beyaz gemi 


kapat
  1. murat çelik'in solo albümü (bkz: su dü$leri)'nin ba$langıcındaki melodisiyle bitiren parçası.
    sonra bir hatun ki$i geliyor vokale. kar$ılıklı susar gibi konu$uyorlar murat'la. süper.

    ben gecenden geçen bir beyaz geminin
    eskimiş hüzün sesiyim
    düşün ki ben yolcumla eskiyorsam eğer
    neyi anlatır sana rengim?
    sana gönderdiğim dalgalarımın sesi
    hangi yanına vurur içinin?
    yaşam karşı durmaksa yaşanan yalanlara
    ben nasıl gecenden geçeyim?

    söyle, ben hangi rengimi seçeyim?
    söyle, ben hangi bekleyişin nedeniyim?
    #858661 (ceviz agaci, 14.11.2006 18:09)
  2. cengiz aytmatov un kaleme aldığı romandır. soguk savas yıllarında kaybolan nice adsız oglanlardan birinin dramını anlatmaktadır. geleneginden ve köklerinden kopartılmış nesilleri temsil eden adsız oğlanın trajedisini anlatan bir romandır. başlıca kahramanları: cocuk, ortazkul, bekey hala, seydahmed, gülcemal, nine, kulubeg, ...
    #914836 (ultraslangokhan, 26.11.2006 23:49 ~ 26.01.2008 02:59)
  3. cengiz amcamın her kelimesini özene bezene seçerek yazdığı , yaptığı tasvirlerle insanı boğmayan aksine o mekandaymış hissi veren güzel eseri olup 100 temel eser listemizde bulunmaktadır.
    #1967710 (sayincevizkabugu, 19.07.2007 17:33)
  4. cengiz aytmatov un yazdığı kahramanının okula yeni başlayan bir çocuk olduğu roman.ana karakterimiz küçük ve her çocuk gibi saftır.bu romanın özellikle sonu çok güzel hazırlanmış , amacına ve verdiği mesaja uygun olarak tam bitmesi gereken yerde bitmiştir.
    #2148354 (valentine, 17.08.2007 13:04)
  5. cengiz aytmotav'un sonu muhteşem olan romanı..
    (bkz: ağlıyorum)
    #2148417 (vi0La, 17.08.2007 13:20)
  6. cengiz aytmatov'un harika eseri. romanda olaylar belli bir sıra dahilinde anlatılmamıs,atlamalar yapılmıstır. buna rağmen okuyucu olaylar arası bağlantı kurumakta zorlanmamaktadır. kitaptaki olaylar genelde bir-iki kişi arasında yasanmıs küçük olaylardır.olayların tasviri cok iyi olduğu için okuyucu olayları kolayca hayal edebilmektedir.
    #2813119 (superisi, 09.01.2008 17:13)
  7. cengiz aytmatov un şaheseri. lise yıllarında zorla okutulan en güzel kitaplardan olmasına rağmen bir takım dallamalar çıkıp "lan ne biçim kitap lan bu " derler ya işte o an.....
    #2813149 (master of puppets, 09.01.2008 17:18)
  8. cengiz aytmatov'un okuyanı mutlaka etkileyen hüzün dolu romanı. bir çocuğun gözünden kaybolan değerlerin, insanlığın nasıl da yitip gittiğinin hikâyesi. okunması gereken kitaplardan.
    #3097370 (el cordobeslerin yedincisi, 05.03.2008 14:58)
  9. an itibarıyla okunan kitaptır...
    #3130088 (crazyhodja, 12.03.2008 22:36)
  10. spoiler
    ---------------
    Aytmatov bu romanıyla edebiyat aleminde geniş yankı uyandırmış, eseri çok tartışılmıştır. Önce Rusça yazılan roman Kırgızca ya sonradan tercüme edilir. Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarında Isık-Göl kıyısında dedesi, ninesi, teyzesi ve onun kocasıyla birlikte yaşayan bir çocuktur. Babası ve annesi tarafından terk edilen torununa sahip çıkan Mümin dede, sonradan evlendiği karısı ve torunuyla birlikte bu tenha göl kenarında, ormanın bakım işleri ile uğraşan ve partiden olan damadı Orozkula yardım etmektedir. Orozkulun karısı, çocuğun teyzesi Bekey kısır olduğu için çocuk sahibi olamayan bir kadındır. Orozkul evlat sahibi olamamanın hıncını bu zavallı ihtiyar ve onun çocuğu olmayan kızından çıkarmaktadır.

