaşlandım galiba;
    Bi sefer Bütün aile Göksu şelalesine gitmiştik. Ben aşağı bakmak için adım attıkça Annem ürperiyor. Dikkat et diyordu. "niye bu kadar korkuyorsun yüksekten" dedim. Bana "bebekken yılan boğabilirsin, çocukken solucana böceğe dokunabilirsin, gençken çok yükseğe çıkabilir çok hız gidebilirsin. Ama büyüdükçe sen de korkacaksın, çevrendekilerin zarar görmesinden, kendin zarar görüp çevrendekileri kaybetmekten korkacaksın. korktukça daha çabuk yaşlanacaksın" dedi.
    Artık ağaca çıkarken korkuyorum, balkondan bakarken demirlere daha sıkı tutunuyorum, arabaya biner binmez emniyet kemeri takıyorum. Eskiden aksiyon olsun diye yaptığım şeyler beni artık tedirgin ediyor.
    korkularım çoğalıyor diye yaşlanıyorum, yaşlanmaktan da ayrı korkuyorum. Annemi babamı babaannemi sevgilimi yanımda istiyorum, Daha fazla büyümek istemiyorum sözlük.
  • Ve öyle bir dilde indiriyorsun ki bazı ayetlerin dünya üzerindeki herhangi başka bir dile bire bir çevirisi olamıyor, böylece bilimum yanlış anlaşılma ve yanlış yorumlanmaya açık kapı bırakmış oluyorsun.
    "Şüphesiz ki allah doğru da söylüyor."
    Tabi yani ben bi kitap yazsam ayetin sonuna zaten "Şüphesiz ki bunları hepsi yalan dolan boşa okudunuz siktirin edin" yazardım.
  • ımmm mermerdeki çatlakların birbiriyle olan uyumuna bakılırsa işçi sınıfının yoğun olduğu bi apartuman. giriş ve çıkış saatleri belli olan işlerde, her gün tekrar eden bi güncel süreç var orada. haliyle iş yerleri evlere yakın... o halde ekonomik açıdan orta, orta üst seviye bi şehir. mermerler arasındaki dolgu malzemesi azalmış. eski bi apartuman anlaşılan. aynı zamanda kırık bi mermer parçası da atılmamış, kırılan bölgeye geri yerleştirilmiş. buna rağmen orada duruyor. demek ki apartumanda yaşayanlar orada kiracı değil. o halde apartuman görevlisi de uzun zamandır orada ve aidiyet geliştirmiş çalıştığı yere. apartuman görevlisi aidiyet geliştirmişse çalıştığı apartumana o halde o apartumanın bulunduğu şehirde insanlar mutlu. mermerdeki yıpranma payı da dikkate alınırsa muhtemelen sen izmirli bi kızsın.

    allah kurtarsın kardeş.

    (apartman değil, apartuman.)
  • yaşadığın hayatta üzülebileceğin bir şey bile yok. ağlayıp rahatlayabileceğin, içini boşaltabileceğin. sadece iğrenç bir durgunluk. araf benzetmelerindeki çöl gibi, ama soğuk. sadece sıradan günlerde gidip geliyorsun yollarda. amaçsız, uyuşuk. düşünmüyorsun. düşünecek bir şeyin yok. yalnız başınasın. konuşmuyorsun. en fazla sigara içiyor ve devam ediyorsun. bir gün daha geçiyor sen sokaklardayken. bekliyor. bekliyorsun. yeni hayatın heyecanlı, mutlu günlerini. umutsuzca.

    arada bazı insanlar giriyor kareye. hep kısır döngü. yazasın bile gelmiyor. kaybettin işte bazı şeyleri. bir yerlerde bir sınırı geçtin ve artık geri dönemiyorsun. hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, biliyorsun. hevesin de kaçtı zaten yaşamaya. günler geçiyor sadece. sen bekliyorsun. öyle bir boşvermişlik ki sadece gün sayıyorsun. kendini yazmaya da zaten cesaretin yok.

    çamur gibi oldun işte, ne renk olduğu belirsiz. içinde ne olduğu, ne karıştığı belirsiz. kahverengi gibi duruyor uzaktan. insanlar üstüne basıp geçiyor. bazen ayakkabılarına bulaşma diye üstünden atlıyorlar.
    gerçekten yoruldun, halin yok. ne güzel hayaller kurmaya, ne çamurdan şekiller yaratmaya. pis sokaklarda yerlerde sürünüyorsun sadece. kimse de gelip toplamasın artık, istemiyorsun.

    iğrenç hayatlar, iğrenç insanlar. bir yerlerde kaldın, lanet olsun. eskiden en azından bir güzelliği vardı her şeyin. böyle yazınca hatırladın. kötü de olsa yaşadıklarını yazar, okur keyif alırdın bir yerde. şimdi hepsi boktan geliyor. nefret ediyorsun kendinden. herkesten. eskiden her şeyini saklardın. en ufak düşüncelerini, senin için değerli olanları. çok zor paylaşırdın insanlarla. şimdi her şeyin ortada. yaşananlar ortada, hissedilenler ortada. dağınıklığın sadece kendi içinde bile değil, toparlayamıyorsun. herkese, her şeye bulaştırdın. şimdi uzaktan bak öyle.

    neyse, sen yabancı değilsin. anlarsın. senin için üzülüyorum… ''kendimi tanıdım''... çok kuru olacak ama bu da senden sonra ağzıma yapışmış bir söz, kendine iyi bak.
  • ve bir vatandaş osmangazi köprüsü'ndeki ilk kazayı yaparak tarihe adını altın harflerle yazdırmayı başardı.

    OsmanGazi Köprüsü’nü merak eden 22 yaşındaki Murat G., 09 FE 871 plakalı otomobiliyle Yalova yönünden gelip köprüyü geçtikten sonra çıkışlara karar veremeyince yol ayrımındaki bariyerlere çarptı.

    Kazadan ufak sıyrıklarla kurtulan Murat G., olayın şokunu üzerinden attıktan sonra cep telefonu ile aradığı ailesine ve yakınlarına haber verdi. Hasar gören otomobil, Karayolları Müdürlüğü’ne ait çekiciyle yoldan kaldırıldı.

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1104351/+

    http://www.sozcu.com.tr/2...kisinda-ilk-kaza-1299798/

    istersen altından yollar yap, bir ülkede sürücüler cahilse, birbirine yol vermiyorsa trafik terörü başımızdan eksik olmaz.
  • insanı evlilikten soğutan programlar kesinlikle. Katılan kişilere bakıyorum, bir tane normal insan yok. Loca diye bir yer var, adaylar orda bekliyor mesela, onu zaten hiç çözemiyorum. Amele pazarında bekleyen ameleler gibi bekliyorlar birilerini, gelsin de onu seçsin falan. Bir de programdan elenince üzülüyorlar, meğer locadaki birbirlerinden hoşlananlar oluyormuş. E çıkın dışarda konuşun o zaman hoşlanıyorsanız birbirinizden. illa ki kameralar önünde mi hoşlanacaksınız?