    Çok geniş bir hayal dünyasına sahip olan çocuk, dürbünüyle hergün gölde yük ve yolcu taşıyan bir gemiyi izler. Gemilerde tayfalık yapan babasının da bu gemide çalıştığını düşünerek, balık olup bu gemiye ulaşmayı, babasına zavallı dedesini, zalim Orozkulu, yaşadıklarını hayallerini anlatmayı düşler. Dedesinin yanından hiç ayrılmayan çocuk, onun anlattığı masaları dinlerken adeta yaşıyormuşçasına onlardan etkilenir. Bu masallardan biri Boynuzlu Maral Ana destanıdır.

    Eski zamanlarda Yenisey ırmağı boyunca kabileler arasında savaşlar olur, zaferler ve yenilgiler yaşanırmış. Fakat kabilelerin büyüklerinden biri öldüğü zaman büyüklerine yas tutan kabileye saldırılmazmış. Bir gün Kırgızların lideri öldüğünde ona geleneklerine göre büyük bir cenaze töreni düzenlemişler. Herkes cenazeye layıkıyla bir tören yapılması için uğraşırken, onları silahsız yakalayan bir düşman kabilesi , bir kişiyi bile sağ kalmayacak şekilde kılıçtan geçirmiş. Yalnız bu mezalimden, o baskından biraz önce oynamak için ormana giden bir kız, bir de oğlan çocuğu kurtulmuş. Çocuklar onların düşmanları olduğunu bilmeden, o sırada uzaklaşan toz bulutunun ardına düşmüşler. Çok uzaklarda bir dağın yamacında bir şölen verildiğini görüp oraya gitmişler, bu şölen yeni topraklar kazanan düşmanlarının zaferlerini kutladıkları bir şölenmiş. Oraya gidince kabilenin lideri, bu iki çocuğun Kırgız aşiretinden olduklarını anlayıp, onları bir uçurumdan atması için bir kadına vermiş. Böyle bir şeye kadının da gönlü razı olmuyormuş ama, o yapmazsa bir başkası çocukları feci bir şekilde öldürebilirmiş. Onları uzaklarda bir uçurum kenarında aşağıya atacakken, büyük boynuzlu bir maral belirmiş. Kadına yavrularının insanlar tarafından öldürüldüğünü, o yüzden o çocukları istediğini, onları yavruları gibi büyüteceğini söylemiş. Çocukları alıp güneylere Isık-Göl kıyılarına gelmiş. O iki çocuk büyümüş, Kırgızlar onların soyundan yeniden türemiş. Ve bu insanlar Boynuzlu Maral Ananın çocuklarına hep saygı duymuş, onları avlamamışlar. Ta ki, yıllar sonra dosta düşmana ne kadar zengin olduklarını göstermek için, ölen babalarına yaptıkları görkemli bir cenaze töreninde, oğulları onun öte dünyada Boynuzlu Maral Ananın soyundan olduğunun anlaşılması için, mezarının başına büyük bir maral boynuzu dikmeyi düşünene kadar... Bundan sonra ölenlerine saygı ifadesi olarak, mezar başlarına maral boynuzu dikmeye başlamışlar. Boynuzlu Maral Ana bu insanlara küsmüş, kalan yavrularını alıp oraya veda ederken, bir da ha geri dönmeyeceğini söylemiş.

    Bir gün dede sevinçle çocuğa maralların geldiklerini, onları ormanda gördüğünü söyler. Çocuğun sevincinin tarifi yoktur. Ancak maralların geldiğini bilen yalnız dede ve torunu değildir. Bir gün Orozkul bu marallardan birini avlayıp misafirlerine ikram etmek ister. Tüfek Orozkula muhtaç olan Mümin dedenin eline verilir ve maral ona vurdurulur. Çocuk bütün bunlar olup biterken evde hasta yatmaktadır. Dışarı çıktığında insanların sevinçle et paylaştıklarını görür. O gün ilk defa dedesinin içki içtiğine şahit olur. Etrafa bakınırken öldürülen maralın boynuzunu görünce, üzüntüsünden ne yapacağını bilemez. Birden içinde bir balık olup babasına gitme isteği doğar. Yakınlardaki çaya koşan çocuk, kendini azgın sulara bırakır.

    Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum.

    Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşmadığı her şeyi reddettin. işte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedidir. işte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: insandaki çocuk vicdanı tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerde beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve sorumluluk denen şey de var olacaktır...

    Sana senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum. Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim.

    spoiler
    -------------------

    kaynak: alıntıdır.
    #3524417 (sex files, 11.06.2008 15:11 ~ 15:14)
  11. tabiat varlıklarına yüklediği orjinal anlamlar ile bana özellikle bulut u, şıralçı otunu sevdiren cengiz aytmatov eseri.
    #3712456 (siham i kaza, 24.07.2008 12:31)
  12. "yaşam: karşı durmaksa yaşanan yalanlara" *

    böyle romanların olması, yani bazen bazı şeylerin mutsuz sonla bitmesi bana tarifi imkanız bir his bırakıyor. sevinmiyorum tabi ki ama bir şekilde tamamen bovarist bir tutumla kendimi özleştirdiğim isimsiz çocuğun ölmesi, dolayısıyla romanda benim de ölmem içime tuhaf bir huzur bırakıyor. çünkü dedesinin maral anayı parçalamak zorunda kalışına tanık olmuş bir çocuk ve sarhoş adamların bütün bir hikaye ile alay etmelerine tahammül edemezdik ikimizde. belki ben o çocuktan daha talihsiz olarak öykünün bütün ayrntılarını öğrendim. bu sebeple daha üzgün, beyaz gemiye ulaşmaya daha hevesliyim. bütün hayal kırıklığım, başımı ellerimin arasına alıp anlamsızca homurdanmam hep bu sebepten.

    keşke bir okuma deneyi yapsalar. kitap okuyan insanları 7/24 gözlemleseler ve bütün reaksiyonları yazsalar. ilk kitap beyaz gemi sonra da martı olsa. sonra don kişot. o da romanın sonunda ölür ya. soylu şovalyem.

    hepimiz o isimsiz çocuk gibi bir kayıp hikaye etrafında inanarak yaşamaya çalışıyoruz. dedelerimizse en büyük hikaye anlatıcılarımızdan. belki çocukluğumuzun hepsini kaplayan bütün o efsaneleri dillendiren. masal, efsane,çocukluk, haylazlık: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"

    ya da kısaca bir efsane anlatıcısı olarak garip bir şekilde hücrelerime oksijen kalbime gam pompalayan bir cengiz aytmatov romanı. bu ne yaman çelişki!

    kitaptan:

    Çocuk, zorlanarak da olsa dedesini yüzüstü çevirdi. Onun toza belenmiş yüzünü, seyrek yapışık sakalını görünce irkildi. Biraz önce Orozkul'un baltasıyla parçalanan Boynuzlu maral ana'nın başı canlandı gözünde ve korkudan kenara sıçradı. Biraz uzakta durup:

    -balık olacağım ben, duyuyor musun dede, balık olacağım ve yüzüp gideceğim buralardan. Kulubeğ gelirse ona benim balık olduğumu söyle. Dede cevap vermedi.

    Çocuk güçlükle yoluna devam etti, çaya gitti ve hemen suya girdi. Acele ediyor, ayağı kayıyor, düşüyor ama hemen kalkıyor, suyun sığ yerinde titreye titreye koşmaya devam ediyordu. Çayın hızlı akışlı derin yerine geldi ve akıntı alıp götürdü onu. Burgaçlarda çırpınıyor, yüzüyor, nefesi kesiliyordu. gittikçe daha çok üşüyordu...

    Çocuğun balık olup çay boyunca yüzüp gittiğini henüz kimse bilmiyordu.

    Avludan bir sarhoş şarkısı duyuldu:

    Kambur dağlardan inmişim, kambur dağlardan
    Kambur deve üstünde hey kambur deve..
    Aç kapını ey bezirgan, kambur bezirgan
    Gel içelim seninle hey, acı şaraptan...

    sen artık bu şarkıyı duyamazsın. su boyunca yüzüp gittin çocuğum. kendi efsaneni de alıp götürdün. Yüzüp gittin. Kulubeg'in gelmesini beklemedin. Yazık, çok yazık! Beklemedin Kulubeg'i. Niye koşup yola çıkmadın? Yola çıkıp koşsaydın mutlaka görecektin onu. Daha uzaktan görür görmez tanırdın onun kamyonunu. Elini kaldırınca o hemen dururdu.

    -Nereye gidiyorsun? derdi Kulubeg.

    -Senin yanına, diye cevap verirdin.

    Seni hemen şoför kabinine alır, yanına oturturdu. Beraber giderdiniz. Sen ve Kulubeg. Önünüzde hiç kimsenin görmediği Boynuzlu Maral Ana koşardı. Ama sen görürdün onu...

    Ama sen yüzüp gittin. hiçbir zaman balık olamayacağını biliyor muydun? Isık-Göl'e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemini göremeyeceğini ve ona Selam Beyaz Gemi, ben geldim, ben! diyemeyeceğini biliyor muydun? Çay boyunca yüzüp gitin çocuğum.
    Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. işte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedidir. işte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: insandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır...

    Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum:

    Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!.
    #3757027 (oyuncakdunya, 01.08.2008 22:24 ~ 22:25)
  13. çocuğun dedesinin zor durumda kaldığında geyik ana dan yardım dilemesi, ona sığınması ile dikkatimi çekmiştir. orta asya türk kavimlerinin, mitolojik inanışları yaşama konusunda anadolu insanından daha etkin olduğunu düşündürmüş cengiz aytmatov eseridir.
    #4312581 (siham i kaza, 03.12.2008 15:08)
  14. ruh okşayan bir murat çelik eseri.
    #4424861 (jagatai, 27.12.2008 16:14)
  15. Beyaz gemi, aytmatov'un edebiyat aleminde geniş akisler uyandıran verilmek istenen mesaja yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir. aytmatov beyaz gemi ile destan, efsane ve masal gibi çoğu şifahi edebiyat unsurlarını eserlerine sokmaya başlar. Eserde aytmatov geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirir.
    #4442870 (pierotto mancino, 30.12.2008 21:55)
  16. atilla yelken'in 1982'de çıkan gözler kalbin aynasıdır albümünde bulunan hüzünlü bir şarkı. sözü ahmet selçuk ilkan'a, bestesi selami şahin'e ait bu şarkının sözlerini yazayım da tam olsun:

    ne zaman karşıdan bir gemi geçse
    kalbim durur, ölür gibi olurum
    bir ayrılık vakti gelir aklıma *
    Mendiller sallanır, ben kahrolurum

    Üstüme yıkılır bir koca şehir *
    Kalbim paramparça, bir taş olurum
    Ne zaman karşıdan bir gemi geçse
    Gözümde kurumuş yaşlar bulurum

    Hele o beyaz bir gemiyse geçen
    O günü hatırlar, deli olurum
    Açar kollarını mavi bir deniz
    Dalgalar içinde ben kaybolurum *
    #5413001 (Cemali, 17.06.2009 18:03 ~ 18:04)

Copyright © 2009 - uludağ sözlük

beyaz gemi başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. beyaz gemi ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu beyaz gemi nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about beyaz gemi. Copyrights of the articles are belong to their authors.